YASA DIŞI BAHİS SUÇLARINDA ÖRGÜTLÜLÜK VE SORUŞTURMA TEKNİKLERİ

Abone Ol

Yasadışı bahis ve şans oyunu suçlarında dar anlamda suçtan zarar gören Spor Toto Teşkilat Başkanlığı olup geniş anlamda suçtan zarar gören kamu yani devlettir. Vergi kaybı nedeniyle devlet zarar görmekte ise de asıl zarar gören toplumu oluşturan bireylerdir. Bahis ve şans oyunlarının tamamı umut tacirliği olup bireysel ve toplumsal gelişmeyi engellemektedir. Bahis ve şans oyunları kolay kazanma kültürünü topluma egemen kılmaktadır. Bireylerin emeksiz ve kolay para kazanma hırsının kötü niyetli kriminal kişiler tarafından vergisiz olarak istismarı da suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçla korunan hukuki yararların öngörülen cezalarla orantılı olması ve soruşturma ve yargılamaların magazinleşmemesi gerekir

Örgüt halinde işlemenin kolaylığı gözetilerek yasadışı bahis ve şans oyunu suçlarının nitelikli hal olarak düzenlenmesi gerekir. Gözaltı, yakalama ve tutuklama işlemlerinin ceza hukukunun temel ilkelerine uygun yapılması ve adalet duygusunun incitilmemesinde hukuku devleti açısından bir gereklilik bulunmaktadır.

Soruşturması veya kovuşturması devam eden şüpheli veya sanıkların kullandıkları yasadışı bahis ve şans oyunu sitelerinin soruşturma veya kovuşturmaya rağmen kapatılmaması ve organizasyonun engellenmemesi suçla mücadelenin etkin yapılmaması izlenimini vermektedir.

Ceza muhakemesi hukuku, suç soruşturması ile başlayan yargılamada hukuk güvenliğinin hangi yöntemlerle korunduğunun usulünü düzenleyen bir kurallar bütünüdür. Soruşturmanın ve yargılamanın nasıl yapılacağını, soruşturma ve yargılama süjelerinin hak ve yükümlülüklerini, ceza muhakemesi hukukuna egemen ilkeler ışığında ortaya koyması nedeniyle hayati bir önem taşır. Ceza muhakemesi hukukunun bilimsel olmadığı bir düzende hukuk güvenliği, kamu düzeni, kamu güvenliği ve adalet gerçekleşemez[1].

Ceza muhakemesi hukuku bireyleri, haksız yakalama, tutuklama, yargılama ve mahkûmiyete karşı koruyan hukuk güvenliğinin en aktif uygulama alanıdır. Bir suç şüphesi altında olan bireylerin hangi koşullarda nasıl soruşturulacağı ve yargılanacağının kategorize edilmesi ancak evrensel hukukun ışığında yasallaştırılmış ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerinin uygulanması ile mümkündür.

Yer ve zamana göre değişen hukuk dışı toplumsal ve siyasi talepler hukukla çatıştığında evrensel hukuk kurallarının uygulanması ancak soruşturma ve yargılama makamlarının teminat altına alındığı, her türlü siyasi ve toplumsal baskıya karşı demokratik toplumun ilkeleri ışığında evrensel hukuk içinde kalabilen bir ceza muhakemesi hukuku ile mümkündür[2].

Soruşturma ve yargılama sürecindeki tüm işlemlerin ceza hukukuna egemen ilkeler ışığında hukuka uygun yöntemlerle bilimsel ve teknik olarak yapılması, iddia ve savunmalar titizlikle incelenerek hükme esas alınan tüm delillerin duruşmada okunarak şikâyet ve savunmalara yönelik tespitlere ve beyanlara ilişkin taraflara diyeceklerinin sorulması gerekir. Yargılama aşamalarında ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf ve/veya temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve özleri değiştirmeksizin tartışılması şarttır. Esas olan adil yargılama ışığında teknik ve bilimsel delillerle maddi gerçeğin araştırılmasıdır.

İddianamenin Cumhuriyet savcısının koordinesinde yapılmış soruşturmaya, yargılamanın ise soruşturma ve yargılama tekniğine uygun olarak düzenlenmiş iddianameye göre yapılması şarttır. İddianamede belirtilmeyen eylemlerden dolayı yargılama yapılarak hüküm kurulamaz. Mahkemelerce vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması ile sanıkların yasa dışı bahis ve/veya örgütlü suçlara katılma iradesini açıkça ortaya koyan eylemlerinin ve söylemlerinin, zaman, nitelik ve nicelik olarak yaptığı katkı itibariyle bir bütün olarak değerlendirilerek suçun unsurları üzerinden suç vasfını titizlikle araştırılarak gerekçelendirilmesi gerekir. Bu kapsamda sanık/sanıkların veya müdafi/müdafilerinin savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedilerek veya kabul edilerek verilen kararın tüm tarafları tatmin etmesi ve adalet duygusunu incitmemesi amaçlanmalıdır. Suçla mücadelenin tüm yönleriyle etkin bir şekilde yapılması toplumsal barış ve gelişmenin önemli araçlarındandır. Suç toplumsal barışı bozmaktadır.

Örgüt suçunun oluşması için aranan en az üç kişinin en az birisinin kurucu, birisinin yönetici ve birisinin de üye olması gerekir. Suç örgütü olmak için yasanın öngördüğü fail sayısının örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir, yönündeki düzenlemenin örgütsel tehlike açısından yetersiz bir rakam olduğu kanaatindeyiz. İştirak halinde işlenen suçlarla örgütsel suçlar arasındaki ayırım açısından belirsiz suçların, hiyerarşinin, elverişliliğin ve devamlılığın arandığını göz önünde tutarsak bu sayının en az beş olması gerekir. Kaldı ki uygulamada örgütlü suçlarda fail sayısının onlarca hatta yüzlerce olduğu gözlemlenmektedir.

Kast ceza hukukunun en problemli alanlarından biri olup hangi eylem veya söylemlerin bilmeyi ve istemeyi ortaya koyacak ölçütler olduğunun tespiti sübjektiftir. Bu nedenle kastın tespitinde kural düzeyinde hükümler koymak yerine somut olayın özeliklerine göre failin yaşı, sosyal ve ekonomik durumu, mesleği, eğitim durum ile yaptığı eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmalıdır. Hâkimlerin kastı belirlemede her türlü baskıya karşı her türlü teminat ile korunarak kastın tespitine yönelik derinlik sağlayacak düzeyde suç tiplerine göre değişen uzmanlık eğitimi almaları gerekir. Hangi davranışların olay bazındaki hukuki anlam ve sonuçlarının titizlikle araştırılması ve vicdani kanaate göre bir değerlendirme yapılması gerekir.

Hareketin bölünebildiği hallerden kurucu ve/veya kurucuların örgüt kurmaya yönelik icra hareketlerini tamamlayamamaları halinde örgüt kurma suçu teşebbüs aşamasında kalmaktadır. Aynı doğrultuda olma üzere örgüte üye olma, yardım etme ve propaganda yapma suçları da teşebbüse elverişlidir.

Örgütün silahlı olması halinde, verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır. Örgütün silahlı olması ağırlatıcı sebep olarak belirlenmiş olup silah kavramına TCK’nın 6/f. maddesi üzerinden bir tespit gereklidir. Silahın atışı elverişli olması şarttır. Atışa elverişli olmayan bir silah suç oluşturmamakta olup silahın görünür olması da yeterli değildir. Eğer silah bir ağırlatıcı nedense bu silahın atışa elverişli olması ve kullanması şarttır. Örgüt üyelerinden birinin evinde, iş yerinde veya arabasında ele geçen silahtan dolayı örgütün silahlı örgüt olarak kabul edilerek ağırlatıcı nedenin uygulanması ceza hukukuna egemen ilkelere açıktır. Burada önemli olan örgütün silahla oluşabilecek korkutuculuk niteliğini ulaşıp ulaşmadığının tespiti olmalıdır.

UYAP sisteminde bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda dosya kapsamındaki eylemlerle ilgili veya örtüşen bir şekilde araştırma, soruşturma ve yargılama yapılarak şüpheli veya sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa bu beyan yahut delillerin soruşturmada ve yargılamada okunarak taraflara diyeceklerinin sorulması, gerekirse beyanların doğruluk derecelerinin araştırılması açısından kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınarak soruşturma ve yargılamanın maddi gerçeği ortaya koyacak nitelikte yapılması gerekir.

Örgütü üyesi olduğu iddia edilen sanığın beyanları doğrultusunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından örgütün yapısına ve organizasyon şekline ilişkin tüm verilerin dosya ile ilgili bölümler üzerinden araştırılarak tanık beyanları üzerinden sanığın savunmasının doğruluk derecesinin incelenerek tüm deliller üzerinden değerlendirilmesi şarttır.

Yasa dışı bahis ve şans oyunları; suç örgütlerinin devamlılığını temin etmek, kara para aklamak, ülkelerin mali, sosyal, siyasal yapısını çökertmek, haksız ve kolay para kazanmak veya vergi kaçırmak amacıyla para kazanmayı meşrulaştırmaktadır. Dijital dünyaya erişimin teknolojinin gelişmesi ve değişmesi nedeniyle zaman ve mekân tanımaksızın hızlanması, tüketim çılgınlığı ve kapitalizmin büyülü dünyası, yaşamı para odaklı hale getirmiş olup bahis ve oyunlar üzerinden umut tacirliği yapılarak insanların gerçeklikten uzaklaşmaları sağlanmaktadır.

Yasa dışı bahis suçlarıyla mücadele etkin ve hızlı bir mücadele yöntemi gerektirir. Uzman polis, uzman savcı ve uzman mahkeme şarttır. Ayrıca bilişim uzmanlarından oluşan adli kolluk ve bilirkişilerin hem önleyici hem koruyucu hem de delilleri ortaya koyucu bir işleve sahip olmaları sağlanmalıdır.

İşlenen suçların şekli ve suçların sınır tanımayan bir şekilde işlenebilme kapasitesi ulusal ve uluslararası iş birliğini zorunlu hale getirmektedir. Klasik suçlar büyük oranda yerini dijital suçlara bırakmış olup dijital dünyanın ayrı bir işleyişi ve dili bulunmaktadır. Yasa dışı bahis suçları özellikle örgütlü olarak işlendiğinde bu suçları ortaya çıkarmak, failleri yakalamak ve suçları delillendirmek güçleşmektedir. Bu nedenle önceden hazırlıklı olup örgütsel yapının tüm yönleriyle araştırılması ve faaliyetlerinin aynı anda sona erdirilmesine ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Yasa dışı bahis suçları ile mücadelede eylemin örgütlülük hali de gözetilerek klasik soruşturma yöntemlerinden farklı olarak bilgisayar uzmanı, yazılım uzmanı, yapay zekâ uzmanı, iletişim uzmanı ve bilişim hukuku uzmanlarından oluşacak kurulların yasal düzenlemeler ile koordinelerinin sağlanması suretiyle örgütlü işlenen yasa dışı bahis suçlarıyla mücadelede kolektif aklın ışığında hareket edilerek bilimin ve teknolojinin gereklerine uygun olarak uygulamanın etkinleştirilmesi şarttır. Yasa dışı bahis suçlarında örgütlü yapıların ortaya çıkarılması polisin tek başına çözebileceği bir iş değildir.

------------

[1] Cengiz, Apaydın, Ceza Muhakemesine Egemen İlkeler Işığında Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2025, s. 7.

[2] Apaydın, Olağan ve Olağanüstü Kanun Yolları, s.7.