T.C.
Yargıtay
5. Hukuk Dairesi
2023/4384 E., 2023/10663 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/549 Esas, 2022/117 Karar
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Balıkesir ili, Gömeç ilçesi, ... köyü, 246 ada 14,17,18 parsel, 244 ada 10,14 parsel sayılı taşınmazları 09.07.1999 tarihinde maliki ..., 22.07.1999 tarihinde maliki ..., 21.09.1999 tarihinde maliki ... olan arazileri iyiniyetli olarak satın aldığını ve üzerine tescil ettirdiğini, Hazinece bu arazilerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması olduğu iddiasıyla özel mülkiyete konu olamayacağı, hata sonucu özel mülkiyete tescil edildikleri ve arazileri satın alan davacının mülkiyet hakkını kazanmasının mümkün olmayacağı gerekçeleriyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi ilamlarıyla davacı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescil edildiğini ve davacının tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle zarara uğradığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak şimdilik 135.000,00 TL maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir..
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Devletin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için tapu memurunun huukuka aykırı bir işlemi ve bununla zararla sonuç arasında nedensellik bağının olması gerektiğini, davada bu hususun söz konusu olmadığını, Devletin sorumluluğunun ancak tapu sicil muhafızlığının hukuka aykırı işlemleri ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının gerçekleşmesiyle söz konusu olabileceğini, istenilen tazminat miktarının çok yüksek ve gerçekleri yansıtmadığını, kadastro tutanaklarında taşınmazların değerinin çok düşük olduğunu, Hazinenin iyi niyetli olmayan kişilerin haksız fiilleri sonucu meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, davacının taşınmazları dava dışı üçüncü kişilerden satın aldığını, bu nedenle taşınmazları satın aldığı kişilere karşı dava ve talep hakkını kullanabileceğini, sebepsiz senginleşen kişilerin başkaları olduğunu, tazminat talebine konu olan tapu kayıtlarının mahkeme kararları ile iptal edildiğini, davacıya ait tapu kayıtlarının kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden iptal edildiğini, tapu sicilinin yanlış tutulması sonucu oluşmuş bir zarar olmadığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2013/298 Esas, 2015/324 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 168.357,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; özel mülkiyete konu olamayacak nitelikteki taşınmazlar için tapu kütüğünün davacı adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının tazmininin gerektiği açık ve tapusu iptal edilen taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı; ancak gerçek zararın, tapu iptal kararının kesinleşme günündeki net gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihini esas alarak değer belirlemesi yapan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazların çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, taşınmazın sulu-kuru olup olmadığı, bitki örtüsü, yerleşim alanlarına uzaklığı, iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgelerindeki konumları gözetilerek tarla niteliği itibarıyla çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle tespit edilmesi, tapu iptali ve tescil davalarında verilen kararların kesinleştiği tarihteki gerçek değerlerinin hesaplattırılması, ilçe tarım müdürlüğünden getirilecek yörede yetişen münavebe ürünlerine ilişkin üretim gelir ve giderlerini gösteren tablo ile bilirkişi raporu denetlenerek gerçek zararının saptanması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 29.06.2022 tarihli ve 2019/549 Esas, 2022/117 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara ilişkin Burhaniye Kaymakamlığı tarafından yapılan, 30.05.2008 tarihli ihale satış bedelleri, 244 ada 14 parselde bulunan taşınmazın satış değeri 13.100,00 TL, 244 ada 10 parselde bulunan taşınmazın satış değeri 28.100,00 TL, 246 ada 18 parselde bulunan taşınmazın satış değeri 43.500,00 TL, 246 ada 17 parselde bulunan taşınmazın satış değeri 21.500,00 TL, 246 ada 14 parsel bulunan taşınmazın satış değeri 24.710,00 TL olup taşınmazların değerinin ihale satış bedelinden de yüksek olduğunu, söz konusu çelişki giderilmeden verilen kararın hukuka aykırı nitelikte olduğunu, kısmen ret kararını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; gerekçeli kararın 3 No'lu bendinde, davacı müvekkilin yapmış olduğu yargılama giderinin eksik hesaplandığını, bu nedenle kabul-ret oranına göre, davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesi gereken yargılama gideri hesabının hukuka aykırı nitelikte olduğunu, davacı müvekkilin yapmış olduğu yargılama giderinin daha fazla olduğundan davalı tarafça, davacı müvekkile ödenmesi gereken yargılama giderinin daha fazla olduğunu, bu nedenle müvekkil lehine hükmedilen yargılama gideri hatalı hesaplandığından kararın bu yönden de bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesinleşme tarihine göre dava zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazları 3. Kişiden satın alıp, sebepsiz zenginleşen kişilerden tazminat talep etmesi gerektiğini, tespit edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 inci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4.4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi (eski 125 inci maddesi)
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından; Balıkesir ili, Gömeç ilçesi, ... köyü, 244 ada 10 ve 14, 246 ada 14, 17 ve 18 parsel sayılı sırasıyla 19.112,28 m², 4.689,95 m², 20.410,23 m², 17.371,92 m2 ve 18.543,37 m2 yüzölçümündeki tarla niteliğindeki taşınmazlar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre 1999 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, davacı taşınmazları güven ilkesine dayalı olarak 27.07.1999, 09.07.1999, 22.07.1999, 21.09.1999 tarihlerinde satın almış ve adına tescil edilmiştir. Dava konusu 244 ada 10 sayılı parselin tapu kaydının Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/373 Esas, 2003/169 Karar sayılı kararı ile 244 ada 14 sayılı parselin tapu kaydının Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/371 Esas, 2003/168 Karar sayılı kararı ile, 246 ada 14 sayılı parselin tapu kaydının Gömeç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/210 Esas, 2004/127 Karar sayılı kararı ile, 246 ada 17 sayılı parselin tapu kaydının Gömeç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/209 Esas, 2004/126 Karar sayılı kararı ile, 246 ada 18 sayılı parselin tapu kaydının Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/423 Esas, 2003/361 Karar sayılı kararı ile taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması sebebiyle iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiği ve 244 ada 10 sayılı parsel yönünden verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13.11.2003, 244 ada 14 sayılı parsel yönünden verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 20.11.2003, 246 ada 14 ve 17 sayılı parseller yönünden verilen kararların temyiz edilmeksizin 06.10.2004, 246 ada 18 sayılı parsel yönünden verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 18.02.2004 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın 12.07.2013 tarihinde 10 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı da gözetilerek taraf vekillerinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazların değerinin tespiti için 01.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlara kuru arazi vasfında olduğu kabul edilerek buğday ve arpa münavebesiyle, zararın meydana geldiği tarih olan 2003 ve 2004 tarihli veriler olmadığından, Gömeç İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2007 verileri esas alınarak, metrekare birim fiyatına endeks uygulanmak suretiyle taşınmaza denetime elverişli olmayacak şekilde değer biçilmiştir.
5. Bu nedenle; dava konusu taşınmazın bulunduğu çevre İl-İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, kuru tarım yapılırken ekilen mutat münavebe ürünleri sorularak ve değerlendirme tarihi olan 2003 ve 2004 yıllarına ait resmi verileri esas alınarak değer biçilmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği gözetilmeden, bu yönteme uyulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
6.Dava konusu taşınmazların kuru tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında değeri belirlenirken kapitalizasyon faiz oranının %5 uygulanması gerekirken, bu oranın %7 ve 8 kabulü ile az bedel tespiti bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve davalı ... vekillerinin diğer temyiz taleplerinin reddine,
2.Davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





