KARARLAR

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2025/4148 E., 2026/1798 K. sayılı kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2026 tarihli, 2025/4148 E., 2026/1798 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

2025/4148 E., 2026/1798 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1068 E., 2025/354 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/384 E., 2022/267 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, ... /... köyü çalışma alanında bulunan 1 88... parsel sayılı taşınmaz "hali arazi" niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ...; mülk edinmeye elverişli irsen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayalı olarak dava konusu taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptali ve adına tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı Hazine; hak düşürücü süre itirazında bulunmuş, işin esası yönünden ise dava konusu taşınmazın zilyetlikle mülk edinilemeyeceğini, öte yandan davacı yararına kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.121,68 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 3.861,08 metrekare yüz ölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.

Somut olayda; zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Şöyle ki, dosya arasında yer alan jeodezi mühendisi bilirkişi raporlarının ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, iddiaya konu taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlik emaresine rastlanmadığı gibi bu bölümlerin ayırıcı unsurlarının da bulunmadığı görülmektedir. Ziraat mühendisi bilirkişi raporuna ekli olup taşınmaz başında keşif günü çekilen görüntülerden ise taşınmazın zemininde ekonomik amaca uygun zilyetliğe tesadüf edilmediği, taşınmazın hali arazi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Yukarıda açıklanan verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi ve jeodezi bilirkişinin dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinimine ilişkin koşulların oluştuğuna dair kanaate itibar edilmesi mümkün değildir.

Hâl böyle olunca; Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.