T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
2021/17538 E., 2022/16676 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davalarda ... vekili Av. ..., ... ve ... vekilleri Av. ... tarafından, asıl ve birleşen davalarda davalı ... aleyhine 31.05.2017 ve 06.11.2017 tarihli dilekçeler ile haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davalarda maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair verilen 12.12.2018 günlü karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nun 353/1. fıkra (b-1) maddesi gereğince esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen 01.04.2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri; müvekkillerinin ev ve iş arkadaşı olduklarını, davalının da davacılarla birlikte aynı özel hastanede çalıştığını, davacıların ev ortamında çektikleri gecelikli resmin davacılardan ...’nun telefonunda bulunduğunu, davalının davacı ...’ya ait telefonu tamir etmek amacıyla aldığı sırada bu fotoğrafı kendi telefonuna kopyalamak ve telefonda profil resmi yapmak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini, fotoğrafı aynı işyerinde çalışan başkalarına da göstermek suretiyle ifşa ettiğini, fotoğrafı gösterdiği kişilere fotoğrafın çekildiği gece resimdeki kızlarla grup seks yaptığı, davacılardan ... ile ayrıca birlikte olduğu şeklinde sözler söylediği, davacıların çalıştıkları işyeri ve toplum önünde küçük düştüklerini, davalının davacılardan ... ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia olunan eylemlerde bulunduğunu açıkça ikrar ettiğini, davalıyla aynı ortamda çalışmak zorunda kalan davacıların işten ayrılma veya çıkarılma ihtimalleri olduğunu, davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; asıl ve birleşen davada işyerinden kendi rızalarıyla ayrılan davacıların ispatlanamayan maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş; davalının özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suretiyle davacıların kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davalarda manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacıların her biri için 5.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye ve özellikle HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık hâlleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin maddi tazminata yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Asıl ve birleşen davalar, özel hayatın gizliliğini ihlal ve özel hayata ilişkin görüntüleri ifşa etme eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın niteliği ve gerçekleşme biçimi, tarafların konumu ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında; davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları çok azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara geri verilmesine 12.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
2015/7694 E., 2016/7805 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 08/11/2013 gününde verilen dilekçe ile iftira nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, .. yardımcısı olarak görev yaptığı sırada davalının eşini köpek ısırması nedeniyle olay yerine gittikleri sırada gerçeğe aykırı tutanak düzenlediği gerekçesi ile davalının haksız şikayeti sonucu soruşturma geçirdiğini, davalının iftira suçundan .. cezalandırılmasına karar verildiğini bildirerek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız eylemleri ile davacının kişilik haklarına zarar verdiği gerekçesi ile .. TL manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olaya gelince, taraflar arasındaki olayların gelişim biçimi, olay tarihi, dava dilekçesinde davacının hakkında idari tahkikat bulunması nedeniyle astsubaylık başvurusunun kabul edilmediğini bildirmiş olmasına rağmen dosya kapsamında davacının astsubay olmasına engel bir durum olmadığının anlaşılması , tarafların sıfatları, ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir olunan manevi tazminat tutarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.





