KARARLAR

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/4352 E., 2025/6989 K. sayılı kararı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2025 tarihli, 2025/4352 E., 2025/6989 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

12. Hukuk Dairesi

2025/4352 E., 2025/6989 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikayet eden 3. kişi şirketin, icra mahkemesine vermiş olduğu dilekçe ile kendisine gönderilen İİK 89/1, 2, 3 haciz ihbarnamelerine ilişkin tebligatların usulsüz olduğunun tespiti ile İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin öğrenildiği tarihin 07.02.2025 olarak düzeltilmesini ve İİK 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptali ile hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, icra mahkemesince şikayet eden 3. kişiye gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, şikayet eden 3. kişinin kararı istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, bu kararın şikayet eden 3. kişi tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12... . maddelerinde belirlenmiştir. Borçlu şirketin tebligat adresinin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun; "Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır." Tüzel kişilerin adreslerinin ara statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmi kayıtlarda belirli olması sebebi ile meçhul olması söz konusu değildir.

Borçlu şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Somut olayda, şikayet eden 3. kişinin, tebligat adresinde hiç oturmadığı veya faaliyet göstermediğini şikayet dilekçesinde beyan ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen 27.11.2024 tarihli İİK 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğine ilişkin iade tebliğ evrakında, ''muhatap adresten taşınmış/tanınmıyor'' şerhi ile tebligatın iade edildiği, taşınmış/tanınmıyor maktu açıklamasından icra dosyasına giren tebligat zarfında, taşınmış kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, karenin tanınmıyor kısmına da sirayet ettiği, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, tam tersi olarak, aynı tebligat zarfının taşınmış/tanınmıyor ibaresinde, tanınmıyor kısmının kare benzeri çerçeveye alındığı, karenin taşınmış kısmına da sirayet ettiği, usulsüz olduğu iddia edilen tebligattaki, yukarıda ifade edilen kare benzeri çerçeveye alma işleminin geçersizliğe mi, geçerliliğe mi delalet olduğunun anlaşılamadığı, tebliğ memurunun hangi koşula göre yapmış ise diğerinin üzerini çizmek suretiyle iradesini tebliğ mazbatasına yansıtması gerektiği, oysa çelişki arz eden tebliğ evraklarında dikdörtgen içerisine almak suretiyle tebliğ işlemi iade şeklinde tamamlandığı, bu hali ile iade tebligatın yasal koşulları taşımadığı, bu açıklamalar ışığında, 24.11.2024 tarihli iade tebliğinin usulsüz olduğu, bu iade tebliğ evrakına bağlı olarak Tebligat Kanunun 35/4. maddesine göre yapılan tebligatlarında usulüne uygun olmadığı, şikayetçi 3. kişinin ıttıla tarihinin belirlenmesi suretiyle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Ayrıca, 3...8 barkod nolu 27.11.2024 tarihli iade tebligatın icra dosyasına giren örneğinde beyanı alınan komşu ismi ... olarak yazılı olduğu, istinaf incelemesi sırasında, PTT'den istenen nüshada ise, beyanı alınan komşu ismi olarak ... ismi yazılı olduğu, bu yönü ile de tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır.

O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe ile şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi ve şikayet eden 3. kişinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Şikayet eden 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 15.04.2025 tarih ve 2025/409 E.-2025/581 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.02.2025 tarih ve 2025/74 E.-2025/143 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Üye Dr.... ile Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda, anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkartılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmiş olması zorunludur.

Muhatap şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince; tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise, muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Öte yandan, Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. HGK'nın 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.

Somut olayda; şikayetçi/3. kişi şirketin ticaret sicilinde yer alan adresine çıkarılan İİK 89/1. haciz ihbarnamesinin "muhatap adresten taşınmış olup....sözlü beyanı ile tespit edilmiş olup şahıs imzadan imtina etmiştir. Adres işyeri olduğundan muhtar kaydı bulunmamaktadır. Evrak çıkış merciine iade ..." şerhi ile iade edildiği, daha sonra aynı adrese TK'nın 35. maddesi uyarınca İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, en son 89/3 haciz ihbarnamesinin 31.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacının tebliğlerin usulsüz olduğunu, bundan 07.02.2025 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin bu tarih olarak düzeltilmesini ve diğer iki ihbarnamenin de iptalini talep ettiği, iade gelen ilk ihbarname tebligatının şirketin taşındığından bahisle iade edildiği, bu durumun gerek mazbata üzerindeki tebliğ memurunun çerçeve ile işaretlediği kısım ve gerekse de Bölge Adliye Mahkemesince yazılan müzekkereye istinaden PTT müdürlüğü tarafından verilen 12.03.2025 tarihli yazı ile açıkça belirtildiği, yine iade gelen 89/1 haciz ihbarnamesinde beyanı alınan kimsenin ismine yer verildiği ve bu kimsenin imzadan imtina ettiğinin de yazılı olduğu gibi şikayetçi/3. kişinin maddi vâkıa olarak şerhin gerçeği yansıtmadığını da iddia etmediği, bir başka deyişle şikayetçi adreste faaliyet gösterdiği halde taşındığından bahisle iade edildiğini ileri sürmemiştir. Aksine dava dilekçesinde; "...Müvekkilim şirket tebliğ yapılan adreste çalışma yapmamış şirketi bu adreste kurmuş ve bir faaliyeti olmamıştır. Bu nedenle zaten daha önce bu adreste faaliyet gösteriyormuş da taşınmış şeklinde bir durum söz konusu olmadığından "taşınmıştır" şeklinde bir beyanın yada şerhin kabulü de mümkün değildir..." şeklinde beyanda bulunduğu ve şirketin kuruluşundan bu yana tebligat adresinde hiç faaliyet göstermediğini açıkça ifade etmiştir.

Belirtilen nedenlerle; şikayetçinin ticaret sicilindeki adresine çıkarılan ilk tebligatın "taşınmıştır" şerhi ile 27.11.2024 tarihinde iade edilmesinden sonra aynı adrese TK'nın 35. madde uyarınca yapılan İİK 89/1, 2 ve 3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ işlemlerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır(Zira Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarih ve 2018/13215 Esas-2019/5465 Karar sayılı kararı da benzer niteliktedir.).

Yukarıda açıklanan nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma kararına katılamıyoruz. 03.11.2025