T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1586
KARAR NO : 2026/276

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :08/05/2024
NUMARASI :2023/756 Esas - 2024/372 Karar

DAVACI :VOESTALPİNE HİGH PERFORMANCE METAL ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI :... ÇELİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :28/09/2023

KARAR TARİHİ :16/02/2026
KR. YAZIM TARİHİ :16/03/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Voestalpine High Performance Metal Anonim Şirketinin metal sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda performans çeliği üretmekte ve ısıl işlem, desen, kaplama, stok ve kesim gibi hizmetler sunduğunu, davalı Z Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden davalı şirketin ürün ve hizmet tedarikinde bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında oluşan davacı şirketin alacağının davalı şirket tarafından ödenmediğini, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu 2.735,56-Euro tutarındaki alacağının tahsili amacıyla, icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itiraz ettiğini, davalı şirket vekili tarafından Gebze İcra Dairesine sunulan itiraz dilekçesinde Gebze İcra Dairelerinin yetkisine itiraz edildiğini ancak davacı şirketin takibe konu alacağı para borcu olup TBK'nın 89. maddesinin 1. fıkrası 1. bendi uyarınca para borçları götürülecek borçlardan olup ifa yeri alacaklının yerleşim yeri ve takibe konu borç para borcu olduğundan ifa yerinin davacının şirket adresi olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğunu, davalı şirket tarafından alınan ürün ve hizmet tedariki kapsamında davacı şirkete ödeme yapıldığını ancak bakiye dava konusu borcun ödenmediğini, davalı şirketin Gebze İcra Dairesinin 2023/23558 Esas numaralı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı hakkında Gebze İcra Dairesinin 2023/23558 Esas sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazımız üzerine davacı-alacaklı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davası haksız ve hukuken mesnetsiz olup reddine karar verilmesi gerektiğini, alacak davalarının döviz cinsinden veya dövize endeksli taleplerle açılması mümkün olmadığından bu nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında kur farkı ödemesi konusunda sözleşme bulunmamakta olduğunu, ayrıca aralarında bu yönde bir uygulama da mevcut olmadığını, bahsi geçen ticari ilişkiden kaynaklanan borç ödendiğini, davalı hakkında açılmış bulunan itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli oları alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE,

Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/23558 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,

2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın (80.708,32.-TL) %20'si olan 16.141,66.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin dövizle işlem yapma yasağı kapsamında olduğunu ve istisnalar kısmına girmediğini, taraflar arasında kur farkına ilişkin herhangi bir sözleşme yahut teamülün mevcut olmadığını, fatura üzerinde yer alan genel açıklamalar başlıklı kısımda yer alan hususlar faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle kabul edilmiş sayılamayacağını, davalının faturaya ilişkin borcun tamamını çekle ödediğini ve hiçbir borcu kalmadığını, çekle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının aksine taraflar arasındaki satım sözleşmesinin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un istisnaları arasında yer aldığını, davalı şirketin kur farkı talep edilemeyeceğine ilişkin iddiasının huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, zira dava konusu ödenmeyen asıl alacak miktarına ilişkin olduğunu, davalı şirketin çek ile ödeme yapıldığı gerekçesi ile kur farkı talep edilemeyeceği yönündeki iddiasının hukuka aykırı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/05/2024 tarih, 2023/756 Esas - 2024/372 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; faturadan kaynaklanan alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından, davalıya ticari ilişkiden kaynaklı alacakları nedeniyle fatura düzenlendiği, faturanın Euro para birimi üzerinden düzenlendiği, davalının faturalara konu borçlarını vadesi geçtikten sonra ve fiili ödeme tarihindeki kurdan farklı olarak ödemesinden kaynaklı olmak üzere faturaların Euro olarak ödenmemesi ve geç ödenmesi iddiasıyla bu bedelin tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine Gebze İcra Dairesinin 2023/23558 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan Gebze İcra Dairesinin 2023/23558 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ticari ilişkiden kaynaklı 2.735,56 EURO alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçlu vekilince dilekçe ile borçları olmadığından bahisle itirazda bulunulduğu görülmüştür.,

Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında sözleşme bulunması yahut faturaya konu malların döviz karşılığı satılması gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmaz ( Yargıtay 19. HD. 13/03/2019 tarih, 2018/1227 2019/1611 K.). Diğer yandan yabancı para borcu çek ile ödendiğinde kural olarak kur farkı talep edilemez (" Davacı tarafından düzenlenen faturaların Amerikan Doları cinsinden olduğu görülmekle kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken..." Yargıtay 19. HD. 13/03/2019 tarih, 2018/1227 2019/1611 K.).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2020 tarih, 2020/2682 Esas, 2020/5731 Karar sayılı kararında; "Dava, kur farkı ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." demiştir.

Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 6. HD.,04/07/2023 T., 2022/3477 E., 2023/2592 K. Sayılı kararında "Davacı yüklenici tarafından 11.04.2018 tarihinde iki adet ve 27.04.2018 tarihinde iki adet olmak üzere düzenlenen faturaların toplam tutarı 1.300.447,50 TL'dir. Davalı iş sahibince bu faturalar karşılığında davacıya 686.103,12 TL ve 614.344,38 TL olmak üzere toplam 1.300.447,50 TL bedelli iki adet çek verilmiştir. Görüldüğü üzere davacıya verilen çeklerin bedeli faturalar ile uyumludur. Çekler ifa yerine geçmek üzere verilmiştir. Davacının çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda davacıya çek ile yapılan ödemeler ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde olduğundan davacının kur farkı adı altında bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir."
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K.sayılı kararında, "....Taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara ( bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir ) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine " yönünde içtihatları birleştirmiştir.

Davacının düzenlediği faturalar üzerinde "Döviz olarak kesilmis faturalarımızda, ödeme vadesi dolduğunda tahsilat ödeme tarihindeki döviz efektif satıs kuru karsılığı TL olarak yapılır." ibaresi bulunmaktadır.

Eldeki davada; davacının 12.144,75-Euro fatura düzenlediği, fatura tarihindeki karşılığını 244.320,86-TL olarak gösterdiği, davalının 244.320,79-TL çek ödemesi ile ödeme yaptığı görülmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın yukarıda yer verilen İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay kararları doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Davacının dava konusu faturanın üzerine "Döviz olarak kesilmis faturalarımızda, ödeme vadesi dolduğunda tahsilat ödeme tarihindeki döviz efektif satıs kuru karsılığı TL olarak yapılır." ibaresini yazması, bu hükmü taraflar arasında bir sözleşme hükmü haline getirmez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K.sayılı kararında belirtildiği üzere sekiz gün içerisinde faturaya itiraz edilmemesi yalnızca fatura münderecatının kesinleşmesini sağlar. Bu hükmü bir sözleşme maddesi haline getirmez. Ayrıca fatura içeriğindeki bu ibare kur farkı istenebileceğine ilişkin kaydın farklı bir biçimde yazıya dökülmesi halini teşkil etmektedir. Taraflarca kur farkı istenebileceği değerlendirilse dahi, taraflar arasında tek fatura bulunduğu, faturanın hem yabancı para ile, hem de Türk Lirası ile düzenlendiği, davalı tarafından ödemenin fatura üzerinde gösterilen Türk Lirası üzerinden çek ile gerçekleştirildiği, davacının ticari defterlerinde davacının davalıdan ticari ilişki nedeniyle olan alacağını çek ile kabul ettiği, davacının çekleri teslim alırken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunmadığı, davacıya çek ile yapılan ödemeler ifa yerine geçen ödeme mahiyetinde olduğu (Yargıtay 6. HD.,04/07/2023 T., 2022/3477 E., 2023/2592 K.) bu durumda davacının TBK'nın 99. maddesi uyarınca ödemeleri Türk Lirası olarak kabul ettiği, davacının alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı isteyemeyeceği değerlendirildiğinden, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bu nedenle kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/05/2024 tarih, 2023/756 Esas - 2024/372 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,

YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,

a)Davanın REDDİNE,

b)Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 942,62-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 210,62-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

c)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

e)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,

f)6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;

a)İstinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irat kaydına,

b)İstinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

c)Davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 394,00-TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

d)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

e)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/02/2026