T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi
2009/6322 E., 2010/4578 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 15, 106 ada 10, 113 ada 49 ve 51, 114 ada 7, 11, 12, 28 ve 130 ada 7 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar tutanaklarında yazılı hukuksal nedenlere dayanılarak 106 ada 10 parsel sayılı taşınmaz ölü olduğu belirtilmek suretiyle ...adına, 102 ada 15, 113 ada 49 ve 51, 114 ada 7, 11 ve 28 parsel sayılı taşınmaz ölü olduğu belirtilmek suretiyle ... adına, 114 ada 12 ve 130 ada 7 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava konusu taşınmazların ...mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında hazine 102 ada 15 ve 114 ada 28 parsel sayılı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ...'nın davasının reddine, 102 ada 15, 113 ada 49 ve 51, 114 ada 7, 11, 12, 28 ve 106 ada 10 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, katılan davacı hazinenin davasının kabulüne, 102 ada 15 ve 114 ada 28 parsel sayılı taşınmazların katılan davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 102 ada 15, 113 ada 49 ve 51, 114 ada 7, 11, 12, 28 ve 106 ada 10 parsel sayılı taşınmazların hazine dışındaki tarafların ortak miras bırakanı Yusuf’tan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Muris ...1915 (1331) tarihinde ölmüş ise de mirasçıları... ve ...’ın M.K.nun yürürlük gününden sonra öldükleri, bu nedenle adı geçenlerin terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakla dava konusu taşınmazların paylaşılıp paylaşılmadığının tespiti gerekir.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, terekeye dahil bir yada birden fazla taşınmaz mal üzerinde bir yada bir bölüm mirasçının bir insan ömrünü aşacak biçimde zilyet olmalarının başlı başına paylaşmanın geçerli ve yeterli koşulu olmadığı bu olgunun az yukarıda belirlenen maddi ve hukuki olgularla desteklenip güçlendirilmiş olması gerektiği yönü üzerinde de durulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davaya konu olduğu saptanan 130 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında mahkemece karar yerinde olumlu olumsuz hüküm kurulmadığı, ayrıca 102 ada 15 ve 114 ada 28 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hükmün (2). bendinde tespit gibi tapuya tesciline, (3). bendinde ise katılan davacı hazine adına tapuya tesciline karar verildiği anlaşılmakla infazda kuşku yaratacak şekilde hüküm oluşturulması dahi isabetsiz olup, davacı ...’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82,80 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.