KARARLAR

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/5365 E., 2024/5056 K. sayılı kararı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.05.2024 tarihli, 2023/5365 E., 2024/5056 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

2023/5365 E., 2024/5056 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/266 E., 2022/308 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Menderes 1. Asliye Hukuk kararı davacılar vekili ve davalı Tereke Temsilcisi tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte gelen Davacılar vekili Avukat....., Tereke Temsilcisi ... geldiler. Davalı ... tarafından gelen olmadı, Davacılar vekili ve Tereke Temsilcisi vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 21.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin eşi ...'ın üzerinde olan İzmir ili, Menderes ilçesi, Cumaovası köyü Cüneytbey mahallesi 42 pafta, 2679 parselde bulunan gayrimenkulün tamamını 04.06.2001 tarihinde kızı ...'nın eşi olan damadı davalı ...'na tapuda devrettiğini, bu devrin ...'ın oğlu ...'ın çok fazla miktarda borcu olması, bu yüzden de oğlunun bu borçları nedeniyle bahis konusu yeri satmaması veya oğlunun alacaklılarının buranın üzerine haciz koymamaları için yapıldığını, yani davalı damada yapılan bu işlem her ne kadar tapuda satış olarak görünse de aslında işlemin oğlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yapılmış muvazaalı bir işlem olduğunu, ...'ın 15.08.2002 tarihinde 70 yaşında vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ..., oğlu ... ve kızı ...'nun kaldığını, davalı damada yapılan devir işleminin, o zaman ...'ın oğlu ...'ın borçları bitince diğer tüm mirasçılara da hakları verilmek şartıyla yapıldığını, sırf ...'ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yapılmış olan muvazaalı bu işlem neticesinde müvekkilinin de miras hakkını alamadığını belirterek muvazaa nedeni ile davalının üzerindeki gayrimenkulün tapu kaydının iptaline ve terekeye döndürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.


II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, davacının eşi tarafından davalıya satıldığının doğru olduğunu, ancak bu satışın bedelsiz veya muvazaalı olmadığını, taşınmazın satış bedelinin tamamının davacının eşi ...'a ödendiğini, davacının eşinin taşınmazı satmasındaki sebebin, ...'ın çevresine olan ve elden aldığı borçlarının birikmesi ve bunun yanında oğlu olan ...'ın da kredi kartları ve hesapsız harcamalarından dolayı aşırı derecede borçlandığını, ...'ın gerek kendisinin gerekse ...'ın borçlarının altından kalkılamayacak derece artması sonucunda, emekli maaşı dışında hiçbir gelirinin olmaması ve borçlar sebebiyle oluşan huzursuzluğun sona ermesi için dava konusu taşınmazı satma kararı aldığını ve davalı ile görüşerek taşınmazı kendisinin satın almasını söylediğini, dava konusu taşınmazın bedeli mukabilinde davalıya satıldığını ve herhangi bir muvazaanın da söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.04.2015 tarihli ve 2012/287 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararı ile; murisin satış ihtiyacının bulunmaması, satış için makul ve haklı bir neden bulunmaması(hastalık ve bunun gibi masraf karşılayamaz ... gelmek, borç yönünden hacze düşmek) alıcının alım gücünün varlığı, satış değerinin keşfen belirlenen değerine göre sembolik olması ve muvazaaya konu taşınmazın murisin damadı olan davalıya temlik edilmesi nedeniyle tüm bu deliller bir arada değerlendirildiğinde, murisin davaya konu taşınmazı gerçekte mirasçı olan oğlu ...'ın ileride ölümü halinde bu kişiye kalabilen hissesine yönelik olarak ...'ın alacaklılarından mal kaçırmak ve söz konusu taşınmazda evi bulunan ve oturan eşinin bu evde oturmaya devam etmesini sağlamak amacıyla damadı olan davalıya bedelsiz olarak temlik ettiği, gerçek iradesinin ne bağış, ne satış olduğu, bu haliyle taraflar arasındaki akdin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğu, asıl amacın geçici olarak temlik edilen dava konusu taşınmazın sonradan murise iadesine yönelik olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İzmir ili, Menderes ilçesi, Cumaovası köyü, Cüneytbey mah. 42 pafta 2679 parselde bulunan gayrimenkule ilişkin satış işleminin muvazaa nedeniyle iptaline, tapu kaydının muris ... adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 27.09.2021 tarihli ve 2020/1481 Esas, 2021/5541 Karar sayılı ilamı ile;
"...
Somut olayda, davacının dava konusu taşınmazın davalı ...’e, muris ...'ın oğlu ...'ın borçları bitince diğer tüm mirasçılara da hakları verilmek şartıyla yapıldığını yani inançlı işlem iddiasını yazılı delil ile ispat edemediği, delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde taşınmazın satım bedeli ile keşfen belirlenen gerçek değeri arasında rakamsal olarak epey bir farklılık bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın ileri sürülüş şekli ve mahiyeti itibariyle uyuşmazlığın inançlı işlem iddiasına dayandığı, davacı tarafça inançlı işlemin varlığını ispata yarar yazılı belge sunulmadığı gibi, bu hususta delil başlangıcı mahiyetinde bir delil de bulunmadığından, iddianın tanıkla ispatına imkan bulunmadığı ve yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve tereke temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ikame edilen davanın muris muvazaası nedeni ile tapu iptali ve tescili davası olduğunu, somut olayda ortada inançlı işlem olmadığını, oğlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını soyadları tutmayan davalı damadına tapuda bedelsiz ve daha sonra iade edilmek üzere devir işlemi gerçekleştirilmesi neticesinde ortada muris muvazaası olduğunu, aksi yöndeki tespite dayanarak tesis edilen red kararının da hukuken yerinde olmadığını, senetle ispat zorunluluğunun istisnalarına ilişkin HMK 203. maddesinde de; "altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler ile işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemlerde tanık dinlenilebileceği" hususunun açıkça belirtildiğini, muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescili davasının da ...'ın mirasçısı olan ve inançlı işlemin tarafı da olmayan davacı ... tarafından ikame edildiğini, dolayısı ile de, inançlı işlemin tarafı olmayan davacının muris muvazaası iddiasını tanık beyanı da dahil her türlü delille ispat edebileceğini, tapu dairesindeki satış bedeli ile gerçekte olması gereken satış bedeli arasında misliyle fark olduğunu, ...'ın bahis konusu taşınmazı satmasını gerektirecek ortada hiçbir nedenin olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.


2.Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde; davacının açmış olduğa davanın, muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası olduğunu, davanın, inançlı işlemin tarafı olmayan üçüncü kişi ... tarafından, ...'ın külli halefi olarak açılmadığını, ...'ın mirasçı sıfatıyla, muvazaa hukuki nedenine dayalı tapu iptal-tescil davası açtığını, ...'ın taşınmazı satması için bir nedeni bulunmadığını, borcunun bulunmadığını, taşınmazı satmaya ihtiyacı olan bir kimse olmadığını, 3.kişi olarak davacının muvazaa teşkil eden bu işlemin iptalini her türlü delil ile ispat edebilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2 inci maddesi, 988 ve 989 uncu maddeleri ile 1023 ve 1024 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili ve tereke temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekili ve Tereke temsilcisinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı Tereke temsilcisi yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılar ve davalı Tereke Temsilcisine yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.