“Cezaevi Paradoksu: Daha Fazla Hapis Cezası
Bizi Daha Güvenli Hale Getirmeyecektir.”
Temel sorularımız şunlardır: Eşitsiz bir toplumda cezanın eşit veya adil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği? Hangi kurumlarda ve uygulamalarda yapılacak uygulanabilir değişikliklerle, suç oranlarında büyük oranda değişiklikler yaratılabileceği? Mükerrirlik oranında azalmanın cezaevi ve sonrası tretmanla nasıl sağlanabileceği? ve “Cezaevi paradoksunu”, yani cezaevinin ilan edilmiş amaçlarını açıkça yerine getirememesine karşın neden bir kurum olarak varlığını sürdürdüğüdür?
Tüm cezaevleri temel yönlerden birbirine benzer. Tutuklu ve hükümlerin bulundukları kurumlar toplumun dezavantajlı kesiminden orantısız derecede çok sayıda insanı barındırma eğilimindedirler. Hükümlüler, cezaevi dışındaki nüfusa göre daha şiddet yanlısı, daha az sabırlı, daha az güvenilir ve daha az eğitimli olanlardır. Çoğu hükümlü diğer hükümlülerle birlikte yaşamak ve etkileşimde bulunmak zorundadır.
Cezaevlerinin çok yönlü yapısı, cezaevi etkinliğini özetlemek için tek bir ölçütün yeterli olmadığı anlamına gelir. Birkaç farklı yaklaşım mevcuttur. John J. DiIulio düzen, konfor ve hizmete odaklanmak- tadır. Bunun bazı yönlerini, tecavüz, saldırı, cinayet ve isyan oranları gibi objektif şekilde ölçebiliriz. Anketler ayrıca daha öznel unsurları da ölçebilir.1 Örneğin, anketler hükümlülere cezaevinin ne kadar güvenli, sakin ve tahmin edilebilir olduğunu sorabilir. Sosyolog Charles H. Logan, cezaevi performan- sının sekiz boyutunu tanımlar: Güvenlik ("içeride tutun"), emniyet ("güvende tutun"), düzen ("kurallara uyun"), bakım ("sağlıklı tutun"), aktivite ("meşgul tutun"), adalet ("adil bir şekilde yapın"), koşullar ("gereksiz acı çekmeden") ve yönetim ("mümkün olduğunca verimli").
Yalnız cezaevi modern, uygar toplumlar için bir paradoks veya geçmişin sadist bir anısı olarak görülmekte, gayri insani ve etkiden yoksunluğu ile günümüz dünyasına ters düşmektedir. Ne var ki, bir kurum olarak kullanılmaktadır.2 Bu durumda kurumda geçirilen zaman elverdiğince değerlendirilmelidir. Yalnızca “zaman doldurmanın” kurum yaşamındaki negatif değerleri vurgulayıcı ve hükümlülerin girdikleri andan daha kötüleşmiş olarak çıkacakları göz önünde bulundurulmalıdır. Bu doğrultuda, Avrupa Cezaevi Kuralları3 ile İşkence Sözleşmesindeki ilkelere uyarlık içerisinde çekilen mahrumiyet ve acılara limitler getirilmelidir. Bu amaçla normlaştırılacak infaz rejiminde;(1) Hükümlüler biçimsellik ötesi “gözlem ve sınıflandırmaya tabi tutulmalı ve bu işlev belli aralıklarla güncelleştirilmeli; (2) Kurumsal güvenlik önlemleri çağdaş ve modern teknoloji ile desteklenmeli; (3) Günlük programda yer alan yeme-içme, çalışma, eğitim ve yaşam koşulları standartların çok üstünde gerçekleştirilmeli ve (4) İyileştirme programları etkili/doyurucu olmalıdır. Bu doğrultuda infaz ve tretman rejimi gerçekleştirilmediğinde ise, ayaklanma /isyan, rehin alma, yangın çıkartma ve firar olgularının ekonomik ve toplumsal bedeli umulmadık derecede yüksek olmaktadır. Tek seçenek insancıl ve demokratik yaklaşım olup; hükümlülere güvenilmeli ve geleceğe umutla bakmaları sağlanmalıdır.4
“Bir toplum, mahkumlarına gösterdiği muameleyle ölçülür.”
Winston S. Churchill
İyileştirme yaklaşımında, muhasebe diliyle, her hükümlü cezaevi yönetimi için, bireysel eğitim alanında ıslah faiziyle yatırılmış bir sermayedir.5 Etkin bir mekanizma olarak, iyileştirme uygulamasıyla, cezai sistem ve masif cezaevleri inşasına yatırılan sermayeden bir kâr yaratmalıdır.
Hiç kuşkusuz, cezaevlerinde mahpusları iyileştirici nitelikteki programların geliştirilmesi, “muhafaza” kavramında saklı bulunan kısıtlayıcı nitelikteki modellerle uyumlu olabilecek etkileşim ve iletişim modelleri gerektirmektedir.
"Cezaevinde gerçeklik rahatsız edicidir; doğru gibi görünen şeyler çoğu zaman yanlıştır ve görünüşte saçma olan şeylerin, içinde bulundukları koşullardan kaynaklanan bir mantığı vardır." Drauzio Varella, Brezilyalı cezaevi doktoru
Hükümlü için aktif/pasif çabalar sonunda bir ödül alabilecekleri ihtimali (umut/ödül) sisteme egemen olmalıdır. Cezaevinde insanın umudu kalmazsa çaba göstermez. Gardiyan, cezaevinin mutlak hükümranlığı ile donatılmış gerçek bir hakimdir ve görevini gereği gibi yerine getirebilmesi için erdemleri en derin insanlık bilgisiyle birleştirmesi gerekmektedir!6 Mahpusların eşit işleme tabi tutulması onların tutumlarıyla somutlaştırılmaktadır.
Hapishane, disiplin gücüne özgü mekanizmalardan doğdu ise de hapsin hükümlüleri "özgürlükten menetmek” dışındaki ilkesel varlığının ancak hükümlüleri "doğru yola getirme" ve rehabilitasyon işlevleriyle meşrulaştırılabileceği söz konusu olabilir. Önemli olan yetişkin suçlulardaki çocuksu dürtülerin giderilmesidir. Ülkemizde cezaevinin hükümlüler üzerindeki etkisini saptamak üzere 300-500 kişilik 15-25 yaşlarında ilk defa suç işleyen, en azından bir yıl hapis cezasına hükümlülere ilki ceza- evine kabullerinde, diğerleri tahliyesi öncesi ile tahliye sonrası bir yıl ve üç yıl sonrası uygulanacak anketleri içeren bir araştırma projesi kurgulanmalıdır. Bu projede bilgi edinme kaynakları olarak cezaevi ile denetimli serbesti görevlilerine de başvurulmalıdır. Bu projenin diğer bir amacı da eski hükümlülerin mükerrirliği üzerine bilgi edinmek olmalıdır. Bu araştırma projesine paralel bir proje ile aynı sayıda hükümlü kadar denetimli serbesti rejimine tabi hükümlü kontrol grubu ele alınarak psiko-sosyal profil- leri çıkarılmalı; yaptırımların ikamesi teorisi test edilmelidir.
İnsan Hakları Olarak Cezaevlerinde Mahkûm Hakları
Cezaevindeki mahpuslar, genellikle kötü muamelenin her türüne karşı savunmasız olduklarından, onların korunması amaçlı hükümleri içeren çeşitli uluslararası insan hakları metinleri var olmuştur. Bu bağlamda, suç siyasetine özgü rehber ilke, hükümlülerin cezalandırılmak için değil, cezalarını çektirmek amacıyla cezaevine konulduğudur. Öte yandan, suç işleyerek başkalarının hakkını ihlal eden hükümlülerin “hakları”, toplumda hukuka uyarlı kişilerin genelde sağlamak için uğraş verdikleri iaşe, ikamet, eğitim veya çalışma koşullarının iyisine sahip olmaları, eleştirisi konusu yapılmaktadır.
Kuşkusuz, kimlerin cezaevi hükümlüsü olacağının şans işi olması savı ile ekseri suçlu davranışın iradi olmadığı, uyuşturucu madde, alkol, akıl hastalığı veya ekonomik baskılar gibi faktörlerin ürünü olduğu şeklindeki savlar bir kenara bırakıldığında, bu tutuma verilecek yanıtlar şöyle sıralanabilir:
· Medeni haklar ile insan hakları birbirinden ayrıt edilmelidir. Medeni haklar sosyal sözleşme fikrine dayalı olarak oluşan ve ihlali halinde yitirilmesine karşın tüm insan hakları insan olmak nedeniyle sahip olduğumuz haklardır. Bu haklar sınırlandırılabilirse de sonlandırılamazlar- Noli me tangere.
· “Kişiler ceza aldıkları için cezaevine gönderilmekte; yoksa, cezalandırılmak için değil” deyişi göz önünde bulundurulmalıdır. Hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet kişinin yaşamını tehdit eden cezaevi koşullarında kalmasını veya cezaevi personelince kendisine kötü muamele yapılmasına izin vermemektedir (primum non nocere). Ne var ki, mahkeme hükmündeki yaptırıma belli bir evre veya yöredeki orantısız şekildeki ağır cezaevi koşulları, mahpusluğu “keyfiliğe” büründürecek dereceye varabilmektedir.7
· Salıverilen hükümlüler sonuçta topluma dönmektedirler. Hükümlü- nün tabi olacağı zalimane rejimin onları hukuka veya diğer kişilerin haklarına karşı daha duyarlı yapacağı düşünülmemeli; bu tür rejimin hükümlülerce “keyfi” olarak algılanacağı göz ardı edilmemelidir.
· Toplumca suçlulardan çok suç mağdurları üzerine eğilmesi ileri sürülmekte ise de bu konu bir seçim işlemi olmak dışında her iki grubunda korunması gerektiği şeklinde algılanmalıdır. Mağdurların ceza adaleti sisteminde daha iyi muamele görme ihtiyacı olduğu (soruşturmanın her evresinden bilgilendirilmesi, duruşmada yeterince dinlenmesi, hak ettiği tazminatı alabilmesi gibi) kadar cezaevi koşullarının da minimum insan haklarına saygınlık içinde oluşturulması gerekmektedir.8
· Hükümlülerin tabi olacağı iyileştirme rejimi ülkenin uygarlık seviyesini gösterirken (Churchill, 1910), bu rejimin hepimizi etkileyeceği de unutulmamalıdır. Toplumda sorumsuzca davranışa yer veren odaklar her zaman için bir tehlike oluşturmaktadır. Böyle bir odağın varlığı, başarı olarak algılanması ve diğer gruplarca da benimsenmesi riskini taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, bugün için tehlikeli suçlular/ teröristler için geçerli olabilecek bu tür tretman yarın sokak çocukları için geçerlik kazanabilir.
Birçok liberal demokraside, seçkinler, uzmanlar ve diğer reformcular, çok çeşitli durumlarda şeffaflığı 'güç yoğunlaşmasının ima edebileceği sorunlara çare' olarak benimsemişlerdir- Şeffaflık kültürlerini kavramsallaştırılması. Bu doğrultuda İzleme Kurulları ceza infaz kurumlarındaki yaşam şartları, infaz uygulamaları ve işleyişin daha şeffaf, güvenilir ve insan haklarına uygun olması için 2001 yılından bu yana izleme faaliyeti yürütmekte ve yıllık raporlar düzenlenmektedir.9 Ne var ki, İzleme Kurulları raporları kamuoyu ile paylaşmadığı için bu konuda ayrıntılı bir değerlendirme yapmak mümkün olamamaktadır.10 İzleme Kurullarında amaç değer kurum bünyesinde gözaltında tutulan kişilere insancıl ve adil muamele edildiğinden ve onları serbest bırakmaya hazırlayan programların kapsamı ve yeterliliğinden emin olmaktır.
Cezaevleri ayrıca Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi ve Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Örgütü'nün İşkenceyi Önleme Alt Komitesi gibi uluslarüstü kuruluşlar tarafından da kurumsal denetime tabidir. Ne var ki, cezaevleri yasal olarak hem bakım hem de gözetim sağlamakla yükümlü olsalar ve çeşitli tür ve derecelerde düzenleyici denetime tabi olsalar da sistemik insan hakları ihlalleri, kötü hapis koşulları ve ilgili ve doğru bilgilerin açıklanmaması dünya çapında rapor edilmeye devam etmektedir.
“Bir ulusu gerçekten tanımak için onun hapishanelerinin içine girmek gerekir derler. Bir ulus, en yüksek mevkideki vatandaşlarına nasıl davrandığıyla değil, en düşük mevkideki vatandaşlarına nasıl davrandığıyla değerlendirilmelidir.” Nelson Rolihlahla Mandela
Penolojik açıdan temel sorun kabarık cezaevi nüfusu nasıl oluştuğu ve niçin devam ettiğidir?11 Sorun kısmen, yalnızca kısmen TBMM’nin sağladığı ceza yaptırımlarından kaynaklanmakta ise de somutlaşması kuşkusuz hâkimlerce sağlanmaktadır. Hükmedilen yaptırımlar yalnızca suçun özelliklerine yanıt olmak ötesinde kamuoyu ve medya baskılarına yanıt olarak da hükmedilmektedir. Bizler önyargılardan ziyade gerçeklere baktığımızda, ağırlaşan ceza yaptırımları ve artan cezaevi nüfusu toplum güvenliğini sağlamak yerine zayıflatmaktadır. Cezaevlerindeki aşırı kalabalık, ciddi bir insan hakları, sağlık ve güvenlik krizi oluşturmakta ve cezaevlerinde uluslararası asgari standartların ihlaline en büyük katkıyı sağlayan faktör olarak öne çıkmaktadır. Özetle, cezaevine girenlerin artışı ve karanlıkta (dark figures) kalan suçlar, 'yasalara uyan çoğunluk' kavramının bir efsane olduğu ortaya çıkarmaktadır.
Cezaevi nüfusunu aşağı çekmenin en iyi yolu hapis cezasına en son çare olarak başvurulması; başvurulduğunda da daha kısa süreli yaptırımlar ön görülmesi ilke olarak benimsenmelidir. Seçenek yaptırımların da ekonomik olduğu kadar insani olması yanında aile bağlarını koruması açısından önemli olduğu konusunda halk bilinçlendirilmelidir. Cezaevi nüfusunun kontrolsüz artışını sonlandırma ihtiyacına vurgulamak üzere de her şeyden önce açık, tutarlı siyasi bir önderlik ihtiyacı belirmektedir.
Cezaevi sayısını sınırlamanın fazlaca cezaevi inşa etmekten daha iyi bir siyaset olup olmadığı üzerine fazlaca araştırma kanıtı bulunmaktadır. Kriminologların mutabık kaldığı husus, suç oranının ceza şiddetindeki değişimlere ceza görme olasılığından daha az yanıt verdiği12 ve cezaevine girenlerin artışı ve karanlıkta (dark figures) kalan suçlar da 'yasalara uyan çoğunluk' kavramının bir efsane olduğu ortaya çıkarmaktadır. Öte yandan cezaevlerinin suçluları suç işlemekten uzaklaştırması etkisi de marjinal kalmaktadır.
Modern Cezaevi Paradoksu
“Davranış Kuralları ikna edici şekilde şu sonuca varmaktadır; daha fazla cezaevi inşa etmek çalışmıyor, adil yasal düzenlemelere uyum için yarayan yoksulluğu azaltıcı ve motivasyonu inşa edici kurumlardır.”
JOHN BRAITHWAITE, Avustralya Ulusal üniversitesi
Cezaevlerindeki koşulların uluslararası standartlara13 uyumlu bir oluşum sergilemesi doğrultusundaki strateji, birçok aktörün katılımını öngörmektedir. İlk önce, yasama erki ve mahkemeler, cezaevlerine gönderilecek hükümlü sayısını azaltma doğrultusunda önemli bir rol üstlenebilirler. Kapasite üstü hükümlü ve tutuklu barındırılması konumunda koşulların iyileştirilmesi imkansızlaşmaktadır.14 Ne var ki, hâkimler, cezaevi nüfusunun büyük bir yüzdesini (%44) oluşturan tutuklulara özgü alternatif tedbirleri araştırmak için donatılmış değildir. Bu konuda önemli bir gelişme, CMK (109.md) ile sisteme giren “adli kontrol”le sağlanmış bulunmakta ise de tutuklamaya fazlaca başvurulmaktadır.15
İkinci grup aktörlerde, cezaevleri genel müdürü ile cezaevleri müdürleridir. Bunların, mahpusluk konusundaki profesyonel yaklaşımları, hükümlü ve tutuklu haklarına saygınlık gereğini içermesi ve bu anlayışın personele aktarılması gerekmektedir. En azından bu tutum, cezaevi rejiminin keyfi adam öldürme, işkence veya gayrı insani veya aşağılayıcı cezayı önlemesi, cezaevleri ile dış dünya arasında (özellikle ailesi ve avukatları ile) devamlı teması kolaylaştırması,16 kurumdaki işlemlerin, otoritenin keyfi ürünü olmak yerine konuklarına açıklanabilir nitelikte kararlara dayalı olmasını öngörmelidir. Bu ilkeler, kuşkusuz, zengin veya fakir ülke ayrımı olmaksızın her ülke cezaevi sisteminde erişilebilecek türdendir. Cezaevi sistemi a priori bir kavram olamaz; toplumsal durumun bir sonucudur.
Cezaevi rejimindeki kaliteyi belirleyen en önemli faktör, ekseriyetle cezaevi yönetim kalitesi17 ise de konukların kendi haklarını bilmesi de önemlidir. Hakları hakkındaki bilgi noksanlığının daima kötüye kullanılma riski vardır. Bu konuda ulusal mahkemeler yanında ulusal insan hakları kurumları önemli rol üstlenebilirler.18 Kuşkusuz, hükümlü ve tutukluların haklardan yararlanması bazı kayıtlara tabi tutulabilirse de bunlar, kanuna dayalı olmak kadar demokratik bir toplumda kamu düzeni ve güvenliği düşüncesiyle gerekli ve meşru olarak takip edilen amaçla orantılı olmalıdır. Özetle, oranlılık ilkesi cezaevi yaşamına ilişkin tüm karar ve işlemlerde göz önünde bulundurulmalı; haklı görülür bir ayrıma bağlı olarak veya disiplinin korunması ayrık olmak üzere hürriyetten yoksunluk koşulları ve cezaevi rejimleri, bu durumun içerdiği ızdırabı yoğunlaştırmamalıdır (Avrupa Cezaevi Kuralları, Kural 3, Rec-2006/2 sayılı Tavsiye Kararı).
“Cezaevleri sorunları ortadan kaldırmaz, insanları ortadan kaldırır.”
Cezaevleri durgunluk yerleridir, ancak eğitim derinden dönüştürücüdür.17
Mahkumlar, herhangi bir toplumun karşılaştığı sorunların birçoğuyla karşı karşıyadır. Şiddet ve düzensizlik kurumda nasıl önlenecek? Kurumlar düzeni nasıl sağlayabilir? Bu kurumlar nereden gelecek? Cezaevlerindeki kurumların çeşitliliğini incelemek, bu soruları anlamak için daha geniş dersler sunmaktadır. İlk olarak, cezaevleri, kendi kendine uygulayan değişimin, nüfus az olduğunda ve itibar mekanizmalarını kolayca kullanabildiğinde en iyi şekilde işlediği yönündeki yaygın iddianın bir testini sağlar. Bu doğrultuda periyodik olarak cezaevindeki yaşam kalitesini saptamak üzere mahpuslar arasında anketler yapılmalıdır. Bu anketler cezaevlerinin “ahlaki performansını” ölçmektedir. Anket, nesnel ölçümler ve sonuçlardan ziyade ilişkisel yönlere odaklanmalıdır. Mahkumlardan, cezaevi performansının birçok boyutu üzerine (saygı, insanlık, personel-mahkûm ilişkileri, destek, güven, adalet, düzen, güvenlik, refah, kişisel gelişim, aileyle iletişim, güç, anlam ve nezaket) ne kadar hemfikir olduklarını bildirmeleri istenilmelidir.
Bu bağlamda cezaevi personelinin sayısı ve profesyonelliği son derece önemli olmaktadır.18 Bunun en güzel örneğine İskandinav cezaevlerinde tanık olunmakta ve mahkûm sayısı kadar cezaevi personeli bulunmaktadır. Kapsamlı bir eğitim almış ve tesislerde önemli bir varlığa sahip olan personel sosyal etkileşimleri denetlemekte ve yönetmektedirler.
Kişi misin, hükümlü müsün?
Çıkarım olarak, hapis cezalarının artmasının suç üzerindeki etkisi yok denecek kadar azdır. Bazı durumlarda, hapis cezalarının artması suç oranlarında artışa bile yol açabilir. Kurumda insan olarak trete edilmeyen mahpus kişinin kendisini de insan gibi hissetmesi olasılığı olmayacaktır. Suç önleme ve hapis cezasına seçenekler, hapis cezasına aşırı bağımlılığın ve uygunsuz kullanımının önlenmesi için kilit önem taşımaktadır. Özetle, mahkûm oranını artırmak, hükümetlerin suçla mücadele çabalarında sıklıkla başvurduğu bir siyaset tercihi ise de daha fazla suçluyu hapse atmak, suç oranlarını mutlaka düşürmez.19
Suçun baştan önlenmesi, ceza adalet sistemiyle temasa geçen insan sayısını azaltmak için çok önemlidir. Bireyleri suç, şiddet ve mağduriyet riskine daha fazla maruz bırakabilecek bireysel, ailevi, toplumsal ve daha geniş toplum düzeylerinde faktörler bulunmaktadır.
Mahkumlar için insan hakları güvenceleri, cezaevi yönetiminin bütünlüğünü, şeffaflığını ve hesap verebilirliğini sağlamak için çok önemli olup, hapis cezaları, suçluları yalnızca özgürlüklerinden mahrum bırakarak cezalandırır ve ek zorluklar veya kötü muamele içermemelidir.20 Sonuç olarak, gerçekleri doğru bir şekilde ortaya koymak ve büyük resmi anlamak her zamankinden daha önemli ise de, "cezaevi paradoksu"nun uzun vadeli bir sorun olduğu ve bu paradoksun çözülmekten çok uzak olduğu göz ardı edilmemelidir.
“Cezaevini, toplum içinde bir toplum olarak görmeliyiz.”
Gresham M. Sykes
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
----------------
1 DiIulio, John Jr. Cezaevi Yönetimi ve Cezaevi Düzeni (Prison Management and Prison Order) Encyclopedia of Criminological Theory: Çalışmasının bulgularından yola çıkarak DiIulio iki temel sonuca ulaştı: (1) Cezaevlerinin yaşam kalitesi farklılık gösterir ve (2) Cezaevlerindeki yaşam kalitesi öncelikle cezaevlerinin nasıl yönetildiğinden etkilenir. Cezaevi yönetiminin yaptığı tavizlerin ve güvenlik önlemlerinin azaltılmasının, cezaevi düzensizliğine ve huzursuzluğuna katkıda bulunabileceğini öne sürdü. Yine de cezaevi yönetiminin potansiyel öneminin ampirik olarak çok fazla ilgi görmediğini kabul etti. DiIulio'nun görüşüne göre bu bir gözden kaçırmaydı ve bu nedenle " Cezaevlerini Yönetmek" adlı eserindeki analizinde mahkumlara değil, cezaevi yöneticilerine odaklandı. Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Ceza-Siyasetindeki-Paradokslar
2 “Biz, geçmişin ceza kurumlarının ya ortadan kalktığı ya da ancak alışkanlık zoru ile yaşamakta olduğu ve fakat vicdanın yeni isteklerine daha iyi yanıt verecek başka kurumların da daha doğmamış olduğu bir zamana erişmiş bulunuyoruz” É. Durkheim. Ceza Evriminin İki Kanunu/Deux lois de l’évolution pénale (Çev. H.Topçuoğlu) Ank., 1966 s.34. Bkz. M. Foucault. Hapishanenin Doğuşu İmge Kitapevi, 2000. The Global prison paradox Raphael Rove & David Skarbek Youtube Amy E. Lerman. The Modern Prison Paradox, Cambridge University Press. Her analysis reveals that working in more punitive prisons causes correctional officers to develop an 'us against them' mentality while on the job, and that the stress and wariness officers acquire at work carries over into their personal lives, straining relationships with partners, children, and friends.
3 Ayrıca 1957 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyince kabul edilmiş “…Standart Minimum Kurallar” ile mahpus çocuklara özgü “Beijing Kuralları” vardır.
4 Council of Europe. Psyhosocial Interventions in the Criminal Justice System, Strasbourg, 1995, pp. 81-91; Avrupa Konseyi. Avrupa Cezaevi Kuralları, Strasbourg (Ter. M. T.Yücel) Ank., 1987; Ç.Emeç. “İnsanca” Hürriyet (23/1/1991) s.5.
5 “Suçlunun ıslahı veya başkalarının yönlendirilmesi dışında hiçbir amaçla vermemeliyiz. Emsal oluşturmaya ve ortaya çıkacak faydaya bakmaksızın öç alma, başkasının uğradığı zarardan övünç duymaktır ki bu hiçbir amaca hizmet etmez; çünkü amaç, daima, elde edilecek bir şeydir: ve amaçsız övünmek beyhude gururdur ve akla da aykırıdır.” T. Hobbes. Leviathan, YKY, 4. Bası,2004, s.112. Ayrıca bkz. J. Burchett and A. Weyembergh. Prisons and detention conditions in the EU- February 2023.
6 Kim tutar da gardiyan olmaya, hatta cezaevi müdürü olmaya karar verir? Kimin aklına gelir bunu istemek? İnsan çocukken polis olmak ister, atlet, futbolcu, pilot, subay, doktor, hâkim olmak ister de bugüne kadar dünyada gardiyan ya da cezaevi müdürü olmak isteyen biri görülmüş müdür hiç? Evet 1970’lerde İstanbul Bayrampaşa cezaevinde doğan ve gardiyandan başka birisini görmeyen bir çocuk büyünce gardiyan olacağım demiştir. Cezaevleri, hükümlü ve tutukluların yaşamları üzerindeki neredeyse mutlak kontrolleri nedeniyle, Goffman'ın (1961) 'total kurum' kavramının en tipik örneği olarak nitelendirilir. Total kurumlar- genellikle, duvarlar, parmaklıklar ve kilitli kapılarla fiziki olarak dış dünyadan soyutlanmış kurumları “total kurumlar” olarak adlandırmaktadır. Akıl hastanesi, cezaevi kurumları ve toplama kampları bu türdendir. Total kurumların hedefi kişilerin yaşamlarını kapsamlı bir biçimde etkilemek; kişinin eski kimliği ve benlik duygusu parçalanmak ve kişiyi uyum sağlamaya ve kurumun hedeflerine uymaya zorlamak; total kurumlar insanları destek sistemlerinden ve benlik duygularından mahrum etmektir. Bu kurumlar genellikle kendilerini kamuoyuna rasyonel organizasyonlar olarak sunarlar.
7 Örnek bir saptama için bkz. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı İnfaz Kurumu Raporu Hürriyet (7/12/2018), s.13. Mahkûm haklarına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ilişkin rehber (Guide on the case-law of the European Convention on Human Rights Prisoners’ rights), 2019. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nden üye Devletlere CM/Rec (2012)5 Cezaevi Personeli için Avrupa Etik Kuralları (Bakanlar Komitesi tarafından 12 Nisan 2012 tarihinde 1140. Bakan Yardımcıları toplantısında kabul edilmiştir.) 1987 yılında genel müdür olarak sağladığım Hükümlü-Tutuklu Hakları Bilgilendirme Kitapçığı cezaevlerinde varlığını sürdürmektedir.
8 1970 ve 80’lerde yapılan (ve sonuçları çok kaygı verici olduğu için durdurulan) psikolojik deneylere göre, cezaevlerinde iktidar dengesi aşırı ölçüde yönetim ve gardiyanların lehine olduğunda, en eğitimli ve rafine insanlar bile zaman içinde ciddi boyutta sadizme yönelmektedirler. Ortaya çıkan sorun ise, mahpusların haklarından mahrum edilmesidir. Ayrıca Bkz. Adalet Bakanlığı. 21. Yüzyıla Girerken Cezaların İnfazı Sempozyumu (21-22 Ocak 2000) Ank., 2001,ss.150-180; Sağlık hizmetine ulaşım hakkı için ss. 98-101; İnfaz Hukukunun Sorunları (Sempozyum 24-25/11/2000, Ankara) Goethe-Institute Ankara, 2001; Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği. Ceza İnfaz Sistemi ve Sivil Toplum Konferansı Raporu (21-23 /03/2007) Ankara. 136 gün cezaevinde tutuklu kalan bir kadın yazarın psiko-sosyal izlenimleri için bkz. A. Arman. “Aslı Erdoğan’ın Cezaevindeki 136 günü” Hürriyet Pazar (8/01/2017) ss.6-7. A.Coyle. Cezaevi Yönetimine İnsan Haklarını Göz Önüne Alan Bir Yaklaşım-cezaevi görevlileri için elkitabı, 2002. A. Dağlar. Cezaevlerindeki mahrem soru: "Pembe oda"dan neden sadece “uslu” duran mahkumlar yararlanıyor? Independent Türkçe 17/04/ 2019. İnsan Hakları Derneği. 2024 Yılı Türkiye Hapishaneleri Hak İhlalleri İzleme Raporu (5/08/2025).
9 Hakan Sabri Çelikyay. “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları” TBB Dergisi 2014 (113) ss.161-216.
10 Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST). İzleme Kurulları Raporu 2023.s.30: “Başvurulara verilen cevaplar ve bu cevapların içerikleri incelendiğinde mekanizmaların bağımsızlığının tartışmalı olduğu ve yerinde izleme yapma eğiliminin oldukça düşük olduğu, aynı kurul yapısının farklı adli yargı bölgelerinde ve illerde farklı tutumlar sergileyebildiği, bir hak ihlaline ya da hak ihlali iddiasına karşılık objektif ve detaylı olarak ilgililerin aydınlatılmadığı görülmektedir. Tüm bunlar, başvuru mekanizmalarının etkililiğinin artırılmasına işaret eden önemli verilerdir”. 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu Madde 6/3: “3. (Değişik: 20/11/2007-5712/2 md.) Ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile ilgili tespitlerini ve aldıkları bilgileri değerlendirerek en az dört ayda bir rapor düzenlemek, raporun bir örneğini Adalet Bakanlığına, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığına, izleme kurulunun bulunduğu yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığına ve görev alanına giren bir şikâyet konusu bulunduğu takdirde infaz hâkimliğine göndermek. (Ek fıkra: 20/11/2007-5712/2 md.): Adalet Bakanlığı, cezaevi güvenliğine ilişkin hususlar müstesna olmak üzere, her yıl bir önceki yıla ait izleme kurullarınca düzenlenen raporların sayısını, konularını, yerine getirilen ve getirilmeyen önerileri ve gerekçelerini bir rapor ile kamuoyuna açıklar(!?). Ayrıca bkz. Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliği. Ayrıca bkz. Memorandum of understanding between HMI Prisons and the Independent Monitoring Boards September 2024 (İngiltere). Jim Murdoch and Vaclav Jiricka. A handbook for prison staff with focus on the prevention of ill-treatment in prison, Council of Europe, 2016.
11 Cezaevi kapasitesini genişletme kararı almadan önce, cezaevlerinde aşırı kalabalık sorunuyla karşı karşıya kalındığında öncelikle cezaevi nüfusunu azaltma fırsatlarını araştırmalı ve bu fırsatları sonuna kadar değerlendirmeli, ardından kalan ihtiyaçların kapsamlı ve gerçekçi bir değerlendirmesini yapmalıdır. United Nations System Common Position on Incarceration, April 2021, s.52.
12 A. Von Hirsch, A.E. Bottoms, E. Burney and P-O Wikström. Criminal Deterrence and Sentencing Severity:An analysis of recent research. Oxford: Hart, 1999; P.Goldblatt. P., ve C. Lewis. Reducing Offending: an assessment of research evidence on ways of dealing with offending behaviour. Home Office Research Study 187, London: Home Office, 1998.
13 N. Nursal. Uluslararası Cezaevi Standartları…Ank., 2007; Türkiye’de cezaevlerinde geliştirilen “standartlar sistemi” için bkz. www.adalet.gov.tr; AİHS’nin 3. maddesi ile AİHM’nin Batı vd.-Türkiye 33097/96, 57834/00 ve Özgür ve Çamlı-Türkiye 13903/02 sayılı kararları. Brezilya’daki bir yıl hapis cezası, feci koşullar nedeniyle Almanya’da üç yıl hapis cezasına eşit olarak hesaplanmış: bkz. F.von Schirach, Suç II, NTV, 2012, s.25.
ABD Yüksek Mahkemesi, Brown v. Plata et al., 563 U.S. 1 (2011) verdiği kararla, California infaz sistemindeki kabarık cezaevi nüfusunu Anayasa’nın 8. Maddesindeki “işkence ve gayri insanı muamele” yasağının ihlali olarak gördü. Bkz. Benjamin F. Krolikowski, Brown v. Plata: The Struggle to Harmonize Human Dignity with the Constitution, 33 Pace L. Rev. 1255 (2013). Bkz. T.C. Anayasa 17/3 maddesi. Ayrıca bkz. Toplam nüfusa oranla en fazla ve en az cezaevi nüfusu için bkz. prisonstudies.org veya Council of Europe. Annual Penal Statistics SPAC 1- Prison Populations Survey 2015, Updated on 25 th April of 2017. Bkz. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (99)22 sayılı “Cezaevi Nüfus Kabarıklığı ve Nüfusundaki Enflasyon” konulu Tavsiye Kararı; Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi. White Paper on prison overcrowding (Cezaevi nüfus kabarıklığı üzerine beyaz kitap), Mayıs 2016; Hans-Joerg Abrecht. “Prison Overcrowding-Finding Effective Solutions in Correctional Facilities”, April 2012(Erişim.30/08/2018). A. Uludağ. “TİHEK Cezaevlerini akladı” Cumhuriyet (12/08/ 2019), s.8: “Başta kötü muamele ve kalabalık koğuşlar olmak üzere birçok soruna ilişkin şikâyeti inceleyen TİHEK, bu olaylarda insan hakkı ihlali yapılmadığına karar verdi(!)” Avrupa Konseyi'nin İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) 2021 Türkiye genel raporuna göre,
ceza politikalarının çok sert ve uzun olması, ev hapsi gibi alternatif tedbirlerin kısıtlı uygulanması ve uzun tutukluluk gibi nedenlerle cezaevlerinin kalabalıklaştığı belirtildi. Her cezaevi için tutuklu sayısının belirlenmesi, bunlara titizlikle uyulması gerektiği ifade edildi. Ayrıca ‘her mahpusa banyo ve WC hariç en az 4 metrekare yaşam alanı verilmelidir’ denildi.
14 Kapasite üstü cezaevi nüfusu karşısında AİHS. 3. md. İhlali “İşkence ve kötü muamele” olarak değerlendirilen haller:
1. Hücresinde 3m² den az olan yaşam alanı
2. 3 m² den fazla olmakla beraber maddi ve öteki muhafaza koşullarının kümülatif etkileri ve özellikle hareket özgürlüğü olanağı ve hücresi dışında harcadığı zaman bakımından 3. maddenin ihlal edilip edilmediğinin araştırılması.
3. İkamet edilen hücre alanındaki paylaşım bu amaca uygun olmadığı ve özellikle fazla kalabalık ve sağlıklı olmayan koşulların gayrı insanı veya alçaltıcı tretman olması.
15 Avrupa'da, cezaevi istatistiklerine ilişkin en son SPACE I raporu, Avrupa cezaevi nüfusunun %21,7'sinin tutuklulardan oluştuğunu ve bu sayının son yıllarda önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Bkz. Aebi, M., & Tiago, M. (2022). SPACE I – 2022 – Avrupa Konseyi Yıllık Ceza İstatistikleri: Hapishane nüfusları. Strasbourg: Avrupa Konseyi .
16 Cezaların İnfazına dair Tüzükte yapılan değişiklikle (19/03/2001) “Hükümlü ve tutuklular idarenin kontrolündeki telefonlarla yakınlarıyla görüşebilirler (Madde 155/A); telefonla görüşme ayrıntılı olarak Yönetmelikle düzenlenmiştir; Ş.Ünal Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (TBMM Yayın no 89) Ank., 2001, ss.224-228. Gardiyanın çocuğu, «hırsız görmek istiyorum» diyor. “İşte oğlum orada gördüklerin hırsızdır” karşılığı vermiş. Çocuk, “Ama baba, ben hırsızları görmek istiyorum, orada gördüklerim insandı” demiş. N. Şener. Baba, seni neden oraya koydular? Gerçekler Hapsedilemez, Doğan Kitap, 1. baskı Nisan 2012. Hürriyetten yoksunluk acısı kurumdan koruma oldukça değişebilir. Bu nitelik gardiyanların ne derece normlara uyarlı davranmasına bağlıdır (Yazarın notudur.)
17 John J. DiIulio, Jr. Cezaevi yaşamının kalitesini oluşturan üç kavram olduğunu gözlemledi: Düzen, konfor ve hizmet. Düzen, başkalarının güvenliğini tehdit edebilecek bireysel veya toplu kötü davranışların yokluğu olarak tanımlandı.
18 S. Sturn.”Resolving the Remedial Dilemma: Strategies of Judicial Intervention in Prisons” 138 University of Pennsylvania Law Review 1990,p.805; Council of Europe. Human Rights in Prisons, Strasbourg,1986; Hapishanelerde İnsan Hakları (Çev.İ. Kuntbay) Ank; K.Tomasevki. Prison Health (HEUNI) Helsinki, 1992; M. Türker. “Türk Cezaevlerinde İnsan Hakları- nın Korunması için Adalet Bakanlığına Pratik bir Öneri: Standartlaştırma Yolu ile İyileştirme” Manisa Barosu Dergisi Yıl:17, S.66 ss.25-44 ve “…Podular/Indirect Supervision Mimari Tasarım” a.g.d. Yıl:18, S.69 ss.32-48; K.Karagöz. “Mahkumların Oy Hakkı Üzerindeki Yasağın Demokrasi Teorisindeki Yerine Eleştirel Bir Yaklaşım” Dokuz Eylül Üniv. Huk.Fak.Derg. C.9, Sayı 1, 2007, ss.165-207.
TBB. Ceza ve Tutukevleri ile ilgili Araştırma Raporu Yayın No.3; İngiltere ve Galler’deki ziyaretçi kurulları için bkz. www.homeoffıce.gov.uk/bov/; Türkiye’deki düzenleme için bkz. Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu Kanun no.4681, Kabul T.14/06/2001 ve özellikle 5712 sayılı kanunla (2007) değişik md., 1/3 bendi, izleme kurullarının en az dört ayda bir rapor düzenlemesini…Adalet Bakan- lığının her yıl düzenlenen bu raporların sayısını, konularını, yerine getirilen ve getirilmeyen önerileri ve gerekçelerini bir rapor ile kamuoyuna açılmasını öngörmektedir. Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Yönetmeliği. Ayrıca bkz. H.S.Çelikyay. “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları” TBBD, Temmuz-Ağustos:2014, ss.161-216. Bu izleme kurulları raporlarını kamuoyu ile değil, yalnızca bakanlık ile paylaşıyor. Ayrıca bkz. J. Pradel.“İnfaz Hukukuna Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım” Uğur Alacakaptan’a Armağan C.1, Bilgi Üniversitesi, Haziran 2008, s.779 vd. E.Frankl. İnsanın Anlam Arayışı, Nadir Kitap, 2012; T.Uzbay. “Tutukluluk ve Beyin” 22. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi, Youtube. M. Tezkan “At İçeri Mantığı Değişmedikçe!” Milliyet (29/11/2015) s.5. Ayrıca bkz. İnsan hakları ve ceza adaleti sistemi açısından ceza infaz kurumlarının izlenmesi Sempozyumu- Anayasa Mahkemesi (2/03/2022). Anayasa Mahkemesinin başlıca kararları: Mehmet Hanefi Baki (kötü muamele)-2017/ 36197; Timur Demir (nüfus yoğunluğu)-2018/33190; Şehmus Özsubaşı (beslenme sorunu) -14/07/2016/29770.
17 Eğitimin yoğun olduğu cezaevlerinde şiddet ve disiplin tedbirlerinin oldukça azaldığına ve mükerrirlik oranının düştüğüne tanık olunmuştur. Bkz. The Prison Education Paradox-Jennifer Lacke YouTube. Gökçer Tahincioğlu. “Adalet Bakanlığı, aflarla kaç kişinin tahliye edildiğini bilmiyormuş…” T 24 (7/03/2026): Adalet Bakanlığı, CHP Milletvekili T. T. Özer'in sorduğu “Kanundan yararlanıp cezaevinden çıktıktan sonra kaç kişi yeniden suç işlemiştir?” sorusuna şu yanıtı verdi: "İstenilen ayrıntıda istatistiki veri bulunmadığı anlaşılmıştır." Mükerirlik oranı için bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Ceza-Siyasetinde-Paradokslar -Mükerrirlik oranı %61. ABD’de salıverilme sonrası beş yıl içindeki mükerrirlik oranı %76.6.
18 Güven Urgan. “Ceza İnfaz Kurumlarında Yürütülen Islah Faaliyetlerinin Başarısı İçin Temel Bir Unsur: Nitelikli Personel Eğitimi” AD 2023/2, Sayı 71, ss.1087-1118. Why U.K. prisons need urgent reform bkz. “Criminal Barrister on the Dark Side of the Justice System|DEEP YouTube”
19 Londra'daki Kırsal ve Çevre Tarihi Bölümü'nün araştırma başkanı Kostadis Papaioannou, şehirlerdeki yoksulluk ve suç arasındaki ilişkide yoksulluğun hırsızlık veya mülkiyet suçlarının temel ve altta yatan nedeni olduğunu gösterdi. Papaioannou, Kostadis J. “‘Hunger Makes a Thief of Any Man’:Poverty and Crime in British Colonial Asia” European Review of Economic History 21, no. 1 (February 6, 2017), pp. 1–28. https://doi.org/10.1093/ereh/hew019.
Equal Justice Initiative. “Study Finds Increased Incarceration Has Marginal-to-Zero Impact on Crime,” August 7, 2017. https://eji.org/news/study-finds-increased-incarceration-does-not reduce-crime/. Bkz. Oliver Roeder, Lauren-Brook Eisen, and Julia Bowling, What Caused the Crime Decline? (2017) (Önceki çalışmalardan elde edilen verilerin yeniden analiz edilmesi ve 2000-2015 yılları arasındaki verilerin incelenmesi; hapis oranları ile şiddet suç oranları arasında ya hiçbir ilişki bulunmadığı ya da çok küçük bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.)
20 Jim Murdoch and Vaclav Jiricka. A handbook for prison staff with focus on the prevention of ill-treatment in prison, Council of Europe, 2016. United Nations System Common Position on Incarceration, April 2021. Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Sosyal-Adalet-ve-Ceza-Adaleti Amy E. Lerman. The Modern Prison Paradox: Politics, Punishment, And Social Community (Modern Hapishane Paradoksu: Politika, Ceza ve Toplumsal Topluluk), Cambridge University Press, 2013. Don Steme: Cezaevi Paradoksu: Daha Fazla Hapis Cezası Bizi Daha Güvenli Hale Getirmeyecek, Vera Kanıt Özeti, Temmuz 2017- Önceki araştırmalar, suç oranlarının düşmesiyle ilişkili çeşitli faktörlere işaret etmektedir: yaşlanan nüfus, artan ücretler, artan istihdam, artan mezuniyet oranları, artan tüketici güveni, artan kolluk kuvveti personeli ve kolluk stratejilerindeki değişiklikler.