KARARLAR

EDA DAVASI AÇMA İMKANI VARKEN TESPİT DAVASI AÇMAKTA HUKUKİ YARAR OLMADIĞINDAN DAVANIN REDDİNE

Davacı vekilince celsede, "Davanın konusu davacının işsizlik ödeneğine hak kazanıp kazanmadığının tespitine ilişkindir. Eda davası değildir. Tespit davası niteliğindedir" şeklinde beyanda bulunulduğu, davacının eda davası açma imkânı varken tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin buna ilişkin itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

9. Hukuk Dairesi

2025/6581 E., 2025/8131 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/593 E., 2025/755 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Giresun İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/53 E., 2024/10 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshine bağlı olarak G... Müdürlüğüne 08.11.2022 tarihinde işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlanmak için başvuruda bulunduğunu ancak talebinin haksız yere reddedildiğini, davacının 11.10.2022 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ve aynı tarihte arabulucuya başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde işverenle kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım ücret alacakları noktasında anlaşma sağlandığını ve ödemelerin yapıldığını, buna dair tüm belgelerin ibraz edilmesine rağmen Kurum tarafından işsizlik ödeneği başvurusunun reddinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek davalının hukuka aykırı işleminin iptali ile müvekkili adına işsizlik ödeneği bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının dava dışı işveren tarafından işten çıkış kodunun istifa olarak bildirildiğini, işsizlik ödeneği ödenebilmesi için iş sözleşmesinin işçinin kusuru dışında feshedilmiş olması gerektiğini, arabuluculuk tutanağında kıdem tazminatı hususunda taraflar anlaşmış olsalar da 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Pasif İşgücü Hizmetleri Genelgesi (2020/1) dikkate alındığında davacının başvurusunun reddedilmesinde herhangi bir hukuka ya da mevzuata aykırılık bulunmadığını ayrıca davacının talebinde hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin Kuruma gönderdiği 08.12.2022 tarihli yazıda da belirtildiği üzere davacının 12.10.2022 tarihinden itibaren işe devam etmediği, davacının arabulucuya başvuru tarihi 11.10.2022 olduğuna göre dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının arabulucuya başvurmak suretiyle iş sözleşmesini 11.10.2022 tarihinde eylemli olarak feshettiği, fesih tarihinden sonraki tarih için işverence işletileceği belirtilen devamsızlık prosedürüne itibar edilemeyeceği, yine işveren tarafından aynı yazıda bildirildiği üzere arabuluculuk ilk oturumu 17.10.2022 tarihinde yapıldığı için fesih tarihi olarak Kuruma 17.10.2022 tarihinin bildirildiği, Kurumun fesih tarihi olan 17.10.2022 tarihinden önce 11.10.2022 tarihinde arabulucuya başvurulduğu ve bu nedenle fesih nedeninin güncellenemeyeceğine dair ret gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı ile işverenin kıdem tazminatı ödenmesi yönünde de anlaştığı ve 44.000,00 TL kıdem tazminatının davacıya 25.11.2022 tarihinde ödendiği, davacının işsizlik ödeneği bağlanması için Kuruma süresi içerisinde başvurduğu ve aylık bağlanması için mevzuatta yer alan koşulları taşıdığı, Kurumun ret kararının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın yukarıda yer verilen mevzuat hükmüne uygun olduğu gerekçesiyle davacıya işsizlik ödeneği ödenemeyeceğine ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacının işsizlik ödeneğine hak kazandığının ve davacıya 8 ay süreyle, aylık net 3.319,52 TL işsizlik ödeneği ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın dava dilekçesinde "...işsizlik ödeneği başvurusunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline ve işsizlik ödeneğinin bağlanmasına karar verilmesi .." şeklinde talepte bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince sorulması üzerine davacı vekilince 11.01.2024 tarihli celsede, "Davanın konusu davacının işsizlik ödeneğine hak kazanıp kazanmadığının tespitine ilişkindir. Eda davası değildir. Tespit davası niteliğindedir." şeklinde beyanda bulunulduğu, buna göre davanın tespit davası olduğu, davacının eda davası açma imkânı varken tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin buna ilişkin itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmında açıkça işsizlik ödeneğinin bağlanmasına karar verilmesinin talep edildiğini, aynı talep sonucuyla açılan 3 emsal davanın eda davasıyla mündemiç tespit istemli olduğuna karar verilirken işbu dosya hakkında farklı karar verilmesinin isabetli olmadığını ve çelişkiye neden olduğunu,

2. Dava çeşidinin davacı tarafından hatalı nitelendirildiği durumda dahi alacağın tahsiline ilişkin bir talep içermesi hâlinde bu davanın eda davası olduğunun hâkim tarafından gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, işsizlik ödeneği bağlanması talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline ilişkin açılan davada hukuki yarar bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.