KARARLAR

KÖTÜNİYETLİ MARKA BAŞVURUSU - DAVALININ DAVACININ ESKİ ÇALIŞANI OLMASI

Davalının Davacının Eski Çalışanı Olduğu ve Davacının Markasında Yer Alan Çatı Figürünün Neredeyse Aynısının Davalı Marka Başvurusunda Kullanıldığı Taraflar Arasındaki İlişki Gözetildiğinde Figürün Davalı Başvurusunda Tesadüfen Yer Aldığının Söylenemeyeceği/Davalının Söz Konusu Şekil Unsurunu Kendi Markasının İçinde Tali Unsur Olarak Kullanarak Davacının Markasından Haksız Olarak Yararlanmayı Amaçladığı ve Bu İtibarla Dava Konusu Marka Başvurusunun Kötü Niyetli Olduğu

Abone Ol

T.C.

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

E. 2023/1492

K. 2025/1722

T. 25.9.2025

* YİDK KARARININ İPTALİ VE MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ İSTEMLERİ ( Davalının Davacının Eski Çalışanı Olduğu ve Davacının Markasında Yer Alan Çatı Figürünün Neredeyse Aynısının Davalı Marka Başvurusunda Kullanıldığı Taraflar Arasındaki İlişki Gözetildiğinde Figürün Davalı Başvurusunda Tesadüfen Yer Aldığının Söylenemeyeceği/Davalının Söz Konusu Şekil Unsurunu Kendi Markasının İçinde Tali Unsur Olarak Kullanarak Davacının Markasından Haksız Olarak Yararlanmayı Amaçladığı ve Bu İtibarla Dava Konusu Marka Başvurusunun Kötü Niyetli Olduğu )

* DAVALININ DAVACININ ESKİ ÇALIŞANI OLMASI ( Davacının Markasında Yer Alan Çatı Figürünün Neredeyse Aynısının Davalı Marka Başvurusunda da Kullanıldığı Bu Figüratif Unsurun Davalı Başvurusunda Asli Unsur Olarak Kullanılmasa da Özgün Nitelikteki Şekil Unsurunun Taraflar Arasındaki İlişki Gözetildiğinde Davalı Tarafından Tesadüfen Seçildiğinin Düşünülmesinin Hayatın Olağan Akışına Uymadığı/Davalının Söz Konusu Şekil Unsurunu Kendi Markasının İçinde Tali Unsur Olarak Kullanarak Davacının Markasından Haksız Olarak Yararlanmayı Amaçladığı Anlaşılmakla Mahkemece Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Gereği )

* DAVACI MARKASINDA YER ALAN ÖZGÜN NİTELİKTEKİ ŞEKİL UNSURU ( Davacının Markasında Yer Alan Çatı Figürünün Neredeyse Aynısının Davalı Marka Başvurusunda da Kullanıldığı/Bu Figüratif Unsurun Davalı Başvurusunda Asli Unsur Olarak Kullanılmasa da Özgün Nitelikteki Şekil Unsurunun Davalının Davacının Eski Çalışanı Olduğu da Gözetildiğinde Davalı Başvurusunda Tesadüfen Yer Aldığının Söylenemeyeceği - Mahkemece Dava Konusu Başvurunun Kötü Niyetli Yapıldığı Gözetilerek Davanın Kabulüne Karar Verilmesi Gereği )

* KÖTÜNİYETLİ MARKA BAŞVURUSU ( Davalının Davacının Eski Çalışanı Olduğu Davacının Marka Hakkına Tecavüz Suçundan Davalı Hakkında Suç Duyurusunda Bulunduğu Soruşturma Dosyasında Alınan Bilirkişi Raporunda Davacı Markasında Yer Verilen Çatı Figürünün Davalı Tarafından Aynen Kullanıldığının Açıklandığı Bu Rapordan Yaklaşık İki Ay Sonra Dava Konusu Başvurunun Yapıldığı/Davalının Şekil Unsurunu Kendi Markasının İçinde Tali Unsur Olarak Kullanarak Davacının Markasından Haksız Olarak Yararlanmayı Amaçladığı ve Bu İtibarla Dava Konusu Marka Başvurusunun Kötü Niyetli Olduğu Kanaatine Varıldığı )

6769/m.6

ÖZET: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

Davalının, davacının eski çalışanı olduğu, bu işinden ayrıldıktan sonra kendi iş yerini açtığı, davacının, davalı iş yerinde kullanılan işaret nedeniyle marka hakkına tecavüz suçundan davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğu, soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacı markasında yer verilen çatı figürünün, davalı tarafından aynen kullanıldığının açıklandığı, bu rapordan yaklaşık iki ay sonra dava konusu başvurunun yapıldığı, her ne kadar taraf markalarının asli unsurları itibariyle aralarında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik yok ise de davacının markasında yer alan çatı figürünün neredeyse aynısının, davalı marka başvurusunda da kullanıldığı, bu figüratif unsurun, davalı başvurusunda asli unsur olarak kullanılmasa da özgün nitelikteki şekil unsurunun, taraflar arasındaki ilişki de gözetildiğinde, davalı başvurusunda tesadüfen yer aldığının söylenemeyeceği, diğer bir deyişle, davacı markasında yer alan çatı şekil unsurunun, davalı tarafından tesadüfen seçildiğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uymadığı, davalının söz konusu şekil unsurunu, kendi markasının içinde tali unsur olarak kullanarak, davacının markasından haksız olarak yararlanmayı amaçladığı ve bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 Tarih ve 2022/480 Esas - 2023/217 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR :

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkiline ait 2020/04237 ve 2021/092660 Sayılı "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/085561 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın doğru olmadığını, davalının müvekkilinin markasına tecavüzde bulunduğunu, bu nedenle davalıya 06.01.2021 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve tecavüzünü sonlandırmasının istenildiğini, davalının buna rağmen tecavüzünü sonlandırmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalının iş yerinde kullandığı markanın, müvekkili adına tescilli 2020/04237 Sayılı marka ile çok benzer olduğunun açıklandığını ve davalı aleyhine şekilde kullandığının tespit edildiğini, davalı aleyhinde Babaeski 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ceza davasında, davalının mahkumiyetine karar verildiğini, yine davalı aleyhine markaya tecavüz davasının da ikame edildiğini, davalının bu süreçler sonrasında dava konusu başvuruyu yaptığını, davalı başvurusunun müvekkili markası ile benzer olduğunu, davalının daha önce müvekkilinin iş yerinde çalıştığını, neredeyse binlerce alternatif var iken "..." kelimesini ve logoyu bilinçli tercih ettiğini, davalının kötü niyetinin korunmaması gerektiğini, yazıların italik ve fontların aynı olduğunu, çatı figürünün de aynı bulunduğunu, "..." kelimesinin aynen alındığını, görsel açıdan ilk bakışta markalar arasında bir benzerlik olduğunu, müvekkilinin 2009 yılından bu yana işletmesinde "... mobilya" adını kullandığını, davalı başvurusunun bu haliyle müvekkili markasının devamı, serisi gibi algılanacağını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-12623 Sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, davacının markasının 07.12.2020 tarihinde tescil edildiğini, bu nedenle uzun süredir bu markanın kullanıldığı iddiasının yanıltıcı olduğunu, davacının öncelikle "... mobilya" ibaresini tescil ettirmek için başvuru yapmak istediğini ancak bu şekilde markanın tescil edilemeyeceğini öğrenmesi üzerine "..." olarak yeni bir marka yarattığını ve başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin fiili kullanımlarının bu davanın konusu olmadığını, davacı beyanlarının aksine alınan bilirkişi raporlarında, müvekkilinin başvuru konusu ettiği işaret ile davacı yanın markalarının benzer görülmediğini, benzer görülenin kısa bir süre için müvekkili iş yerinde asılı kalan tabelalardaki kullanım olduğunu, Babaeski 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/599 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, "Drc ... Mutfak Banyo" markası ile tescilli "..." markası arasında ayırt edici esaslı unsurlar bulunduğunun ve iltibas oluşmadığının açıklandığını, dava konusu başvuru ile davacı markasının renkleri, yazı puntoları, yazı stilleri, ilk izlenimleri ve hatta şekillerinin dahi tamamen farklı olduğunu, davacı markasında "Babaeski ..." kelimesi öne çıkarken, müvekkili markasında "Drc ..." ibaresinin ön planda yer aldığını, müvekkili markasındaki çatı görselinin geri planda kaldığını, markalar arasında yeterli ve belirgin düzeyde farkların mevcut olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında ortalama zeka, dikkat ve seçicilik düzeyindeki tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalının marka başvurusunu kötü niyetli olarak yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin maliki olduğu "..." markasına tecavüz oluşturacak şekilde işletmesinde "..." ibaresini kullandığını, işletmesini "... mutfak banyo" ve "özdizayn mutfak banyo" olarak işlettiğini, tabelasında ve kartvizitlerinde "..." ibaresini kullandığını, bunun yanında "..." ibaresini de müvekkili ile aynı şekilde tertip ettiğini ve müvekkili markasında kullanılan çatı figürüne de birebir aynı olacak şekilde markasında yer verdiğini, davalı hakkında Babaeski 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/599 E. sayılı dosyası nezdinde kamu davası açıldığını, bu davada davalının, müvekkili markasına tecavüz suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, davalının, soruşturma dosyasında bilirkişi raporu alındıktan sonra kötü niyetli bir şekilde müvekkili markası ile iltibas oluşturacak şekilde dava konusu başvuruyu yaptığını, öte yandan taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde de benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 Sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2021/04237 Sayılı "..." ibareli marka arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu ve bu ibarenin, taraf markalarında ortak olarak kullanılmasının, markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, yine taraf markalarındaki şekil unsurlarının ise tali nitelikte kullanıldığı ve ayırt ediciliğe katkılarının düşük bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

2-)Davacı tarafça, davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı da ileri sürülmüş olup mahkemece de, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olayın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalının kötü niyetli bulunmadığı kabul edilmiş ise de Dairemizce bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyumlu görülmemiştir.

6769 Sayılı SMK'nın 6/9 maddesinde, kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir. Aynı zamanda bu durum, SMK'nın 25/1. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğü nedenidir. Yasada kötü niyete ilişkin bir açıklama olmamakla birlikte Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında, marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edileceği açıklanmıştır. Kötü niyetin varlığının her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davalı ...'nın, davacının eski çalışanı olduğu, bu işinden ayrıldıktan sonra kendi iş yerini açtığı, davacının, davalı iş yerinde kullanılan işaret nedeniyle marka hakkına tecavüz suçundan davalı hakkında 09.02.2021 tarihinde suç duyurusunda bulunduğu, soruşturma dosyası kapsamında alınan 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı markasında yer verilen çatı figürünün, davalı tarafından aynen kullanıldığının açıklandığı, bu rapordan yaklaşık iki ay sonra 10.06.2021 tarihinde ise dava konusu başvurunun yapıldığı, her ne kadar yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere taraf markalarının asli unsurları itibariyle aralarında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik yok ise de davacının 2020/04237 Sayılı markasında yer alan çatı figürünün neredeyse aynısının, davalı marka başvurusunda da, "..." kelimesinin üzerinde olacak biçimde kullanıldığı, bu figüratif unsurun, davalı başvurusunda asli unsur olarak kullanılmasa da özgün nitelikteki şekil unsurunun, yukarıda özetlenen taraflar arasındaki ilişki de gözetildiğinde, davalı başvurusunda tesadüfen yer aldığının söylenemeyeceği, diğer bir deyişle, davacı markasında yer alan çatı şekil unsurunun, davalı tarafından tesadüfen seçildiğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uymadığı, davalının söz konusu şekil unsurunu, kendi markasının içinde tali unsur olarak kullanarak, davacının markasından haksız olarak yararlanmayı amaçladığı ve bu itibarla dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları Dairemizce yerinde görülmüştür.

Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-)Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-)Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüyle Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 tarih ve 2022/480 Esas - 2023/217 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-)Davanın KABULÜ ile YİDK'in 29.09.2022 tarih, 2022-M-12623 Sayılı kararının İPTALİNE,

4-)Dava konusu 2021/085561 Sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,

5-)Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6-)Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7-)Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.300,00.TL bilirkişi ücreti, 200,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 193,00.TL tebligat ve posta giderleri, 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 4.431,00.TL yargılama giderine 80,70.TL başvurma harcı, 80,70.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.592,40.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

8-)Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

9-)Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),

10-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

Kaynak: kazanci.com