KARARLAR

Ceza Genel Kurulu'nun 2023/449 E., 2026/87 K. sayılı kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.02.2026 tarihli, 2023/449 E., 2026/87 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2023/449 E., 2026/87 K.


"İçtihat Metni"


KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 170-643

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Cinsel taciz suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, İstanbul Anadolu 40. Sulh Ceza Mahkemesince 14.02.2014 tarih ve 1405-169 sayı ile sanığın eyleminin cinsel saldırı suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesince 02.12.2014 tarih ve 170-643 sayı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1, 3-b, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

Hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 29.12.2021 tarih ve 3587-10426 sayı ile; "…5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesinde yer alan 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.' şeklindeki düzenleme nazara alınarak yapılan değerlendirmede, sanık hakkında hazırlanan 22.07.2013 günlü iddianamede olay günü yanında çalışan reşit mağdureye yönelik cinsel içerikli sözler sarf etmek suretiyle taciz suçunu işlediği belirtilerek kamu davası açılıp, bu kapsamda iddianamede taciz olayı anlatılırken sanığın fiziksel temas içerikli eyleminden de bahsedilmesi ayrıca cinsel saldırı suçundan da dava açıldığı anlamına gelmediği gibi davaya bakan Sulh Ceza Mahkemesince temas içerikli eylemden dolayı sanık hakkında cinsel saldırı suçundan yargılama yapılması için verilen görevsizlik kararının da iddianame yerine geçemeyeceği nazara alınıp, cinsel saldırı eylemiyle ilgili açtırılacak yeni davanın mevcut dosya ile birleştirilmesinden sonra karar verilebileceği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.02.2022 tarih ve 60773 sayı ile; cinsel saldırı suçundan açılmış bir dava bulunduğu gerekçesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
İtirazı kabul edilen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.11.2022 tarih ve 3567-10471 sayı ile, "Her ne kadar sanık ile mağdure arasında hizmet ilişkisi bulunmakta ise de sübut bulan eylemin gerçekleşme şeklinde sanığın hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanmadığı anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 102/3-b maddesinin uygulama koşulları oluşmadığı hâlde yazılı şekilde hüküm tesisi ile sanık hakkında fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.03.2023 tarih ve 60773 sayı ile; "...Mağdurun sanığın iş yerinde tezgâhtar olarak suç tarihi itibariyle bir haftadır çalıştığına dair bir şüphe bulunmadığı gözetildiğinde, mağdur üzerinde hizmet ilişkisinden kaynaklanan bir nüfuza sahip olduğu anlaşılan sanığın, mağdura karşı gerçekleştirdiği cinsel saldırı eylemini bu nüfuzu kötüye kullanarak işlediğinin kabulünde zorunluluk olduğu ve yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 01.06.2023 tarih ve 2924-3728 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 102. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan mağdur kollukta; yaklaşık bir haftadır sanığa ait iş yerinde çalıştığını, işe başladığı günden bu yana sanığın kendisini taciz edip sürekli olarak cinsel içerikli konularla ilgili sorular sorduğunu, yine tezgâhta durduğu esnada yanından sürtünerek geçtiğini, "Sen ateşli misin, bildiğin otel varsa gidelim, eşin seni aldatıyor. Güvenme kocana!" şeklinde sözler söylediğini, 07.02.2013 tarihinde ise yanına gelip diğer mağaza çalışanı olan ...’i kastederek; "...'i göndereyim, baş başa kalalım." dediğini, ancak ...'in gitmediğini, sanığın cinsel içerikli konuşmaya başladığını, bunun üzerine rahatsız olup evine gittiğini, 08.02.2013 tarihinde saat 11.00 sıralarında iş yerinin arka kısmına ayakkabı kutularını koymak için eğildiğinde sanığın kalçasına ellediğini, tepki gösterdiği, sanığın kendisini sakinleştirmeye çalıştığını, durumu ... isimli çalışana anlattığını ve polisi aradıklarını,

Mahkemede; iş yerinde çalışmaya başladıktan sonra sanığın tavırlarının değiştiğini, kısa bir süre sonra sanığın aynadan kendisini izlediğini fark ettiğini, yine depo bölümüne gittiği zaman yanından vücuduna sürtünerek geçtiğini ve kötü sözler söylediğini, bir seferinde kendisinden sigorta kaydını yaptırmak için nüfus cüzdanını istediğini, ancak çalışanların kendisini uyarması üzerine nüfus cüzdanını sanığa vermediğini, yine sanığın; "Yatakta nasılsın?" şeklinde sözler söylediğini, depo bölümüne geçerken ise "Geç kızım." diyerek kalçasına ellediğini, elini kalçasında gezdirmediğini, sadece dokundurduğunu, ancak diğer sözleriyle birlikte değerlendirdiğinde sanığın iyi niyetli olmadığını anladığını,

Beyan etmiştir.

Sanık aşamalarda; katılan mağdureye kesinlikle cinsel eylemde bulunmadığını, yaklaşık bir hafta önce iş yerinde çalışmaya başlayan katılan mağdureden sigorta kaydı için nüfus cüzdanını istediğini, ancak katılan mağdurenin nüfus cüzdanını getirmediğini savunmuştur.

V. GEREKÇE

1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar
Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 20.12.2023 tarihli ve 417-673 sayılı kararında açıklandığı üzere;
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, TCKnın "Kişilere karşı suçlar" başlıklı TCK’nın ikinci kısmında, "Cinsel saldırı" başlığı altında düzenlenmiştir.
Bu suçla korunan hukuki değer, bireyin cinsel özgürlüğüdür. Kişilerin hukuk düzeni içerisinde kendi vücutları üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilme hakkı korunan hukuki menfaatin temelini oluşturmaktadır.

Suçun faili cinsel davranışlarla bir kişinin cinsel yönden vücut dokunulmazlığını ihlâl eden herkes olabilir. Bu durumda fail erkek ya da kadın olabileceği gibi suçun mağduru da hâlen hayatta bulunan yetişkin kadın ya da erkek olabilmektedir. Ölü birine karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar somut olayın şartlarına göre ölünün hatırasına hakaret ya da müstehcenlik suçlarına vücut verebilir.

Normun birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen suçun maddi unsuru, vücuda organ veya sair cisim sokulmaksızın ve fakat sarkıntılık düzeyini de aşacak şekilde vücut dokunulmazlığının cinsel davranışlarla ihlâl edilmesidir. Sanık cinsel arzuları tatmin amacıyla hareket etmişse şehevî arzularını tatmin edip etmediğine bakılmaksızın cinsel saldırı suçunun gerçekleştiği kabul edilebilir. Cinsel davranışların vücudun anal, oral veya genital bölgeleriyle göğüslere/erojen bölgelere tevcih edilmesi durumunda cinsel saikle hareket edildiğine dair bir karinenin varlığından bahsedilmelidir. Her halûkârda fiilin cinsel arzuları tatmin amacıyla icra edilip edilmediği her somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

TCK'nın 102. maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinde de, "Maddenin birinci fıkrasında, cinsel saldırı suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlâl edilmesi gerekir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Aynı maddenin gerekçesinde ikinci fıkra için; "Cinsel saldırının vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, bu suçun nitelikli hâli olarak tanımlanmıştır. Suçun bu nitelikli hâli için, vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesi gerekir. Bu bakımdan vücuda penis ithal edilebileceği gibi, vajinal veya anal yoldan cop gibi sair bir cisim de ithal edilebilir. Bu bakımdan, söz konusu suçun temel şeklinin aksine, bu fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, gerçekleştirilen davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olması şart değildir." ifadelerine yer verilerek suçun ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli halin tipik eylemi yönünden yeterli açıklama da yapılmış bulunmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olan, cinsel saldırı suçunun TCK'nın 102. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde düzenlenen "kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi" hâlinden ne anlaşılması gerektiği hususuna gelince;

TCK'nın 6. maddesinde kamu görevlisi "kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi," şeklinde tanımlanmıştır. Anılan nitelikli hâlde kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasından söz edildiği için failin kamusal faaliyetin yürütülmesine hangi yolla veya sürede katıldığının önemi bulunmamaktadır.

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde nüfuz; "Sözü geçer olma durumu." ve "İstediğini yaptırabilme gücü; erk, kuvvet." olarak tanımlanmaktadır. Nüfuz, kamu görevlisinin görevinin vermiş olduğu yetki ve imkânlar nedeniyle sahip olduğu güç ve etkinlik; bunun kötüye kullanılması ise yetki ve imkânların sağladığı ayrıcalıklı üstün konumdan yararlanmaktır.

Kamu görevlilerinin, kamu görevlisi olmalarından kaynaklanan nüfuzu (otoriteyi) kötüye kullanmaları eylemin işlenişi bakımından mağdurun direncini azaltacağından, bu durum daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli bir hâl olarak kabul edilmiştir (M. Emin Artuk-A.Gökcen-M.Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2019, 18. Baskı, s. 365.). Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için failin bir kamu görevini yerine getirmesi ve bu görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanması gerekir. Suç, görevin sağladığı otoriteden yararlanılarak işlenmelidir. Ancak mağdur ile fail arasında bir ast-üst ilişkisinin bulunması şart değildir. Failin yaptığı görevin niteliği, görevin mağdur üzerindeki etkisi nazara alınarak nüfuzun kötüye kullanılarak fiilin işlenip işlenmediği belirlenmelidir.

Fail kamu görevi sayesinde mağdur üzerinde egemenlik kuracak durumda olmalıdır. Faille mağdur arasında herhangi bir hiyerarşi, otorite, tasarruf yetkisi veya nüfuz ilişkisi yoksa bu hüküm uygulanamaz (Durmuş Tezcan-M. Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara 2015, 12. Baskı, s.370; Veli Özer Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 14. Bası, Ankara 2019, s.336.).

Aynı bentte nitelikli hâl olarak kabul edilen bir diğer husus, cinsel saldırı suçunun hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesidir. Bu nitelikli hâlin uygulanması için, fail ile mağdur arasında bir hizmet ilişkisinin bulunması ve bu ilişkiden doğan nüfuzun kötüye kullanılması gerekir. Hizmet ilişkisinin kamusal veya özel bir kuruma bağlı olarak yerine getirilmesi önemli olmadığı gibi ücretsiz veya ücretli, sürekli ya da geçici olması da önemli değildir. Hizmet sözleşmesi yazılı veya sözlü bir şekilde kurulmuş olabileceği gibi yalnızca İş Kanunu çerçevesinde kurulmuş olması da gerekmemektedir.

Hizmet ilişkisi içerisinde hizmeti yaptıran, hizmeti yapana iş ve para verdiği, onun üzerinde bir takım yetkiler (izin, disiplin cezası, tayin, terfi, ücret, çeşitli tercihlerde bazı kişilere öncelik verme, işten çıkarma vb.) kullandığı için bir üstünlüğe sahiptir. Başka bir deyişle failin mağdur üzerinde bir otorite veya tasarruf yetkisi bulunmaktadır. Aynı iş yerinde çalışan ve birbiriyle eşit durumda olan kişiler bakımından bu nitelikli hâl uygulanmayacaktır. Ancak her ikisi de çalışan olmasına rağmen aralarında hiyerarşik ilişki bulunan kişiler arasında (örneğin mağaza müdürüyle işçi arasında) bu nitelikli hâl gündeme gelecektir (Fahri Gökçen Taner, Türk Ceza Hukukunda Cinsel Özgürlüğe Karşı Suçlar, Seçkin Yayınları, Ankara 2023, 3. Baskı, s. 233-235).

Gerek kamu göreviyle ilgili hiyerarşik konumun gerekse hizmet ilişkisinin, suç işlemek bakımından bir kolaylık sağlaması doğaldır. Ancak bu nitelikli hâlin uygulanması için sadece bu kolaylıktan istifade etmek yeterli değildir. Kötüye kullanılan nüfuzun doğrudan mağdurun iradesini etkilemesi ve buna bağlı olarak da saldırıya karşı direncinin kırılmış olması aranmalıdır. Ezcümle, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin kötüye kullanıldığı her hâlde, bu ilişkilerin sağladığı kolaylıktan da faydalanılmış olmakta ise de kolaylıktan istifade edilen her hâlde nüfuzun suistimali gerçekleşmemiş olabilir.

2. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, iş yerinde yaklaşık bir haftadır tezgâhtar olarak çalışan katılan mağdureyi bu süre zarfında cinsel içerikli sorular sormak suretiyle rahatsız ettiği, 08.02.2013 tarihinde ise ayakkabı kutularını iş yerinin arka kısmına koymak için götüren katılan mağdurenin arkasından gelen sanığın, kutuları koymak için eğilen katılan mağdurenin kalçasına ellediği kabul edilen olayda;

Sanık ve katılan mağdure arasında hizmet ilişkisinin mevcut olduğu, iş veren konumunda bulunan sanığın iş yerinde çalışmaya başlayan işçi statüsündeki katılan mağdure üzerinde güç ve otoritesinin bulunduğu, bu otoritenin katılan mağdurenin direncini kıracak nitelik taşıdığı, katılan mağdurenin de bu nedenle çekinerek eyleme karşı koyamadığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçu hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle işlediğinin ve hakkında TCK'nın 102. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Suç ve nitelikli hal ile ilgili anlatımlar tekrar ve ilave açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak yeterliliktedir. Olayın kabulünde de bir ihtilaf yoktur. Ancak, hizmet ilişkisinin suç işlemek bakımından bir kolaylık sağlaması doğaldır. Bu nitelikli hâlin uygulanması için sadece bu kolaylıktan istifade etmek yeterli değildir. Nüfuzun suistimali doğrudan mağdurenin iradesini etkilemeli ve direncini kırmalıdır. Somut olayda katılan mağdurenin ayakkabı kutularını iş yerinin arka kısmına götürdüğü ve kutuları koymak için eğildiğinde arkasından gelerek kalçasını elleyen sanığın, hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalandığı açık ise de bu ilişkiden kaynaklanan nüfuzu kötüye kullandığından bahsetme imkânı bulunmamaktadır." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
Karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarih ve 3567-10471 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 170-643 sayılı kararının, ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.