T.C.
Yargıtay
5. Hukuk Dairesi
2023/9158 E., 2024/2679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/650 Esas, 2023/670 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/9 Esas 2021/570 Karar (Birleştirilen Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas, 2021/311 Karar sayılı dosyası)
Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile ... tarafından açılan tapu iptali tescili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davanın davalısı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı asıl davanın davalısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davalısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmişse de Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
... ve 21062347780 Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı ... haricindeki asıl davanın davacıları lehine hüküm altına alınan bedeller Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, asıl davanın davalısı Hazine vekilinin bu davacılar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davanın davalısı Hazine vekilinin, asıl davanın davacıları ... ve ... Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; Kocaeli ili, Karamürsel ilçesi, ... köyü 149 ada 39 parsel sayılı taşınmazın 1951 yılında kadastrodan tescil edildiğini, 1982 yılında orman sınırları içerisine alındığını ve şerh verildiğini, şerhin terkini davası reddedilerek 22.11.2018 kesinleştiğini, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu Kocaeli ili, Karamürsel ilçesi, ... köyü 149 ada 39 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davanın davalısı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, zamanaşımının sona erdiğini, husumetin kendilerine düşmediğini, tazminat talep edebilme şartlarının oluşmadığını, faiz talebinin yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen dosyanın bir kısım davalıları vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın daha önce açılmış bulunan tazminat davası ile birleştirilmesi gerektiğini, davalıların bir kusurunun bulunmadığını, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davanın davalısı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, taşınmazın Devletleştirilen yerlerden olduğunu ve tapu kaydının hukuki geçerliliğinin kalmadığını, orman olan taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, gerçek değer yerine müspet değerin belirlenmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, taşınmazın arsa vasfının bulunmadığını, düzenleme ortaklık payı kesintisinin yapılması gerektiğini, emsalin hatalı alındığını, fahiş bedel belirlendiğini, vefat eden ... hakkında hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi “tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur” hükmünü içerdiğini, Devletin buradaki sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve tapu düzenlenmesi sebebiyle somut olayda devletin tazminat sorumluluğu doğduğunu, malikin taşınmazın orman olduğunu bilmesi yani iyi niyetli olup olmaması devletin sorumluluğuna etkili olmadığını, davanın adli yargının görev alanına girdiğini, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacaktır. Dolayısıyla zamanaşımı da söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davalı Hazine vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğini, 4721 sayılı Kanun’un 705 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tapu iptal ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibarıyla mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibarıyla tapusu iptal edilen kişilerin zararı oluşacağını, dolayısıyla bu tür bir dava, taşınmazların mülkiyetinin yitirilmesine ilişkin iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarihten sonra açılabileceğinden, dava tarihi gözetilerek taşınmazların değerlerinin tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması ve taşınmazın arsa olduğu kabul edilerek özel niteliği olmayan satışların emsal olarak alınması ve emsal karşılaştırması yöntemiyle denetime açık hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunun hükme alınması Dairemizce doğru, değerlendirme tarihi olan 2018 yılı itibarıyla 233,00 TL olarak belirlenen m² birim fiyatı da bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğundan davalı Hazine vekilinin tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmediğini, İlk Derece Mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından, delillerin değerlendirilmesinde ve taşınmazın tapudan terkinine karar verilmesinde de usule aykırılık bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl dava davalısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, davacı ...’ın ad ve soyadının hüküm fıkrasında ... olarak yazıldığını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine, birleştirilen davada ise kesinleşmiş orman tahdidinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun'un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın kök parseli olan 440 parselin, 1958 yılında yapılan yapılan arazi kadastrosu sebebiyle davacılar murisi adına tespit ve tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 1991 yılında orman şerhinin işlendiği, orman şerhinin terkinine ilişkin açılan davada Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/188 Esas, 2006/352 Karar sayılı dosyasında, taşınmazın kök parselinin orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın reddine karar verildiği ve işbu kararın temyiz edilmeksizin 25.09.2018 tarihinde kesinleştiğinden davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü yerindedir.
3. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsili ile değerlendirme tarihi dava tarihi olduğundan bedele dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usûl ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
A. Asıl Davanın Davalısı Hazine vekilinin, ... ve ... Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaralı ... Haricindeki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden;
Asıl davanın davalısı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Asıl Davanın Davalısı Hazine vekilinin, Davacılar ... ve ... Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numaralı ...’a İlişkin Temyizi Yönünden;
Asıl davanın davalısı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





