Dünya Kadınlar Günü ellerinde çiçekler, çikolata, armağan paketleri kapıda sırılsıklam bekleme günü olmadığı gibi, kadına şiirler okuma, şarkılar söyleme günü veya romantik bir akşam yemeği günü değildir.
Kadınların temel hak ve özgürlükleri için verilen bir insan hakları savaşımını anımsatma günü olduğu gibi ayrıca eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve sömürülen kadın emeğine karşı verilen direnişin adıdır.
Kadın hakları savunma olarak ortaya çıkan bu gün, daha sonraki yüzyıllarda cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacına dönüşmüştür. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etmiştir.
2026 Yılı Dünya Kadınlar Günü öncesi neler yaşandı?
Başını örtmedi, saçının teli göründü diye kadınların sokağa çıkmalarının yasaklandığı, cezalandırıldığı, komşumuz İran’da 168 masun kız çocuğu ve öğretmen bombayla gaddarca öldürüldü.
Kadınlar zaten İçte hüküm süren teokratik düzen altında ezilirken, bu kez dıştan da hukuk tanımayan güçlerin ve emperyalizm bombaları altında yaşamak savaşı veriyorlar.
Bizde de 2025 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
2026 yılında ise Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Ocak ayında erkekler tarafından 22 kadının Şubat ayında ise 23 kadının öldürüldüğünü açıkladı.
Öldürülenler en çok güvenecekleri, en çok sevdikleri insanlar tarafından ve çoğu da aile yılında aile konutlarında öldürüldüler.
Mart ayıda hüzünlü başladı.
Öğretmen Fatma Nur Çelik 17 yaşında bir öğrenci tarafından öldürüldü. Okuduğu türküleri bıraktı gökyüzüne.
Aynı isimde bir kadın Fatma Nur Çelik ve küçük kızı da Zeytinburnu sahillerinde ölü bulundu. “ölü bulunursam intihardır diye üstü örtülmesin” sözlerini bıraktı gökyüzüne.
Çocuk yaşta bir vakıf yöneticisi tarafından istismar edilip evlenmek zorunda kalmış sonrada 8 yaşındaki kızının da 3 yaşından itibaren eski eşi tarafından yıllardır tacize uğradığını söyleyerek adalet aramış, adalet nöbetine başlamıştı.
Öte yandan mimarı olduğumuz İstanbul Sözleşmesinden bir gecede alınan kararla çekildik. Geride kalan 6284 sayılı Kanun amacına uygun olarak uygulanmıyor ve kadına yönelik şiddeti önleme, koruma sağlama ve etkin soruşturma yürütme sorumluluğu yerine getirilmiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10’uncu maddesinin 1’inci fıkrası herkesin kanun önünde eşit olduğunu güvence altına almaktadır. Bu maddenin 2’nci fıkrasına göre ise; “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 3’üncü maddesinde de herkesin, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada eşit olduğu güvence altına alınmış ve cinsiyete dayalı ayrımcılık yasaklanmıştır..
Dünya Kadınlar Günü nedeni ile kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın son bulduğu; her bireyin haklardan eşit olarak yararlandığı, şiddetin yerini sevginin, savaşın yerini barışın aldığı, her türlü cinayetlerin son bulduğu bir dünya diliyorum.