T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
2021/6618 E., 2023/1576 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/588 Esas, 2021/935 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Antalya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/212 E. - 2019/659 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı tarafın akdettikleri franchise sözleşmesi ile 03.02.2014 tarihinden başlayıp 03.02.2019 tarihlerinde sona erecek yabancı dil kursu olarak faaliyet göstermek amacıyla bir akit imzaladıklarını, müvekkilinin bu sözleşmeye istinaden Elazığ ilinde ciddi yatırımlar yaptığını ve saygın bir kurs haline getirdiğini, fakat davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin bir ihtarname ile akdi sebepsiz yere feshettiğini bildirdiğini, ayrıca Elazığ Cumhuriyet Savcılığı 2017/8404 nolu suç duyurusu ile adaleti yanıltarak suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca Elazığ 2. Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/71 D. İş dosyası ile tespit yaptırdığı, davalının bütün bu çalışmaları ile akte aykırı davrandığı ve müvekkilinin Elazığ'daki hem ticari hem de saygınlığını zedelediğini, davalının yine sözleşmede taahhüt ettiği internet ortamından yayınların temini ve eğitim çalışmaları için verilen internet linki şifrelerini müvekkiline kapatarak çalışmaları engelleyerek sözleşmeye aykırı edimlerde bulunduğunu, franchise sözleşmesinin 03.02.2019 tarihine kadar devam edecek olup müvekkilinin de bu süreyi baz alarak yatırım yaptığını, ayrıca sözleşmede belirtilen haklı fesih hallerinin bulunmadığını, davalının haksız feshi nedeniyle uğrayacakları 500.000,00 TL'ye yaklaşan maddi zarar ile manevi zararlarına ilişkin tazminat talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek franchise sözleşmesinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin yabancı dil eğitiminde toplum nezdinde tanınır hale geldiğini, Avrupa Konseyi tarafından akredite edilen Türkiye'deki ilk ve tek eğitim sistemi olduğunu, 500'e yakın franchise ile yıllardır bu markayı toplumda maruf hale getirip tescilli bir şekilde kullanarak Türkiye'nin en geniş ve büyük bayi ağına sahip olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre olağan fesih yolunda karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı irade beyanıyla sözleşmenin ileriye etkili olarak sona erdirildiğini, sözleşmenin 9 uncu bölümünde "...sayılan fesih sebepleri dışında, işbu sözleşme hiçbir sebep ve gerekçe gösterilmeden ve sözleşme süresi bitmeden Marka Sahibi veya Franchıse veren tarafından tek taraflı olarak fesh edilebilir, Fesih iradesi Franchıse alana resmi olarak ihtar edilir " denildiğini ve bu kapsamda temsilcilik ilişkisine zarar verildiğinden bahisle ihtarname gönderildiğini, ancak davacının ihtarnameyi hiç almamış gibi markayı kullanmaya devam ettiğini, davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 03.02.2014 tarihli sözleşmenin 9 uncu bendinin sözleşmenin feshi ve sonuçlarına ilişkin olduğu, 9.3 maddesi kapsamında taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin herhangi bir maddesinin ihlali halinde taraflardan birinin sözleşmenin feshedilebileceğinin düzenlendiği, yargılama aşamasında sözleşmenin tarafı olan ...'un oğlu ... hakkında Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/204 E. sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış olmasının güven ilişkisini zedelediğini feshin haklı olduğunun ileri sürerek savunma olarak sunulduğu, ancak sözleşmenin tarafı olmayan kişi ile ilgili durumların sözleşmenin feshine haklı sebep teşkil etmeyeceği, her ne kadar sözleşmenin 9.9 maddesinde davalı tarafın sebep göstermeksizin tek taraflı fesih hakkı var ise de, sözleşmeyi bu madde kapsamında değil, 9.3 maddesi kapsamında haklı nedene dayanarak feshettiği, söz konusu nedenin fesih gerekçesi olamayacağı başkaca bir fesih gerekçesi de sunulmadığı hususu değerlendirilerek davanın kabulü ile feshin geçersizliğine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin sözleşme 9.9 bendi uyarınca değil de sadece 9.3 bendi kapsamında sözleşmenin feshedildiğini değerlendirip haklı fesih nedenini inceleyip feshin haksız olduğuna hükmetmesinin doğru olmadığını, sözleşmenin 9.3 bendi uyarınca davalı müvekkilinin fesih için haklı sebebinin olduğunun kabulü gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince davacının oğlunun fetö soruşturması kapsamında yargılanmasının suç ve cezaların şahsilik ilkesinde değerlendirilerek sözleşmenin tarafı olmayan kişi ile ilgili olmayan durumların sözleşmenin haklı nedenle fesih nedeni oluşturmayacağı belirtilmiş olsa da 15 Temmuz olayının ülkemizde ilk kez bu kadar infial yaratan ve şahsilik ilkesinin istisnası niteliğinde kişilerce aileleri ile ilgili önlemler almaya gerektiren bir olay olduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin feshedilmesine dair bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay dairelerinin onama kararlarının bulunduğunu, yani Anayasa tarafından güvence altına alınmış çalışma hürriyeti söz konusu olduğunda bile şüphe feshi kabul edilebiliyorsa olayın hususiyeti uyarınca serbest iradeye dayanan bir ticari ilişkilerin Franchise sözleşmesinin feshedilmesinin haklı sebeple fesih olup hukuka da uygun olduğunu, müvekkilinin temsilcilik verdiği şahısların her ne kadar sözleşmeleri kendi adlarına yapsalar da bu işletmeleri aileleri ile birlikte işlettikleri, davacının da sözleşme kendi adına yapmış olsa dahi yabancı dil kursunun oğlu ... tarafından işletildiğini bildiklerini, davalının sahip olduğu böyle büyük bir markanın itibarının korunmasının üst seviyede olduğu bir sistemde müvekkilinin almak zorunda olduğu önlemle feshin haklılığının kabulü gerektiğini, tüm bunların yanında Franchise sözleşmesinin 9.3 maddesinde; sözleşmenin feshedildiğine ilişkin ihtarın tebliğinden itibaren 20 gün içinde diğer tarafa feshin haksızlığına dair dava açmamış olan tarafın feshin haksızlığını bir daha iddia edemeyeceğinin yazılı olduğunu, davacının ihtarnamenin kendisine tebliğinden itibaren 4 ay geçtikten sonra bu haksız davayı açtığını, bu sebeple sessiz kalma yolu ile de hak kaybı oluştuğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.02.2014 başlangıç tarihli 5 yıl süreli franchise sözleşmesinin imzalandığı, davalının Antalya 21.Noterliğinin 27.02.2017 tarih 01715 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafa franchise sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, davalı Franchise verenin ihtarname ile açık olarak ortaya koyduğu iradesi karşısında davacının, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin bir talepte bulunmaksızın fesih iradesine aykırı olarak sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitini talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi yargılamasında müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, buna göre davalı şirketin fesih nedenlerini aradaki sözleşmeye dayandırmış olsa da, müvekkilinin sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışı bulunmadığını, davalının haksız feshi nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davalı şirketin haklı ve geçerli bir fesih sebebi ileri süremediği, ileri sürülen fesih sebebinin müvekkili işletmesi ile ilgisi bulunmayan ve sözleşmenin tarafı da olmayan kardeşi ile ilgili devam eden ceza yargılaması olduğunu, halbuki cezaların şahsiliği ilkesi gereği bu durumun ileri sürülemeyeceğini, ayrıca davalının sözleşmenin tarafı olmayan bir kişinin yargılanması nedeniyle sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan franchising sözleşmesi nedeniyle taraflar arasındaki muarazanın giderilerek sözleşmenin yürürlüğünün tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 1, 112 ve 126 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin tek taraflı irade beyanı ile feshinin mümkün olduğu, fesih talebinde bulunan davalının iradesi yerine geçerek, sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitinin mahkemelerin görevi olmadığı yönündeki gerekçesi ve buna ilişkin kararı yerindedir.
2.Ancak davacı dava dilekçesinde; talepleri arasında, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden dolayı oluşan muarazanın giderilmesi talebinin de bulunması nedeniyle mahkemece, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi, uyuşmazlığın çözümü amacıyla öncelikle yapılması gereken, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığının tespiti ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





