Padişahın Okulundan Cumhuriyet'e Uzanan Yol

Abone Ol

Manastır Askerî İdadisi'nin kapısından ilk adımımı attığımda garip bir heyecan hissettim.

Bu sıradan bir okul değildi.

Koridorlarında yürürken yaklaşık yüz otuz yıl önce aynı taşlara basan genç bir öğrenciyi düşündüm. Henüz ne bir mareşaldi ne de bir devlet kurucusu. Sadece hayalleri, merakı ve soruları olan bir çocuktu.

Belki teneffüslerde arkadaşlarıyla bu avluda dolaşıyor, belki sınıfın penceresinden Manastır'ın dağlarına bakıyor, belki de ülkesinin geleceğini dert eden ilk düşünceler zihninde burada şekilleniyordu.

O sıralarda oturan sarı saçlı, mavi gözlü genç öğrencinin bir gün Çanakkale'de destan yazacağını, Samsun'a çıkacağını, bir milleti ayağa kaldıracağını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kuracağını kim bilebilirdi?

Sınıfına girdiğimde gözüm boş sıralara takıldı. İnsan ister istemez bir sıranın üzerinde dirseklerini dayamış Mustafa Kemal'i hayal ediyor. Tarih dersini dikkatle dinleyen, okuyan, sorgulayan ve ülkesinin içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışan bir genç...

Belki de Kurtuluş Savaşı'nın ilk kıvılcımları henüz burada, bu duvarların arasında yanmaya başlamıştı.

Çünkü büyük devrimler çoğu zaman savaş meydanlarında değil, önce bir çocuğun zihninde doğar.

Manastır yalnızca bir okul değildi. Osmanlı Devleti'nin en hareketli kültür ve düşünce merkezlerinden birinin kalbinde yer alıyordu. Türklerin, Arnavutların, Rumların, Yahudilerin ve Slav topluluklarının birlikte yaşadığı bu şehir, aynı zamanda özgürlük fikirlerinin, yenileşme hareketlerinin ve siyasal tartışmaların da merkezlerinden biriydi.

Genç Mustafa Kemal burada yalnızca ders kitaplarını okumadı; yaşadığı çağın sorunlarını da okumaya başladı. Fransızca öğrenerek Avrupa düşüncesine açıldı. Matematik sayesinde olaylara sistemli yaklaşmayı öğrendi. Tartışmalar içinde düşüncelerini geliştirdi, liderlik vasfını güçlendirdi.

Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey'in anlattıkları onun zihninde yeni ufuklar açtı. Namık Kemal'in vatan ve hürriyet üzerine fikirleri, dönemin özgürlük rüzgârları ve Manastır'ın çok kültürlü yapısı genç Mustafa Kemal'in düşünce dünyasını derinden etkiledi.

Manastır Askerî İdadisi 1847-1848 yıllarında eğitim vermeye başlamış ve 1909 yılına kadar varlığını sürdürmüştü. Mustafa Kemal'in yanı sıra Enver Paşa, Ali Fethi Okyar, Kazım Özalp, Kazım Dirik, Ahmet İzzet Paşa, Hafız Hakkı Paşa, Cafer Tayyar Eğilmez, Nuri Conker ve Fuat Bulca gibi Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına damga vuran birçok önemli isim burada yetişmişti.

Koridorlarda dolaşırken aklımdan bir düşünce geçti.

Bu okul, Osmanlı padişahlarının emriyle kurulmuştu. Devlete subay yetiştirmek amacıyla açılmıştı. O günlerde hiç kimse bu sıralarda oturan öğrencilerden birinin bir gün imparatorluğun son dönemine tanıklık edeceğini, ardından da yeni bir devlet kuracağını tahmin edemezdi.

Tarihin en dikkat çekici ironilerinden biri belki de buydu.

Sultan Abdülmecid'in yaptırdığı okulda yetişen çocuk, yıllar sonra silah arkadaşlarıyla birlikte vatanı kurtaracak; ardından saltanatı kaldırarak egemenliği millete emanet edecekti.

Bazen tarih, kurumların ve iktidarların planladığı yönde değil; sorgulayan insanların hayalleri doğrultusunda akar.

Anı defterine birkaç satır yazmak için kalemi elime aldığımda elim titredi.

Altı yüz yıllık bir imparatorluğun hikâyesi gözlerimin önünden geçti. Balkanlar'dan Yemen'e, İstanbul'un fethinden Çanakkale'ye uzanan büyük tarih; zaferleriyle, yenilgileriyle, acılarıyla ve umutlarıyla sanki bu taş duvarların arasında hâlâ yaşıyordu.

Ne yazacağımı düşündüm.

Duygularım ve düşüncelerim biri birine karışmıştı.

Sonunda şu cümlede karar kıldım:

“Büyük insan, güzel insan, cumhuriyeti kurdun, uygarlığa giden yolun ufkunu açtın. Sana ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize minnettarız. Sevgi ve saygımız tükenmeyecek”

Şimdi anı defterine;

“Bu sıralarda oturan bir öğrencinin hayalleri, bir milletin kaderine dönüştü.” diye yazmak geldi aklıma.

Kalemi bıraktığımda anladım ki Manastır Askerî İdadisi yalnızca bir okul değildir.

Burası, bir imparatorluğun sonunu gören; fakat aynı zamanda bir Cumhuriyetin doğuşuna tanıklık eden sessiz bir yuvadır.

Çünkü Cumhuriyete giden yol önce bir çocuğun zihninde açılmıştır.

Ve o yolun ilk adımlarından bazıları, hâlâ Manastır Askerî İdadisi'nin koridorlarında yankılanmaktadır.