01 Nisan 2026 Tarihli ve 33211 Sayılı Resmî Gazete yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu md. 162’de yer alan: “Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi halinde Devlet, sözleşmeyi notere rücu eder.” hükmü iptal edildi.
Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2025 tarihli, 2025/209 esas - 2025/276 karar sayılı kararı
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/209
Karar Sayısı:2025/276
Karar Tarihi:25/12/2025
R.G. Tarih - Sayı:1/4/2026-33211
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU: 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasa’nın 10., 13., 35., 40., 90. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un dava konusu kuralların da yer aldığı 13. maddesiyle 1512 sayılı Kanun’un ikinci fıkranın eklendiği 162. maddesi şöyledir:
“Noterlerin Hukuki Sorumlulukları
Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.
(Ek fıkra: 23/6/2022-7413/13 md.) Taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterler de sorumludur. Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder. Notere karşı açılacak davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Noter, birinci ve ikinci fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 8/9/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. AYIRMA VE ESASA KAYIT KARARI
2. 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına ilişkin davanın E.2022/107 sayılı davadan ayrılmasına, yeni bir esasa kaydedilmesine ve esas incelemenin bu yeni esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 10/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV. ESASIN İNCELENMESİ
3. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
4. 1512 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak ve bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ile giderleri ödemesi hâlinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh vermek ve taşınmaz satış sözleşmesi yapmak noterlerin görevleri arasında sayılmıştır.
5. Anılan Kanun’un 61/A maddesinde ise noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesi düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
6. Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının dava konusu birinci ve ikinci cümlelerinde taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zarardan noterlerin de sorumlu olduğu, bu zararın devlet tarafından ödenmesi hâlinde devletin sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edeceği öngörülmüştür.
7. Bu itibarla kurallar uyarınca noter tarafından düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden dolayı meydana gelen zarardan noter de sorumlu olacak ve anılan zararın tazmini için doğrudan notere dava açılabilecektir. Zararın devlet tarafından ödenmesi durumunda ise ödenen tutar sözleşmeyi düzenleyen notere rücu edilecektir.
B. İptal Talebinin Gerekçesi
8. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallar uyarınca taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini talebiyle doğrudan notere karşı dava açılabileceği ve anılan zararın devlet tarafından ödenmesi durumunda kusuru bulunmasa dahi notere rücu edilmesinin mümkün olduğu, bu itibarla kuralların kamu görevlilerinin ilgililere verdikleri zararların tazmini için ancak devlete karşı dava açılabileceğini ve devletin ödediği tazminatı kusuru bulunan kamu görevlilerine rücu edeceğini öngören anayasal hükümlerle bağdaşmadığı, ayrıca tapu sicilinin tutulmasından doğan ve devlet tarafından ödenen zararın kusuru bulunmayan tapu memurlarına rücu edilemediği gözetildiğinde kuralların eşitlik ilkesiyle çeliştiği, kurallarla noterlerin yanı sıra taşınmaz satış sözleşmesinin taraflarının da mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu durumun temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmaların normlar hiyerarşisinde kanunun üzerinde olduğunu öngören anayasal hükümle bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 10., 13., 35., 40., 90. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Birinci Cümle
9. Anayasa’nın 40. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” denilmiştir.
10. Anılan maddeye ilişkin olarak Danışma Meclisince kabul edilen metnin gerekçesinde özetle; temel hak ve özgürlüklere yönelik ihlalin resmî görevliler tarafından görevlerinin ifası sırasında yapılmış olmasının bu görevliler için bir mazeret oluşturmayacağı, ihlalden doğan zararın devletçe ödeneceği ve devletin bu ödeme nedeniyle sorumlu görevliye rücu hakkının bulunduğu ifade edilmiştir.
11. Anayasa’nın 129. maddesinin beşinci fıkrasında “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” denilmiştir.
12. Söz konusu maddede kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri her türlü kusurdan kaynaklanan tazminat davalarının muhatabının idare olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bununla birlikte kusuruyla idareyi zarara uğratan kamu görevlisinin sorumluluğu ortadan kaldırılmamış, idarenin ödediği tutarı sorumlu kamu görevlisine rücu etmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Nitekim maddeye ilişkin Danışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesinde kamu görevlilerinin görevleriyle bağlantılı olarak kusurlu eylem ve işlemleriyle idareye verdikleri zarardan sorumlu tutulmalarının esas itibarıyla uygulanmakta olan bir ilkenin tekrarı olduğu belirtilmiştir (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015, § 114).
13. Kamu görevlilerinin hükmedilen tazminat miktarını tam ve zamanında ödeyememe ihtimali gözetildiğinde idarenin, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurdan doğan zararın tazminiyle yükümlü kılınmasının davacıların zararının karşılanması bakımından bir güvence oluşturduğu kuşkusuzdur (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015, § 115).
14. Buna göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ilgililere verdikleri zararlardan dolayı doğrudan bu görevlilere dava açılması mümkün değildir. Başka bir ifadeyle anılan zararın kamu görevlisi tarafından tazmin edilmesini öngören ve bu kapsamda doğrudan kamu görevlisine dava açılmasına imkân tanıyan düzenlemeler söz konusu anayasal hükümlerle bağdaşmayacaktır.
15. Kuralda noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı meydana gelen zarardan noterlerin de sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır.
16. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 706. maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmî şekilde düzenlenmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesinin birinci fıkrasında da taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi gerektiği öngörülmüştür.
17. Öte yandan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesinin birinci fıkrasında tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğu, ikinci fıkrasında ise devletin ödediği tutarı zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu edeceği belirtilmiştir.
18. Kuralın gerekçesinde özetle, 1512 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde yapılan değişiklik ve anılan Kanun’a eklenen 61/A maddesinde taşınmaz satış sözleşmesinin noterler tarafından da yapılabilmesine imkân tanındığı, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bütün zararlardan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca devletin sorumlu olduğu ve devletin zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu yetkisinin bulunduğu, kuralda noterler tarafından düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden doğan zararlar bakımından devletin asli sorumluluğunun korunduğu ancak bu zararlardan noterlerin de 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin birinci fıkrasında yer alan esaslar uyarınca kişisel olarak sorumlu tutulduğu, bu bağlamda zarara uğrayanın devlete veya notere karşı dava açmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir.
19. Buna göre kuralda noterlerce düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan zararların tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar kapsamında görüldüğü, anılan zararlardan devletin yanı sıra noterlerin de sorumlu tutulduğu ve bu kapsamdaki tazminat taleplerinin doğrudan noterlere yöneltilmesine imkân tanındığı anlaşılmaktadır.
20. Anılan Kanun’un 1. maddesinde noterliğin bir kamu hizmeti olduğu, noterlerin hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendireceği ve kanunlarla verilen başka görevleri yapacağı hükme bağlanmıştır.
21. Kanun’un 3. ve 4. maddelerinde iş yoğunluğunda artış görülen yerlerde birden çok noterliğin açılması ve kapatılması ile noterliklerin sınıflandırılması hususlarında Adalet Bakanlığına (Bakanlık) yetki tanınmıştır.
22. 4/a maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise noterin sınıfının yükselebilmesinin adalet müfettişi tarafından hakkında düzenlenen son hâl kâğıdında olumlu kanaat belirtilmesine bağlı olduğu öngörülmüştür.
23. 6. maddenin ikinci fıkrası ile 17. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine göre noterlik belgesi düzenlemeye Bakanlık yetkili olup noterler 24. ve 27. maddeler uyarınca Bakanlık tarafından atanmaktadır.
24. 37. maddede ilk defa noterliğe atananların işe başlamadan önce bağlı bulundukları asliye hukuk veya münferit sulh mahkemesinde kendilerine verilen görevi doğru ve tarafsız olarak yapacaklarına dair vicdan ve namusları üzerine ant içecekleri, bu hususta düzenlenecek üç nüsha tutanağın bir nüshasının Bakanlığa gönderileceği, diğer nüshalardan birinin Cumhuriyet savcılığında öbürünün ise noterlikteki dosyada saklanacağı belirtilmiştir. 39. maddenin birinci fıkrasında da noterlerin noterlik mührü ile imza örneklerini bulundukları yer valiliklerine göndermekle yükümlü oldukları ifade edilmiştir.
25. 40. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde noterlik dairesinin resmî daire sayılacağı, 41. maddede noterliklerde kullanılan evrak ve defterlerle diğer büro malzemesinin temin edilmesinin ve belgelerin imhasının devlet daireleri hakkındaki hükümlere tabi olduğu düzenlenmiştir.
26. 50. maddenin birinci fıkrasında yargı mercilerinin vereceği işlerle, ilim ve hayır kuruluşları başkan ve üyelikleri ile hakemlik ve vasiyeti tenfiz memurluğu saklı kalmak şartıyla hiçbir hizmet ve görevin noterlikle birleşemeyeceği, 51. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde noterlik dairesinde günlük çalışmanın o yerdeki diğer resmî dairelerle birlikte başlayacağı, 54. maddede ise noterlerin görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları kanunların emrettiği hâller dışında açıklamayacakları hükme bağlanmıştır.
27. 55. maddede noterlik evrak ve defterlerinin gizliliğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, 83. maddenin birinci fıkrasında noterlik işlemlerinin ilke olarak noterlik dairesinde yapılacağı öngörülmüştür.
28. 57. maddenin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde noterlere yıllık izinlerinin Bakanlık tarafından verileceği, 59. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise anılan maddede öngörülen hastalık izni süreleri sonunda iyileşemeyen noterlerin görevine Bakanlıkça son verileceği ifade edilmiştir.
29. 71. maddenin üçüncü fıkrasında noterlerin yıllık gelir, gider ve teminat tutarını gösteren cetveli Türkiye Noterler Birliğinin (Birlik) yanı sıra Bakanlığa göndermekle yükümlü oldukları belirtilmiş, 76. maddede de noterlerin yasaklılık hâlleri düzenlenmiştir.
30. 82. maddede noterlik işlemlerinin resmî nitelikte olduğu öngörülmüş, ayrıca düzenleme biçiminde yapılmış işlemlerin içeriğinin, onaylama biçiminde yapılmış işlemlerin de imza ve tarihinin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, diğer noterlik işlemlerinin ise aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
31. 112. maddenin birinci fıkrasında noterlerin yaptıkları işlemlere ait harç üzerinden hesaplanacak ücretleri ile vasiyetname ve vakıf senedi düzenlenmesinden alınacak ücretlerin, yazı, bir dilden diğer dile veya bir yazıdan diğer yazıya çevirme, karşılaştırma, tescil, emanetlerin saklanması ve kanunlarında harç, vergi ile resimlerden bağışık olduğu yazılı işlemler ve defter onaylanması ile Kanun’un ücret alınmasını öngördüğü sair işlemlerden alınacak ücretler ve noterler ile imzaya yetkili vekillerinin yol ödeneğinin Birliğin görüşü alındıktan sonra Bakanlık tarafından düzenlenecek tarifeyle belirleneceği ifade edilmiştir.
32. 121. maddede noterliklerin Bakanlık ve Birliğin gözetim ve denetimi altında bulunduğu düzenlenmiştir. 122. maddenin birinci fıkrasında noterliklerin Cumhuriyet savcılarının devamlı denetimi altında olduğu, yılda en az bir defa teftiş edileceği, münferit sulh mahkemesi yanındaki noterliklerin bu mahkemenin bağlı bulunduğu asliye mahkemesinin Cumhuriyet savcılığının denetimine tabi olduğu, ikinci fıkrasında ise noterliklerin adalet müfettişleri tarafından da denetlenebileceği öngörülmüştür.
33. Soruşturma veya kovuşturma sebebiyle noterleri işten el çektirmeye Bakanlığın yetkili olduğu, soruşturma yapılmasını gerektiren hâllerde soruşturmanın adalet müfettişleri veya Cumhuriyet savcılarınca yaptırılacağı, noterler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile disiplin cezalarının itiraz üzerine Bakanlıkça inceleneceği, itiraz üzerine Bakanlığın verdiği kararın kesin olduğu, disiplin cezalarının Bakanlığın onayıyla kesinleşeceği, para cezaları dışındaki disiplin cezalarının Bakanlık tarafından yerine getirileceği, noterlerin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlar ile görevlerini yerine getirmeleri sırasında veya görevleri sebebiyle kendilerine karşı işlenen suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayıldıkları, görev suçları sebebiyle noterler hakkında kovuşturma yapılabilmesinin Bakanlığın iznine tabi olduğu, yetersizlik sebebiyle noterlerin görevlerine son vermenin Bakanlığın yetkisi kapsamında bulunduğu ve noterlik işlem formüllerinin Bakanlığın onayına tabi olduğu 123., 124., 131., 140., 141., 145., 151. ila 153., 196. ve 200. maddelerde düzenlenen diğer hususlardır.
34. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Serbest meslek erbabı:” başlıklı 66. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde ise noterlerin serbest meslek erbabı sayılacağı öngörülmüştür. Bununla birlikte 1512 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca noterliğin bir kamu hizmeti, noterlik dairesinin ise resmî daire olması, noterlerce yapılan işlemlerin resmî işlem sayılması, noterlerin atama, yükselme, sınıflara ayrılma ve denetimlerinin Bakanlıkça yapılması ve ücret tarifelerinin de Bakanlık tarafından belirlenmesi nedeniyle noterlerin özel teşebbüs olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır (AYM, E.1979/5, K.1979/29, 19/6/1979).
35. Bu bağlamda hukuki güvenliği sağlamak ve hukuki anlaşmazlıkların çıkmasını önlemek amacıyla bizzat düzenlemek veya onaylamak suretiyle işlemlere resmiyet kazandırmak, başka bir deyişle hukuki işlem güvenliğini sağlamak noterlerin aslî ve temel işlevidir. Dolayısıyla noterlik, klasik kamu hizmeti olan adalet hizmetinin bir parçasını oluşturmaktadır (AYM, E.2022/110, K.2023/115, 22/6/2023, § 34).
36. Nitekim Anayasa Mahkemesi anılan Kanun’da yer verilen düzenlemeleri gözönünde bulundurmak suretiyle noterliğin Anayasa’nın 70. maddesi kapsamında bir kamu hizmeti olduğunu kabul etmiştir (AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 25). Anayasa’nın anılan maddesine ilişkin Danışma Meclisinin kabul ettiği metnin gerekçesinde “Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileri ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümler getirilmiştir.” denilmiştir.
37. Buna göre noterliğin kamu hizmeti ve noterlerin kamu görevlisi oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesi nedeniyle meydana gelen zararların kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ortaya çıkan zararlar kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerekir.
38. Bu itibarla kural kapsamında noterler tarafından taşınmaz satış sözleşmesinin düzenlenmesinden dolayı oluşan zararın tazmini talebiyle doğrudan noterler aleyhine dava açılmasına imkân tanınmasının resmî görevlilerin haksız işlemlerinden kaynaklanan zararın devletçe tazmin edileceğini ve kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ilgililere verdikleri zararın tazmini talebiyle ancak idare aleyhine dava açılabileceğini öngören anayasal hükümlerle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural Anayasa’nın 40. ve 129. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10., 13., 35. ve 90. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
2. İkinci Cümle
40. 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle anılan fıkranın ikinci cümlesinin uygulanma imkânı kalmamıştır.
41. Açıklanan nedenle söz konusu cümle 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu cümle yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
V. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
42. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
43. 1512 sayılı Kanun’un 162. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın kalan kısmının ve söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “…ve ikinci…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
44. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın birinci ve ikinci cümlelerine yönelik yürürlüğün durdurulması taleplerinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE 25/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesiyle 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun;
A. 162. maddesine eklenen ikinci fıkranın;
1. Birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
2. Kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,
B. 162. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…birinci fıkra…” ibaresinin “…birinci ve ikinci fıkralar…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “…ve ikinci…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,
25/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan Kadir ÖZKAYA |
Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN |
Başkanvekili Basri BAĞCI |
||
|
Üye Engin YILDIRIM |
Üye Rıdvan GÜLEÇ |
Üye Recai AKYEL |
||
|
Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ |
Üye Selahaddin MENTEŞ |
Üye İrfan FİDAN |
||
|
Üye Kenan YAŞAR |
Üye Muhterem İNCE |
Üye Yılmaz AKÇİL |
||
|
Üye Ömer ÇINAR |
Üye Metin KIRATLI |
|||