Türk Vatandaşlığı

Abone Ol

Muhtelif zamanlarda yazılı ve sözlü olarak Türk vatandaşlığı konusunda görüşlerimi paylaştım, bu kapsamda “I. Türk Vatandaşlığı” başlıklı Anayasanın 66. maddesi ile ilgili açıklamalarda bulundum.

Gün geçmiyor ki, Anayasa değişikliği iddiaları ve tartışmaları gündeme gelmesin. Bilhassa vatandaşlığın tanımı bakımından türlü öneriler ileri sürülüyor. Bunların iyiniyetli öneriler olup olmadığı polemiğine girmeden ve daha önce konuyu birçok defa değerlendirdiğimizden, bunları tekrar etmek yerine, “Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” başlıklı yazıyı kaleme alan hocamız Prof. Dr. Ergin Nomer’in düşüncelerine yer vermeyi uygun gördük. Hocamızın, vatandaşlık üzerine yaptığı değerlendirme ve ortaya koyduğu felsefe çok kıymetlidir.

“Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” başlıklı bu makale, 2007 yılında yayımlanan “Erdoğan Teziç’e Armağan” adlı eserde yer almaktadır[1].

Adıgeçen çalışmada; Anayasa m.66/1’de yer alan, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” hükmünün felsefesi çok güzel açıklanmıştır.

Makalede; bir hukuki bağ olarak nitelendirilen vatandaşlığın tanımı yapıldıktan sonra, vatandaşlık kavramında, ırk, din, mezhep, etnik ve kültürel farklılıkların gözardı edildiği mutlak bir eşitliğin olduğu söylenmiştir.

Yazıda özetle;

Anayasa m.66’da geçen “Türk” kelimesinin, Türk Devletini kuran milletin adı olduğu, bu ad altında, farklı ırk, din, cins, kültür ve etnik kökenden gelen kişilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne aidiyetini anlattığı, yani vatandaşlığın hukuki ve siyasi bağlılığının ifade edildiği, “Türk” kavramının etnik vatandaşlık anlamını taşımayacağı,

Vatandaşlığın “üst kimlik” olarak nitelendirilmesinin ve bu nedenle de toplumda yer alan ırki, dini, etnik ve kültürel kimliklerin “alt kimlik” adıyla “vatandaşlık” kavramına bir hukuki unsur olarak dahil edilmesinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü vatandaşlık kavramı ile bağdaşmayacağı, “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlığı altında yer alan Anayasa m.66’da geçen “Türk vatandaşlığı” kavramından hareketle, “Türk” etnik kimliği veya başka bir etnik kimlik sorunundan söz edilemeyeceği, bu madde ile kurulan ilişkinin, etnik kimlik ve diğer ayırıcı özelliklerden tümü ile arınmış hukuki ilişki ve hukuki nitelendirme olarak kabul edilmesinin gerektiği,

Buna göre; Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 66. maddesinde, sınıf farklılıklarından, bölge özelliklerinden ve etnik kimliklerden arınmış, millet/ulus kavramı ile bütünleşmiş bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığının tanımlandığı,

Vatandaşlığın mutlak bir eşitliği ifade ettiği, bu nedenle ırk, din, kültürel ve etnik kökene ilişkin özellikler ile ayrıcalıkların dikkate alınmadığı, “vatandaş” kavramının, sınıf farklılıklarını, bölge özelliklerini ve etnik kimliği aşmış, millet/ulus kavramı kapsamında diğer vatandaşlarla mutlak eşitliğe sahip kişileri anlattığı, dolayısıyla farklı bir ırktan veya etnik kökenden, dinden, mezhepten veya kültürden olan kişilerin, çoğunluğa karşı korunması gereken azınlıklar olarak görünmesinin de mümkün olamayacağı, bir bütün olarak Anayasada m.3/1, m.6/1, m.10/1 ve m.66/1 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu sebeple “azınlık” ve “azınlık hakları” gibi kavramların gündeme gelemeyeceği, “Türk vatandaşlığı” bağının, bir zümreye veya sınıfa, diğer Türk vatandaşlarına göre imtiyazlı bir statü verilmesini engellediği,

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapıya sahip olduğu, üniter yapıya sahip Devletin millet tarafından kurulduğu, milletin ise, mutlak eşitliğe sahip vatandaşlardan oluştuğu, ırk, din, mezhep, etnik, kültürel kimliklerin ve özelliklerin gözardı edildiği bu vatandaşlık kabulünün, millet/ulus kavramı ile birleşen üniter devletin vatandaşlığı sayıldığı, Anayasa m.10/1’in de “Kanun önünde eşitlik” başlığı altında vatandaşların ve insanların eşitliğini güvence altına aldığı,

Türk vatandaşlığı yerine, “anayasal vatandaşlık” veya bir coğrafi parçaya aidiyeti gösteren “Türkiyelilik” gibi kavramların temelinde yer alan düşüncenin, etnik ve kültürel özelliklerin ön plana çıkarılması olduğu, bu tür bir düşüncenin tehlikeli sonuçlarının olabileceği, “üst kimlik” ve “alt kimlik” adından hareketle, milleti oluşturan bireylerin sahip oldukları kimliklerin Türk vatandaşlığının tanımında kullanılmasının, kimliğin unsurları olan ırk, din, mezhep, dil, etnik köken, siyasi ve felsefi inanç ve düşünce gibi unsurların, hukuki bir unsur olarak, saf hukuki bağ niteliği taşıyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı anlamına dahil edilmesi anlamına taşıyacağı, bu anlayışın kabul edilemeyeceği,

Vatandaşlık kavramında bireylerin etnik kimliklerinin de yer alması istenilerek, bunlardan hukuki unsurlar olarak bahsedilmeye başlandığında, millet/ulus kavramı ile bütünleşmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli/ulusal birliğinin ve üniter yapısının bozulacağı,

“Türk vatandaşlığı” yerine, “anayasal vatandaşlık”, “kapsayıcı vatandaşlık”, “Türkiyelilik” gibi suni kavramların kullanılması, üniter yapıda bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hiçbir faydasının olmayacağı,

Tespitlerinin yapıldığı,

Vatandaşın etnik kimliğinin, dininin, mezhebinin ve ırkının temel hak ve hürriyetler kapsamında tanınmasının başka bir şey olduğu, hukuki bir unsur olarak bu kimliklerin vatandaşlık kavramında ele alınmasının ise başka bir şey olduğu, özellikle bu kimliklerin ön plana çıkarılarak, “vatandaşlık” kavramını hukuki bir unsur olarak kabul ettirilmesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının bozulmasını gündeme getireceği, bu kapsamda “üst kimlik” ve “alt kimlik” ayırımına da gidilemeyeceği, ulusal/milli kimliğin zayıflatılamayacağı, “Türk vatandaşlığı” kimliğinin, üniter yapının, yani ülke bütünlüğünün korunmasının bir şartı olduğu,

Sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.

Kısa değerlendirme;

Anayasanın “Siyasi Haklar ve Ödevler” başlıklı Dördüncü bölümünde yer alan 66. maddenin başlığında “Türk vatandaşlığı” denilerek, vatandaşlığın önemli bir bağ olduğuna vurgu yapılmıştır. Vatandaşlık bağı ile Devlete bağlı olan herkes ibaresinden, Türk vatandaşlığı bağı ile Devlete bağlı olan herkesin Türk vatandaşı olduğu ifade edilmiştir. “Türk vatandaşlığı” kavramının, vatandaşlık bağının kuvvetlendirilmesinde önemli bir unsur olduğu belirtilmiştir.

Vatandaşlık bağının; millete aidiyet üzerinden değil, devletle bağ esas alınarak kurulması gerektiği, milliyetin vatandaşlara empoze edilemeyeceği, aidiyetin devlete olacağı, millete olamayacağı fikrinin karşılığı bulunmamaktadır ki, bunun en iyi cevabı 2007 yılında hocamız Ergin Nomer tarafından verilmiştir.

Devleti kim kurar?

Devleti kuran elbette millettir, devleti kuran milletin de bir adı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran milletin adı da Türk milletidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir”.

Devlete bağlılık zaten üniter yapının olmazsa olmazıdır, devleti oluşturan ana unsur millet olduğundan, Türk milletine ait olmamanın bir anlamı da bulunmayacaktır. Üniter yapıya sahip bir ulus devlette; etnik kimlik üzerinden kimseye dayatma yapılamayacağı gibi, vatandaşların coğrafi tanımlarla kimliklendirilmeleri ve vatandaşlık bağının da sırf devletle kurulabileceğini söyleyerek, vatandaşın kendisini “Türkiyeli” olarak tanımlaması ve tanıtması doğru olmayacaktır.

Bu nedenle; deyim yerindeyse zorlama, karşılığı olmayan, suni ve hatta uydurma kavramlarla vatandaşlık tanımına gidilmeye çalışılarak, bireylerin kimliklerinin vatandaşlık tanımı içinde ele alınması ve buna dair Anayasa değişiklikleri yapılmak suretiyle “eşit vatandaşlık” gibi kabulü mümkün olmayan ve tartışma değeri de bulunmayan bir konunun gündemde tutulmasının, üniter yapıda bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine hiçbir faydası olmayacaktır.

Anayasa m.3/1’e göre; “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir”.

Anayasa m.6/1’e göre; “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir”.

Bu hükümler herkesi bağlayan Anayasadan. Adsız millet olamayacağına göre, o halde burada bahsedilen millet kim? Türk milleti.

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-------------

[1] Ergin N. Nomer, “Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı”, Erdoğan Teziç’e Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları, Armağan Serisi No:5, İstanbul 2007, s.843-846.