1. Genel Olarak Bono
Hiç şüphesiz günümüzde ticari hayatın hızlı, güvenilir ve kolay bir şekilde devamlılığı bakımından kambiyo senetleri büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemizde ticari ilişkilerde sıklıkla tercih edilen bono da ticari hayatın hızlı ve güvenilir bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayan senetlerden birisidir. Esasında taraflar arasındaki temel bir ilişkiye dayanılarak düzenlenen bono, TTK m. 776 hükmü uyarınca kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içerir ve bu sebeple bono üzerinde borcun sebebinin gösterilmesi mümkün değildir. Aksi halde bono gerçersiz sayılacaktır. Nitekim bono alacaklısı talebini sadece senede dayandıracak, taahhüdün sebebini açıklamak ve bunu ispatlamak zorunda kalmayacaktır. Diğer taraftan bonoya, tarafların isteğine bağlı olarak “malen” ya da “nakden” kaydı konulması mümkündür. Bu kayıtlar bononun geçerliliğini etkilemeyecektir ancak ispat yükü bakımından önemli etkileri mevcuttur.
2. Bono üzerine koyulan “malen” kaydının ispat yüküne etkisi
Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi içeren bono, TBK m. 18 kapsamında soyut bir borç tanıması niteliğinde olup senet alacaklısının alacağı kanuni bir karine olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple alacağını bonoya dayandıran kişi, borcun sebebini ispat etmek zorunda kalmadan yalnızca bonoya dayanarak alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Bu durumda ispat yükü borçlu tarafta olup, borcu olmadığını iddia eden kişi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Diğer taraftan bono üzerine yazılan “malen” kaydı bononun geçerliliğini etkilememekle beraber senedin bir mal veya hizmet karşılığında düzenlendiğini göstermektedir. Uygulamada özellikle menfi tespit davalarında karşı karşıya kalınan bu husus ispat yükünün kimde olduğu noktasında önem taşımaktadır. Malen kaydı bulunan senedin alacaklısı tarafından başlatılan icra takibi sebebiyle senet borçlusu tarafından menfi tespit davası açılması halinde senet metninde yer alan kaydın aksini iddia eden borçlu, bu iddiasını ispatla yükümlü olacaktır. Böyle bir durumda borcu olmadığını iddia eden senet borçlusunun malların teslim edilmediğini dolayısıyla borcu olmadığını ispat etmesi gerekecektir. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bononun veriliş nedeninin “malen” olarak gösterilmesi halinde bu kayıt, mal karşılığı bononun verilmiş olduğuna karine teşkil eder ve karinenin aksini, yani bononun verilip malın alınmadığını ispat yükü senet borçlusu üzerindedir. Bu gibi durumlarda senet alacaklısının ticari defterlerini ibraz gibi bir yükümlülüğü olmayacaktır. Zira malların teslim edilmediğini ispatla yükümlü olan taraf senet borçlusudur.
3. Görevli Mahkeme
Türk Ticaret Kanunu’nun 4. Maddesinde ticari davalar tarif edilmiş olup, bonoya dayalı açılan menfi tespit davası ticari dava niteliğindedir. Aynı kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olarak kabul edildiğinden bonoya dayalı menfi tespit davası Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılacaktır.
4. Yargıtay Kararları
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2014/8075 E. 2014/10986 K. sayılı 12/06/2014 tarihli ilamı;
“Dava kambiyo senedinden dolayı bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı bedelsizlik iddiasını yazılı belgeye karşı HMK’nın 201. Maddesi uyarınca yazılı belgeyle kanıtlamak zorundadır. Dava konusu olayda takip ve dava konusu bononun veriliş nedeni "malen" kayıtlıdır. Bu kayıt alınan mal karşılığı bononun verilmiş olduğuna karine teşkil eder. Hal böyle olunca, bu karinenin aksinin yani bononun verilip karşılığında mal alınmadığı iddiasının ispat yükü davacıdadır. Açıklanan bu yönler gözetilmeden ispat yükünün davalı üzerinde bırakılarak yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2012/5150 E. 2012/11719 K. 12/07/2012 tarihli ilamı;
“Mahkemece, iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda uyuşmazlığa konu bonoların “malen” kaydı taşıdığı, davacının mal almadığını ve bonoların teminat olarak verildiğini yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 12.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2013/5376 E. 2013/9552 K. sayılı 23/05/2013 tarihli ilamı;
“Takip ve dava konusu bononun veriliş nedeni "malen" kayıtlıdır. Bu kayıt alınan mal karşılığı bononun verilmiş olduğuna karine teşkil eder. Hal böyle olunca, bu karinenin aksinin yani bononun verilip karşılığında mal alınmadığı iddiasının ispat yükü davacıdadır. Açıklanan bu yönler gözetilmeden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2010/12014 E. 2011/6773 K. sayılı 23/05/2011 tarihli ilamı;
“Dava konusu bonolar malen kayıtlı olup, malın verildiğine karine teşkil eder. Bu durumda davada ispat külfeti davacı yanda olup, bonoların avans olarak verildiğini kanıtlayacaktır.
Malın teslimini bonolardaki malen kaydı ile ispat eden davalının ayrıca ticari defterlerinde teslime ilişkin belgenin kaydının bulunup bulunmaması önemli olmadığından ticari defter ibrazına zorlanamaz.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2011/9173 E. 2011/11540 K. sayılı 28/09/2011 tarihli ilamı;
“Dava konusu bono malen kaydını taşımaktadır. Dairemizin 2008/10718 E, 2009/136 K sayılı kararında belirtildiği üzere keşidecinin lehtara karşı temel ilişkiye dayalı olarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu bononun malen kaydı gözetilerek, bu kaydın malın verilip, bononun alındığına karine teşkil edeceği ve bu karinenin aksinin ispat külfetinin davacı tarafta olduğu gözardı edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
5. Sonuç
Ticari hayatın önemli bir parçası olan bono, her ne kadar kayıtsız ve şartsız bir bedel ödeme vaadi içerse de tarafların isteğine bağlı olarak bono üzerine “malen” kaydı konulabilmesi mümkündür. Söz konusu kayıt senedin geçerliliğini etkilememekle beraber, mal karşılığı bononun verilmiş olduğuna karine teşkil edecektir. Dolayısıyla Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere karinenin aksini iddia eden senet borçlusu bononun verilip malın alınmadığını ispatlamakla yükümlü olacaktır.
AV. ERCAN AVCI
AV. MELEK SARICA BÜLBÜL