Ticari ve günlük hayatta sıkça çek ve bono gibi kambiyo senetleriyle karşılaşırız. Ancak bu senetlerin hukuki niteliğini, geçerliliğini ve şartlarını çoğu zaman tam olarak anlayamayız. Yazımızda çek ve bono gibi kambiyo senetlerinin düzenlenmesi, teslim alınması ve icra takibine konu edilmesi süreçlerinde göz önünde bulundurulması gereken hukuki şartları, imza geçerliliğini ve bu unsurların doğurduğu sonuçlarını dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık.
Senet metnindeki zorunlu unsurların eksikliği veya temsil yetkisindeki hataların alacaklılar nezdinde ciddi hak kayıplarına yol açabileceği gerçeğinden hareketle, geçerli bir kambiyo senedinde bulunması gereken asgari şartlar ve ispat yükünün dağılımını da iyi kavramak gerekir.
Ticari işlemlerde ve borç ilişkilerinde alacağın güvence altına alınması ve tahsil kabiliyetinin artırılması amacıyla sıklıkla başvurulan araçların başında kambiyo senetleri gelmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri uyarınca, çek ve bono (emre muharrer senet) gibi kıymetli evraklar, taşıdıkları soyut borç ikrarı ve sıkı şekil şartları nedeniyle genel alacaklardan farklı bir hukuki rejime tabidir.
Söz konusu düzenlemeler gereği, bir senedin kambiyo senedi vasfı taşıması, alacaklıya İİK kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapma imkânı vererek tahsil sürecini ciddi şekilde hızlandırır. Ancak bu imkândan yararlanabilmek, senedin kanunda öngörülen mutlak şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş olmasına bağlıdır.
Çalışmamız kapsamında kambiyo senetlerinde zorunlu şekil şartları ve bu şartların eksikliğinin sonuçları irdelenmiş; imza, temsil yetkisi gibi unsurların ispat hukuku açısından önemi ele alınmıştır.
● Kambiyo Senetlerinde Zorunlu Şekil Şartları ve Hukuki Nitelik
Ticari hayatta çek ve bono, kural olarak illetten mücerret (soyut) bir borç ikrarını içerir. TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca bir belgenin bono sayılabilmesi için metninde "bono" veya "emre muharrer senet" kelimesini, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini, vadesini, ödeme yerini, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, düzenlenme tarihi ve yerini, ayrıca düzenleyenin imzasını içermesi zorunludur.
Bu unsurların eksikliği belgenin hukuki niteliğini doğrudan etkiler. Örneğin, düzenlenme yeri (veya düzenleyenin adının yanındaki adres) ve düzenlenme tarihi bulunmayan bir belge bono vasfını yitirerek adi senet (delil başlangıcı veya yazılı delil) hükmüne düşer. Bu durum, alacaklının kambiyo senetlerine özgü hızlı takip yollarına başvurmasını engeller ve genel hükümlere göre ispat külfetini ağırlaştırır. Çeklerde de durum benzerdir; "çek" kelimesi, kayıtsız şartsız ödeme havalesi, muhatap banka, ödeme yeri, düzenlenme tarihi ve yeri ile keşidecinin imzası mutlak şartlardır.
"TTK ‘da şekil serbestisi hakim olmakla tedavül güvenliği bakımından, kıymetli evrakta bulunması gereken tüm şekil şartları kanunda gösterilmiştir. TTK 671, 776 ve 780 maddelerine bakıldığında kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi kılındığı görülmektedir. Dolayısıyla tarafların olası iradelerinin bir önemi bulunmamaktadır. Senedin kambiyo senedi olarak kabul edilmesi TTK ‘daki şartların mevcudiyetine bağlı olup, şekli unsurların eksikliği durumunda, senet kambiyo senedi vasfına haiz olmayacaktır." Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/166, K. 2020/7411, T. 22.09.2020
"Dava konusu senedin incelenmesinde düzenleme yerinin yazılmadığı, keşidecinin adresinin tam olarak bulunmadığı, sadece Başhüyük olarak yazıldığı, dolayısıyla keşide yerinin bulunmadığı, 6102 Sayılı TTK'nın 776 ve 777 maddeleri gereğince bononun keşide yerinin zorunlu unsurlarından olduğu, yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/01/2014 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ve T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13/06/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı gereğince keşide yeri bulunmayan bononun kambiyo vasfını haiz olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir." Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1390, K. 2025/1112, T. 10.09.2025
"Belgeyi düzenleyenin kimliği çoğu zaman belgenin altındaki imzadan anlaşılır. Belgenin geçerli olması için imza zorunluluğu gerekli ise, imzasız yazı belge sayılamayacağından sahtecilik suçuna konu olamayacaktır. Kambiyo senetlerinde belge üzerinde kişinin kendi el yazısı ile imzasının atılmış olması gerekir. Zira imza ilgili kambiyo senedinin zorunlu kurucu şekil şartını oluşturup imzanın bulunmaması halinde gerek kambiyo senedi olarak gerekse hukuki sonuç doğuracak bir belge olarak kabul edilemez. Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2016/12395, K. 2017/740, T. 07.02.2017
● İmza İncelemesi ve Temsil Yetkisi
Çek veya senet alınırken en sık karşılaşılan hukuki risklerden biri imza itirazlarıdır. Senet üzerindeki imzanın, bizzat borçluya veya onu temsile yetkili kişiye ait olması şarttır. Tüzel kişiler (şirketler) adına düzenlenen senetlerde, imzanın mutlaka şirket kaşesi üzerine atılmış olması ve imza sahibinin şirketi kambiyo taahhüdünde bulunmaya ehil yetkili bir temsilci olması gerekmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir diğer husus, tüzel kişiyi temsilen atılan imzanın yanında, yetkilinin şahsen de sorumlu olmasını sağlamak için kaşe dışına atılan ikinci imzadır (aval hükmünde veya şahsi sorumluluk doğuran imza). Sadece şirket kaşesi üzerine atılan tek imza, kural olarak yalnızca şirketi bağlar. İleride açılabilecek imza inkârı davalarında alacaklının menfaatini korumak adına, senet alınırken imzanın borçlunun elinden çıktığının bizzat görülmesi ve huzurda imzalatılması en güvenilir yöntemdir.
"Takibe konu 22.5.2017 tanzim, 23.5.2018 vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli bonoda düzenleyenin...… A.Ş. olduğu ve ön yüzdeki düzenleyene ait iki imzanın da şirket kaşesi üzerinde olduğu, açıkta imzanın bulunmadığı görüldüğünden, imzanın şirket adına atıldığının kabulü gerekir. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir (21.01.2019 tarih ve 2018/9989 E. - 2019/579 K., 04.12.2017 tarih ve 2016/24481 E.- 2017/15073 K. gibi)." Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/5987, K. 2021/1647, T. 17.02.2021
"Davalının dosyaya ibraz ettiği ve dava konusu çekin davacı şirkete teslim edildiğine dair makbuzda, şirket kaşesi bulunmasına rağmen, üzerine atılan imzanın kime ait olduğuna dair herhangi bir bilginin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle, teslim makbuzundaki imza sahibinin tespiti gerekmektedir. Bunun için de makbuzdaki imzanın hangi şirket çalışanına ait olduğunun açıklatılması, ardından imza sahibi kişinin davacı şirket yetkilisi, temsilcisi veyahut görevlendirilen bir çalışanı olup olmadığının gerekirse Sosyal Güvenlik Kurumu ile yazışma yapılmak suretiyle tespit edilmesi, daha sonra davacı şirketin kaşesini kullanıp teslim makbuzunu imza eden bu kişinin mahkemeye çağrılarak imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması, inkarı halinde ise bu kişi yönünden imza incelemesine esas olmak üzere imza örnekleri toplanarak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, salt o tarihteki şirketi temsile yetkili kişilerin imza incelemesinin yapılmasıyla eksik ve yetesiz inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7647, K. 2022/404, T. 19.01.2022
● Teminat Senetleri ve İspat Yükünün Dağılımı
Uygulamada sıkça karşılaştığımız bir diğer hukuki ihtilaf, senedin "teminat senedi" olduğu iddiasıdır. Kambiyo senetleri mücerret borç ikrarı içerdiğinden, senedin bir temel ilişkiye (örneğin bir ticari sözleşmenin ifasına) teminat olarak verildiğini iddia eden borçlu, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Bir senedin teminat vasfı taşıyabilmesi için, sadece üzerinde "teminat içindir" yazması her zaman yeterli korumayı sağlamaz. Senedin hangi sözleşmenin ve hangi edimin teminatı olduğunun, taraflar arasındaki yazılı bir belgeyle (teminat sözleşmesi veya senedin arkasına/önüne yazılan açık ve belirgin atıflarla) açıkça ortaya konması gerekir. Aksi takdirde borçlu, bu senedin teminat amaçlı olduğunu usulüne uygun ve aynı kuvvetlilikte yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Alacaklıların, teminat amacıyla dahi olsa senet alırken, aralarındaki yazılı sözleşmeye senedin tanzim bilgilerini (keşide tarihi, bedeli, vadesi) detaylıca işlemeleri büyük önem taşır.
"Kambiyo senetleri teminat amaçlı olarak temlik edilebilirse de senet metninde açıkça hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğunun gösterilmesi gerekmektedir. Dava konusu senedin ön yüzünde "teminat amaçlı alınmıştır" arka yüzünde ise "bedeli teminattır" ibareleri yer almışsa da hangi hukuki ilişkinin teminat altına alındığı açıklanmadığından yazılmamış sayılır. Mahkemece açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda ihtilafın çözülmesi yoluna gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay, 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/4883, K. 2018/5957, T. 21.11.2018
"Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresi tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. "teminat senedidir," "devredilemez", "ciro edilemez", ibareleri tek başına geçersiz olup, hiç yazılmamış kabul edilir. Aynı yönde (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamı). Bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır." İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1373, K. 2026/101, T. 23.01.2026
● Boş (Açık) Senet Düzenlenmesi
Kanun hükümleri uyarınca bono ve çeklerde açık senet düzenlenmesi hukuken mümkündür. Yani, senet teslim edilirken sadece imza atılarak vade ve miktar gibi kısımlar sonradan doldurulmak üzere alacaklıya bırakılabilir. Ancak borçlu, senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ederse, bu iddiasını yazılı delille ispat etmek zorundadır.
Alacaklı yönünden senedin anlaşmaya uygun doldurulduğu karinesi geçerli olup, bu husus ispat kolaylığı sağlar. Yine de kötü niyet iddialarının önüne geçmek adına, taraflar arasında senedin ne şekilde doldurulacağına dair yazılı bir mutabakat bulunması hukuki güvenliği maksimize eder.
"Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, kambiyo hukukunda açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen bononun sonradan doldurulması halinde geçerli olduğu, bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususunun davacı tarafından yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir" Yargıtay, 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/11366, K. 2017/424, T. 25.01.2017
"TTK'nın 778/2-f maddesi atfıyla bonolara da uygulanan TTK'nın 680. madde hükmü uyarınca bononun kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olarak tedavüle çıkarılması mümkün olup, bu eksiklik senedin ibrazına kadar tamamlanabilir. Bu nedenle, keşideci imzası dışında tüm unsurları boş bir bononun düzenlenmesi mümkün olup, bu bononun doldurularak zorunlu unsurları tamamlanmak suretiyle kambiyo senedi vasfıyla işlem yapılması her zaman mümkündür. Bu durumda ilk derece mahkemesine sunulan belgeler bonoya ilişkin ilanların yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, keşideci imzası bulunan ve tedavüle çıkarılmadan eksik unsurlarının doldurulması imkan dahilinde bulunan belgenin bono olarak kabul edilmeyerek bu bono yönünden iptal isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/924, K. 2023/273, T. 23.02.2023
"herhangi bir kambiyo senedinin tüm unsurlarını içerecek şekilde tanzim edilmesi ve en geç ibraz anında doldurmak kaydıyla boş olarak da lehtara verilmesinin mümkün olduğu, bu durumda bedel hanesi boş olarak verildiği iddia edilen senedin, sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunun keşideci tarafından yazılı delillerle ispatının gerektiği, ancak davacı tarafından belirtilen hususu ispata yarar yazılı delil ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir." Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/5457, K. 2021/5602, T. 20.09.2021
● Kambiyo Senedinin Zayi Olması
Kambiyo senetleri, "kıymetli evrak" niteliği gereği hakkın senede sıkı sıkıya bağlı olduğu belgelerdir. Bu hukuki rejimde senedin zilyetliğine sahip olmayan kişi, kural olarak senette mündemiç olan alacak hakkını ileri süremez. Dolayısıyla senedin rıza dışı elden çıkması (çalınması, kaybolması) veya yanma, su baskını gibi nedenlerle zayi olması, alacaklı açısından hakkın donması veya kaybı riskini doğurur.
Senedin zayi olması durumunda hak sahibinin mağduriyetini gidermek amacıyla Türk Ticaret Kanunu’nda "Zayi Nedeniyle İptal Davası" kurumu düzenlenmiştir. Bu süreçte izlenmesi gereken hukuki prosedür ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
Ödeme Yasağı Kararı: Senet elinden çıkan hamil, senedin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi ve borçlu tarafından bunlara ödeme yapılması riskine karşı ivedilikle mahkemeye başvurmalıdır. Bu başvuruda, mahkemeden borçluya (bonoda düzenleyene, çekte muhatap bankaya) hitaben senedin ödenmemesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararı (ödeme yasağı) verilmesi talep edilir.
İptal Davası ve İlan Süreci: Senedin iptali için görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açılmalıdır. Mahkeme, senedin zayi olduğuna dair kuvvetli delillerin sunulması halinde, senedi elinde bulunduran varsa getirmesi için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde belirli aralıklarla (genellikle üç kez) ilan yapar.
Bekleme Süreleri: Kanunda öngörülen bekleme süresi içinde (çeklerde ibraz süresinin geçmesinden itibaren en az üç ay, bonolarda ilk ilan tarihinden itibaren en az 6 ay) senet mahkemeye sunulmazsa, senedin iptaline karar verilir. Bu sürelerin takibi, hakkın düşmemesi adına kritiktir.
İptal Kararının Hükmü: Mahkemeden alınan iptal kararı, zayi olan senedin yerine geçer. Alacaklı, bu karar ilamı ile borçludan ödeme talep edebilir veya gerekirse icra takibi başlatabilir. İptal kararı, senedin mülkiyetini değil, sadece o senetten doğan hakkın kullanılabilmesini sağlayan bir teşhis belgesi niteliğindedir.
İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Durumu: Senedi zayi eden hamil, iptal davası açmış olsa dahi, eğer senet tedavüle çıkmış ve iyiniyetli bir üçüncü kişi tarafından usulüne uygun ciro silsilesiyle iktisap edilmişse, bu kişinin hakkı korunabilir. Bu sebeple senedin kaybedildiği anlaşıldığı an, zaman kaybetmeksizin hukuki yollara başvurulması "tedavül güvenliği" karşısında alacaklının tek korumasıdır.
Kambiyo senedinin kaybı, sadece bir kağıt parçasının kaybı değil, alacağın ispat vasıtasının kaybı anlamına geldiğinden, iptal davası süreci titizlikle yönetilmesi gereken teknik bir yargılama sürecidir.
"Senedin ziyaının söz konusu olduğu bütün hâllerde, senedi iyiniyetle devralan üçüncü şahısların haklarına iptal kararının hiç bir etkisi olmaz. Senedi iyiniyetle iktisap etmiş bulunan şahsın durumu, iptal kararıyla değişmez. Başka bir deyişle, iyiniyetin korunması esası iptal kararıyla sınırlandırılmamıştır. İptal davası davacının talebi doğrultusunda sonuçlandıktan sonra, bu davadan haberi olmadığı için, senedi iyiniyetle iktisap etmiş olsa bile, hamil, borçluya karşı hak sahibi olarak teşhis edilebilme pozisyonunu kaybetmektedir; çünkü iptal edilen kıymetli evrak, artık kıymetli evrak değildir. Buna karşılık, dava sonuçlanmadan önce senet iyiniyetle devralınmışsa, artık bundan sonra, iptal kararının iyiniyetli müktesebin iktisabına aleyhte bir etkisi olmaz. Davacı, elindeki kararı, iyiniyetli hamile vermek zorundadır; bu karara dayanarak, senet bedelini borçludan tahsil etmiş bulunduğu takdirde ise, bu meblağın devri gerekir. Bu gibi hâllerde, iyiniyetli üçüncü şahsın senedin kendisine verilmesi veya sebepsiz zenginleşme iddiasıyla, iptal kararı hamiline yönelmek hakkı vardır. Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1636, K. 2019/319, T. 19.03.2019
"TTK'nın 759. maddesi gereğince, iptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zayi olduğunu inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak, çekin bir suretini ibraz etmek yahut da çekin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. Burada, iptal talebinde bulunan şahsın ispat etmesi gereken husus zilyedi bulunduğu çekin rizası hilafına elinden çıkmasıdır. Ancak, iptal davasında kesin ispat aranmayıp çekin kaybolduğunun "kuvvetle muhtemel" olduğunu göstermesi yeterlidir (TTK. m. 760). Hasımsız olarak açılan çek iptali davaları neticesinde elde edilecek iptal kararları kesin hüküm oluşturmaz." Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/732, K. 2025/738, T. 28.04.2025
"Somut olayda, davanın reddine neden olan tüm bu hususlar, gelişen durumlara karşılık açılabilecek davalarda tartışılacaktır. İlk derece mahkemesince; verilen süreye rağmen davacının bono görüntüsüne dair herhangi bir belge sunmadığı, davacının yetkili hamil olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; somut uyuşmazlık yönünden mevcut delillerin yeterli sayılarak, yasal ilanlar yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davanın reddine ilişkin kararın hükmün kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/769, K. 2024/700, T. 09.05.2024
Kambiyo senetleri bir alacağın tahsilini kolaylaştıran en güçlü araçlar olsa da, taşıdıkları katı şekil şartları nedeniyle düzenlenmeleri ve teslim alınmaları sırasında azami dikkat gerektirir. Hak kaybı yaşanmaması adına tacirlerin ve bireylerin, senet üzerindeki zorunlu unsurları kontrol etmeleri ve imzaları teyit etmeleri hayati önem taşır.
Av. Taha Hüseyin ÇEBİ
Ömer KORAK