140 konuşmacının katılımıyla, 39 oturum olarak planlanan sempozyumun açılışında TBB Başkanı Sağkan’ın yanı sıra Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, Yargıtay Birinci Başkanvekili Adem Albayrak, İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer, Türkiye Noterler Birliği Başkanı Serdar Arat ve Ankara Barosu Yasa İzleme Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şebnem Akipek Öcal birer konuşma gerçekleştirdi.

TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir’in “Eşya Hukuku – Dijital Varlıklar” konulu 2. Oturumun başkanlığını yaptığı sempozyuma; TBB Genel Sekreteri Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Bayram, Türk Hukuk Kurumu Başkanı Av. Nail Gürman, Yargıtay üyeleri, hakimler, avukatlar, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri katıldı.

“MEDENİ KANUN, EŞİT YURTTAŞLIĞIN İLÂNIDIR”

TBB Başkanı Sağkan, Cumhuriyet’in en köklü ve en cesur adımlarından biri olduğunu vurguladığı Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün, Cumhuriyet’in ilânı ile eşdeğer bir dönüşümün ve devrimin simgesi olduğunu ifade ettiği konuşmasında şunları söyledi:

“Cumhuriyet, Medeni Kanun aracılığıyla yurttaşı dinî statüler üzerinden değil, eşit hak ve yükümlülükler temelinde tarif etmiş; hukukun merkezine bireyi yerleştirmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun kabulü, eşit yurttaşlığın ilânıdır.

Medeni Kanun’un sosyal hayatta taşıdığı değeri kavramak için, düzenlediği alanlara bakmak yeterlidir. Kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku başlıkları altında, insanın doğumundan ölümüne kadar hukuk düzeni içindeki yeri belirlenmektedir. Bir çocuğun soybağı, bir kadının malvarlığı üzerindeki tasarrufu, eşlerin birbirine karşı sorumlulukları, mirasın paylaşımı, taşınmazın mülkiyeti gibi hayatın en temel meseleleri, Medeni Kanun’un çizdiği sınırlar içinde şekillenmektedir. Bu nedenle Medeni Kanun, yalnızca özel hukukun bir dalı değil; sosyal hayatın hukuki omurgasıdır.

Cumhuriyet’in ilk Medeni Kanun’u ile kadınlar hukuken eşit bireyler olarak tanınmış, resmî nikâh zorunluluğu getirilmiş, tek eşlilik esası kabul edilmiş, miras ve malvarlığı alanında eşitlik yönünde tarihsel bir adım atılmıştır. Bu kazanımlar kendiliğinden ortaya çıkmamış; Cumhuriyet iradesinin ve kadınların yıllara yayılan hak mücadelesinin sonucunda hukuk düzenine yerleşmiştir. Daha sonraki yıllarda yapılan reformlarla, özellikle 2002 değişiklikleriyle, eşitlik ilkesi daha da güçlendirilmiş; aile içinde eşlerin eşitliği açık biçimde norm hâline getirilmiştir.

Türkiye Barolar Birliği olarak daha önce yaptığımız açıklamalarda da vurguladığımız üzere, Medeni Kanun Cumhuriyet’in hukuk devriminin mihenk taşıdır ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşma ülküsünün en önemli adımlarından biridir.”

“MEDENİ KANUN, CUMHURİYET’İN TOPLUMSAL SÖZLEŞMESİDİR”

Sağkan, Medeni Kanun’un taşıdığı değerlerin mücadelesinin sempozyumun başlığında da yer aldığı üzere yüz yıllık bir mücadele olduğunu ve bugün de devam ettiğini ifade ettiği konuşmasında, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesinde, kadın-erkek eşitliğinin tam anlamıyla hayata geçirilmesinde ve bu perspektifte kamusal politikaların oluşturulmasında Medeni Kanun’un eşitlikçi ruhu her defasında referans noktamızdır” şeklinde konuştu.

“Aslında Medeni Kanun’un yeni yüz yılına ilerlerken meselemiz kazanımların korunmasından ibaret olmamalı” diyen Sağkan, “Dijitalleşme, biyoteknoloji, uluslararası göç ve sınır aşan miras ile malvarlığı ilişkileri gibi yeni gerçeklikler, medeni hukukun da kendini yeniden düşünmesini gerektiriyor. Ancak bu yenilenme, temel ilkelerden ödün verilerek değil; eşitlik, insan onuru ve laiklik temelinde ilerleyerek mümkün olabilir. Medeni Kanun’u savunurken, onu çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde, hak eksenli bir anlayışla geliştirmek de görevlerimiz arasında olmalıdır” sözlerini kullandı.

Sağkan, “Yüz yıl önce atılan adım, bu topraklarda bireyin kula kul olmaktan yurttaş olmaya geçişinin hukuki ifadesiydi. Medeni Kanun, bireyi cemaatin içinde eriyen bir varlık olmaktan çıkarıp, hak sahibi, eşit ve sorumlu bir özne olarak tanımladı. Bu yönüyle Medeni Kanun, Cumhuriyet’in toplumsal sözleşmesidir. Türkiye Barolar Birliği olarak Cumhuriyet devrimlerinin, kadınların ve çocukların kazanılmış haklarının, laik ve demokratik hukuk devletinin yanında durmaya devam edeceğiz” dedi.