T.C.

Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

2024/3306 E., 2025/1660 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/325 E., 2024/889 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/566 E., 2021/216 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı bankaların davalıdan alacaklı olması nedeniyle icra takibi başlattıklarını, müvekkilinin söz konusu alacakları temlik aldığını, davalının İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/264 Esas ve 2018/698 Karar sayılı dosyası ile murisi ...’ın mirasını reddettiğini, murisin malvarlığı olmasına karşın mirası reddin kötüniyetle ve müvekkilinin alacağını tahsil etmesini önlemek amaçlı olduğunu belirterek mirası reddin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesinde öngörülen 6 aylık hak düşürücü sürenin aşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

2. İlk Derece Mahkemesinin dava dilekçelerinde belirttikleri hukuki sebeplere bağlı kalmayarak somut olaya uygun Türk hukukunu uyguladığını,

3. Nitekim İlk Derece Mahkemesince "...Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Dava Davalının mirasın reddi yönündeki tasarrufi işlemin iptali talebine ilişkin olup Tasarrufun iptali şartları yönünden Mahkememizce inceleme yapılmış olup aşağıdaki izah vechile karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini,

4. İlk Derece Mahkemesinin kanundan doğan bu yetkisini kullanarak usul ve yasaya uygun bir karar vermiş olup 4721 sayılı Kanun'un 617. ve devamı maddelerine bağlı kalmadan reddi miras kararını bir tasarruf olarak değerlendirip bu tasarrufun da alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir eylem olduğundan bahisle tasarrufun iptaline dair hükümleri uyguladığını,

5. Bölge Adliye Mahkemesinin “...hakim hukuku re'sen uygular ilkesini..” ve taraf menfaatlerini açıkça göz ardı ederek dar bir yorum ile sonuca gittiğini, beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, mirasçının alacaklısı tarafından açılan mirası reddin iptali istemine ilişkindir.

4721 sayılı Kanun'un 609. maddesi şöyledir;

"Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.

Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir."
4721 sayılı Kanun'un 617. maddesi şöyledir;

"Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.

Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.

Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir."

21.07.2003 tarih ve 2003/5960 sayılı Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet Ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 39. maddesi şöyledir;
"Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Mirasçının mirası reddetmesi halinde, sulh hakimince düzenlenecek bir tutanakla reddeden mirasçının açık kimliği belirlenir ve ret beyanı mirası reddedene veya istem, bu konuda yetkisi olan vekil tarafından yapılmış ise vekiline imza ettirilip, hakim ve zabıt katibince imzalanır. Vekilin vekaletnamesi bu tutanağa eklenir.
Süresi içinde yapılan ret beyanı mahkemece tutulan özel kütüğe işlenir. Bu kütükte miras bırakanın adı ve soyadı ile ölüm tarihi, mirasın ret tarihi ve reddedenin adı ve soyadı, ret beyanını içeren tutanağın tarihi ve numarası ile mirasçılık belgesini veren mahkemenin esas ve karar numarası gibi hususlara yer verilir. Süresi içinde yapılmayan ret beyanları bu kütüğe yazılmaz.

Reddeden mirasçıya isterse, mahkemenin özel kütüğünün kayıt numarasını içeren, Mahkeme mührü ile mühürlenmiş ve zabıt katibi tarafından onaylanmış mirası reddettiğine ilişkin bir belge verilir."

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 36/5. maddesinde "dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır." düzenlemesi mevcuttur.

Somut olayda; davacı vekili, mirası reddin iptali davasını 13.12.2018 tarihinde açmıştır.

Öte yandan, 21.07.2003 tarih ve 2003/5960 sayılı Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 39. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasına göre süresi içerisinde yapılan mirasın reddi beyanın Mahkemece tutanakla belirlenerek özel kütüğe tescili gerekmektedir.

Dava konusu olayda ise; davalı mirasçı, 07.03.2018 tarihinde mirasın reddi beyanında bulunmuş ise de mirasın reddi beyanının tespit ve tesciline ilişkin karar 21.06.2018 tarihinde verilmiştir.

Aynı şekilde 21.06.2018 tarihli karar ile “...TMK’nun 609. ve Tüzüğün 39. maddeleri uyarınca red beyanının özel kütüğe işlenmesine,..” karar verilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki aleniyet ilkesi uyarınca, Mahkemece mirasın reddi beyanının tespiti ile özel kütüğe tesciline karar verilmediği sürece mirasın reddine ilişkin beyan aleniyet kazanamaz. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2013/148 Esas, 2014/62 Karar sayılı kararında da; 4721 sayılı Kanun'un sisteminin "ret tarihi"nin mirasın ret beyanın sulh hâkimine ulaşmasıyla tutanakla tespiti ile özel kütüğe tescil edilmekle alacaklılar tarafından mirasın ret beyanın derhal öğrenilebilme imkânını tanıdığı, alacaklıların sulh hukuk mahkemesi nezdinde yapacakları girişim ile mirasın reddi beyanın öğrenme imkanına sahip olduklarını belirtilmiştir. Bu durumda 4721 sayılı Kanun'un sistemi de nazara alındığında alacaklı için mirasın reddedildiğinin bilinebilme imkânı ancak kütüğe bu hususların yazılması ile mümkündür.

Tüm bu açıklamalara göre, 4721 sayılı Kanun'un 617. maddesindeki 6 aylık hak düşürücü sürenin, mirasın reddinin özel kütüğe kaydedilmesi tarihinden itibaren başlayacağı gözetilmeksizin, mirasın reddi davasının açıldığı tarih esas alınarak, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.