T.C.
Yargıtay 1
19. Ceza Dairesi
2019/30364 E., 2019/11098 K.
"İçtihat Metni"
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanıklar ..., ... ve ...'un, anılan Kanun'un 107/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52. (üçer kez) maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis (üç kez), 255.914,95 Türk lirası, 122.372,64 Türk lirası ve 83.320,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/10/2018 tarihli ve 2014/40 esas, 2018/732 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına yönelik mercii İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli ve 2019/80 değişik iş sayılı kararını aleyhine Adalet Bakanlığının 29/05/2019 gün ve 94660652-105-34-7333-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/06/2019 gün ve KYB-2019/59892 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanıkların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören... Teknoloji Yatırım A.Ş. (...) hisse senetleri üzerinde yapmış oldukları alım satım işlemleri ile yapay olarak sermaye piyasası araçlarının arz ve talebini etkileyip, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini uyandırarak fiyatları aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak biçiminde manipülatif faaliyetlerde bulunmak suretiyle piyasa dolandırıcılığı yaparak kar elde etme şeklindeki eylemlerine ilişkin olarak, merciince katılan kurumun zararının giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
Benzer olayla ilgili olarak, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 06/02/2012 tarihli ve 2010/6468 Esas, 2012/3206 Karar; 06/02/2012 tarihli ve 2011/850 Esas, 2012/3309 Karar; 16/01/2012 tarihli ve 2009/20772 Esas, 2012/2587 Karar; 21/06/2012 tarihli ve 2012/1548 Esas, 2012/19333 Karar; 27/02/2008 tarih, 2008/2218 Esas, 2008/2304 Karar sayılı ilamları ile Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 22/02/2017 tarihli ve 2016/10606 Esas, 2017/1513 Karar; 14/04/2016 tarihli ve 2015/6294 Esas, 2016/15295 Karar; 09/03/2016 tarihli ve 2015/5403 Esas, 2016/6634 Karar ve 10/02/2016 tarihli ve 2015/10843 Esas, 2016/1561 Karar sayılı ilâmlarında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki düzenleme ile "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, anılan Kanun'un 231/5. maddesi gereğince, sanıklar hakkında aynı kanunun 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilâmında yer alan; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." şeklindeki açıklama da nazara alındığında, her olaya özgü ayrı bir değerlendirme yapılarak maddî zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki diğer objektif ve subjektif şartların bulunması halinde, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağı hususunun tartışılması gerektiği, somut olayda sanıkların İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senetleri üzerinde manipülatif faaliyetlerde bulunarak maddî menfaat temin edildiği hususu belirlenmiş ise de, bu olaydan dolayı mağdur olanların kimler olduğu ve her bir mağdurun ne miktarda zarara uğradığı hususlarının basit bir inceleme ile ortaya çıkarılamayacağı ve Sermaye Piyasası Kanunu'na Muhalefet suçlarıyla ilgili, fiilin işlenmesi neticesinde mağduru belirlenmiş bir zarar veya kamusal anlamda somut bir zarar söz konusu olmadığı anlaşıldığından, 231. maddenin uygulanmasına engel şartların da bulunmadığı gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıkların hakkında, sabit görülen eylemleri nedeniyle uygulanmasına karar verilen fiile ilişkin kanuni dayanak olan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/1. maddesindeki düzenleme; “Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz.” şeklindedir. Sermaye piyasası araçlarına yönelik aldatıcı hareketlerden birisi olarak piyasa dolandırıcılığının suç olarak düzenlenmesiyle, bütünü itibariyle milli ekonomiye kaynak yaratan borsanın ve borsada faaliyet gösteren veya bu alanda ileride faaliyet göstermek isteyen yatırımcıların sahip olduğu veya olabilecekleri sermaye piyasası araçlarının değerlerinin yapay şekilde etkilenmesi tehlikesi önlenmek suretiyle, bir bütün olarak milli ekonominin korunması yanında bireysel yatırımcıların mali hakları da korunmak istemektedir. Dar anlamda yani suçun doğrudan mağdurunun ise sermaye piyasalarının ve dolayısıyla ekonominin etkin ve rekabetçi kurallar çerçevesinde yürümesinde çıkarı bulunan tüm bireyler ile suça konu halka açık ortaklık nezdindeki karları veya malvarlıkları azaltılan ya da artması engellenen kişiler olduğu kuşkusuzdur. (BAŞTÜRK, İhsan: "Türk Sermaye Piyasası Hukukunda Örtülü Kazanç Aktarımı Yasağına Aykırılık Suçu" D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C.21, Özel Sayı, 2019, s. 876)
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nın 231/5. maddesi gereğince, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "… hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/05/2015 tarih ve 2013/3-546 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararında; “Zararın herhangi bir araştırma yapılmaksızın herkes tarafından kolaylıkla belirlenebileceği durumlarda sanığın, zarar görenin talebi veya mahkemenin ihtarı olmaksızın kendiliğinden zararı gidermesi gerekmektedir. Bunun yanında, bazı olaylarda zararın tespiti teknik bilgi gerektirdiğinden, ancak konunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla belirlenebilmektedir. Bu gibi durumlarda zararın miktarı hâkim tarafından belirlenemiyorsa, bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve zararın karşılanması konusunda iradesini gösteren sanıktan belirlenen bu miktar zararı giderip gidermeyeceği açıkça sorulduktan sonra, sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı tartışılmalıdır.”
Bu açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlıkta, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, sanıkların kanuna aykırı eylemleri neticesinde elde ettikleri menfaatin belirlenmiş olduğu, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için zararın giderilmesi şartının da gerçekleşmesi gerektiği, atılı suçtan bireysel yatırımcılar, halka açık ortaklıklar ve milli ekonominin de bir bütün olarak zarar gördüğü nazara alındığında, suçtan doğan zararın ülkenin ekonomik varlığının mümessili olan Hazine’ye ödenmesinin zorunluluk arzettiği, bu itibarla İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30/10/2018 tarihli ve 2014/40 Esas, 2018/732 Karar sayılı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, zararın giderilmesi şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kaldırılmasına dair, mercii İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli ve 2019/80 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması karşısında,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 11/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.