DÜNYADAN

Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından düzenlenen "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu", Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Abone Ol

Sempozyumda; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilerek 13 Mayıs 2025 tarihinde imzaya açılan sözleşmenin hazırlanma süreci, koruma ve denetim mekanizmaları ile avukatlık mesleğinin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.

5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete irtihal etmiş tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Sempozyumun açılış konuşmasını TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı. Sağkan’ın konuşmasının ardından, BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite’in sempozyum mesajı yayımlandı.

Etkinliğe; milletvekilleri, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi Başkanı, BM Özel Raportörü, Avrupa Barolar Federasyonu önceki Başkanı, Fransa Ulusal Baro Konseyi Temsilcisi, Avrupa Konseyi Temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri, TBB Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurul üyeleri, baro başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda avukat katıldı.

Birlik Başkanı Sağkan, açılış konuşmasında, İzmir’de toplanan Baro Başkanlarının, Barolar Birliği’nin kurulması çalışmalarına başladığı 5 Nisan 1958 tarihinin, TBB’nin tüzel kişilik kazanmadan önceki gayriresmî doğum günü olduğunu söyledi.

Aynı zamanda 5 Nisan 1878’de ise İstanbul Barosu’nun ilk genel kurulunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Sağkan, 15-16 Mayıs 1987’de Tekirdağ’da yapılan TBB Genel Kurulunda bu iki tarihi gelişme dikkate alınarak 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olarak kabul edildiğini anlattı.

“ADALETSİZLİKLERE KARŞI MÜCADELE MESLEĞİMİZİN VARLIK SEBEBİDİR”

“Kimsenin kuşkusu olmasın, 5 Nisan 1878’de nerede isek, 5 Nisan 1958’de nerede isek, 15-16 Mayıs 1987’de nerede isek, bugün de aynı yerdeyiz, aynı mücadelenin içindeyiz” diyen Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çünkü biz avukatız. Haksızlıklara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere karşı mücadele bizim mesleğimizin varlık sebebidir. Kimliğine, kişiliğine, milletine, ırkına, etnisitesine, cinsiyetine, yaşına, ten rengine, inancına, felsefi veya siyasi görüşüne bakmaksızın insanlık ailesinin ortak adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü, hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüyüz. Bu vesileyle hak arama hürriyetinin ve kutsal savunma hakkının temsilcisi tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum.”

“AVUKATLARA YÖNELİK BASKILARI AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”

Sağkan, “Uluslararası hukuk düzeninde hukukun üstünlüğü konusunda tanık olduğumuz aşınmayı, avukatlara yönelik baskıları ve çeşitli tedbirleri ülkemizde daha ağır bir şekilde yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Avukatların sosyoekonomik sorunlarının yanında avukata dönük şiddet ve avukatların mesleklerini icra etmelerinin önüne çıkarılan engellerin gün geçtikçe arttığını kaydeden Sağkan, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz 5 Nisan’dan bugüne, geride bıraktığımız bir yıl içerisinde, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki ve idari baskılara, fiziksel ve sözlü saldırılara maalesef yenileri eklendi. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan, mesleki faaliyetleri kapsamındaki eylemlerine suç izafe edilerek 19 Haziran 2025’te tutuklandı; tutukluluğu devam ediyor. 7 Ocak 2026’da, meslektaşımız Av. Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için işyerinde silahlı saldırıya uğradı ve katledildi.

Bu saldırılar, yalnızca avukatların mesleki alanına ilişkin değildir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan doğruya yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir.”

“BU SÖZLEŞMEYE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”

Ulusal ve uluslararası düzeydeki her türlü baskı ve saldırıya karşı, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin avukatların elinde yepyeni bir enstrüman olduğunu vurgulayan Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Sözleşme, avukatların bağımsızlığına yönelik tehditlere karşı bağlayıcı bir güvenlik mekanizması oluşturuyor. Baroların kurumsal varlığını ve meslek örgütlerinin özgür iradesini de güvence altına alıyor. Böylece hem bireysel haklar hem de savunmanın kurumsal kimliği korunuyor. Bu sebeple, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden hareketle ben bu Sözleşme’yi ‘Avrupa Avukat Hakları Sözleşmesi’ olarak anmayı tercih ediyorum, önemini birilerine açıklarken de bu şekilde açıklıyorum.

Sözleşme’nin hazırlanmasına katkı sunanlar -ki onların bazıları bugün bu salonda bizimle birlikteler-, Sözleşme’nin giriş kısmında avukatların ve meslek örgütlerinin hukukun üstünlüğü, adalete erişim, insan hakları, temel özgürlükler gibi meselelerdeki rolüne dikkat çekiyorlar. Bir sonraki paragrafta ise avukatların karşı karşıya kaldıkları saldırıların altı çiziliyor. Salt, alt alta sıralanan bu iki paragraftan da anlaşılacağı üzere, avukata ve meslek örgütlerine yönelik saldırılar, esasen hukukun üstünlüğüne, adalete erişim hakkına, temel hak ve özgürlüklere yönelmektedir. Bugün bu Sözleşme’ye -maalesef- her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.

Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm barolarla birlikte, bu sözleşmenin ülkemiz tarafından da imzalanıp onaylanması için girişimlerimize ilk günden başlamıştık. İlk olarak Sözleşme’yi Türkçeye çevirdik. Türkiye Büyük Millet Meclisine, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanlığına, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına resmî olarak başvurarak Türkiye’nin de imzacı olması talebimizi ilettik. Geçtiğimiz yıl 27 Mayıs 2025’te İstanbul’da, İstanbul Barosuyla ortak bir kolokyum düzenledik. Kitap olarak basılmasını sağladık. Bugün bu salonda sizlere de dağıtıldığı şekliyle bir kitapçık hâline getirdik.

Ülkemizin bu Sözleşme’yi imzalaması için elimizden gelen her türlü çalışmayı gerçekleştireceğiz.”

“İYİ Kİ AVUKATLAR VAR”

Sağkan, etkinliği düzenleyen TBB Avukat Hakları Merkezi’ne, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hukukun gücü en zorlu anlarda bile yurtta ve cihanda hukukun üstünlüğünü savunabilme cesaretinden kaynaklanıyor. Bu cesareti defalarca sınanmış ve her sınavdan başarıyla geçmiş bir mesleğin mensubu, meslek örgütünün Başkanı sıfatıyla son olarak şunu söylemek isterim: Dünyanın her yerinde, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var!”

“BU SÖZLEŞME AVUKATLIK MESLEĞİNİ KORUMA ÇABALARINDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite de video mesajıyla katıldığı konuşmasında, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi insan hakları açısından kilit öneme sahip ve hukukun üstünlüğü ilkesinin merkezinde yer alan avukatlık mesleğini koruma çabalarında bir dönüm noktasıdır. Sanırım hepimiz, bu sözleşmenin zamanlamasının daha isabetli olamayacağı konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı. Satterthwaite, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne yazık ki bugün dünya genelinde avukatlar, pek çok müdahale ve saldırının hedefi haline gelmektedir. Sözleşme; bu saldırılara karşı, avukatların korunmasının ne anlama geldiğine dair bölgesel bir standart belirleyerek karşılık vermektedir. Sözleşme, bu alandaki ilerlemeyi ölçmemizi ve gerekli adımların atılmadığı durumlardaki yetersizlikleri tespit etmemizi sağlar. Sözleşme; avukatlara, barolara ve dünya genelindeki devletlere, avukatların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yeni hukuki düzenlemeler yapabilecekleri referans noktaları sunmaktadır.”

Sözleşmenin Avrupa Konseyi’ne üye olmayan devletlere de açık tutulduğuna dikkat çeken Satterthwaite, tam anlamıyla işleyen adalet sistemlerinde avukatlık mesleğinin serbestçe icra edilmesinin demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu kaydetti.

Satterthwaite, “Avukatların savunma hakkı dahil adil yargılanma güvencelerini korumadaki rolü özellikle hatırlanmaya değerdir. Zira bu haklar, hiçbir zaman tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılabilecek tedbirlere konu olamaz. Adil yargılanma hakkı; yaşam hakkı ve kişi güvenliği gibi hiçbir koşulda askıya alınamaz temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Adil yargılanma hakkı, insan haklarının korunmasında kilit bir unsur olup hukukun üstünlüğünü güvence altına almada usule ilişkin bir araç işlevi görür” ifadelerini kullandı.

Uluslararası standartların, avukatların mesleki hak ve yetkileri çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler nedeniyle kovuşturmaya ya da idari, ekonomik veya başka yaptırımlara maruz kalmamaları gerektiğini öngördüğüne dikkat çeken Satterthwaite, “Buna karşın dünya genelinde avukatlar; muhalifleri savunmaları, seçimleri korumaları, ifade özgürlüğünü ve bağımsız yargıyı müdafaa etmeleri nedeniyle saldırıya uğramaktadır” şeklinde konuştu.

Satterthwaite, “Herhangi bir ülkede avukatlık mesleğine yönelik haksız müdahale ve kısıtlamalar; adil yargılanma hakkının ve yasa önünde eşitliğin sistematik biçimde ihlal edilmesine zemin hazırlayabilir. Avukatların müvekkillerine karşı görevlerini yapmaktan alıkoyan devletler baskıcı bir ortam yaratır. Bu durum çoğunlukla belirli dava türlerini etkiler; başta insan hakları savunucuları ve muhalif kişiler olmak üzere bazı müvekkiller, bağımsız hukuki yardımdan yoksun kalabilir. Avukatlar bu kişileri savundukları için bedel ödemek zorunda kaldığında bu risk daha da artar. İşte bu boşluğu Lüksemburg Sözleşmesi doldurmaktadır” dedi.

Bugünkü toplantı ve memnuniyetle karşıladığımız bu sözleşme; avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu risk ve engelleri tespit etme, değerlendirme ve harekete geçirme taahhüdümüzü yenilememize imkân tanımaktadır” diyen Satterthwaite, dünya genelindeki devletleri sözleşmeye taraf olmayı olumlu biçimde değerlendirmeye davet etti.

Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda; sözleşmenin hazırlanma süreci, uluslararası koruma ve denetim mekanizmaları ile Türkiye bakımından iç hukuka yansımaları farklı başlıklar altında ele alındı.

I. oturumda; TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Prof. Dr. George Katrougalos, Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi Başkanı ve Program Yöneticisi Julie Devys, Fransa Ulusal Barolar Konseyi (CNB) Avrupa ve Uluslararası İşler Komisyonu Başkanı Marie-Aimée Peyron ile Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) Mesleki Dayanışma Komitesi Başkanı Joanna Wsolek söz aldı.

Öğle arasının ardından gerçekleştirilen II. oturumda ise TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Makbule Tanış’ın kolaylaştırıcılığında; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Volkan Aslan, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) Başkanı Roman Završek, Avrupa Baroları Federasyonu (FBE) önceki Başkanı Dominique Attias ve İstanbul Barosu mensubu Av. Benan Molu konuşmacı olarak yer aldı.

Program Forum bölümüyle tamamlandı.

Görüntüle