T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
2025/2158 E., 2025/5848 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1142 E., 2024/1517 K.
Bozmaya uyan Mahkemece verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının 01.11.2004 tarihli kira sözleşmesi uyarınca kiracı olduğu taşınmazın müvekkili tarafından 22.04.2014 tarihinde satın alındığını, 02.05.2014 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile kiralananın satın alındığının ve kira bedellerinin her üç ayda bir 59.602,50 TL+KDV olarak banka hesabına yatırılmasının ihtar edildiğini, ödenmesi gereken üç aylık kira bedelinin stopaj ve KDV dahil 70.330,95 TL olduğunu, davalının 2014 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait kira bedellerini 07.07.2014 tarihinde tebliğ edilen temerrüt ihtarına rağmen ödemediğini, davacının ticarî şirket olması sebebi ile kira bedeline KDV ilave etme yetkisi olduğunu, davalı tarafından eski malike kira bedeli ile birlikte stopaj ödendiğini, stopajın kira bedeline dahil olduğunu, bu miktara ayrıca KDV ilave edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kira sözleşmesinin temerrüt nedeniyle feshi ile davalının kiracısı olduğu taşınmazdan tahliyesine, 2014 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin 70.330,95 TL kira bedeli ile dava tarihine kadar işlemiş 1.230,79 TL faizin ve ihtarname masrafı olan 119,73 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından fatura gönderilmediğinden ödeme yapılmadığını, kira bedelinin KDV dahil 60.462,53TL olduğunun ve bu miktarda fatura düzenlenmesi hâlinde kira bedelinin ödeneceğinin belirtildiğini, fatura düzenlenmeden ödeme yapılamayacağı zorunluluğunun Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin kiraları düzenleyen 45. maddesinden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.07.2015 tarihli kararıyla; kiracı stopaj sorumlusu iken, kiraya konu yerin satışı sonrasında stopaj ödenmesinin söz konusu olmayacağı, kiraya verenin de stopaj vergisi ödeme mükellefiyetinin sona ereceği ancak stopaj yükümlülüğünün kalkması ile birlikte davacı şirketin KDV sorumlusu olacağı, kiracının ödemesi gereken miktarın 70.331,79 TL olacağı gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile kiraya konu yerin 19.12.2014 tarihinde tahliye edildiğini beyan edildiğinden zuhulen dava sonuçlandırılırken konusu kalmayan tahliye davasına ilişkin hüküm tesis edilmediği belirtilerek davanın kabulü ile 70.330,95 TL kira bedeli ile 119,73 TL ihtarname giderinin ve 1.230,79 TL işlemiş faizin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairenin 15.02.2017 tarihli ilamıyla; davacının tahliye talebi hakkında da hüküm kurulması gerektiği; davalının alacağa ilişkin temyiz itirazı yönünden ise; kiralayan kurumlar vergisine tabi ise kiracının stopaj değil KDV ödemesi gerektiği, kurumlar vergisine tabi davacının kira bedelini isterken net kira bedeli üzerinden %18 KDV hesaplamak zorunda olduğu, kiraya veren yönünden stopaj yükümlülüğünün kalkarak KDV yükümlülüğünün doğmuş olması dikkate alınarak ödenmesi gereken kira bedeli hesaplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 19.10.2017 tarihli kararıyla; önceki gerekçenin yanında, davalı kiracının savunması kabul edildiği takdirde kiraya verenin aylık kirasında düşüş olacağı, gerçek kişinin kiracısı iken stopaj ödeyen kiracının stopaj ödeme yükümlülüğü kalkınca ödemesi gereken kiranın brüt kira olması gerektiği, bu miktara KDV eklendiğinde kiracının üç aylık kiradan sorumluluğunun 70.331,79 TL olacağı gerekçesiyle; bozma kararının alacağı ilişkin bendi yönünden direnilmesine, konusu kalmayan tahliye davası hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ilamıyla; işyeri kiralarında, kiraya verenin gelir vergisi mükellefi iken kiralananın devri sonucunda kurumlar vergisi mükellefi olması hâlinde, kira bedelinin %18 KDV’li olarak belirleneceği, kira sözleşmesinde aylık olarak belirlenen kira bedelinin brüt olduğu belirtildiğine göre aylık kira bedelinin net olarak ödenmesi gerektiği, bu durumda sözleşmedeki net miktara %18 KDV’li tutar ilave edilerek bu toplam tutarın kiraya verene ödeneceği, başka bir anlatımla kiracının yapması gerekenin, kiraya verenin hukukî statüsünde ortaya çıkan bu farklılığa uygun olarak bir önceki yılın net kira bedeline, sözleşmedeki artış hükmünü uygulamak suretiyle hesaplayacağı net kira bedelini ve onun KDV’sinin toplamını davalıya ödemek olduğu, Mahkemece, KDV’nin brüt kira bedeli üzerinden hesaplanarak hüküm kurulmasının hatalı olduğundan bahisle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda davalı tarafça ödenmesi gereken tutarın 51.172,93 TL net kira bedeli ile 9.211,13 TL KDV olmak üzere toplam 60.384,06 TL olduğu, davalı tarafça keşide edilen 01.08.20 14... .08.2014 tarihli ihtarnamelerde kira bedellerine uygun fatura tanzim edilmesi halinde derhal kira bedelinin ödeneceğinin, 60.462,53 TL tutarında alacağın kabul edildiğinin davacıya bildirildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 231. maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi uyarınca herhangi bir sebeple kira bedellerinin eksik tahsil edilmesinin veya hiç tahsil edilememesinin faturanın düzenlenmesine engel teşkil etmediği, davacı tarafça Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği'nin 45. maddesi ile Vergi Usul Kanunu'nun; 231. maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi uyarınca 60.384,06 TL tutarında fatura tanzim edilerek davalıya ibraz edilmeden eldeki alacak davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, temerrüt davacıdan kaynaklandığından tahliye koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; alacak isteminin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, tahliye isteminin ise koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasında ilişkinin özel hukuk ilişkisi olduğunu, iktisadi işletme olan davalının kabul ettiği bedeli ödemesi gerektiğini, normlar hiyerarşisine uyulmadan karar verildiğini, kiracının temerrüde düştüğünü ve vadesinde borcu ödemediğini, kira bedelinin düşmesinin kabul edilemeyeceğini, hesaplamaya stopajın dahil edilmesi gerektiğini, KDV'nin yan maliyet olmadığını ve vergi dairesine ödeneceğini, tahliye istemi yönünden aleyhe vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, kararın ıslah olunan miktar üzerinden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık kira alacağının tahsili ve tahliye istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, Hukuk Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği karara uymak zorunludur.
Hukuk Genel Kurulunun direnme kararına ilişkin bozma ilamında açıkça; kiraya verenin hukukî statüsünde ortaya çıkan farklılığa uygun olarak, bir önceki yılın net kira bedeline, sözleşmedeki artış hükmünü uygulamak suretiyle hesaplanacak net kira bedeli ve onun KDV’sinin toplamının kiracı tarafından kiraya verene ödenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece; davacı tarafından fatura düzenlenmediğinden bahisle alacak talebinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi davacı tarafın usuli kazanılmış hakkı da ihlal edilmiştir.
Buna göre Mahkemece yapılacak iş; taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kira bedelinin her üç ayda bir peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı da gözetilerek, bozma ilamı uyarınca hesaplama yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





