T.C.
Yargıtay
1. Ceza Dairesi
2022/7317 E., 2023/4154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/753 Esas, 2019/2323 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 ... maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2015 tarihli ve 2014/2 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 ... maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2015 tarihli ve 2014/2 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararının katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/753 Esas, 2019/2323 Karar sayılı kararı ile, sanığın suçunun olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesi ile, sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 ... maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi, bozma ilâmına göre karar verilmesi gerektiğine, suçun olası kastla işlendiğine,
Sanık Müdafinin Temyiz İstemi, suçun sübuta ermediğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde Patnos Sulh Ceza Mahkemesince verilen önleme kararı kapsamında kolluk görevlileri tarafından yol uygulaması yapıldığı esnada, maktulün idaresindeki ... plakalı aracın durmayarak kaçması sonucu sanık ... ile temyiz dışı sanık ...' ın ekip araçları ile maktulün kulllandığı aracı takip etmeye başladıkları, maktule dur ikazında bulunulduğu ancak aracın durmayıp kaçmaya çalıştığı sırada temyiz dışı sanık ...'ın ekip aracını maktulün aracının arkasına doğru kırdığı, sanık ...'un ise aracını köy yolu tarafında durduğu araçtan inerek durdurmak amaçlı havaya ateş ettiği, maktulün durmayıp tekrar kaçmaya çalışması üzerine, sanık ...'un kendisini geriye doğru atarak maktulün kullandığı aracın sol arka tarafından 15 metre mesafeden araca doğru ateş ettiği sırada, temyiz dışı sanık ...'ın da havaya uyarı ateşi açtığı, sanık ...'un maktulün aracına doğru sağ arka tarafından araç lastiğine ateş ettiği, maktulün aracının sol arka camının kırık olduğu, dolayısıyla temyiz dışı sanık ...'tan çıkan mermilerin maktule isabet etmediğinin maktule isabet eden merminin sanık ...'un silahından çıkan mermi olduğunun anlaşıldığı olayda, polis memuru olan sanık ...'un maktulü öldürme kastı ile hedef olarak ateş ettiğine dair yeterli kanıt bulunmadığından sanığın bilinçli taksirle öldürme suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2. Sanığın savunması, tanık beyanları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 14.02.2013 tarihli otopsi raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi'nce tanzim olunan
18.04.2014 tarihli rapor, Jandarma Genel Komutanlığı'nca tanzim olunan 10.06.2013 tarihli uzmanlık raporu, kollukça tutulan tutanaklar, olay yeri inceleme raporu ve krokisi, sanığın adli sicil kaydı dava dosyasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin direnme kararı, Hukuki Süreç (2) nolu paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/244 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/753 Esas, 2019/2323 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Tüm dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre; suç tarihinde Patnos İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli sanığın da aralarında bulunduğu kolluk ekibinin, Patnos Sulh Ceza Mahkemesince verilen önleme araması kararı kapsamında Patnos Bölge Trafik İstasyonu önünde gerekli trafik levha ve işaretlerini koymak suretiyle önleme araması ve yol kontrolü yaptıkları, aracında gümrük kaçağı sigara yüklü olduğu sonradan anlaşılan maktulün, kontrol noktasına geldiğinde işaret edilmesi üzerine önce yavaşladığı, daha sonra hızlanarak kaçmaya başladığı, sanığın da aralarında olduğu kolluk görevlilerinin iki ayrı araçla maktulün aracını kovalamaya başladıkları, bir müddet sonra maktulün aracının, Suluca köyü sapağının bulunduğu yerde sıkıştırıldığı, sanık ...'un araçtan indiği, maktulün iki araç arasından köy yolu istikametine aracıyla saparak kaçmak istediği, bu arada diğer araçta bulunan ...'ın da indiği, sanık ...'un, maktulün aracının sol tarafından, ...'ın ise sağ tarafından görev silahları ile ateş ettikleri,
sanık ...'un önce havaya ateş ettikten sonra devamında, yaklaşık 15 metre mesafeden maktulün aracına ateş ettiği, maktulün aracının sol arka kapı camını kırarak geçen merminin boyun arka sol tarafına saplandığı, tedavi altına alınan maktulün olaydan yaklaşık üç ay sonra öldüğü, atış pozisyonuna göre, aracın sol tarafından ateş eden sanık ...'un yaptığı atışa bağlı olarak maktulün vurulduğu hususunda kuşku bulunmadığı anlaşılmıştır.
Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2015 tarihli ve 2014/2 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 ... maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve 2019/753 Esas, 2019/2323 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/244 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Dairemizce direnme kararının temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu sanığın eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle direnme kararı yerinde görülmediğinden dairemiz bozma kararının oy çokluğu ile düzeltilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 87/4. maddesinde düzenlenmiş bulunan “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ” suçunu oluşturduğundan Dairemiz sayın çoğunluğunun kararına değişik gerekçe ile katılmıyoruz.
Doğrudan kast ve olası kast 5237 sayılı TCK'nin 21 maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 21. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde kast; “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış, aynı Yasa maddesinin 2. fıkrasında ise; “kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır” denilmek suretiyle “olası kast” tanımına yer verilmiştir.
Kasten öldürme suçunun manevi unsuru genel kasttır. TCK’nin 21/1. maddesine göre "kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." öldürme kastı açısından önemli olan, ölüm neticesinin bilinmiş ve istenmiş olmasıdır. Failin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, sonucu kabullenerek eylemi gerçekleştirirse olası kast vardır. Fail öldürme kastı ve düşüncesi ile hareket ederek, bilerek ve isteyerek doğrudan doğruya hedef aldığı kimseyi öldürürse doğrudan kastla öldürmeden, öldürme kastı ile hareket etmekte ve öldürmeye istediği kimselerin yanında başkalarının da ölebileceğini öngörmekte, ancak bu sonucunda doğmasını kabullenmekte ve bu sonucun doğmayacağını ... etmekle yetinmekte ise, bu sonucun gerçekleşmesini göze almış sayılacağından olası kastla öldürmeden sorumlu olacaktır. Kastın niteliğinin tespiti açısından önemli olan, ölüm neticesinin bilinmiş ve istenmiş yada öngörülen neticenin açıkça istenmese de, kabullenilmiş, göze alınmış buna razı olunmuş olmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarına göre muhakkak görülen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi durumunda doğrudan kast, öngörülen olası neticenin meydana gelmesinde kayıtsız kalınması durumunda olası kastın mevcut olduğu belirtilmiştir. Eyleme bağlı olarak ortaya çıkacak netice objektif olarak “mutlak” veya “muhakkak” ise, artık failin kişisel anlamda sonucu olası kabul etmesinin bir önemi yoktur. Failin eylemi doğrudan kasıt altında gerçekleştirdiğinin kabulü gerekir. Somut olayda kastın olup olmadığı ve niteliğinin tespiti mahkemece tespit edilecektir.
Taksirdeki düzenlemeye bakıldığında; kural olarak suç, ancak kastla işlenebilir, fakat, yasada açıkça gösterilen hallerde suçlar taksirle de işlenebilir. Taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır.
Öte yandan, olası kastın, başka bir ayırıcı unsura yer verilmemesi nedeniyle, TCK'nın 22. maddesinin 3. fıkrasında; “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” şeklinde tanımlanan bilinçli taksirle karıştırılabileceği hususu öğretide dile getirilmiş ise de, yasa koyucu, madde metninde yer vermediği “kabullenme” ölçütüne, madde gerekçesinde; “olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir” şeklinde açıklama yapmak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak ölçütü ortaya koymuştur. Gerek olası kast, gerekse bilinçli taksirde netice fail tarafından öngörülmektedir. Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ... edilmekte, olası kastta ise bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmektedir. Olası kastta fail öngördüğü sonucun meydana gelmesini kabullenip, sonucun meydana gelmemesi için herhangi bir önlem almazken, bilinçli taksirde fail neticeyi öngörmesine rağmen, şansa veya başka etkenlere, hatta kendi bilgi veya becerisine güvenerek öngörülen sonucun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmektedir.
Bu açıklamalara göre; muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi halinde doğrudan kast, öngörülen olası neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet verilmesi halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülemediği hallerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ise, TCK'nın 23/1. maddesinde; “Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir” biçiminde düzenlenmiştir.
Burada fail, yaralama suçuna kastetmekte, fakat eylem ölümle sonuçlanmaktadır. Bir başka deyişle, failin kastettiğinden daha farklı bir netice meydana gelmektedir. Failin, meydana gelen fakat kastetmediği bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için; netice açısından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekmektedir. Kişi bu neticenin meydana gelmesinden taksirle de sorumlu tutulamıyorsa, sadece nedensellik bağının bulunmuş olması, o kişiyi neticeden sorumlu tutmamız için yeterli olmayacaktır.
5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan kast-taksir kombinasyonunun, özel hükümler arasında işlerlik kazandığı maddelerin başında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu düzenleyen TCK'nın 87. madde gelmektedir. 86. maddenin 1. veya 3. fıkrasına uyan bir eylemi kasten işleyen fail, bu fiilinin neticesi olarak ölümün meydana geldiği hallerde, 87. maddenin 4. fıkrası uyarınca sorumlu tutulacaktır. Diğer taraftan; failin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan sorumlu tutulabilmesi için açıkça yaralamaya dönük bir eylemde bulunması şart olmayıp, olayın olağan seyri ve gelişmesi sonucu yaralamanın meydana gelebileceğini öngörebilir durumda olmasına rağmen, hareketine devam etmesi ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana gelmesi de yeterlidir.
Somut olay, bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; Sanığın olay günü yol kontrol noktasında görevli kolluk görevlileri ile birlikte “dur” ihtarına uymayarak, aracı ile kaçmakta olan maktulün aracını takip ettiği yol sapağına geldiğinde maktulün aracının önüne geçtiği maktulun aracıyla köy yoluna girmesi üzerine maktulun aracının arkasından, durdurmak gayesiyle önce havaya, sonra maktulün aracının bulunduğu istikamete doğru ateş ettiği sırada, kurşunlardan birisinin isabet etmesi sonucu maktulün ölümüne neden olduğu olayda, Sanığın kastının maktulün kaçmasını engellemeye yönelik olduğu, bu nedenle sanığın eyleminde, maktule öldürme kastı ile hedef alarak ateş ettiğine, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğine dair maktulü kasten öldürmesini gerektirecek bir neden ve delil bulunmadığı anlaşılmıştır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı 16. maddesinin yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Aracındaki gümrük kaçağı sigaralarla yakalanmak istemeyen maktulün kaçmaktan ibaret eylemi nedeniyle vurularak öldürülmek suretiyle yakalanmasını gerektirecek nitelikte, PVSK'un 16. maddesi uyarınca silah kullanmayı gerektiren koşulların oluşmadığı, bu nedenle olayda TCK'nin 24. maddesi kapsamında hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte sanığın, bilerek ve isteyerek maktulü durdurmak amacıyla ateş etmesi karşısında, eyleminin taksirli olduğunun kabulü de mümkün görülmemiştir.
Kolluk görevlisi olan sanığın dur ihtarına rağmen aracıyla kaçan maktulü durdurmak gerekirse yaralı olarak yakalamak amacıyla elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktulün kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda maktulün yaralanabileceğini öngörüp kabullendiği, ortaya çıkan kastın yaralamaya yönelik olduğu, ancak sanığın ölüm sonucunu öngörüp kabullendiğine dair kesin bir delil de bulunmadığından eylemin olası kasıtla işendiğinin kabulü de mümkün görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 gün ve 2011/1-840 Esas, 2012/214 Karar ile 04.05.2010 gün ve 249-108 sayılı kararlarında ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin emsal kararlarında kabul edildiği üzere;
2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının 16. maddesinde belirtilen “silah kullanma” koşullarının gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlar göz önünde bulundurulduğunda; kaçmak isteyen maktulü durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktulün kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktule isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü, ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği görülmektedir.
Bu nedenle, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 87/4. maddesinde düzenlenmiş bulunan “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiğinden Dairemiz sayın çoğunluğunun eylemin olası kasıtla işlendiğine dair görüşüne iştirak etmiyoruz.