1. GİRİŞ: TÜRK AİLE HUKUKUNDA TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve uzun yıllardır hukuk çevrelerinde, kamuoyunda ve siyasal platformlarda tartışma konusu olan "süresiz olarak" ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla Türk aile hukukunda yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.
Özellikle kısa süreli evliliklerden sonra yıllarca hatta ömür boyu devam eden nafaka yükümlülükleri, ölçülülük ilkesi, hakkaniyet ve sosyal devlet anlayışı bakımından yoğun eleştirilere konu olmaktaydı. Buna karşılık nafaka alacaklılarının korunması gerekliliği de sosyal hukuk devletinin önemli bir yükümlülüğü olarak kabul edilmekteydi.
Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin somut norm denetimi başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda Anayasa Mahkemesi, TMK m.175'te yer alan "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetmiş ve söz konusu ibareyi oy çokluğuyla iptal etmiştir. Böylece boşanma sonrasında taraflar arasında ömür boyu sürebilen mali bağlılığın anayasal dayanağı ortadan kalkmıştır.
Bununla birlikte Mahkeme, oluşabilecek hukuki boşluğun kamu düzenini sarsmaması ve yasama organına yeni bir düzenleme yapabilmesi için gerekli sürenin tanınması amacıyla iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir.
Ancak bu karar beraberinde son derece önemli soruları da gündeme getirmiştir:
Devam eden nafaka davaları ne olacaktır?
İstinaf ve temyiz aşamasındaki dosyalarda hangi hukuk uygulanacaktır?
Geçmişte kesinleşmiş nafaka kararları bu değişiklikten etkilenecek midir?
Mevcut nafaka yükümlüleri yeni bir dava açarak nafakalarının kaldırılmasını talep edebilecek midir?
Bu çalışmada söz konusu sorular, Anayasa'nın 152 ve 153. maddeleri, kazanılmış hak ilkesi ve yüksek yargı içtihatları ışığında değerlendirilecektir.
2. İPTAL KARARLARININ ZAMAN BAKIMINDAN ETKİSİ VE DERHAL UYGULANMA İLKESİ
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları kesindir ve iptal kararları kural olarak geriye yürümez.
İlk bakışta bu hüküm, nafaka kararlarının geçmişi etkilemeyeceği şeklinde yorumlanabilir. Ancak anayasal sistem yalnızca bu maddeden ibaret değildir.
Nitekim Anayasa'nın 152/3. maddesi şu hükmü içermektedir:
"Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır."
Bu düzenleme, iptal kararlarının kesinleşmemiş hukuki durumlara derhal uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da uzun yıllardır benimsenen yaklaşım budur. Buna göre Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları geriye yürümez; ancak henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklarda uygulanmaya devam eden bir normdan söz etmek de mümkün değildir.
Dolayısıyla dokuz aylık sürenin sonunda iptal kararı yürürlüğe girdiğinde, halen görülmekte olan davalarda süresiz nafaka kararı verilmesi hukuken mümkün olmayacaktır.
3. DERDEST DAVALAR AÇISINDAN SONUÇLAR
Kararın en önemli etkisi, halen devam eden davalar üzerinde ortaya çıkacaktır.
Bir nafaka davası;
- İlk derece mahkemesinde,
- Bölge Adliye Mahkemesi'nde,
- Yargıtay incelemesinde,
bulunuyor ve henüz kesinleşmemiş ise, iptal kararı yürürlüğe girdikten sonra mahkemelerin artık "süresiz nafaka" hükmü kurmaları mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle devam eden davalarda taraf vekillerinin iptal kararını dosyaya sunmaları ve yeni hukuki durumun değerlendirilmesini talep etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Özellikle istinaf ve temyiz incelemesindeki dosyalarda kararın uygulanması ciddi sonuçlar doğurabilecektir.
4. KAZANILMIŞ HAK İLKESİ VE SINIRLARI
Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisini değerlendirirken "kazanılmış hak" kavramı özel önem taşımaktadır.
Ancak burada maddi kazanılmış hak ile usuli kazanılmış hak arasındaki ayrımın doğru yapılması gerekir.
A. Maddi Kazanılmış Hak
İptal kararından önce kesin hüküm haline gelmiş mahkeme kararları korunmaktadır.
Dolayısıyla geçmişte verilmiş ve kesinleşmiş bir nafaka kararının sırf Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkması mümkün değildir.
Kesin hüküm ilkesi hukuk güvenliğinin temel unsurlarından biridir.
B. Usuli Kazanılmış Hak
Yargılama sürecinde taraflar lehine doğan usuli kazanılmış haklar da kural olarak korunur.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik uygulamasına göre Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları usuli kazanılmış hakkın en önemli istisnalarından biridir.
Bu nedenle henüz kesinleşmemiş bir dosyada taraflardan biri lehine oluşmuş görünen usuli durumlar, iptal kararı karşısında korunamayabilir.
5. MEVCUT NAFAKA BORÇLULARI NE YAPABİLİR?
Kamuoyunda en çok sorulan soru şudur:
"Halen süresiz nafaka ödüyorum. Bu karara dayanarak nafakamı kaldırabilir miyim?"
Bu sorunun cevabı üç farklı senaryoya göre değişmektedir.
Senaryo 1: Kesinleşmiş Nafaka Kararları
Yalnızca Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına dayanılarak mevcut nafakanın kaldırılması mümkün görünmemektedir.
Çünkü karar geriye yürümemekte ve kesinleşmiş hükümler hukuk güvenliği gereği korunmaktadır.
Senaryo 2: Devam Eden Davalar
Dava henüz kesinleşmemiş ise iptal kararının uygulanması mümkündür.
Bu durumda süresiz nafaka verilmesinin önüne geçilebilecektir.
Senaryo 3: TMK m.176/4 Kapsamındaki Davalar
Anayasa Mahkemesi kararından bağımsız olarak;
- Nafaka alacaklısının çalışmaya başlaması,
- Fiilen evli gibi yaşaması,
- Düzenli gelir elde etmesi,
- Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun ağır şekilde bozulması,
gibi sebepler mevcutsa nafakanın kaldırılması veya azaltılması her zaman talep edilebilir.
6. TBMM'Yİ BEKLEYEN GÖREV
Anayasa Mahkemesi iptal kararı vermiş; ancak yeni sistemi belirleme görevini yasama organına bırakmıştır.
Önümüzdeki süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin;
- Belirli süreli nafaka sistemi,
- Hakimin takdir yetkisini genişleten model,
- Evlilik süresine bağlı nafaka sistemi,
- Toplu ödeme veya rehabilitasyon odaklı modeller,
üzerinde çalışması beklenmektedir.
Ayrıca en kritik konulardan biri de geçiş hükümleridir.
Meclis tarafından çıkarılacak yeni kanunda, geçmişte verilmiş nafaka kararlarının yeni sisteme uyarlanmasına ilişkin özel hükümler öngörülmesi halinde, bugün nafaka ödeyen binlerce kişi açısından yeni dava yolları gündeme gelebilecektir.
7. SONUÇ
Anayasa Mahkemesi'nin TMK m.175'te yer alan "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesi, Türk aile hukukunda son yılların en önemli kararlarından biridir.
Bu karar yalnızca nafakanın süresine ilişkin teknik bir değişiklik değil; boşanma sonrasında taraflar arasındaki mali ilişkinin yeniden tanımlanması anlamına gelmektedir.
İptal kararı yürürlüğe girdikten sonra kesinleşmemiş davalarda süresiz nafaka kararı verilmesi mümkün olmayacak; buna karşılık geçmişte kesinleşmiş kararlar kural olarak korunacaktır. Bununla birlikte yasama organının yapacağı yeni düzenleme ve özellikle geçiş hükümleri, mevcut nafaka yükümlülerinin hukuki durumunu doğrudan etkileyebilecektir.
Önümüzdeki dokuz aylık süreç yalnızca yeni bir nafaka sisteminin oluşturulacağı bir dönem değil, aynı zamanda aile hukukunun geleceğinin yeniden şekilleneceği bir geçiş süreci olacaktır. Bu nedenle hem devam eden davaların hem de mevcut nafaka yükümlülüklerinin dikkatle takip edilmesi, ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Av. Emrah GOLGİYAZ