ÖZET: Dijitalleşmeyle birlikte "fizikî mekân" sınırını aşan bahis oyunları, suç ekonomisini ve ispat rejimini değiştirdi. Bu yazıda; uygulamada sıklıkla karıştırılan "sanal kumar" ve "yasa dışı bahis" kavramlarını, 7258 sayılı Kanun ile TCK arasındaki norm ilişkisini ve dijital delillerin sıhhatini ele alıyoruz.

NOT: Bu çalışma akademik bir makale olmayıp, uygulamaya yönelik genel bilgilendirme amacı taşımaktadır.

GİRİŞ

Dijitalleşmenin baş döndürücü hızıyla birlikte bahis ve şans oyunları, “fizikî mekân” sınırlarını aşarak internet üzerinden her an erişilebilir hâle geldi. Bu dönüşüm, yalnızca oyun alışkanlıklarını değil; suç ekonomisini, finansal akışları, soruşturma yöntemlerini ve ispat rejimini de doğrudan etkiledi.

Literatürde sıkça vurgulandığı üzere, yasal bahis ve şans oyunlarının ekonomik büyümesiyle paralel seyreden “yasa dışı” alanın genişlemesi, hukuk düzeninin müdahale sınırlarını tartışmalı hâle getirmiştir. Türkiye’de bu alan, devletin izin ve denetim tekelindedir. Spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunları bakımından temel düzenleme 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesidir.

Bu çalışmada, uygulamada sıkça birbirine karıştırılan kavram kargaşasını gidermeye çalışacağız. Oynayan ve oynatan ayrımından suç-kabahat farkına, delil kalitesinden koruma tedbirlerine kadar yargılama sürecinin kilit noktalarına değineceğiz.

1. Kavramsal Çerçeve: “Sanal Kumar” mı, “Yasa Dışı Bahis” mi?

Her ne kadar günlük hayatta hepsine birden 'sanal kumar' deyip geçsek de hukuk tekniği açısından durum bu kadar basit değil. Karşımızdaki eylem spor müsabakalarına dayalı bir bahis ise adresimiz 7258 sayılı Kanun; ancak klasik anlamda bir şans oyunuysa Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri devreye giriyor.

TCK m.228/6 kumarı, “kazanç amacıyla icra edilen ve sonucun şansa bağlı olduğu oyunlar” şeklinde tanımlıyor. Bahis oyunları da özünde bir 'talih' unsuru barındırsa da, yasa koyucu burada bilinçli bir ayrıma gitmiş; spor bahislerini TCK’nın genel şemsiyesi altında bırakmak yerine, özel bir yasayla (lex specialis) ayrıca düzenlemeyi tercih etmiştir.

2. Uygulamadaki Temel Ayrım (Oynamak & Oynatmak)

Uygulamada şüphelilerin veya sanıkların en sık düştüğü hata, tüm fiilleri “oynadım” savunması altında toplamaya çalışmaktır. Oysa 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesi, failin konumuna göre keskin bir ayrım yapar ve farklı fiilleri farklı yaptırımlara bağlar:

- 2.1. Oynatma / Yer ve İmkân Sağlama (Suç): Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis/şans oyunlarını oynatan ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayan kişiler hakkında hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.

- 2.2. Yurt Dışı Kaynaklı Oyunlara Erişim (Suç): Yurt dışında oynatılan oyunların internet yoluyla Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayanlar için müstakil bir hapis cezası düzenlenmiştir.

- 2.3. Para Nakline Aracılık (Suç): Bahis paralarının transferine bilerek aracılık edenler bakımından hapis ve adli para cezası gündeme gelir. Uygulamada “hesap kullandırma / kiralık hesap” gibi pratikler tartışma konusu olmakla birlikte, ceza sorumluluğunun kurulmasında kast ve fiilin bahis faaliyetiyle bağlantısı belirleyicidir.

- 2.4. Reklam ve Teşvik (Suç): Kişileri reklam vererek veya başka şekilde bu oyunları oynamaya teşvik eden eylemler de cezai yaptırım altındadır. (Bu başlık, özellikle sosyal medya fenomenleri ve “influencer” ekosisteminde görünür hâle gelmiştir.)

- 2.5. Oynayanlar (Kabahat): Spor müsabakalarına dayalı bahis/şans oyunlarını oynayanlar bakımından eylem “suç” değil, kabahat niteliğindedir. Yaptırımı idari para cezasıdır ve karar mercii mahkeme değil, “mahallin en büyük mülki idare amiri”dir.

Soruşturma aşamasında kişinin ‘sadece oynayan’ mı yoksa ‘yer veya imkân sağlayan, para nakline aracılık eden ya da teşvik eden’ mi olduğu ayrımı dosyanın yönünü değiştirir. Bu ayrım yalnızca muhtemel yaptırımın ağırlığını değil, bazı dosyalarda koruma tedbirleri (arama, el koyma, malvarlığı tedbirleri gibi) bakımından yapılacak değerlendirmeyi de etkileyebilir. Bununla birlikte bu tedbirler otomatik olarak uygulanmaz; her durumda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun aradığı somut şartlar ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

3. “Kumar Oynamak” ile “Yer ve İmkân Sağlamak” Farkı

Kumar fiili bakımından hukukumuzda ikili bir rejim vardır:

1. Kumar oynamak: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.34 kapsamında kabahat; idari para cezası ve bazı hâllerde el koyma/müsadere tartışmaları gündeme gelebilir.

2. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlamak: TCK m.228 kapsamında suçtur.

Bu ayrımın pratik karşılığı şudur: Oyunu oynayan kişi çoğu senaryoda idari yaptırımla karşılaşırken, oyunun oynandığı düzeni kuran/yöneten veya oynanmasına imkân sağlayan kişi bakımından ceza sorumluluğu ağırlaşır.

4.Özel Norm & Genel Norm İlişkisi: 7258 Sayılı Kanun ve Türk Ceza Kanunu

Doktrinde ve uygulamada genel kabul gören yaklaşım, özel normun genel norma nazaran öncelikle uygulanacağı ilkesidir. Spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunları söz konusu olduğunda 7258 sayılı Kanun m.5 özel düzenleme niteliğindedir; TCK m.228 ise kumar fiilleri bakımından genel çerçeveyi ortaya koyar.

Bu nedenle eylem, futbol veya diğer spor müsabakalarına dayalı bahis ya da şans oyunu kapsamında değerlendirilebiliyorsa, öncelikle 7258 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. TCK m.228’in uygulama alanı ise daha çok spor müsabakalarına dayalı bahis sisteminin dışında kalan kumar pratiklerinde, özellikle “kumar oynanması için yer ve imkân sağlama” fiilinin tartışıldığı olaylarda gündeme gelir. Somut olayda fiilin niteliği ve sistemin işleyiş biçimi, hangi normun uygulanacağını belirleyecektir.

5. Korunan Hukuki Yarar ve AYM Yaklaşımı

Uygulamada ceza miktarları ve suç siyaseti tartışmalarında “korunan hukuki yarar” kavramı belirleyicidir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2016 tarihli ve E.2016/51, K.2016/179 sayılı kararı yol gösterici niteliktedir. Karar, 7258 sayılı Kanun’un 6495 sayılı Kanun’la değişik 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” ibaresine ilişkin iptal itirazını incelemiş; anılan ibarenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle hükmetmiştir.

Yüksek Mahkeme’nin değerlendirmeleri, korunan hukuki yarar bakımından 7258 sayılı Kanun m.5 ile TCK m.228’in aynı eksende değerlendirilmediğini ortaya koymaktadır. TCK m.228’deki düzenleme, kumarın toplumsal etkileri ve genel ahlak/toplumsal tehlike boyutuyla ilişkilendirilirken; 7258 sayılı Kanun m.5 bakımından koruma odağı, devletin izin&ruhsat&denetim sistemi altında yürütülen bahis ve şans oyunu düzeninin korunması, bu sistemin dışında kalan yasa dışı faaliyetlerin kamu otoritesi ve mali düzen üzerindeki etkilerinin önlenmesi olarak temellendirilmektedir. Bu yaklaşım, spor müsabakalarına dayalı bahis suçlarında daha ağır bir yaptırım rejiminin öngörülmesini açıklayan temel yargısal referanslardan biridir.

6. İspat Sorunu ve Dijital Delillerin Sıhhati

Yasa dışı bahis dosyalarının omurgasını dijital deliller oluşturur: bilgisayar imajları, IP/log kayıtları, banka hareketleri, dekontlar, site verisi, mesajlaşma içerikleri vb. Ancak ceza muhakemesi açısından en hassas nokta da burasıdır.

CMK m.134 kapsamında bilişim sistemlerinde arama ve el koyma işlemleri kural olarak hâkim kararı ile yürütülür; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunun öngördüğü usul ve denetim mekanizmaları devreye girer. Usule aykırı şekilde elde edilen dijital veriler bakımından “hukuka aykırı delil” tartışması, dosyanın esasına etki edebilecek bir kırılma noktasıdır. Bu nedenle yalnızca “hangi verinin bulunduğu” değil, verinin nasıl elde edildiği de savunma makamınca titizlikle denetlenmelidir.

7. Koruma Tedbirleri: Etkin Mücadele & Ölçülülük Dengesi

Yasa dışı bahis faaliyetleri, kimi vakalarda organize yapı ve yüksek hacimli para trafiği ile iç içe geçebildiğinden, soruşturma makamları bakımından malvarlığına yönelik tedbirler ve teknik soruşturma araçları gündeme gelebilir. Ancak burada belirleyici olan şudur: Koruma tedbirleri, “suç tipi” gerekçe gösterilerek otomatik uygulanmaz; her tedbir için somut olayın delil durumu, orantılılık ve yargısal denetim şarttır.

Hukuk devleti ilkesi bakımından hedef açıktır: Etkin mücadele yürütülürken, birey hak ve özgürlüklerini zedeleyen “ölçüsüz” tedbirlerden kaçınmak.

Yargılamanın sıhhati bakımından, her somut olayda şu beş sorunun cevabı aranmalıdır:

1. Fiil tespiti: Spor müsabakasına dayalı bahis mi, yoksa klasik kumar mı? (Uygulanacak normun tayini)

2. Failin statüsü: Kişi sadece “oynayan” mı, yoksa sistemin işlemesine “imkân sağlayan/aracılık eden/teşvik eden” mi?

3. Finansal irtibat: Para trafiğinde aktif aracılık veya menfaat temini var mı?

4. Delil hukuku: Dijital delil toplama ve inceleme usulü CMK m.134 ve yerleşik içtihatlara uygun mu?

5. Tedbirde ölçülülük: Uygulanan koruma tedbirleri somut delil durumuyla orantılı mı?

Pratik Tablo: Hangi Fiil, Hangi Yaptırım?

Fiil

Düzenleme

Yaptırım Türü

Karar Mercii

Yasa Dışı Bahis Oynamak

7258 s. Kanun m.5/1-d

İdari Para Cezası

Mülki İdare Amiri

Kumar Oynamak

Kabahatler Kanunu m.34

İdari Para Cezası

Mülki İdare Amiri

Yasa Dışı Bahis Oynatmak/Yer Sağlamak

7258 s. Kanun m.5/1-a,b

Hapis + Adli Para Cezası

Mahkeme

Para Nakline Aracılık

7258 s. Kanun m.5/1-c

Hapis + Adli Para Cezası

Mahkeme

Kumar Oynanması İçin Yer/İmkân Sağlama

TCK m.228

Hapis + Adli Para Cezası

Mahkeme

SONUÇ:

Sonuç olarak “sanal kumar / yasa dışı bahis” başlığı, yalnızca bir “eğlence tercihi” değil; cezai ve idari yaptırımların, dijital delillerle yürüyen soruşturmaların, malvarlığı ve iletişim tedbirleri tartışmalarının ve en önemlisi finansal–psikolojik yıkım riskinin kesiştiği bir alandır. 7258 sayılı Kanun, “oynayan” ile “oynatan/yer ve imkân sağlayan/para nakline aracılık eden/teşvik eden” ayrımını sert biçimde kurar; bu ayrım, dosyanın yönünü ve sonuçlarını doğrudan değiştirir. Ayrıca uygulamada giderek yaygınlaşan “cezan var, dosyan var” temalı dolandırıcılık senaryoları, bu alanın sadece hukuki değil aynı zamanda ciddi bir güvenlik meselesi olduğunu da göstermektedir.

Bu nedenle meseleye tek cümleyle yaklaşmak gerekirse: oynamayın, oynatmayın. Bu işin içinde olanla aranıza mesafe koyun; çünkü çoğu zaman yalnız paranızı değil, itibarınızı, ilişkinizi, işinizi ve hayat düzeninizi hedef alan bir çöküş zinciri doğurur. “Bir kere deneyeyim” diye başlayan süreç, çok hızlı şekilde borçlanma, şantaj/dolandırıcılık, hesap hareketleri ve soruşturma stresiyle büyüyebilir. Hukuki çerçeve bir yana, pratik gerçek şudur: Bu problem, insanın hayatını sessizce ve sistematik biçimde tüketir.