Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi, Türk hukuk sisteminde yalnızca akademik bir faaliyet olmayıp aynı zamanda sağlık hizmeti üretimini içeren karma nitelikli bir statüye sahiptir. Bu yönüyle, uzmanlık öğrencileri hibrit şekilde hem yükseköğretim mevzuatına hem de sağlık hizmetlerine ilişkin düzenlemelere tabi tutulmaktadır. Vakıf üniversitelerinde yürütülen uzmanlık eğitimlerinde, mali hakların belirlenmesi noktasında ortaya çıkan farklı uygulamalar, son yıllarda önemli hukuki tartışmalara yol açmıştır.
Bu tartışmaların merkezinde, vakıf üniversitelerinde görev yapan tıp veya diş hekimliği fakülteleri uzmanlık öğrencilerinin ücret, döner sermaye, teşvik ve benzeri mali haklarının kamu kurumlarında görev yapan kendi emsallerindeki uzmanlık öğrencileriyle eşit olup olmayacağı sorunu yer almaktadır. İşbu yazımızda bu husus, ilgili mevzuat hükümleri ve uygulamadaki uyuşmazlıklar çerçevesinde incelenecektir.
TIP VE DİŞ HEKİMLİĞİNDE UZMANLIK EĞİTİMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 1219 sayılı Kanun kapsamında düzenlenerek birlikte ele alınmış ve benzer hak ve yükümlülüklere tabi tutulmuştur.
İlgili mevzuat çerçevesinde uzmanlık öğrencileri:
· Lisansüstü eğitim statüsündedir,
· Aynı zamanda fiilen sağlık hizmeti sunmaktadır,
· Görev icra ettikleri kurum adına gelir üretimine katkı sağlamaktadır.
Dolayısıyla bu statü, klasik öğrenci statüsünden farklı olarak aynı zamanda mali hak doğuran bir çalışma ilişkisini de içinde barındırmaktadır.
MALİ HAKLARIN KAPSAMI: ÜCRET, PROMOSYON, DÖNER SERMAYE VE TEŞVİK
Uzmanlık öğrencileri, eğitimleri devam ederken aynı zamanda sağlık hizmeti veren uzmanlık öğrencilerinin mali hakları ilgili mevzuatlar kapsamında yalnızca maaşla sınırlı olmayıp her türlü ödemeyi kapsamaktadır. Peki her türlü ödeme kavramından ne anlamamız gerekir?
- Ücret Ödemesi; Ücret ödemesinden anlaşılması gereken sabit maaştır.
- Banka Promosyonları; Ücret ödemesine ek olarak üniversitenin bankalarla yapmış olduğu maaş protokolleri çerçevesinde ödenen ve uygulamada “promosyon” olarak adlandırılan ek mali menfaattir.
- Döner Sermaye Gelirleri ile Teşvik Ödemeleri; Hizmet üretimine aktif katkı sağlayan performans ve katkı esasına dayalı personele dağıtılması gereken bir gelir kalemidir. Elde edilen gelir ortak bir havuz sisteminde biriktirilir. Teşvik ek ödemesi işbu döner sermayeden verilen personelin sağladığı katkıyı esas alan bir ödemedir. 27850 sayılı “Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” ile oranları ve uygulama alanı ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Bu bağlamda uzmanlık öğrencilerinin hak ettiği tüm bu alacak kalemlerinin mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.
KAMU EMSALİNİN UYGULANMA GEREKLİLİĞİ VE YASAL DAYANAKLARI
Vakıf üniversitelerinin sınırlı da olsa mali özerkliği bulunmaktadır. Bu özerklik vakıf üniversitelerine belli sınırlar içerisinde özgürce hareket edebilme hakkı tanısa da bu özerkliğin kanunla çizilen sınırlar içerisinde kullanılması gerekmektedir. Bu sınır ise vakıf üniversitesi öğrencilerinin devlet üniversitesi öğrencileri ile aynı düzeyde, eşit mali ve sosyal haklara sahip olmasıdır.
Nitekim Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik hakkı ve 55. maddesinde düzenlenen ücrette adalet; aynı statüde bulunan kişiler arasında farklı uygulama yapılması halini hukuka aykırı kabul etmektedir.
Ücrette adaletin sağlanmasına ve bu alanda görev icra eden uzmanlık öğrencilerine kamu emsali ile eşit ücret uygulanmasına yönelik Anayasa’da ki emredici hükümleri takiben tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık öğrencileri özelinde getirilen yasal dayanaklar ise şu şekildedir;
· 2547 sayılı Kanun - Ek Madde 8:
“Vakıfça kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır.
Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır.”
· 2547 sayılı Kanun;
o Madde 50/e: “Tıpta uzmanlık öğrenimi yapanlara verilecek aylık veya ödeneklerin tespitinde, aynı durumda bulunan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığındaki personelin aylık ve ödenekleri göz önünde tutulur.”
o Madde 58/c: “Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin hesabında toplanan döner sermaye gelirleri bakiyesinden, bu yerlerde; Gelir getiren görevlerde çalışan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ödenen tazminat dahil, makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamından oluşan ek ödeme matrahının … aylık ek ödeme yapılır.
Sözleşmeli personele yapılacak ek ödeme matrahı, sözleşmeli personelin çalıştığı birim ve bulunduğu pozisyon unvanı itibarıyla aynı veya benzer unvanlı memur kadrosunda çalışan, hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personel dikkate alınarak belirlenir. …Bu fıkra uyarınca yapılacak ödeme sigorta prim kesintisine tabi tutulmaz.”
· 2809 sayılı Kanun Geçici 3/C-5:
“Üniversitelerde tıpta uzmanlık öğrenimi yapmakta olanlara verilecek aylık ve her türlü ödemelerin net tutarı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının aynı durumda bulunan personeline verilen aylık ve her türlü ödemelerin net tutarından az olması halinde aradaki fark kendilerine hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak ilgili üniversite bütçesinden ödenir.”
Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık yapan öğrencilerin kamu emsali ile eşit düzeyde ücret alma gerekliliğine ilişkin anayasal haklarının ek mevzuatlarla kuvvetlendirildiği görülmektedir.
İlgili mevzuat hükümlerinde vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan uzmanlık öğrencilerine, devlet yükseköğretim kurumlarında aynı unvan ile görev yapan uzmanlık öğrencilerine ödenen ücretten az ücret verilemeyeceği aksi takdirde aradaki farkın hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın tazminat olarak üniversite bütçesinden ilgiliye ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu minvalde eşit ücret uygulamasının; vakıf üniversitesi takdirinde değil kanuni bir zorunluluk olduğu açıktır.
UYGULAMA VE YARGI İÇTİHATLARI
İlgili kanun hükümlerinin bu denli açık şekilde düzenlenmesinin asıl sebebi de bu yönde uygulanan haksız ve adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırmaktır ancak günümüzde hala daha birçok vakıf üniversitesi bu düzenlemelere riayet etmemekte hukuki süreci yürütme sorumluluğunu uzmanlık öğrencilerine bırakmaktadır. Ancak son yıllarda açılan davalarda, “kamu emsalinin uygulanması gerekliliği” ilkesinin esas alındığı ve farklı uygulamaların hukuka aykırı bulunduğu görülmektedir. Nitekim 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu’nun açık ve emredici düzenlemesi karşısında; başvuranın mali haklarının, Sağlık Bakanlığı personelinin maaş ve ek ödemeler dahil tüm mali hakları bakımından az olamayacağı, az olduğu takdirde farkın üniversite bütçesinden karşılanması gerektiği ilkeleri dikkate alınarak adaletsiz kesintiye tabii tutulan mali hakların angarya teşkil edecek nitelikte olduğu ve bu durumun hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına yönelik yargısal kararların çoğaldığını söyleyebiliriz.
SONUÇ
Tıp ve diş hekimliği fakültelerinde uzmanlık eğitimi görenlerin mali hakları, yalnızca kurum içi politikalarla belirlenebilecek bir alan değildir. Nitekim uzmanlık öğrencilerinin mali haklarına ilişkin eşitlik ve adaletin sağlanması yalnızca bireysel hakların korunması değil aynı zamanda sağlık hizmetinin niteliğinin sürdürülebilirliği açısından da önem arz etmektedir.
Bu konuda mevzuat açık biçimde kamu emsalini esas almakta ve bu ilkeye aykırı uygulamaları hukuka aykırı kabul etmektedir. Mevzuatın aksi yönündeki uygulamalar ise idari yargı denetimine tabi olup iptal ve tazmin sonuçları doğurabilmektedir.
Kaynakça
· İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi, 2023/1290 E., 2023/2569 K., 27.12.2023 T.
· Danıştay 11. Dairesi 25.05.2004 gün ve 2001/4941 Esas ve 2004/2429 sayılı kararı
· Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2025/1632-S.25.249 sayılı ve 14.02.2025 tarihli vermiş olduğu tavsiye kararında
· Ramazan Çağlayan, İdare Hukuku Dersleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2021, 9. Baskı.
· Ramazan Çağlayan, İdari Yargılama Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara 2022, 14. Baskı.
· Halil Kalabalık, “İdare Hukukunda Takdir Yetkisi Kavramı ve Benzer Kurumlarla Karşılaştırılması”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1, S.2, Aralık 1997.