Ticari hayatın en temel kayıt mekanizması olan ticari defterler, hukuk yargılamasında sadece mali birer veri seti değil, uyuşmazlığın kaderini tayin eden en güçlü "kesin delillerden" biridir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 222. maddesi, bu kayıtların hangi şartlar altında birer "sessiz tanık" tan öteye geçip, davanın sonucunu belirleyen hukuki bir araca dönüşeceğini düzenler. Kanun koyucu bu maddeyle, dürüst taciri kayıtlarını usulüne uygun tutmaya teşvik ederken, defterlerini mahkemeden gizleyen veya düzensiz kayıt tutan tarafa ağır ispat riskleri yüklemiştir. HMK 222, bir taraftan ticari defterleri "kesin delil" olarak tanımlayarak ticari güveni tesis eder, diğer taraftan da ispat yükünün yer değiştirmesine olanak tanıyan mekanizmaları bünyesinde barındırır. Bu madde sadece tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda değil, tacir olmayanların da tacire karşı açtığı davalarda adaletin sağlanması adına kritik bir "denge unsuru" vazifesi görür.
Ticari defter nedir? Neden önemlidir?
Ticari defterler, bir işletmenin mali hafızası niteliğinde olup, tacirin tüm malvarlığı değişimlerini, borç ve alacak ilişkilerini ve faaliyet sonuçlarını kronolojik bir düzenle takip etmesini sağlar. Bu belgeler yalnızca teknik birer kayıt aracı değil, aynı zamanda işletmenin ekonomik durumunu şeffaf bir şekilde yansıtarak tacire stratejik karar alma noktasında veri sunan, üçüncü kişiler ve devlet nezdinde ise güven ilişkisini tesis eden temel unsurlardır.
Türk Ticaret Kanunu tarafından getirilen defter tutma yükümlülüğü; kayıtların dürüstlük kuralına uygun, eksiksiz, zamanında ve denetlenebilir bir sistemle tutulmasını, ayrıca açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapılmasını emreder. Bu yükümlülüğün titizlikle yerine getirilmesi, ticari uyuşmazlıklarda defterlerin "lehine delil" olarak kabul edilebilmesi için ön şart teşkil ederken; usulsüz, eksik veya onaysız tutulan kayıtlar, taciri ispat süreçlerinde savunmasız bırakarak defterlerin kendi aleyhine kanıt oluşturmasına sebebiyet verir. Dolayısıyla ticari defterler, hem tacirin ticari başarısının takibi hem de hukuki güvenliğinin teminatı olarak merkezi bir role sahiptir.
HMK MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.24
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
• Ticari Defterlerin İbrazı ve Mahkemenin Resen Müdahalesi (HMK 222/1)
Mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine ticari defterlerin ibrazına karar verebilir. HMK 222/1 uyarınca, ticari defterlerin mahkemeye sunulması sadece tarafların inisiyatifinde değildir. Mahkeme, uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü takdirde, tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden (resen) karar verebilir. Bu aşamada defterler, HMK 220 kapsamında birer vesika (belge) niteliği taşır ve yargılamanın temel taşını oluşturur.
"Taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı takdirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. maddeye göre resen emredebilir. İbrazdan kaçınan tarafa HMK'nın 220. maddesi gereğince süre verilmesi, mazeret gösterilmezse diğer tarafın beyanının kabul edilebileceği kabul edilmiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (E. 2021/421, K. 2021/2017)
"Ticaret Mahkemesi sıfatı ile görülen davalarda HMK 222. maddesi gereği taraf talebi olmasa bile mahkeme ticari defterlerin delil niteliğini kendiliğinden gözetecektir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi gereği, AİHM’nin de önemle üzerinde durduğu hukuki dinlenilme hakkı kapsamından davacının açıklama ve ispat hakkını kendi hakları ile bağlantılı olanlarla birlikte değerlendirilmesini de içermesi ve önemle korunan bir hak ve yargılama ilkesidir." Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, B. 2016/588, T. 19/9/2018
"Öte yandan HMK'nun 222. maddesi uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Davanın ticari dava olduğu yargılamanın geldiği aşama gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümü için davalının ticari defter ve belgelerinin de incelenmesi zarureti ortaya çıkmıştır." Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/25, K. 2022/204, T. 14.02.2022
Mahkemece verilen sürede defterleri sunmayan tarafın, sunmaktan kaçınması veya usule uygun şekilde defter tutmamış olması halinde kendisine yemin teklif edilmesi dahi gündeme gelebilir. Bu süreçte tacirin pasif kalması, karşı tarafın iddialarının mahkemece doğru kabul edilmesine sebebiyet verebilir.
• Defterlerin Sahibi Lehine Kesin Delil Olma Şartları (HMK 222/2-3)
Bir tacirin kendi tuttuğu kayıtların kendi lehine delil teşkil edebilmesi için HMK 222/2 ve 3’teki şartların kümülatif (birlikte) gerçekleşmesi gerekir:
• Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olmalıdır.
• Uyuşmazlık, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmalıdır.
• Defterler kanuna uygun tutulmalı, açılış ve kapanış onayları tam olmalıdır.
Burada yapılan açıklamalar HMK 222 (5) fıkra ile karıştırılmamalıdır. İlgili fıkra “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” demektedir. Fakat bu madde ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olarak kullanıldığı durumlara ilişkindir. Başka bir deyişle yukarıda saydığımız şartlar ticari defterlerin karşılıklı incelenmesi durumu için gereken şartlardır. Tacir olmayan tarafın usulüne uygun tutulan ticari defteri de olamayacağı için defter sahibi lehine delil olma şartını hiçbir şekilde karşılayamayacaktır. İlgili fıkra anlatılırken bu konuya da bilahare değineceğiz.
Bir tacirin kendi tuttuğu kayıtların mahkemece "lehe delil" (kendi lehine ispat aracı) kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Peki tacirin defteri usulüne uygunsa ama karşı taraf defterini sunmazsa ne olur?
Karşı Tarafın Defterini İbraz Etmemesi: Eğer bir taraf usulüne uygun defterlerine dayanıyorsa ve karşı taraf haklı bir sebep olmaksızın kendi defterlerini sunmaktan kaçınırsa, defter sunan tarafın iddiaları ispatlanmış sayılır. Bu durum uygulamada farklı sonuçların çıkmasını da beraberinde getirir.
Karşı Tarafın Defterinde Kayıt Bulunmaması: Eğer karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş defterlerinde, uyuşmazlık konusu işleme dair hiçbir kayıt yoksa, bu durum defter sahibinin lehine delil teşkil etmesini engeller.
Kayıtların Birbiriyle Çelişmesi: Her iki tarafın usulüne uygun defterleri birbirinin aksini söylüyorsa, defterler birbirini çürütür ve uyuşmazlık diğer delillerle çözülür.
"Ticari davalarda... ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/793, K. 2024/149
"Derhâl yürürlüğe girme kuralı uyarınca ticari defterlerin ibrazının 222. Maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerektiği kabul edildiğinde, somut olayda Mahkeme tarafından, davalı tarafın ticari defterlerini sunması HMK'nın 222/1 maddesi uyarınca re'sen kararlaştırılmış ve ihtara rağmen davalı taraf defterlerini sunmamıştır. Bu durumda davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması, birbirini doğrulaması karşısında defterlerini ihtara rağmen ibraz etmeyen davacı lehine ve davalı aleyhine delil değeri taşıdığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirdi." YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2020/3246 K. 2022/1017 T. 11.2.2022
"Davalı tarafça kanuna uygun tutulmuş defter ibraz edilmediği durumda, davacı tarafın incelenen defter kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğu ve davanın kabulüne karar verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır." Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi E. 2021/52, K. 2021/1682
"Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesinin 2. Fıkrasındaki “kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulma, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olma ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasıdır.” hükmüne uygun olmaları aranmaktadır." Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1375, K. 2024/537, T. 04.03.2024
"Ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için HMK 222’deki tüm şartların eksiksiz ve kümülatif olarak gerçekleşmesi zorunludur. Maddede belirtilen tüm koşullar gerçekleşmedikçe defterlerin hükme dayanak teşkil etmesi mümkün değildir. Taraflar defterlerini yasaya uygun tutmuş olsalar bile, iki tarafın kayıtları birbirine aykırı ise ticari defterler delil vasfı kazanmayacaktır." Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/4864, K. 2017/3395, T. 05.06.2017
Eğer tarafların defterleri arasında bir fark varsa, sadece bir tarafın defterine bakılarak hüküm kurulamaz. Defter kayıtları çelişiyorsa, mal teslimi gibi olguların "teslim belgesi" veya "irsaliye" gibi diğer kesin delillerle ispatlanması gerekir.
"Ticari defterlerin lehine delil kabul edilebilmesi için karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Tarafların ticari defterleri arasında fark bulunması durumunda, fatura içeriğindeki mal veya hizmetin teslim edildiğinin davacı tarafça kesin delille ispatı zorunludur. Defterler arası uyuşmazlık halinde teslim olgusunun ispatlanamaması davanın reddini gerektirir." Denizli BAM 4. Hukuk Dairesi E. 2025/1308, K. 2025/1544
• Usulsüz Defterlerin Sahibi Aleyhine Delil Olması (HMK 222/4)
Defterlerin onaylarının eksik olması veya kayıtların birbirini doğrulamaması durumunda, bu defterler sahibi lehine delil olamaz. Ancak, bu usulsüz defterlerde karşı taraf lehine (sahibi aleyhine) bir kayıt varsa, bu kayıtlar geçerli bir delil (ikrar) sayılır. Bu durum ise "kayıtların bölünemezliği" ilkesinden kaynaklanır. Karşı taraf, defterdeki lehine olan kısımları kabul edip
aleyhine olanları reddedemez; defter bir bütün olarak değerlendirilir.
"Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur... Davacının kendi defterlerinin kapanış onaylarının bulunmaması karşısında ispat külfetini yerine getiremediği kabul edilmelidir." Yargıtay HGK E. 2013/2292, K. 2015/1341
"Yukarıda açıklandığı üzere, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Diğer taraftan davacı karşı tarafın ticari defterler ve kayıtlarına delil olarak da dayanmamıştır. Kaldı ki davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için mahkemece meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacı taraf davalının ticari defter ve kayıtlarına dayanmadığından ve kendi ticari defter ve kayıtlarının kapanış onaylarının bulunmaması karşısında davacının ispat külfetini yerine getiremediğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan yerel mahkeme kararının onanması gerekir." Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2292, K. 2015/1341, T. 13.05.2015
“Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.” Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/3826 E., 2022/1731 K.
4. Tacir Olmayanların Defterlere Dayanması ve İbrazdan Kaçınma (HMK 222/5)
HMK 222/5. fıkrası, ispat hukukunda çok önemli bir denge mekanizmasıdır. Bu hükme göre, bir tarafın ticari defterleri bulunmasa bile (yani tacir olmasa dahi), karşı tarafın ticari defterlerini delil olarak gösterebilir.
Daha önceden 2. başlık altında bu konuya değinmiştik. HMK 222/5 fıkrası hükmüne dayanarak tacir olmayan taraf, tacir olan tarafın ticari defterlerine dayanabilir. Bu fıkra hükmüyle beraber HMK madde 222’nin sadece tacirleri ilgilendirmediğini görmüş olduk.
Bunlara karşılık tacirin ticari defterleri ibraz etmemesinin sonuçları nelerdir ?
Bu durum, özellikle tüketicilerin veya tacir olmayan şahısların bir tacir ile olan uyuşmazlıklarında hayati önem taşır. Tacir olmayan taraf, karşı tarafın defterlerine dayandığında ve tacir olan taraf bu defterleri ibraz etmediğinde, mahkeme tacire bir ihtar gönderir.
Mahkemenin "defterini getir" emrinin içinde mutlaka "getirmezsen diğer tarafın iddialarını kabul etmiş sayılırsın" ihtarının (meşruhat) bulunması şarttır. Bu ihtar yoksa, yaptırım uygulanamaz.
Defterler ibraz edildiğinde mutlaka uzman bir bilirkişi tarafından TTK ve Vergi Usul Kanunu çerçevesinde incelenmeli, özellikle "kapanış tasdikleri"nin süresinde yapılıp yapılmadığı netleştirilmelidir.
İhtara rağmen tacir olan taraf defterleri ibraz etmez ise; bu durumda tacir olmayan tarafın iddialarını ispat ettiği kabul edilir. Tacir ticari defterlerini usule uygun tutmuş, defterlerde lehe olan hususlar olmuş olsa bile ihtara rağmen ibraz etmediği takdirde aleyhine olan sonuçlar doğabilir.
Tacir olmayan tarafın defterlere nasıl dayanmasını gerektiğini, uygulamadaki durumu örnek Yargıtay kararlarını okuyarak anlayabiliriz.
"Yargılamalara katılan davalı şirket vekili ise, ticari defterlerinin incelenmesine muvafakati olmadığını belirterek ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmemiştir. Bu durumda Mahkemece; HMK'nun 222/5. maddesi dikkate alınmak suretiyle davalı şirketlere; ‘ticari defterlerinin sunulması, aksi halde davacının iddialarının varit sayılacağı’ hususunda ihtarat yapılması, ticari defterlerin sunulması halinde defterler üzerinde tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde ise; 30.06.2011 tarih ve 71301 nolu faturanın davalılara ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu kabul edilerek davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir." Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/2311, K. 2017/15085, T. 01.11.2017
"6100 sayılı HMK 222/5 maddesi “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” hükmünü taşımaktadır. HMK'nın 222/5. maddesindeki düzenlemenin somut olaya uygulanabilmesi için, karşı tarafın ticari defterlerine dayanan tarafın başkaca hiçbir delile dayanmaksızın münhasıran karşı tarafın ticari defter kayıtlarına dayanması gerekmektedir." Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/4802, K. 2020/6865, T. 23.11.2020
"6100 sayılı HMK'un 222/5 maddesi uyarınca; dava açıldığında, davanın taraflarından biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin delilini, tacir olan karşı tarafın ticari defterlerine hasretmesi halinde uygulanır. Eğer taraf, delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyerek, karşı tarafın ticari defterlerinin yanısıra başka delillere de dayanmışsa, HMK'un 222/5 hükmü değil, HMK'nun 220. maddesi uygulanır." Yargıtay, 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/9592, K. 2012/15940, T. 05.11.2012
"Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/1505 Esas, 2015/679 Karar; 2016/3164 Esas, 2017/938 Karar sayılı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/6424 Esas, 2016/3931 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesi hükmüne göre taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Maddede ibrazdan kaçınma halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağı açık bir şekilde belirtilmiştir. İncelemeye konu davada da, davacı tarafça gerek dava dilekçesinde, gerekse cevaba cevap dilekçesinde açık bir şekilde HMK'nın 222/5 maddesine dayanıldığı, karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların kabul edileceği belirtilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2020/605, K. 2021/122, T. 20.01.2021
HMK 222. maddesi, ticari davaların "altın kuralı" niteliğindedir. Bir tacir için en büyük risk, defterlerini usulsüz tutmak veya mahkemenin ibraz emrine uymamaktır. Yargıtay ve BAM kararlarının ortak vurgusu; defterlerin lehine delil olabilmesi için kusursuz bir kayıt düzeni ve onay mekanizması gerektiği, aleyhe delil olabilmesi için ise sadece o kaydın varlığının yeterli olduğudur. Ticari davalarda başarı, sadece haklı olmak değil, bu haklılığı usulüne uygun tutulmuş ve mahkemeye eksiksiz sunulmuş ticari defterlerle taçlandırmaktan geçer.
Tüm bu konuları da içinde barındıran ders niteliğinde bir Yargıtay kararı;
“a-) Ticari defterlerin ibrazı:
HMK'nın 222/1. maddesi gereğince, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Yasa koyucu bu madde ile tacirlerin ticari işletmeleriyle ilgili işlemlerinden kaynaklanan davalarda tarafların delilleri arasında açıkça ticari defterlere dayanılmamış olsa dahi hakimin re'sen ticari defterleri inceleyebileceği ilkesini kabul etmiştir. Aynı ilke TTK'nın 85. maddesinde "Malvarlığı Hukukuna ilişkin olan özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir." denilmek suretiyle, HMK 222. madde hükümlerine paralel olacak şekilde teyit edilmiştir.
TTK'nın 83/2. maddesinde ticari defterlerin ibrazı hakkında HMK'ya atıf yapılmış ancak defterlerin ibrazından kaçınmanın yaptırımı düzenlenmemiştir. Yine HMK'nın 222/3. maddesinde tarafların ticari defterlerini mahkemeye ibraz usulü düzenlenmiş ancak ibraz edilmemesinin yaptırımı gösterilmemiştir. Bu nedenle doktrinde bu durumda belgelerin ibraz mecburiyetine ilişkin HMK 219 ve 220. maddelerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hakan Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku 15. Bası 2. Cilt s. 1826)
Diğer yandan HMK'nın 222/1. maddesi ve TTK'nın 85/2. maddesi gereğince ticari defterlerin mahkemece re'sen incelenebileceği yasa koyucu tarafından açıkça düzenlendiğine göre, yasa koyucunun defterleri ibraz etmeyen tarafla ilgili herhangi bir yaptırım öngörmediği düşünülemez zira ticari defterlerin resen ibrazına karar verilmesine rağmen tarafların defterlerin ibraz etmemeleri halinde mahkeme ara kararının yerine getirilmesi mümkün olamayacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği ilkesi gözönünde bulundurulmalıdır.
b-) Ticari defterlerin delil olması:
Tacirler ticari bir uyuşmazlıkta gerek kendi defterlerine gerekse karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanabilirler. Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna uygun olarak tutulmuş açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
aa-) Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması:
Ticari defterlerin ticari davalara delil olabilmesi için defter sahibinin defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırmış olması ve defterleri usulüne uygun tutulmuş olması defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutmuş bir başka deyişle usulüne uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarına aykırı olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi gerekir. Karşı taraf defterlerini usulüne uygun tutmuş olmasına rağmen ve her iki tarafın ticari defterleri birbirine aykırı kayıtlar içerdiği taktirde ispatla yükümlü olan taraf iddiasını başka delillerle ispat etmek zorunda kalacaktır.
Taraflardan biri ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesine rağmen karşı taraf ticari defterleri ibrazdan kaçındığı taktirde mahkeme defter ibrazını TTK 85 ve HMK 222/1. Maddeye göre resen emredebileceğinden HMK'nın 220. maddesi gereğince ibrazdan kaçınan tarafa ticari defterlerini ibraz etmeme hakkındaki delil ve belgelerini sunması defterleri bulamadığı taktirde nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklifinde bulunması defterleri ibrazına karar verilen tarafın kendisine verilen sürede defterleri ibraz etmez ve ibraz etmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemenin duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verilebileceği kabul edilmiştir.
bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması:
TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir.
c-) Ticari defterlere münhasır delil olarak dayanılması:
HMK'nın 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken 222. Maddenin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir. Yargılama aşamasında HMK'nın 196. maddesi gereğince karşı tarafın açık rızası olmaksızın diğer delillerden vazgeçilerek münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanılması mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası halinde iddiasını ispat etmek isteyen taraf karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanabilecektir.
Ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde iddiasını ispat etmek isteyen tarafın yalnızca HMK'nın 222/5. madde gereğince münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanma zorunluluğu olduğunu savunmak ticari uyuşmazlıklarda ispat güçlüğü doğurması yanında, elinde karşı taraf lehine olan belgeyi ibraz zorunluluğuna ilişkin HMK'nın 219. maddesi ve belgeyi ibraz etmemeye bağlanan sonuçları düzenleyen HMK'nın 220. maddesinin hükümlerini işlevsiz bırakacaktır. Yasa hükümlerinin uygulanmasını taraf iradesine bırakmış olacaktır. Kaldı ki, bu durum HMK 29. maddesinde düzenlenen ve yargılamaya hakim olan ilkelerden olan "dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünün" de ihlali niteliğindedir. Karşı taraf lehine kayıtları sunmaktan kaçınma imkanı verecektir.
HMK'nın 220. maddesinde belgenin ibrazından kaçınmanın haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı konusunda yemin teklif edilerek yeminin sonucuna göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın iddiasının kabul edileceğine ilişkin hakime taktir hakkı tanınmış ve diğer delillerle iddia ve savunmanın ispatlanabileceği düzenlenmiş iken, HMK 222/5. maddesine göre; iddiasını ispat etmek isteyen dilekçelerinin değişimi ve delil bildirme aşamasında diğer tarafın ticari defterlerine münhasıran (tek başına) delil olarak dayanmak suretiyle başkaca delillere dayanmamış olmalıdır. Başka delilleri olduğunu söyleyen HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz.
Bu kapsamda HMK'nın 220. maddesi ve 222. maddesi birbirinden farklı düzenlemeler olup, HMK'nın 220. maddesinde diğer delillere dayanma olanağı da bulunması nedeniyle hakimin diğer delilleri ve defterlerin ibraz edilmemesi olgusunu birlikte değerlendirmek suretiyle taktir hakkı bulunmaktadır. Buna karşılık, karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz edilmemesi durumunda defterlere delil olarak dayanmış taraf iddiasını kesin olarak ispat etmiş sayılacaktır." Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2158, K. 2022/2285, T. 20.04.2022
Av. Ömer ÇEBİ
Ömer KORAK





