Hukukla ilgili en çok duyduğumuz sözlerden biri şu: “Geç gelen adalet, adalet değildir.”

Ama bence bu söz çoğu zaman sadece söylenip geçiliyor. Üzerine gerçekten düşünülmüyor.

Şöyle düşünelim; bir dava açıyoruz ve sonucunu almak için aylarca, hatta yıllarca bekliyoruz. Bu süreçte hayatımız devam ediyor ama aslında bir yerde takılı kalıyoruz. Çünkü o davanın sonucu bizim hayatımızı doğrudan etkiliyor.

Mesela hakkında suç isnadı olan birini düşünelim. Daha mahkeme kararı bile yokken insanlar o kişiye suçlu gibi bakabiliyor. İşini kaybedebiliyor, çevresi değişiyor, psikolojisi bozuluyor. Sonra yıllar sonra mahkeme “bu kişi suçsuz” diyor. Ama o geçen yıllar geri geliyor mu? Hayır ne yazık ki gelmiyor.

Aynı durum hukuk davalarında da var. Diyelim ki bir alacağımız var ve bunu almak için dava açtık. Haklıyız, bunu biliyoruz. Ama dava o kadar uzun sürüyor ki, biz o süreçte maddi olarak zorlanıyoruz. Belki borçlanıyoruz, belki hayat standartlarımız düşüyor. En sonunda mahkeme bizi haklı buluyor ama o zamana kadar zaten çok şey kaybetmiş oluyoruz.

Burada aklımıza şu soru geliyor:

Geç gelen bir hak gerçekten hak mıdır?

Adalet sadece doğru karar vermek değildir. Aynı zamanda o kararı zamanında verebilmektir. Çünkü insanların hayatı beklemiyor. Mahkeme dosyaları bekleyebilir ama biz bekleyemiyoruz.

Bir de şu var; artık davaların uzun sürmesini normal gibi görmeye başladık. “Zaten Türkiye’de davalar uzun sürer” diye bir düşünce oluşmuş durumda. Ama aslında bu hiç normal değil. Bu, sadece alıştığımız bir problem.

Adalet geciktiğinde sadece bir kişi zarar görmüyor. Toplumun da adalete olan güveni azalıyor. İnsanlar “nasıl olsa yıllarca sürecek” diye düşünmeye başlıyor. Hatta bazen hakkımızı aramaktan bile vazgeçebiliyoruz.

Daha kötüsü, bazen kendi adaletimizi kendimiz sağlamaya çalışıyoruz. Sosyal medyada linç etmek, insanları yargılamak gibi şeyler de biraz buradan çıkıyor bence. Çünkü hızlı sonuç istiyoruz ama hukuk bunu veremeyince başka yollar arıyoruz.

Tabii ki yargılamanın dikkatli yapılması gerekiyor. Hızlı olsun diye yanlış karar verilmesi de doğru değil. Ama bu, davaların bu kadar uzun sürmesini de haklı çıkarmaz.

Bence adaletin bir de “zaman” boyutu var ve bu çok önemli. Çünkü kaybedilen zaman geri gelmiyor. Hayatımızdan giden yılları hiçbir mahkeme geri veremez.

Sonuç olarak şunu düşünüyoruz:

Bir karar doğru olabilir ama geç verilmişse, o kararın adil olup olmadığı tartışılır.

Belki de en acı olan şu;

Bazı insanlar davayı kazanıyor ama o süreçte hayatlarından çok şey kaybediyor.

Bu yüzden bence gerçekten adaletli bir sistem, sadece doğru karar veren değil, aynı zamanda bunu zamanında yapabilen bir sistem olmalı.


Av. Begüm Gürel

Hukuk Fakültesi Öğrencisi Reyhan Dilan Bulut