MAKALE

Garame İpoteği: Hukuki Niteliği, Kurulumu ve İcra Sürecinde Ortaya Çıkan Sorunlar

İpotek, taşınmazın teminat gösterilmesi suretiyle alacağın güvence altına alınmasını sağlayan en temel ayni teminatlardan biridir. Klasik ipotek sisteminde alacaklılar arasında öncelik sırası esastır; alacağın tahsili, derece ve sıra kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir. Bununla birlikte uygulamada, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde eşit derecede teminat altına alınmak istendiği durumlarda, farklı bir yapı olan garame ipoteği gündeme gelmektedir.

Abone Ol

Garame ipoteği, birden fazla alacaklının aynı taşınmaz üzerinde aynı derece ve aynı şartlarla ipotek hakkı tesis ettikleri ve satış bedelinden alacakları oranında paylaştıkları bir teminat modelidir. Bu yönüyle garame ipoteği, klasik öncelik sisteminin istisnasını oluşturmakta; alacaklılar arasında öncelik değil, eşitlik esasına dayanan bir paylaşım öngörmektedir.

Bu yapının temel amacı, özellikle finansman ilişkilerinde birden fazla alacaklının aynı teminattan birlikte yararlanabilmesini sağlamak ve alacaklılar arasında denge kurmaktır. Ancak bu eşitlik ilkesi, uygulamada her zaman öngörülebilir sonuçlar doğurmamakta; özellikle icra aşamasında çeşitli uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilmektedir.

Garame ipoteğinin kurulumu, tarafların açık iradesine bağlıdır. Tapu sicilinde ipoteğin tesisine ilişkin kayıtlarda, alacaklıların aynı derece içinde ve garame esasına göre teminat altına alındığının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Aksi halde ipoteğin klasik derece sistemine tabi olduğu kabul edilir.

Uygulamada karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı, ipoteğin kuruluş aşamasında ortaya çıkmaktadır. Garame iradesinin açıkça ortaya konulmaması veya tapu kaydının bu hususu tereddüde yer bırakmayacak şekilde yansıtmaması, icra aşamasında alacaklılar arasında ciddi ihtilaflara yol açabilmektedir.

Garame ipoteğinin en kritik yansıması, taşınmazın paraya çevrilmesi sürecinde görülmektedir. İcra takibi sonucunda satıştan elde edilen bedel, alacaklılar arasında öncelik sırasına göre değil, alacak miktarları oranında paylaştırılmaktadır.

Yargıtay da aynı derecede yer alan ipotek alacaklıları arasında satış bedelinin paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda garame ilkesinin uygulanması gerektiğini istikrarlı şekilde kabul etmektedir. Yüksek Mahkeme, aynı derecede ipotek hakkına sahip alacaklılar arasında öncelik ilişkisi kurulamayacağını ve paylaştırmanın oran esasına göre yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bununla birlikte uygulamada icra müdürlükleri nezdinde yapılan paylaştırmalarda farklı hesaplama yöntemlerine rastlanabilmekte; bu durum sıra cetveline itiraz davalarının artmasına neden olmaktadır. Özellikle alacak kalemlerinin kapsamı ve fer’ilerin paylaşıma dahil edilmesi konuları tartışmalıdır.

Kanaatimce garame ipoteği, alacaklılar arasında eşitliği sağlamayı amaçlamakla birlikte, uygulamada bu eşitliğin sağlanabilmesi büyük ölçüde sözleşme ve tapu kurgusunun açıklığına bağlıdır. Kuruluş aşamasındaki belirsizlikler, icra aşamasında çözülemeyen uyuşmazlıklara dönüşmektedir.

İpotek kaldırma süreci bakımından da garame ipoteği özellik arz etmektedir. Alacaklılardan birinin alacağının sona ermesi halinde ipoteğin kısmen kaldırılması gündeme gelebilmekte; bu durumda diğer alacaklıların haklarının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak garame ipoteği, doğru kurgulandığında önemli bir teminat aracı olmakla birlikte, uygulamada dikkatli düzenlenmediği takdirde ciddi uyuşmazlıklara yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle kuruluş aşamasında açık düzenleme yapılması ve icra sürecine ilişkin ihtimallerin önceden öngörülmesi büyük önem taşımaktadır.

Av. Filiz Sütçigil

>> Leasing (Sat-Geri Kirala) İşlemleri Gerçekten Bir Kiralama mı? Hukuki Niteliği ve Uygulama Riskleri