TARIM ARAZİLERİNDE YAPILAŞMADA YENİ DÖNEM (4 NİSAN 2026 TARİHLİ “ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI UYGULAMA YÖNETMELİĞİ”)

Abone Ol

4 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe giren Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılmasına İlişkin Yönetmelik, 9/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliği yürürlükten kaldırarak bu alandaki düzeni yeniden kurmuştur. Yeni düzenleme ile birlikte, tarım arazilerinde özellikle “tiny house” kooperatifleri benzeri yapılar üzerinden gerçekleştirilen tarım dışı ve fiilî bölünmeye dayalı kullanım biçimleri açıkça yasaklanmış, izin sistemine aykırı her türlü kullanım bir yaptırıma bağlanmıştır.

Ayrıca, belediye ya da il özel idaresi tarafından yıkım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde yıkım yapma yetkisinin doğrudan Bakanlığa geçmesi ve sürecin resen tamamlanması öngörülerek yaptırımın uygulanabilirliği güvence altına alınmıştır. Bu çalışmada, söz konusu Yönetmelik ile tarım arazilerinde yapılaşma ve amacı dışında kullanıma ilişkin getirilen temel kriterler incelenecektir.

İhlalin Tespiti ve İlk Müdahale, Hukuka Uyum İmkânı ve Süreler (m.22)

Tarım arazilerinde temel ilke: İzin alınmaksızın yapılaşma mümkün değildir ve arazi amacının dışında kullanılamaz (m.22/1). Ayrıca verilen izinlerin içeriğine ve toprak koruma projelerine eksiksiz riayet edilmesi zorunludur.

1. İlk Müdahale:

Bu ilkeye aykırı bir durumun tespiti hâlinde süreç, derhâl müdahale ile başlar:

⁃ Yapı inşaat hâlindeyse faaliyet tamamen durdurulur,

⁃ tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez (m.22/2-a).

⁃ Aynı anda idarî para cezası uygulanır (m.22/2-b).

2. Süre Tanınması:

Bununla birlikte düzenleme, sınırlı bir uyum imkânı da tanımaktadır. İdarî para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içinde gerekli izinlerin alınması hâlinde, yapı tamamlanabilir veya kullanılabilir duruma getirilebilir (m.22/2-c).

3. Aykırılığın Verilen Sürede Giderilmemesinin Sonuçları:

Ancak bu imkânın kullanılmaması veya talebin uygun görülmemesi hâlinde, ilgilisine iki ay içinde izinsiz yapıların yıkılması ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi yükümlülüğü yüklenir.

Bu yükümlülüğe de uyulmaması hâlinde yaptırım ağırlaşır:

Faaliyet yeniden durdurulur,

İdarî para cezası üç katına çıkarılır (m.22/2-c).

4. Yıkım:

Süreç bu aşamada artık kişisel tasarruf alanından çıkar. Yıkım ve eski hâle getirme işlemleri ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından bir ay içinde gerçekleştirilir (m.22/2-ç) ve arazi zorunlu olarak tarımsal niteliğine döndürülür.

Toprak Koruma Projesine Aykırılık Halinde Uygulanacak Süreç (m.22/3)

Sadece izinsiz yapılaşmaya değil toprak koruma projelerine de aykırılığın tespitiyle birlikte idarî para cezası uygulanır ve ilgilisine projeye uygunluk sağlanması için azami iki ay süre tanınır (m.22/3-a).

Bu süre, ihlalin giderilmesi için tanınmış son imkândır. Süre sonunda aykırılığın devam etmesi hâlinde yaptırım ağırlaşır:

faaliyet durdurulur, mevcut ise kullanım izni iptal edilir ve

idarî para cezası üç katına çıkarılır (m.22/3-b).

Bu aşamadan sonra süreç, artık zorunlu icra boyutuna geçer. İzinsiz yapıların yıkılması ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi ilgili belediye veya il özel idaresine bildirilir; bu idareler bir ay içinde yıkımı gerçekleştirir ve araziyi eski hâline döndürür (m.22/3-c). Yapılan işlemlere ilişkin masraflar ise Bakanlık tarafından karşılanır.

Yıkım ve Eski Hâle Getirme Masraflarının Tahsili (m.22/4)

Yıkım ve arazinin yeniden tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi süreci, yalnızca fiilî müdahale ile sınırlı bırakılmamış; mali sorumluluk bakımından da doğrudan ilgilisine yüklenmiştir. Bu kapsamda, Bakanlık birimleri tarafından yapılan yıkım ve temizleme giderleri, sorumlulardan genel hükümlere göre tahsil edilir (m.22/4).

Yıkımın Yerine Getirilmemesi Hâlinde Bakanlığın Doğrudan Müdahalesi (m.22/5)

Yıkım kararının uygulanmaması ihtimaline karşı Yönetmelik, süreci idarenin inisiyatifine bırakmayan açık bir zorlayıcı mekanizma öngörmüştür. Buna göre, hakkında yıkım kararı bulunmasına rağmen belediye veya il özel idaresi tarafından bir ay içinde yıkım gerçekleştirilmezse, Bakanlık doğrudan devreye girerek yıkımı bizzat yapar veya yaptırır ve araziyi tarımsal üretime uygun hâle getirir (m.22/5).

Bu müdahalenin mali sonuçları da net şekilde düzenlenmiştir. Yapılan yıkım ve eski hâle getirme giderleri, %100 fazlasıyla ilgili belediye veya il özel idaresinden tahsil edilir. Bu tutarların doğrudan tahsil edilememesi hâlinde ise alacak, merkezî bütçe paylarından kesinti yoluyla tahsil edilerek genel bütçeye gelir kaydedilir.

Tarım Arazilerinin Fiilî Bölünmesi ve Hukuka Aykırı Devirler (m.22/7)

Tarım arazilerinin, tescili mümkün olmayan fiilî hisselere ayrılması ve bu hisselere karşılık gelen kısımların zilyetliğinin; bir özel hukuk tüzel kişisi aracılığıyla (Tiny House Kooperatifleri gibi) üyelik veya ortaklık ilişkisi kurulmak suretiyle devredilmesi ya da bu işlemlere aracılık edilmesi açıkça yaptırıma bağlanmıştır.

Bu tür işlemlerle arazinin bütünlüğünün bozulmasına ve amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verilmesi hâlinde, ilgililer hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur ve ayrıca ilgili tüzel kişi hakkında Kanunun 21 inci maddesi uyarınca idarî para cezası uygulanır (m.22/7).

Bu hükümle birlikte, yapılaşmayı mümkün kılan fiilî bölünme ve buna dayalı kullanım modeli de doğrudan hedef hâline getirilmiştir.

Sonuç:

Bu düzenleme, ihlali yaptırım altına alan değil; ihlali ortadan kaldırmayı zorunlu kılan bir tasfiye mekanizması kurmaktadır. Nitekim 2020 yılında İmar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle Bakanlığa tanınan yıkım yetkisinin, gerekli kurumsal ve mali altyapı oluşturulmadığından etkin biçimde kullanılamadığı görülmüştür. Bu defa getirilen sistem ise, yalnızca yetki tanımakla sınırlı kalmadığı ölçüde anlam kazanacaktır: Bu alana yeterli kadro ve bütçe ayrılması ve uygulamanın istisnasız şekilde herkese yöneltilmesi hâlinde, bir düzen sağlamasını umabiliriz.