T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
2024/309 E., 2026/3 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 87-200
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2015 tarihli ve 157-38 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.02.2023 tarih ve 5812-468 sayı ile; "Katılanın maruz kaldığını iddia ettiği nitelikli cinsel saldırı eyleminin oluş şekline yönelik aşamalarda birbiriyle çelişen beyanları, atılı suçun oluşumu bakımından eylemin rıza dışı işlenmesi gerektiği halde direncinin kırılması için kullanılan zor unsurunun nasıl gerçekleştiğine, sanığa karşı ne şekilde direnç gösterdiğine dair ayrıntı içeren bir anlatımının bulunmaması, sanık savunması ve tanık B.D.'nin savcılık ifadesinde; iddia edilen olay saatinden sonra katılanı sanığa ve yanındakilere çay ikram ederken gördüğünü, kendisinde herhangi bir anormallik olmadığını beyan etmesi yine mağdurenin iddialarının tanık ... T. Tarafından da doğrulanmaması karşısında, sanığın eylemini gerçekleştirdiği hususunda cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 25.10.2023 tarih ve 87-200 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2024 tarihli ve 128425 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.04.2024 tarih ve 290-3054 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesince katılan mağdure hakkında düzenlenen 26.08.20 13... .08.2013 tarihli raporlara göre; fiilî livataya, cinsel ilişkiye ve zorlamaya ilişkin bulgu görülmediği, cinsel saldırıya bağlı psikopatoloji oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Katılan mağdure soruşturmada; olay günü saat 11.00 sıralarında evde tek başına olduğu sırada havanın sıcak olması nedeniyle açık olan dış kapıdan içeriye giren sanığın, önce tuvaleti kullandığını, tuvaletten çıktıktan sonra belindeki silahı salonda bulunan yatağın üzerine bıraktığını ve akabinde yanına yaklaşarak yüzünü okşamaya başlayıp "Ben seninle birlikte olmak istiyorum." dediğini, karşı çıktığında ise belinden tutarak salondaki yatağın üzerine yatırdığını, iç çamaşırını çıkarttıktan sonra cinsel organını vajinasına sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiğini, dışarıdan sesler gelmesi üzerine kaçan sanığın kendisini darbetmediğini ancak salona girdiğinde silahını yatağın üzerine koyması nedeniyle korktuğunu, sanığın eve girdiğini tanık ...’in gördüğünü,
Tanık ... savcılıkta; olay günü saat 14.00-15.00 saatleri arasında katılan mağdure ve sanığın da içine bulunduğu ortamda çay içtiğini ve katılan mağdurede bir anormallik fark etmediğini,
Tanık ... savcılıkta; olay günü saat 13.30’da sanığın kendisinden su istediğini, anlatılan olaya ilişkin bir bilgisi bulunmadığı gibi sanığın katılan mağdurenin evine gittiğini de görmediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık soruşturmada; muhtarlık seçimi nedeniyle kendisine iftira atıldığını, böyle bir olayın yaşanmadığını, katılan mağdurenin evine tuvalet ihtiyacını karşılamak için gitmediğini hatta katılan mağdureyle hiç konuşmadıklarını,
Kovuşturmada ise; kendisine aşık olduğunu söyleyen katılan mağdureyle iki yıldır ilişki yaşadıklarını ve en son olaydan 10 gün önce cinsel ilişkiye girdiklerini,
Savunmuştur.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli ve 359-420 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın zor kullanmak suretiyle katılan mağdureye nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunun iddia edildiği olayda;
Sanığın, mahkeme beyanında katılan mağdureyle rızaya dayalı ilişkilerinin bulunduğu yönündeki savunması, katılan mağdurenin iddialarının tanık ... tarafından doğrulanmaması, tanık ...'in, olay saatinden sonra katılan mağdurenin aralarında sanığın da bulunduğu şahıslara çay ikram ettiğini ve katılan mağdurede bir anormallik fark etmediğini beyan etmesi ve cinsel eyleme ilişkin katılan mağdure hakkında alınan adli raporlarda zorlamaya dayalı bir bulgunun saptanmaması hususları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı eyleminin, mağdurun rızası hilafına gerçekleştirildiği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu üyesi; "Sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluştuğu" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1- Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli ve 87-200 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.