KARARLAR

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/9725 E., 2024/1684 K. sayılı kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 22.02.2024 tarihli, 2021/9725 E., 2024/1684 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

8. Ceza Dairesi

2021/9725 E., 2024/1684 K.

"İçtihat Metni"


İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/513 E. 2016/534 K.
SUÇ : Eziyet
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında eziyet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca dava açılmıştır.

2. Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında eziyet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz isteği;
Herhangi bir nedene dayanmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

1. Dava konusu olay, sanığın eşinin eziyet çekmesine yol açacak bir takım davranışlarda bulunup bulunmadığı iddiasına ilişkindir.

2. 30.07.2013 tarihinde müteveffa Vecide'nin evlerinin bir odasında kendisini boynundan asmak suretiyle intihar ettiği yönünde alınan ihbar ile şüpheli ölüm olayı nedeniyle sanık ve annesi hakkında soruşturma başlatıldığı, müteveffanın ailesinin kızlarının eşi olan sanık tarafından sürekli darp edildiğini, çocuklarının olması nedeniyle boşanamadığını, zaman zaman vücudundaki morartıları kendilerine gösterdiğini, kızlarının ölümüne de sanığın sebep olduğunu belirterek şikayetçi oldukları belirlenmiştir.

3. a) Müteveffanın babası katılanın ve annesi ve kardeşlerinin aşamalarda, müteveffanın sanık tarafından sürekli olarak darp edildiğini, sanığın harçlık bile vermediğini, çocuklarına bez parasını bile yalvararak verdiğini, darp izlerine zaman zaman şahit olduklarını, ancak çocukları için boşanamadığını beyan ettikleri, akrabaları F.Ş.'nin, bir perde mevzuu nedeniyle müteveffanın darp edilip aç bırakıldığını çocuklarından ve kızkardeşinden duyduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.

b) Müteveffa ve sanığın ortak çocukları olan B.O.B. ve M.B. savcılıkta, anneleri olan müteveffanın babaları tarafından sürekli darp edildiğini, hatta sanığın annelerini ası süsü vererek öldürdüğünü beyan ettikleri, çocukların alınan ifadelerinin ardından sosyal hizmet uzmanı tarafından düzenlenen değerlendirme ve sonuç başlıklı raporda, B.O.B.'nin olaya kendisinin şahit olmadığını, savcılıkta yanlış bilgiler verdiğini, olaya abisi M.B.'nin şahit olduğunu beyan ettiği, babasının ailesinin yanına gitmekten korktuğu için o şekilde ifade verdiğini ifade ettiği, ancak çocukların kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında babaları olan sanığın annelerini sürekli darp ettiğini, vefat etmeden önce de darp ettiğini, daha sonra da öldürdüğünü beyan ederek soruşturma aşamasındaki ifadelerine döndükleri belirlenmiştir.

4. a) 30.07.2013 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı ile, müteveffanın sol uyluk poupart bağının hemen altında ön tarafta biri 6 cm, diğeri 2 cm çapında sarı renk almış eski ekimoz, sağ dirsekte 0,3 cm çapında kurutlu eski yara mevcut olduğu,

b) İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.12.2015 tarihli raporu ile müteveffanın ölümünün ası sonucu gerçekleşmiş olduğu, ası dışında travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı belirlenmiştir.

5. Sanık ve annesi hakkında kasten öldürme ve intihara yönlendirme suçlarından delil yetersizliği nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

1. 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinde düzenlenen eziyet suçundan ayrı şekilde failin öldürmeye yönelik kastının bulunması durumunda ayrıca kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağı göz önünde bulundurularak, somut olayda sanık ve ölen ...'nin ortak çocukları olan B.O.B. ve M.N.B. kovuşturma aşamasında pedagogun da itibar edilebilir bulduğu beyanlarında ilk ifadelerine dönerek babalarının annelerini öldürdüğüne ilişkin anlatımların 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yeni delil olarak kabul edilebileceği anlaşılmakla, bu kapsamda yeniden bir değerlendirme yapılarak işlem yapılması mümkün görülmüştür.

2. 5237 sayılı Kanun'un "Eziyet" başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında eziyet suçunun maddi unsuru, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirmek” şeklinde belirtilmiş, ancak bu davranışların ne olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Ancak maddenin gerekçesinde; eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu işkence suçuna ilişkin 94 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma, eziyet suçunu düzenleyen 96 ncı maddenin metninde değil, gerekçesinde yer vererek eziyet suçunda fiilin arz ettiği özellikleri belirlemiştir. Bu durumda eziyet suçu ile işkence suçu, maddi unsuru bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak eziyet suçu bakımından maddenin gerekçesinde, işkence suçunda öngörülen “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine” yol açacak hareketten söz edilmemektedir.

Eziyet serbest hareketli bir suçtur. Mağdurun gerek bedensel gerek ise ruhsal yönden acı çekmesine neden olacak, mağdurda utanma, korku, acizlik ve değersizlik duygusu uyandırıp onurunu zedeleyecek hareketler eziyet kapsamındadır. Bu suç tipinde mağdur, objektif olarak aşağılayıcı ve eza verici hareketler aracılığıyla, insan olma niteliğinin gerekli kıldığı düzeyin objektif olarak altında kalan ve kişiliğinin derhal ya da ileride gelişebilmesi için gerekli olan dengeye olarak etki edebilecek muamelelere tabi kılınmaktadır.

Eziyet teşkil eden fiiller, kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Eziyetten söz edebilmek için, maddenin gerekçesine göre eziyet oluşturan fiillerin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sistematik olmaktan kastedilen, mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izlemesidir. Sistematik olma hali, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığını tespite yarayan kriterlerden biridir. Hareketlerin sistematik biçimde uygulanması, mağdura yönelik davranışların belli bir süreç içinde düzenli ve bir bütünlük arz eder biçimde yapılmasını gerektirir. Bu sebeple mağdura yönelik hareketler, fail tarafından bilerek ve istenerek belirli bir süreçte genel bir tutum çerçevesinde bir bütünün parçası olarak veya belirli bir plan dahilinde işlenirlerse eziyet suçu oluşur. Burada çeşitli nitelikteki hareketler objektif olarak belirli bir şiddeti içermekte, asgari düzeyde bir ağırlığa ulaşmaktadır. Hareketler bir bütün halinde objektif olarak eziyet teşkil edecek boyuta ulaştığında, başka bir deyişle asgari bir düzeyde şiddete ulaştığında suç tamamlanmış olacaktır.

Dava konusu olayda, sanığın eşi olan müteveffayı evlilik süreci içerisinde sistematik bir şekilde gerek darp etme, gerekse aç bırakma, para vermeyip belli başlı ihtiyaçlardan mahrum bırakma şeklinde gerçekleşen ve ölüm olayına kadar devam eden eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi kapsamında eziyet suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi.