Denetimli serbestlik sisteminin kökeni 19. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Modern anlamda ilk uygulamalar, 1840’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde John Augustus’un bireyleri hapis cezası yerine toplum içinde denetim altında tutma girişimleriyle başlamıştır. Bu yaklaşım zamanla kurumsallaşmış ve 20. yüzyılın başlarından itibaren başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede ceza adalet sisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir. Özellikle İngiltere ve Fransa’da denetimli serbestlik birimleri, ceza infaz kurumları ile koordineli olarak suçluların topluma yeniden kazandırılmasını sistematik bir şekilde sağlamaktadır.

Bununla birlikte denetimli serbestlik anlayışının tarihsel kökleri yalnızca modern Batı uygulamalarıyla sınırlı değildir. 1840 yılında yürürlüğe giren ilk Osmanlı Ceza Kanunu ve sonrasında yapılan düzenlemelerde, denetimli serbestlik anlayışıyla örtüşen uygulamalara rastlanmaktadır. Osmanlı Devleti’nde görülen bu erken örnekler, bireyin tamamen hapsedilmesi yerine belirli koşullar altında toplum içinde denetlenmesini esas alan bir yaklaşımın izlerini taşımaktadır. Türkiye’de ise bu anlayış, ilk defa 1926 yılında yürürlüğe giren 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kendine yer bulmuştur. Ancak bu dönemde uygulamalar daha çok mahkeme kararlarının kolluk kuvvetleri aracılığıyla yerine getirilmesi şeklinde sürdürülmüş, kurumsal anlamda ceza adalet sistemine dahil olması ise 2005 yılını bulmuştur.

20 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile kurumsal bir yapıya kavuşan sistem, Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu tarihten itibaren hızla gelişen denetimli serbestlik uygulamaları, kısa süre içerisinde ceza infaz sisteminin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Türkiye’de her ilde denetimli serbestlik birimleri kurulmuş ve ülke genelinde koordinasyon, merkezi olarak Daire Başkanlığı üzerinden sağlanmaktadır. Denetimli serbestlik müdürlükleri idari yönden, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına bağlı olarak görev yapmaktadır.

Türkiye’de ceza adalet sistemi son yıllarda köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Klasik ceza infaz kurumu merkezli infaz anlayışı, yerini bireyin toplum içinde denetim ve rehabilitasyonunu esas alan daha çağdaş modellere bırakmaktadır. Bu dönüşümün en önemli taşıyıcılarından biri ise Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı olmuştur.

Bugün denetimli serbestlik sistemi; yalnızca bir infaz yöntemi değil, suçun tekrarını önlemeyi hedefleyen, bireyi topluma kazandırmayı amaçlayan ve kamu güvenliğini toplum içinde sağlamaya çalışan çok boyutlu bir yapıya dönüşmüştür. Elektronik izleme uygulamalarının yaygınlaşması, yükümlülere yönelik eğitim ve iyileştirme programlarının artması ve kurumlar arası iş birliğinin genişlemesi, bu alanın her geçen gün daha da büyüdüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda, denetimli serbestlik müdürlükleri tarafından aşağıda belirtilen kararların infazı gerçekleştirilmektedir:

- Adli Kontrol

- Çocuğun Denetim Altına Alınması

- Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar

- Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Denetimli Serbestlik

- Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma

- Tedavi ve Denetimli Serbestlik

- Etkin Pişmanlık

- Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanarak Cezaların İnfazı

- Adli Para Cezasına Karşılık Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırılma

- Koşullu Salıverilme

- Mükerrirlere ve Bazı Suç Faillerine Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik

- Hapis Cezasının Konutta Çektirilmesi

- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Denetimli Serbestlik

Tam da bu noktada kritik bir soru ortaya çıkmaktadır: Bu kadar hızlı büyüyen ve fonksiyonları çeşitlenen bir yapı, mevcut Daire Başkanlığı statüsüyle yoluna devam edebilir mi? Bu soruya verilecek cevap, geleceğe dair güçlü bir öngörüyü de beraberinde getirmektedir. Zira denetimli serbestlik hizmetlerinin ulaştığı kapasite, yürüttüğü faaliyetlerin çeşitliliği ve üstlendiği sorumluluklar dikkate alındığında, bu yapının ileride müstakil bir genel müdürlük hâline gelme potansiyeli taşıdığı görülmektedir.

Nitekim geçmişte Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün geçirdiği kurumsal dönüşüm süreci, benzer bir evrimin denetimli serbestlik alanında da yaşanabileceğini göstermektedir. Kurumlar, görev ve sorumlulukları arttıkça daha üst düzey kurumsal yapılara evrilirler. Denetimli serbestlik sistemi de bugün tam olarak bu eşiğe gelmiş durumdadır. Bu noktada “neden genel müdürlük?” sorusu özellikle önem kazanmaktadır. Çünkü genel müdürlük düzeyine geçiş;

- Daha geniş bütçe ve kaynak yönetimi,

- Uzmanlaşmış personel istihdamı,

- Daha güçlü kurumsal temsil ve karar alma yetkisi,

- Ulusal ve uluslararası düzeyde politika üretme kapasitesi arttırma anlamına gelmektedir.

Mevcut Daire Başkanlığı yapısı, kısa vadede hizmetlerin yürütülmesini sağlasa da sistemin artan kapasitesi ve sorumlulukları dikkate alındığında gelecekte müstakil bir genel müdürlük hâline gelmesi olası bir gelişme olarak öngörülmektedir.

Avrupa ülkelerindeki uygulamalar da bu yönelimi desteklemektedir. Örneğin Birleşik Krallık’ta faaliyet gösteren HM Prison and Probation Service, binlerce personeliyle hem ceza infaz kurumlarını hem de denetimli serbestlik hizmetlerini bütüncül bir yapı içerisinde yürütmektedir. Bu sistemde denetimli serbestlik birimleri; risk analizi yapmakta, bireyselleştirilmiş programlar uygulamakta ve elektronik izleme yöntemlerini etkin biçimde kullanmaktadır. Fransa’da Service pénitentiaire d’insertion et de probation (SPIP) bünyesinde görev yapan uzmanlar, her yükümlü için sosyal inceleme raporları hazırlamakta ve rehabilitasyon sürecini sistematik bir şekilde yönetmektedir. Almanya’da ise “Bewährungshilfe” sistemi kapsamında denetimli serbestlik hizmetleri, sosyal hizmet temelli bir yaklaşımla yürütülmektedir.

Bunun yanı sıra Avrupa’da farklı ülkelerde denetimli serbestlik hizmetlerinin doğrudan Adalet Bakanlıklarına bağlı genel müdürlükler veya benzeri üst kurumsal yapılar altında yürütüldüğü görülmektedir. Çek Cumhuriyeti’nde denetimli serbestlik hizmetleri, Adalet Bakanlığı’na bağlı bir genel müdürlük bünyesinde kamu teşebbüsü olarak faaliyet göstermekte ve ülke genelinde yaygın bir teşkilat yapısıyla hizmet sunmaktadır. İngiltere ve Galler’de denetimli serbestlik hizmetleri, Adalet Bakanlığı’na bağlı ulusal bir yapı tarafından yürütülmekte olup Türkiye’nin bu alandaki kurumsal gelişiminde de örnek teşkil etmiştir.

İtalya’da denetimli serbestlik hizmetleri, Adalet Bakanlığı bünyesinde “Toplum İçinde Cezaların İnfazı” alanından sorumlu genel müdürlük tarafından yürütülmekte; bölgesel ofisler aracılığıyla planlama, koordinasyon ve denetim sağlanmaktadır. İsviçre’de ise federal yapı gereği kantonlara özgü uygulamalar bulunmakla birlikte, merkezi düzeyde genel müdürlük benzeri bir yapı koordinasyon ve denetim işlevini üstlenmektedir. Norveç ve Portekiz gibi ülkelerde de denetimli serbestlik hizmetlerinin, Adalet Bakanlıklarına bağlı genel müdürlük düzeyinde örgütlendiği ve kamu teşebbüsü niteliği taşıdığı görülmektedir. Bu örnekler, denetimli serbestlik hizmetlerinin etkin ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi açısından güçlü, merkezi ve üst düzey kurumsal yapılanmaların tercih edildiğini göstermektedir.

Öte yandan, Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Avrupa Denetimli Serbestlik Kuralları, bu hizmetlerin güçlü, bağımsız ve yeterli kaynaklara sahip kurumsal yapılar altında yürütülmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, dünyada denetimli serbestlik sistemlerinin genel müdürlük veya bağımsız birim statüsünde yönetilmesi, uygulamaların etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından kritik bir faktör olarak kabul edilmektedir.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, denetimli serbestlik sisteminin gelecekte müstakil bir genel müdürlük hâline gelme olasılığı, güçlü bir öngörü olmanın ötesinde, mevcut gelişmelerin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak burada asıl önemli olan nokta, bu dönüşümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden ziyade, bu dönüşüme ne kadar hazırlıklı olunacağıdır. Kurumsal yapı, personel eğitimi, uzmanlaşma alanları ve çalışma yöntemleri bugünden bu değişime uygun şekilde geliştirilmezse, ileride yapılacak yapısal değişiklikler istenilen etkiyi yaratmayabilir.

Bu nedenle denetimli serbestlik sisteminin bugünden itibaren;

- Uzman personel yapısını güçlendirmesi,

- Bilimsel ve kriminolojik veriye dayalı çalışma modellerini geliştirmesi,

- Kurumsal kapasitesini artırması büyük önem taşımaktadır.

Genel müdürlük düzeyinde bir yapılanmaya geçilmesi, yalnızca idari kapasitenin artırılmasıyla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlüler ve toplum açısından da önemli kazanımlar sağlayacaktır. Öncelikle, kurumsal kapasitenin güçlenmesiyle birlikte yükümlülere yönelik bireyselleştirilmiş iyileştirme programlarının daha etkin şekilde uygulanması mümkün hâle gelecektir. Bu durum, suç tekrarının azaltılması ve bireyin topluma uyum sürecinin hızlandırılması açısından belirleyici bir rol oynayacaktır. Ayrıca uzman personel sayısının artması ve mesleki uzmanlaşmanın derinleşmesi, yükümlülerin psikososyal destek, eğitim ve rehabilitasyon süreçlerinden daha etkin biçimde yararlanmasını sağlayacaktır. Bununla birlikte, ceza infaz kurumlarının üzerindeki yoğunluğun azaltılması, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını mümkün kılacak; alternatif infaz yöntemlerinin etkinliği artacaktır.

Sonuç olarak denetimli serbestlik, Türkiye’de ceza adalet sisteminin geleceğini şekillendiren temel unsurlardan biri hâline gelmiştir. Bu yapının ilerleyen süreçte müstakil bir genel müdürlük olarak yeniden yapılandırılması, yalnızca idari bir değişiklik değil, aynı zamanda çağdaş infaz anlayışının doğal bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Bu sürecin başarıyla yönetilmesi ise ancak bugünden yapılacak hazırlıklarla mümkün olacaktır.

KAYNAKÇA:

- https://doingtime.co.uk/

- https://www.gov.uk/

- https://hmiprobation.justiceinspectorates.gov.uk/

- https://www.parliament.uk/

- https://hmiprobation.justiceinspectorates.gov.uk/

- https://cte.adalet.gov.tr/Home/

- https://www.insee.fr/en/metadonnees/definition/c1770

- ERYALÇIN Talip, BİRİNCİ Mehmet, “Türkiye ve Avrupa’da Denetimli Serbestlik Sisteminin Yönetim Yapısı”, Sosyal Çalışma Dergisi, C: 2, S: 2, 2021

- YAVUZ A. Hakan, Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Bölümü, Yayınlanmamış Doktora Tezi, 2011