T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
2021/1584 E., 2022/882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVACILAR : ... V.D.
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve alacak davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilince istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın reddine dair verilen karar davacılar vekilince duruşma istekli olarak yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.02.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ...... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları ...'ın 9924 parseldeki 2, 5 ve 6 no.lu bağımsız bölümleri ölünceye kadar bakma akdiyle eşit paylarla oğulları olan davalılara temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise, ayrıca dükkan olarak kullanılan dava konusu taşınmazlardaki menkul mal ve malzemelerin değerlerinin tespiti ile şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, birçok hastalığı nedeniyle uzun süredir tedavi gören mirasbırakanın maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarıyla ilgilendiklerini, bakım yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiklerini, mirasbırakanın 17 yıl boyanca davalı ...’le birlikte yaşadığını, dava konusu dükkanların aslında kendileri tarafından kurulup işletildiğini, ancak muris baba ve annelerinin emekli olabilmesi için mirasbırakan adına tescil edildiğini, yıllarca kendi emekleri ile işlerini büyüttüklerini, ayrıca mirasbırakanın başkaca taşınmazlarının da bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre ölünceye kadar bakma akdinin gerçeği yansıtmadığı, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili; lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; Yerel Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, mirasbırakanın ölümü ile terekesinde Bornova’da iki taşınmaz, Karaburun ve Mordoğan'da arsalar, kamyonet ve hisse senedinin bulunduğunu, Mahkemece temlik dışı bu taşınmazların değerinin belirlenmediğini ve dikkate alınmadığını, mirasbırakanın mal kaçırma amacı olsaydı bu taşınmazlarını da devredeceğini, mirasbırakanın bakıma ihtiyacının olduğunu ve bakım yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, temlikin muvazaalı olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 14/12/2020 tarihli ve 2019/1388 E., 2020/947 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında adına kayıtlı başkaca taşınmazlarının ve aracının bulunduğu, bunları da davalılara devir edebilecekken devretmediği, davacı tanıklarının da temlikin muvazaalı olduğuna dair bir beyanda bulunmadıkları, diğer delillerle de muvazaanın ispatlanamadığı, mirasbırakanın gerçek irade ve amacının bakımını sağlamak olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.2 maddesi gereğince hüküm ortadan kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, mirasbırakanın gerçek amacının bakımını sağlamak değil, ölümünden sonra dava konusu dükkanların davalılara kalması için bağış amacıyla temliki gerçekleştirdiğini, davacı tanıklarının da bu doğrultuda beyanda bulunduklarını, mirasbırakanın terekesindeki diğer taşınmazların değerinin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazların ise çok değerli olduğunu, mirasbırakanın dava konusu dükkanlar içindeki menkul mallar için de sözleşme imzalayarak davalılara devrettiğini, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla dükkandaki menkul malların değerinin 1.253.631,59 TL olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, ayrıca aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin de fazla olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve alacak istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun'un 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Bilindiği gibi; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK m. 614 ).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1942 doğumlu mirasbırakan ...’ın 06.01.2016 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak çocukları olan davacılar ... ile davalı oğulları ...’ın kaldığı, mirasbırakanın maliki olduğu dava konusu 9924 parseldeki 2, 5 ve 6 no.lu bağımsız bölümleri 20.02.2014 tarihinde noterde düzenlenen ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile davalı oğullarına devrini kararlaştırdığı, 28.01.2016 tarihinde ise anılan sözleşmeye dayalı olarak taşınmazların 1/2’şer payla davalılar adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Somut olayda, mirasbırakanın ölümü ile terekesinde İzmir/Karaburun’da 2 adet arsa, İzmir/Bornova’da 1 adet arsa ve davaya konu aynı parseldeki 3 no.lu bağımsız bölümün bulunduğu kayden sabittir.
3.3.3. Hal böyle olunca, mirasbırakanın terekesinde bulunan taşınmazların temlik tarihindeki değerleri keşfen saptanıp, çekişme konusu taşınmazların tüm malvarlığı içindeki oranı belirlenerek, temlikin makul sınırlar içinde kalıp kalmadığının ve mirasbırakanın temlikteki gerçek amacının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
3.3.4. Kabule göre de; davacılar tarafından harcı tamamlanan değer üzerinden davalılar yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken yargılama sırasında harcı tamamlanmayan değer üzerinden fazla avukatlık ücretine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.