T.C.
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2024/390
K. 2025/691
T. 19.6.2025
* HİSSE DEVRİNDE TEMLİK BEYANININ YAZILI ŞEKİLDE YER ALMAMASI NEDENİYLE DEVRİN GEÇERSİZLİĞİ ( Anonim Şirketlerde Nama Yazılı Payların Devri İçin Yazılı Temlik Beyanı ve Zilyetliğin Devri Gerekli Olduğu/Devir İşleminin Yalnızca Yönetim Kurulu Kararına Dayanmasının Hukuken Geçersizlik Sonucu Doğuracağı - Hisselerin Fiilen Devredildiğine Dair Yazılı Bir Sözleşme veya Temlik Beyanı Olmadığından Devrin Yok Hükmünde Olduğu )
* TİCARET SİCİLİ İLANININ BULUNMAMASI VE DEVRİN ALENİYET KAZANMAMASI ( Davacının Devre İcazet Verdiğine veya Kabul Ettiğine Dair Bir Delil Olmaması Karşısında TMK Md.2 Uyarınca Hakkın Kötüye Kullanıldığından Söz Edilemeyeceği )
* YOK HÜKMÜNDEKİ HİSSE DEVİRLERİNE DAYANILARAK YAPILAN SONRAKİ DEVİRLERİN DE GEÇERSİZ OLMASI ( Geçersiz Devir Nedeniyle Payların Davacı Adına Tesciline Karar Verilmesi Gereği )
6102/m.647
ÖZET: Dava, anonim şirketteki ortaklık paylarının devrine ilişkin işlemlerin geçersizliğinin tespiti, davacının şirketteki pay sahibi olduğunun tespiti, payların adına tescili ve kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacıya ait 199.975 payın yasanın aradığı şekle uygun olarak yani yazılı devrinin gerçekleşmediği, şekil şartına uyulmaksızın gerçekleşen devrin batıl olup işlemin hukuki sonuç doğurmayacağı, yok hükmünde olduğu, bu bağlamda davacıya ait 199.975 payın usulüne uygun olarak dava dışı ve davalıya devredildiğinden bahsedilemeyeceği gibi batıl olan 12/12/2013 tarihli yönetim kurulu kararında zikredilen pay devrine dayanılarak yapılan sonraki tüm devir işlemlerinin de yok hükmünde olacağı anlaşılmakla, davacının dava konusu davalı şirkette 199.975 pay sahibi olduğunun tespiti ve davalı şirketin davalıya ait 200.000 adet payının , 199.975 adedinin iptali ile, 199.975 adet payın davacı adına davalı şirketin pay defterine işlenmesi yönünde mahkemece karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki şirket ortaklığının tespit ve tescili, ortaklık kar payı alacağının tahsili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR : DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davacının mütevvefa eşi ...'nun ... Giyim Peyzaj Tur. İnş. Ltd. Şti.'nin tür değiştirmesi ile .... Tur. Müh. İnş. A.Ş.'ni kurduklarını, kuruluş üzerinden bir yıl daha geçmeden davacının eşi şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan ...'nun 14/02/2014 tarihinde vefat ettiğini, şirkette pay sahibi olarak iddia edilen ...'nun da 14/09/2014 tarihinde vefat ettiğini, davacının hem eşi hem oğlunun peş peşe vefatı nedeniyle mal varlıklarını denetleyemediğini, aile şirketlerinin davacının izni ve bilgisi dışında davalı ...'nun himayesine alındığını, davacının hisse devirlerini yapmadığını, yapılmış ise bilgisi/izni dışında imzasının kullanıldığını bildirerek davalı ... Turizm Mühendislik İnşaat AŞ.'de davacıya ait hisselerin devrine ilişkin işlemlerin geçersiz olduğunun tespitine ve hisse devrinin iptaline, geçersiz devri onaylayan ... Turizm Mühendislik İnşaat AŞ. yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun tespitine ve ilgili yönetim kurulu kararının iptaline, davalı ... Turizm Mühendislik İnşaat AŞ.'de davacının murisleri ... ve ...'na ait hisselerin devrine ilişkin işlemlerin de geçersiz olduğunun tespitine ve murislerce yapıldığı iddia olunan hisse devirlerinin iptaline, devirlerin ve yönetim kurulu onay kararlarının geçersizliği dolayısıyla davalı ... Turizm Mühendislik İnşaat AŞ.'de mevcut şirket hisse senetlerinin davacıya ait olduğunun tespitine ve hem başlangıçtaki payının hem de miras dolayısıyla intikal edecek payının davacı adına tesciline, davacıya ait hisse payının tespiti ve tescili halinde, hissedar davacının yokluğunda gerçekleşen şirketin tüm genel kurul kararlarının iptaline, davacının hisse payının mevcudiyeti yönünde kanaat oluşur ise davacıya ödenmeyen kar payları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL'sinin davalı şirketten alınarak ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, bu hususların tespiti halinde ... Turizm Mühendislik İnşaat AŞ.'ye kayyım atanmasına ve şirket yönetiminin kayyım eliyle yürütülmesine, mahkemece aksi kanaatte olur ve asıl talepleri kabul edilmez ise terditli talebinin incelenmesine, davacıya ait olup devredildiği iddia olunan hisselerin ödenmeyen devir bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL'sinin devralan olduğu iddiasında bulunan ...'ndan alınarak ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yokluğunda gerçekleşen davalı şirketin tüm genel kurul kararlarının iptaline yönelik talebinin mahkemenin 20/09/2022 tarihli celsesinde (7) numaralı ara kararı uyarınca tefrik edilerek Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/671 Esas sayılı sırasına kaydedildiği ve yargılamasının bu dosya üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir.
Yine mahkemenin 07/11/2023 tarihli celsesinde, davacının dava dilekçesinin, kayyum tayini ile şirketin yönetiminin kayyum eliyle yürütülmesine dair (10) numaralı talep sonucu bakımından davanın heyete tevdi edilmek üzere tefriki ile dosyanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/842 Esas sayılı sırasına kaydedildiği ve yargılamasının bu dosya üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hangi genel kurul kararının neden iptalini istediğini, söz konusu karar ile hangi menfaatini ihlal edildiğini izah etmediğini, 15/12/2013 tarihinden sonra davacının şirkette hissesi bulunmadığından genel kurula katılma hak ve yetkisinin söz konusu olmadığını, davacının genel kurul kararlarının iptalini isteyebilmesi için öncelikle kesin olarak hak sahipliğini kanıtlaması gerektiğini, şirkette hali hazırda hissedar olmadığını, 15/12/2013 tarihli ... nezaretinde yapılan yönetim kurulu toplantısında ... ve ... hisselerinin ailenin iki çocuğu arasında eşit olarak bölüştürüldüğünü, ...'nun ortak olmayan yönetim kurulu üyesi sıfatı ile temsil ve ilzama devam ettiğini, 29/08/2014 tarihli yönetim kurulu toplantısında ...'nun tüm hisselerin ...'na devrettiğini, bu işlemlerin hak sahiplerinin sağlıklarında yapıldığını, terekeye konu hissenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine, haksız yere sahtelik iddiasından ötürü müvekkilinin zararlarını tazmin amacıyla HMK'nun 213. maddesi gereğince davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından iddianın ileri sürülüş şekline göre, davalı şirketin toplam 200.000 adet payının 199.975 adedine sahip iken haberi olmadan oğlu olan davalı ...'ya devredildiğini öğrendiğini iddia edilerek eldeki davanın ikame edildiği anlaşılmış ise de, davacıdan davalı oğlu ...'ya yapılan hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunca onaylandığı 15/12/2013 tarihinden eldeki davanın açıldığı 03/06/2021 tarihine kadar aradan geçen 8 yıla yakın sürede davacının 200.000 paydan 199.975 adedini haiz olmakla hâkim ortağı olduğu davalı şirketin işleyişinden haberdar olmaması, davalı şirkete gönderilen Ankara 17. Noterliği'nin 22/01/2021 tarih ve 1938 yev. nolu. ihtarnamesi dışında sorgulamaması, toplantıları takip etmemesi, ortaklıktan doğan haklarını kullanmaması vs. hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi davacının ortaklıktan çıkma iradesini de gösterdiği, keza şirketin pay durumuna ve genel kurul toplantısına dair ilk olarak 28/02/2014 olmak üzere takip eden yıllarda TTSG'de olağan ve olağanüstü durumlara dair sair ilanların yapıldığı, ilanı yapılan hususların davacının pay durumunu ve hâkim ortağı olduğu şirketin yönetim ve temsilini de ilgilendirdiği, bu halde davacının mevcut durumdan haberdar olmadığına yönelik iddiasının kabulüne olanak bulunmadığı ve ticaret sicilinin olumlu etkisi (TTK madde 36) dolayısıyla tescil ve ilan edilen hususların davacıyı da bağlayacağı tabii olduğundan sonuç olarak; davacının aradan geçen uzun zamanda sessiz kalmakla eldeki davanın ikamesinde TMK madde 2'ye uygun hareket ettiğinin söylenemeyeceği, ezcümle; davacının sahtelik iddiasının yerinde olmayıp davacıdan oğlu olan davalıya yapılan pay devrinin geçerli olduğu, bu kabule göre davacının terditli olarak talep edilen pay bedelinin ödenmesi istemi değerledirildiğinde, sahtelik iddiasının yerinde olmadığı karşısında bu talebin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup davalının süresinde usulüne uygun zamanaşımı definde bulunduğu ve dava tarihi itibariyle de devir bedelinin tahsili istemi bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, davacının devir konusu pay bedelinin tahsili isteminin de kabulüne olanak bulunmadığı, bundan başka, aynı gerekçelerle ve davalı ...'ya yapılan usulüne uygun hisse devir tarihleri itibariyle vefatları sırasında hissedar olmayan davacının murislerinden davacıya geçmesi gereken bir payın da mevcut olmadığı anlaşılmakla, son tahlilde, davacı tarafından eldeki davada ileri sürülen tüm talepleri bakımından haklılığı kanıtlanamayan davanın reddine, davalıların HMK'nın 213/1. hükmü gereğince tazminat istemlerine gelince, davacının sahtelik iddiasının yerinde olmadığı sabit olmakla beraber, bu iddia nedeniyle HMK'nın 213/1. hükmü gereğince uğranılan bir zararın varlığı kanıtlanamadığından davalıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkette davacıya ait payların nama yazılı olduğunu, davacı ile ... veya davalı ... arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, devre ilişkin sadece yönetim kurulu kararı bulunduğunu, bu kararda da tek imzanın ...'na ait olduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davacının devre ilişkin iradesinin bulunmadığını, davacının hisselerini devretmediğini, yerel mahkemece davacının ilgili devir işlemlerinden haberdar olmadığının TMK m. 2 uyarınca dürüstlük ilkesine aykırı olduğu değerlendirilse de, davacının içinde bulunduğu durum ve somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde davacının haklılığı aşikar olduğu gibi dürüstlük ilkesine aykırı bir davranışının da olmadığını, yerel mahkemece verilen kararda davacının ilgili devir işlemlerinden haberdar olmadığının kabulünün dürüstlük ilkesine aykırı olacağı belirtildiğini, ancak davacının dürüstlük ilkesine uygun davranıp davranmadığı hususunda davacının içinde bulunduğu somut durum değerlendirildiğinde davacının dürüstlük ilkesine aykırı davranmadığını, ilgili hisse devir işlemleri ticaret sicil gazetesinde aleniyet kazanmamış hisse devir işlemleri olduğunu, bu nedenle davacının hisse devir işlemlerinden haberdar olmasının beklenemeyeceğini, uyuşmazlığa konu hisse senetleri nama yazılı senetler olup, nama yazılı senetlerin devri ciro + zilyetliğin devri ile mümkün olduğunu, cironun ise yazılı şekilde yapılması gerektiğini, davalı şirket veyahut davalının sözleşmeleri sunamadığını, davacının devir işlemlerini gerçekleştirmediğini ve davalının devri ispatlayamadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tarafından da belirlendiği üzere davalı şirketin hisseleri nama yazılı hisse senetleri olup, nama yazılı hisse senetlerinin devir işlemleri ise TTK m. 490/2'de "Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir." denilmek suretiyle düzenlendiğini, nama yazılı hisse senetlerinin devri ciro + zilyetliğin devri ile mümkün olduğunu, davacıya ait hisse senetlerinin ciro edildiğinin ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğunu, ancak davalı tarafından ciroya ilişkin herhangi bir yazılı delil sunulamadığını, devre ilişkin bir sözleşme de bulunmadığını, hisse devir sözleşmesinin varlığının iddia eden davalı tarafça ispatlanabileceğini, aksi yorumun yokluğun ispatı olacağı hususundaki beyanlarını defaeten dava dosyasına sunulduğunu, buna rağmen davasının reddedildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; hisse devir sözleşmesinin iptali ve davacının şirkette pay sahipliğinin devam ettiğinin tespiti ve payların yeniden davacı adına tescili ve davacının mahrum kaldığını iddia ettiği kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı şirketin, ... Giyim Peyzaj Turizm İnşaat Ticaret Ltd.Şti. adıyla kurulduğu, Ankara 57. Noterliği'nin
04/04/2013 tarih, 14399 numaralı yevmiyesi ile onaylanan karar ile şirketin nevi değişikliğine gittiği, 04/04/2013 tarihinde tescil edilerek 09/04/2013 tarih ve 8296 Sayılı Türkiye Ticaret Sicil
Gazetesinde tescil edilerek yayımlatılan esas sözleşmesinden, şirketin “... Turizm
Mühendislik İnşaat A.Ş.” unvanı altında ... ile ...
tarafından iki ortaklı olarak kurulduğu,
şirket sermayesinin 200.000,00 TL değerinde olduğu, bu sermayenin her biri 1 ( bir ) Türk Lirası değerinde 200.000 paya ayrıldığı, bunun 199.975 paya karşılık 199.975 TL'sının ..., 25 paya karşılık 25,00 TL'sinin ...
tarafından taahhüt edildiği, taahhüt edilen sermayenin 75.000, 00 TL'lik kısmının TTK 180. ile 193. maddelerine göre tür değiştiren Ankara Ticaret Sicilinin ... sayısında kayıtlı
... Giyim Peyzaj Turizm İnşaat Ticaret Limited Şirketinin ödenmiş sermayesinden karşılandığı, ödenmiş sermaye tespitinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir raporu ile tespit edildiği, söz konusu ... Giyim Peyzaj Turizm İnşaat Ticaret Limited Şirketinin tüm aktif ve pasifinin işbu Anonim Şirkete intikal ettirildiği, ödenmemiş 125.000,00 TL sermayenin en geç 31/01/2014 tarihine kadar yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ödeneceği, sermayenin tamamının nakit karşılandığı, hisse senetlerinin nama yazılı olduğu, hisse senetlerinin kupürler halinde bastırılabileceği , sermayenin tamamı ödenmedikçe hamiline yazılı senet çıkarılamayacağı, şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsilinin yönetim kuruluna ait olduğu, yönetim kurulu üyelerinin en fazla 3 yıllığına seçildiği, ilk yönetim kurulu başkanı olarak ...'nun seçildiği, şirket ana sözleşmesi , tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafça geçersizliği tespit edilip iptali talep edilen 12/12/2013 tarihli yönetim kurul kararı incelendiğinde; 15/12/2013 tarih, 2013/2 Sayılı yönetim kurulu kararı ile davacı ...'na ait payların 100.000 adetinin müteveffa oğlu ...'na, 99.975 adetinin ise davalı ...'na devredildiği, yine müteveffa ...'nun 25 hissesinin de davalı ...'na devri suretiyle şirketin 100.000 hissesinin ..., 100.000 hissesinin ... adına devrinin kararlaştırıldığı ancak iş bu yönetim kurulu kararının altında sadece o dönemde yetkili yönetim kurulu başkanı müteveffa ...'nun imzasının bulunduğu, ilgili yönetim kurulu kararının yer aldığı yönetim kurulu karar defterinin Ankara 47. Noterliği'nin 27/12/2013 tarih, 45800 yevmiye numaralı işlem ile kapanış onayı yapıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/09/2017 tarih, 2017/1064 E., 2017/1042 K.sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde; müteveffa ...'nun (12/12/2013 tarihli hisse devrinden sonra) 14/02/2014 tarihinde vefat ettiği, ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi davacı ... ile çocukları davalı ... ve muristen sonra ölen ...'nun kaldığı anlaşılmıştır.
Davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'nun vefatı üzerine 24/02/2014 tarihinde yapılan toplantı ile ...'nun yönetim kurulu başkanı, davalı ...'nun ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak belirlendiği, ilgili kararın 28/02/2014 tarih, 8518 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 38. sayfasında ilan edildiği görülmüştür.
Dosya içerisinde yer alan 29/08/2014 tarihli ''Hisse Devir Sözleşmesi'' başlıklı belge ile dava dışı müteveffa ...'nun davalı şirkette yer alan 100.000 adet hissesini aktif ve pasifleri ile birlikte davalı ...'na devrettiği, akabinde davalı şirketin 29/08/2014 tarih, 2014/1 numaralı kararı ile ...'nun hisselerinin davalıya devrine ve sonuç olarak ...'nun şirketin tek ortağı haline geldiğine ilişkin karar alındığı görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/09/2017 tarih, 2017/1055 E., 2017/1057 K.sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde; müteveffa ...'nun (29/08/2014 tarihinde hisselerini devrettikten sonra) 14/09/2014 tarihinde vefat ettiği, ölümü ile geriye mirasçı olarak annesi davacı ... ile kardeşi davalı ...'nun kaldığı görülmüştür.
Yine dosya içerisinde yer alan 20/02/2017 tarih, 2017/3 numaralı yönetim kurulu kararı incelendiğinde; davalı şirketin TTK 338 maddesine göre 29/08/2014 tarihinden itibaren tek pay sahipli anonim şirket olarak faaliyetine devam ettiğine ilişkin davalı ... tarafından karar alındığı ve ilgili kararın 27/02/2017 tarih, 9272 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 79.sayfasında ilan edildiği görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan Mali Müşavir bilirkişisi ... ve Ticaret ve İcra-İflas Mevzuatından Doğan Nitelikli Hesaplamalar ve Aktüerya Bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan 26/07/2023 tarihli raporda özetle; davacı ..., davalı ... ile birlikte dava dışı ... ile ...'nun mirasçısı olduğunu, davacı ile davalı arasında yakın akrabalık, anne-
oğul ilişkisi bulunduğunu, anılan kişiler, aile şirketi olduğu anlaşılan davalı ... Turizm Mühendislik İnşaat Anonim
Şirketi'nin farklı dönemlerde hisse sahipleri olup, hisse devir ilişkilerinin ticari kayıtlara nasıl yansıdığı mali incelemede gösterildiğini, davacıya ait şirket hisselerinin devrine ilişkin kayıtlar mali incelemede aktarılmış olup, hisse devir işlemindeki imzanın davacıya değil ...'na ait olduğu görüldüğünü, işlem tarihi,
15/12/2013 olup, ...'nun ölüm tarihi 14/02/2014 olduğunu, davacının hisse devrine dayanak olabilecek ... adına düzenlenmiş vekaletname vb. görülemediğini, Ticaret Sicili Gazetesi incelendiğinde, 15/02/2013 tarihli hisse devri ile gerçekleşen sermaye değişikliğinin ticaret sicili gazetesinde ilan edilmediğinin görüldüğünü, bununla birlikte, ...'nun ölümü üzerine düzenlenen 19/02/2014 tarihli
(28/02/2014 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen yönetim ve teşmil değişikliğine ilişkin)
Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında hisselerin tamamının temsil edildiğinin belirtildiği ve toplantıda
... (Başkan) ve ... (Başkan Yardımcısı) olarak Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiklerinin görüldüğünü, kayıtlara göre, dava dışı ...'nun hisse devir tarihi 29/08/2014 olup, ...'nun 14/09/2014 tarihinde vefat ettiğinin görüldüğünü, bu hisse devri ile doğan sermaye değişikliğinin de ticaret sicili gazetesinde ilan edilmediğinin görüldüğünü, birkaç yıl sonra 27/02/2017
tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde şirketin tek ortaklı anonim şirket olduğu ve yönetim ve temsile ilişkin hususlar ilan edildiğini, bu durumda, aleniyet kazanmayan hisse devirlerine ilişkin ispat yükünün (davacı ile davalının yakın akraba oldukları gözetilerek) takdiri ve ispata göre hisse devirlerinin yoklukla malul olup olmadığının değerlendirilmesinin münhasıran Mahkemeye ait olduğunu, hisse yapısı yönünden, terditli olarak gösterilir ise;
birinci seçenekte; paydaş ...'nun hisse devrinin geçersiz olduğunun düşünülmesi halinde, ... hiç paydaş olmayacak ve yokluk düşünülür ise pay dağılımı;
... 199.975 pay adedi, 199.975,00 TL
pay tutarı, ... 25 pay adedi, 25,00 TL
pay tutarı olacağını, ikinci seçenekte; paydaşlar ... ve ... hisse devirlerinin geçersiz olduğunun düşünülmesi halinde ve yokluk düşünülür ise pay dağılımında sonuç değişmeyecek olup pay dağılımı;
... 199.975 pay adedi, 199.975,00 TL
pay tutarı, ... 25 pay adedi, 25,00 TL
pay tutarı olacağını, üçüncü seçenekte; paydaş ...'nun hisse devrinin geçerli, ...
hisse devrinin geçersiz olduğunun düşünülmesi halinde ve yokluk düşünülür ise pay dağılımı; ... 50.000 pay adedi, 50.000,00 TL
pay tutarı, ... 150.000 pay adedi, 150.000,00 TL
pay tutarı olacağını, dördüncü seçenekte; paydaşlar ... ve ... hisse devirlerinin geçerli olduğunun düşünülmesi halinde, şirket hisse yapısı mevcut haliyle kalacak olup, değişmeyeceğini, davacının seçenek talebi olan hisse devir bedelinin ödenmesi yönünden ise, talep edilip edilemeyeceğinden bağımsız olarak, dosyanın mevcut kapsamında hesaplamanın çıkma/çıkarılma ilkelerine göre mi yapılacağının Mahkemece belirlenmemiş olduğunu, kaldı ki, geçerli bir hisse devri var ise, borcun devir tarihinde doğmuş olduğunun Mahkemece gözetilmesi gerekeceği, buna göre hesaplama ilkeleri değişeceğinden, bu aşamada hesaplama yapılmadığını, delillerin nihai değerlendirmesi ve takdiri Mahkemeye ait olmak üzere;
hisse devirlerinin ticari kayıtlara nasıl yansıdığı ve dayanakları mali incelemede detaylı olarak açıklanmış olup, hisse devirlerinin yoklukla malul olup olmadığının takdirinin münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu, her seçeneğin ayrı ayrı yukarıda gösterildiği,
davacının seçenek talebi yönünden ise hesaplama yapılamadığı görüşü bildirilmiştir.
Davacı tarafça, 04/04/2013 tarihinde kurulan davalı şirket de 199.975 payı olmasına rağmen, bilgi ve rızası dışında, onayı olmadan 12/12/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile payının oğulları ... ve davalı ...'na devrine ilişkin kararın ve sonraki aşamalardaki tüm pay devirlerine ilişkin alınan kararların geçersiz olduğunun, davalı şirketteki 199.975 payın halen davacıya ait olduğunun tespiti ile adına yeniden tescili ve bu süreçte mahrum kaldığı kar payının davalıdan tahsili istemi ile eldeki davayı açtığı, davalı tarafça pay devirlerinin usulüne uygun olup, davacının bilgi ve rızası dahilinde gerçekleştiğinin ileri sürüldüğü, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının davasının reddine karar verildiği, ilgili karara karşı davacı vekilinin istinafa geldiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın, davacının şirketin kuruluş aşamasında sahip olduğu 199.975 payın devrinin geçerli olup olmayacağı, TMK'nun 2. maddesinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.
6102 Sayılı Kanun'un 490. maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 Sayılı Kanun'un 183. ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 Sayılı Kanun'un 647. maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir. Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/10/2015 tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 Sayılı Kanun'un 64. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569).
Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (F. Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ).
Dava konusu devir olunan hisselerin anonim şirkete ait senede bağlanmamış (çıplak) nama yazılı paylar olduğu anlaşılmaktadır. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 Sayılı Kanun'un 183. maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/11/2014 tarih, 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacak olup, bu durumda nama yazılı paylar TBK'nun 183 vd maddelerine göre alacağın devri hükümlerine göre devredilebilecektir. TBK'nın 184. maddesine göre de alacağın devrinin yazılı yapılması yeterlidir.
Somut uyuşmazlıkta , davacıya ait 199.975 payın , 100.000 adetinin müteveffa oğlu ...'na, 99.975 adetinin ise davalı ...'na devredildiğine ilişkin yazılı yapılmış bir pay devir sözleşmesi olmadığı gibi, davacıya ait 199.975 adet payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi söz konusu olmayıp, davacıya ait nama yazılı hisse senetlerinin diğer ortak ve aynı zamanda yönetim kurul başkanı olan ... tarafından tek başına alınan 12/12/2013 tarihli karar ile 100.000 adetinin dava dışı ...'na ve 99.975 adetinin davalı ...'na devredildiği ilgili kararda davacının imzasının bulunmadığı yine davacının muris eşi ...'na adına kayıtlı payların devri için yetki verdiğine yönelik bilgi ve belgelerin de davalı tarafça dosyaya sunulamadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, davacıya ait 199.975 adet payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi söz konusu olmadığı gibi davacının muris eşi ...'na bu yönde yetki verdiğine ilişkin bir belge/ vekaletnamenin de dosya kapsamında bulunmadığı, bu haliyle muris ... tarafından davacıya ait payların davacı adına yetkisiz olarak devredilmesi işlemine hukukun sonuç bağlamayacağı ve davacıya ait 199.975 payın TBK'nun 183 vd maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak devrinin yapılmış olmadığı, her ne kadar mahkemece, devirlerin 2013 tarihinde yapılıp, eldeki davanın 2021 tarihinde açıldığı dikkate alınarak davacının TMK'nın 2.maddesine göre iyiniyetli olmadığı ileri sürülmüş ise de, davacının geçersiz olan pay devrine icazet verdiği veya bunu kabullendiğine ilişkin dosya kapsamında hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı da dikkate alındığında, davacının aradan geçen süreye rağmen bunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde değerlendirilemeyeceği,
Sonuç olarak davacıya ait 199.975 payın yasanın aradığı şekle uygun olarak yani yazılı devrinin gerçekleşmediği, şekil şartına uyulmaksızın gerçekleşen devrin batıl olup işlemin hukuki sonuç doğurmayacağı , yok hükmünde olduğu, bu bağlamda davacıya ait 199.975 payın usulüne uygun olarak dava dışı ... ve davalı ...'na devredildiğinden bahsedilemeyeceği gibi batıl olan 12/12/2013 tarihli yönetim kurulu kararında zikredilen pay devrine dayanılarak yapılan sonraki tüm devir işlemlerinin de yok hükmünde olacağı anlaşılmakla, davacının dava konusu davalı şirkette 199.975 pay sahibi olduğunun tespiti ve davalı şirketin davalıya ait 200.000 adet payının , 199.975 adedinin iptali ile, 199.975 adet payın davacı adına davalı şirketin pay defterine işlenmesi yönünde mahkemece karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Davacı tarafın kar payına yönelik talebi yönünden somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporu uyarınca davalı şirketin dağıtılabilir karının ancak 2017 yılında olduğunun belirlendiği, 2017 yılında kar payı dağıtımına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı olmuş olsa bile davacının yokluğunda gerçekleşen iş bu genel kurul kararının da yok hükmünde olduğu dikkate alındığında davacının talep edebileceği kar payı alacağı bulunmadığı anlaşılmakla , bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davacının davasının reddine yönelik kararında isabet görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıya ait 199.975 payın , 100.000 adetinin müteveffa oğlu ...'na, 99.975 adetinin ise davalı ...'na devredildiğine ilişkin 12/12/2013 tarih, 2013/2 Sayılı yönetim kurulu kararının ve bu karara dayanılarak yapılan 29/08/2014 tarihinde yapılan hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespitine, davalı şirketin davalı ... adına kayıtlı 200.000 adet payının, 199.975 adedinin iptali ile 199.975 adet payın davacı ... adına davalı şirketin pay defterine işlenmesine , davacının kar payı alacağına ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih ve 2021/320 Esas 2023/736 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-)Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE,
Davacıya ait 199.975 payın, 100.000 adetinin müteveffa oğlu ...'na, 99.975 adetinin ise davalı ...'na devredildiğine ilişkin 12/12/2013 tarih, 2013/2 Sayılı yönetim kurulu kararının ve bu karara dayanılarak yapılan 29/08/2014 tarihinde yapılan hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespitine, davalı şirketin davalı ... adına kayıtlı 200.000 adet payının, 199.975 adedinin iptali ile, 199.975 adet payın davacı ... adına davalı şirketin pay defterine tesciline,
3-)Davacının kar payı talebinin reddine,
4-)Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 13.660,29 TL nispi karar ve ilam harcından, 59,30 TL peşin harç ile 3.415,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.474,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.185,99 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafça yatırılan 59,30 TL peşin harç ile 3.415,00 TL tamamlama harcının harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı tarafça yapılan 1.075,5?0 TL posta, davetiye ve 3.500,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 4.575,5?0 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 4.564,09 TL'lik kısmının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-)Davanın kabul edilen kısmı yönünden davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden , istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 31.996,00 TL vekalet
7-)Davanın red edilen kısmı yönünden davalı şirket kendini vekille temsil ettirdiğinden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/(2) maddesine göre takdir ve tayin olunan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı şirkete verilmesine,
8-)Davacı tarafça yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
B-)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 427,60 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-)Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 1.169,90 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1.197,5?0 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.367,4?0 TL'nin tarafların haklılık durumu dikkate alınarak 2.3961,50 davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19.06.2025
Kaynak: kazanci.com