T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2025/6254
KARAR NO : 2025/7996
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 28.05.2025
NUMARASI : 2024/1699-2025/1226
DAVACI : Borçlu :
DAVALI : Alacaklı :
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takiplerine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince 23.05.2018 tarihli zamanaşımını kesen son işlem tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin şikayet tarihi itibari ile dolduğu gerekçesi ile istemin kabulü ile takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımı nedeniyle İİK'nın 71/2. ve 33/a maddesine göre davacı açısından icranın geri bırakılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 71/2. maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, aynı Kanun'un 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" düzenlemesi yer almakta, İİK'nın 33/a-1. maddesinde ise; "İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak İİK'nın 71/2. ve 33/a maddelerine dayalı zamanaşımı isteminin incelenmesi, bu istemin belli bir sürede ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir(HGK'nın 04.11.1998 tarih ve 1998/12-763 E., 1998/797 K. sayılı kararı).
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nın 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür.
COVİD-19 hastalığının, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilmesinin ardından, ülkemizde buna ilişkin ilk yargısal tedbir, duruşma ve keşiflere ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği tarafından 13.03.2020 tarihinde alınmış, bunu takiben 22.03.2020 tarihinde, İİK’nın 330. maddesine dayanılarak, İcra ve İflas Takiplerinin Durdurulması Hakkında 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır. Buna göre; COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında kararın yürürlüğe girdiği tarihten (yayım tarihi olan 22.03.2020’de.) 30.04.2020 tarihine kadar, nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına ve bu çerçevede taraf ve takip işlemlerinin yapılmamasına, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınmamasına ve ihtiyati haciz kararlarının icra ve infaz edilmemesine karar verilmiştir. Pandemi sürecinde yargısal tedbirlere ilişkin yapılan en kapsamlı düzenleme ise 25.03.2020 tarihinde kabul edilerek 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun’un Geçici maddeleri olup, söz konusu Kanun’un Geçici 1. maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
(1)COVİD-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a)Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b)09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır.
Bu Kanun’la belirtilen süreler 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuş olup, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de, 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır.
Somut olayda, Birleştirilen Bursa 1. Genel İcra Müdürlüğü 2023/120494 E.(Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/5200 Esas (Eski Esas: 2011/5428)) sayılı dosyanın tetkikinden; alacaklı Abdullah Çetinoğlu tarafından şikayetçi borçlu hakkında 3 adet bonoya dayalı olarak 07.06.2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 ödeme emrinin 10.06.2011 tarihinde şikayetçi borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, Birleşen Bursa 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/105627 E. (Bursa 17. İcra Dairesi 2017/2548 E.(Eski Esas: 2011/5426)) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı Atıf Görüşün tarafından şikayetçi borçlu hakkında 3 adet bonoya dayalı olarak 07.06.2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin 10.06.2011 tarihinde şikayetçi borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, Birleşen Bursa 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/105624 E. (Bursa 17. İcra Dairesi 2017/2540 E. (Eski Esas: 2011/5423)) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı Şaban Duman tarafından şikayetçi borçlu hakkında 3 adet bonoya dayalı olarak 07.06.2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 ödeme emrinin 10.06.2011 tarihinde şikayetçi borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, takiplere konu alacakların 20.07.2017 tarihinde davalı ... temlik edildiği, temlik alan davalı alacaklının 19.10.2017 tarihli talebi ile 26.10.2017 tarihinde icra dosyalarının Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/5200 E. sayılı dosyasında birleştirildiği anlaşılmıştır.
Takiplere konu bonolar kambiyo senedi vasfında olup, şikayetçi borçlu keşideci yönünden 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, birleştirme öncesi icra dosyalarının devamlı işlem gördüğünden zamanaşımına uğramadığı, birleşme işlemi sonrasında ise eski TTK'nın 690. maddesi yollaması ile 661. maddesi ve yeni TTK'nın 778/1-h maddesi yollaması ile uygulanması gereken 749. maddesinde öngörülen zamanaşımını kesen son işlemin 23.05.2018 tarihli bankalardan hak ve alacaklara haciz talebi olduğu ve bu tarihten itibaren başlayan 3 yıllık zamanaşımı süresi ile COVİD-19 nedeniyle duran süreler eklendiğinde şikayet tarihi (24.06.2021) itibariyle henüz zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmektedir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının Kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 28.05.2025 tarih ve 2024/1699 E., 2025/1226 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.05.2024 tarih, 2021/372 E., 2024/297 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
---
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1699
KARAR NO : 2025/1226
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/05/2024
NUMARASI : 2021/372 esas 2024/297 karar
DAVANIN KONUSU : Takibin Taliki Veya İptali
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/05/2025
Yukarıdaki mahal esas ve karar numarası ayrıntılı olarak belirtilen İlk Derece Mahkeme kararının süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya mündericatına tüm bilgi ve belgeler okunup tetkik edildikten sonra heyetçe yapılan müzakere sonunda duruşma açılmasına gerek görülmeksizin gereği görüşülüp düşünüldü.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili hakkında Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/5200 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yürütüldüğünü, bu takip dosyası içerisine yine Bursa 17. İcra Müdürlüğüne ait 2017/2548 esas ve 2017/2540 esas sayılı dosyalarının birleştirildiğini, her ne kadar takipler bir dosyada birleştirilmiş ve Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/5200 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmekte ise de 3 dosyanın da zamanaşımı uğradığını ve zamanaşımı itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2017/2540 esas sayılı dosyasının; 28.02.2017 tarihinde 2011/5423 esas sayılı dosyası üzerinden başlatıldığını ve yenilenerek 2017/2540 esasını aldığını, alacağın 20.07.2017 tarihli temlikname ile davalıya temlik edildiğini, bu dosyada son olarak 24.07.2017 tarihinde taşınmaz haczi talebinde bulunulduğunu, bu tarihten 18.06.2021 tarihine kadar dosyada takibin devamını sağlayıcı nitelikte zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığını, 3 yıldan uzun süredir işlem yapılmadığından zamanaşımı süresinin dolduğunu, Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2017/2548 esas sayılı dosyasının 28.02.2017 tarihinde 2011/5426 esas sayılı dosyası üzerinden başlatıldığını ve yenilenerek 2017/2548 esasını aldığını, alacağın 20.07.2017 tarihli temlikname ile davalıya temlik edildiğini, bu dosyada son olarak 24.07.2017 tarihinde taşınmaz haczi talebinde bulunulduğunu, bu tarihten 18.06.2021 tarihine kadar dosyada takibin devamını sağlayıcı nitelikte zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığını, 3 yıldan uzun süredir işlem yapılmadığından zamanaşımı süresinin dolduğunu, Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/5200 esas sayılı dosyasında ise alacaklı tarafın 24.10.2017 tarihli diğer dosyaların birleştirilmesi talebine müteakip 26.10.2017 tarihinde dosyaya satış avansı yatırıldığını ve son olarak 23.05.2018 tarihinde mevduat haczi talebinde bulunulduğunu, bu tarihten dosyanın yineleme tarihi olan 18.06.2021 tarihine kadar takibin devamını sağlayıcı nitelikte hiçbir işlem yapılmadığını, dosyaların önceki durumlarının da karışık olduğunu, dosyada 14.10.2014 tarihinde haciz işlemi yapıldığını, bu tarihten sonra 08.06.2015 tarihinde kıymet takdiri talebinde bulunulduğunu ve 23.10.2017 tarihinde satış talebinde bulunulduğunu ve satış avansı yatırıldığını, Yargıtay içtihatlarına göre kıymet takdirine yönelik işlemlerin takibin devamını sağlayıcı nitelikte bir taraf işlemi olmadığını, kıymet takdiri işlemlerinin sayılmayıp dosyadaki işlem tarihinin 14.10.2014 tarihi olarak kabul görülmesi halinde 23.10.2017 tarihli satış talebine değin geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmuş olacağını, kıymet takdiri talebi süresi esas alınacak olursa 08.06.2015 tarihinden sonra 1 yıl geçmekle beraber dosyanın takipsizliğe uğrayacağını ve takibin yenilenmesi gerekeceğinden 23.10.2017 tarihli satış talebinin geçersiz olacağını, dosyada yenileme olmadığı için açık bir takip olmamakla beraber yapılan işlemlerin sonuç doğurmayacağını ve zamanaşımı süresinin dolmuş olacağını, tüm bu iddiaların kabul görmemesi halinde dahi 23.05.2018 tarihli mevduat haczi talebinden sonra 18.06.2021 tarihine kadar dosyada bir işlem yapılmadığını, takiplerin zamanaşımına uğradığını belirtip, davanın kabulü ile icra takiplerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, birleşen 2021/5200 esas sayılı dosyasında ve birleştirilen Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 20172548 esas ve 2017/2540 esas sayılı dosyalarında haczedilen mallar için süresi içerisinde satış talep edilerek satış avanslarının yatırıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, kanuni müddet içerisinde satış istenir ve satış avansı yatırılır ise hacizlerin düşmeyeceğini, satış talebinden sonra satış yapılmasının işlemlerinin icra müdürlüğünün sorumluluğunda olduğunu belirtip, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "Sübut bulan davanın kabulü ile takibin kesinleşmesinden sonraki aşamadaki zamanaşımı nedeniyle İİK'nun 71/2 ve 33/a maddesine göre davacı açısından icranın geri bırakılmasına." dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekili yasal süresi içerisinde istinaf talebinde bulunmuş, gerekli harçlar yasal süresinde yatırılmıştır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra İflas Kanunu' nun 106. ve 110. Maddeleri haczedilen mallar hakkında satış isteme süreleri belirlenmiş, bu süreler içerisinde satış talep edilmemesi ve satış avansı yatırılmamasının sonucu olarak hacizlerin düşeceği hüküm altına alındığını, her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; bir malın satılması kanuni müddet içinde istenir ve icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider avansı on beş gün içinde depo edilirse, o mal üzerindeki haciz kalkmayacağını, borçluya ait haczedilen malın kanuni müddet içerisinde satışı istenir ve satış avansı yatırılırsa hacizler düşmeyeceğini, davacının dava konusu ettiği icra dosyalarında, davalı alacaklı borçluya ait taşınmazların satışı için satış talepleri göndermiş ve satış avanslarını yatırıldığını, bu aşamadan sonra satışın yapılması icra müdürlüğünün sorumluluğunda olduğunu, icra dosyasında satış avansları yatırılmış ve satış aşamasında bulunan hacizli taşınmazların varlığı dikkate alındığında, davacının iddia ettiği gibi kambiyo senetlerinin zamanaşımına uğradığının kabulü mümkün olmayacağı ortada olduğunu, hacizli taşınmazların satış işlemlerinin başlatılması için talep edilen satış avansının yatırılmış olması nedeniyle zamanaşımı işletilemeyeceğini, mezkur sayılı icra dosyalarının şeklen düşürülmesi dahi mevzuata aykırı olduğunu, İcra İflas Kanunu' nun 78/4. Maddesine göre; haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılacağını, yani süresi içerisinde haciz talep edilmesi ve özellikle satış avansının da yatırılmış olması halinde, dosyanın işlemden kaldırılması mümkün olmadığını, çünkü hem satış talep edilmiş hem de satış avansı dosyaya depo edildiğini, bu nedenlerle kararın haksız olduğu ve eksik incelemeyle verildiğinden hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Tüm dosya kapsamı uyarınca; Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine özgü takipte, takibin kesinleşmesinden sonra gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılması istemine ilişkindir.
İlgili takip dosyaları (asıl icra ve birleşen icra takip dosyaları) incelendiğinde; davacı borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takipleri başlatıldığı, ödeme emirlerinin davacı borçluya tebliğ edildiği, takiplerin kesinleştiği görülmüştür.
İİK'nun 71/2. maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmüne, İİK'nun 33/a-1. maddesinde de; "ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, borçluların takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak İİK'nun 71/2. ve 33/a maddelerine dayalı zamanaşımı isteminin incelenmesi, bu istemin belli bir sürede ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir (HGK'nun 04/11/1998 tarih ve 1998/12-763 E., 1998/797 K. sayılı kararı.)
Takibe konu bonoların tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK.'nun 661. maddesine göre uygulanacak zamanaşımı süresi üç yıldır.
Yine, 6762 sayılı TTK.’nun 690. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 663. maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar ve zamanaşımını kesen işlem hangi borçlu hakkında gerçekleşmiş ise ona karşı hüküm ifade eder. Ayrıca, alacaklının yaptığı, takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar.
Somut olayda, takiplerin kesinleşmesinden sonra en son alacaklı tarafından 23/05/2018 tarihinde bankalara hak ve alacaklar için haciz talebinde bulunulduğu ve 3 yıllık zamanaşımının dolduğu 23/05/2021 tarihine kadar herhangi bir takip işlemi yapılmadığı, dosyanın işlemsiz bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı alacaklı vekili tarafından satış talebinde bulunup satış avansı yatırdıkları için zamanaşımı süresinin durduğu iddia edilmiş ise de, satış talebinde bulunulması sadece zamanaşımını kesen bir sebep olup, satış talebinde bulunulduktan sonra zamanaşımı yeniden işlemeye başlayacak olup, buna göre 02/08/2013 tarihinde satış talebinde bulunup avansının yatırıldığı ve 23/10/2017 tarihinde tekrar satış talebinde bulunulmuş olduğu, 23/05/2018 tarihinden sonra ise zamanaşımını kesen başkaca bir işlem de yapılmadığı anlaşıldığından, yasada öngörülen kambiyo senetlerine bağlı (bono) alacağı tabi olduğu 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nun 355. maddesi kapsamında dairemizce resen dikkate alınması gereken herhangi bir kamu düzenine aykırılık da bulunmamaktadır.
Dolayısı ile tarafımızca izah olunan bu gerekçelerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, oy birliği ile karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1- Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalı taraftan alınarak Hazine adına tahsiline,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi nedeniyle duruşma açılmadığından, davacı taraf lehine istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Dosyadaki gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine,
6-Gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair yapılan inceleme sonunda İİK'nun 364. ve 7035 Sayılı Kanunun 31. Maddesi ile değişik HMK'nun 361/1 Maddeleri gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025





