MESLEKİ HUKUK

Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı Sonuç Bildirgesi

4 Mayıs 2026 tarihli Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı sonuç bildirgesi açıklandı.

Abone Ol

4 Mayıs 2026 Tarihli Olağanüstü Baro Başkanları Toplantısı Sonuç Bildirgesi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetimi ve Baro Başkanları, son dönemde meslektaşlarımıza yönelik artış gösteren şiddet vakalarının kapsamlı biçimde ele alınması, bu vakaların çok boyutlu olarak değerlendirilmesi ve avukata yönelik şiddeti sona erdirecek önleyici stratejileri içeren sürdürülebilir bir eylem planının geliştirilmesi ana gündemiyle toplanmıştır.

23 Temmuz 2022 tarihli 46. Baro Başkanları Toplantısı’ndan bugüne, avukata yönelik şiddet sorunu, Türkiye Barolar Birliğinin ve Baroların öncelikli mücadele alanlarından biri olarak tespit edilmiş; bu konudaki tespit ve çözüm önerileri, ilgili makamlarla defalarca paylaşılmıştır. Yasama ve yürütme organlarıyla gerçekleştirilen ortak çalışmalarda, avukatlık mesleğine ilişkin farklı meselelerle ilgili çeşitli düzeylerde ilerleme sağlanabilmişse de avukata yönelik şiddet konusunda hiçbir adım atılmadığını üzülerek tespit etmek durumundayız. Avukatların kısa, orta ve uzun vadeli sorunları çerçevesinde, en kısa vadede çözülmesi gereken sorunların başında avukata yönelik şiddet konusu gelmektedir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’nci maddesi “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder” hükmünü haizdir. Keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-d maddesinde avukat, yargı görevi yapan kişiler arasında sayılmaktadır.

Ne var ki, son yıllarda artarak devam eden avukata dönük şiddet vakaları mesleğimizi artık sürdürülemez hâle getirmektedir. Son olarak 7 Ocak 2026’da Yalova’da SGK avukatı meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’ın ve 28 Nisan 2026’da Bursa’da Av. Hatice Kocaefe’nin yaşamını kaybetmesiyle sonlanan, ardından bir haftalık süre içerisinde Şanlıurfa’da, Trabzon’da, Erzurum’da yaşanan şiddet eylemleri; avukatların görevlerini yaparken tehdit ve tehlikelere ne derece açık olduklarını göstermiştir.

Bugüne kadar izlenen yöntemlerin şiddeti önleme ve caydırıcılık bakımından yeterli olmadığı görülmektedir. Avukata yönelik şiddetin tutarlı, ısrarlı ve ciddi politikalarla ele alınması gerektiği açıktır. Avukatlık mesleği kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler, nitelikleri gereği çekişme ve uyuşmazlık içermeleri nedeniyle, avukatlara yönelik şiddet vakaları, gerek toplumun genelinde gözlenen şiddet eğiliminden gerekse diğer profesyonel meslek mensuplarına yönelik şiddetten önemli farklılıklar içerdiğinden özel olarak bu mesleğe yönelik araştırmalar yapılması ve önlemler alınması elzemdir. Bu kapsamda, avukata yönelik şiddetle mücadele için 61. Baro Başkanları Toplantısı’nda beş adımlı çözüm yöntemi belirlenmiştir.

Avukata yönelik şiddeti, sebeplerini ve çözümlerini araştırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Türkiye Barolar Birliği daha evvel 4 Nisan 2022 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret ederek yasama temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirmiş; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve o dönem Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekillerine avukatlara yönelik şiddet vakalarının araştırılarak çözüm yollarının ortaya konabilmesi için konuyla ilgili komisyon kurulması talebinde bulunmuştur. Araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin öneri, gerekçeleriyle birlikte yazılı olarak yasama temsilcilerine elden teslim edilmiştir. Maalesef bu komisyon hâlâ kurulmamıştır. Avukata yönelik şiddetin niteliği gereği, avukatların şiddetle bireysel olarak mücadele edebilmeleri mümkün değildir. Avukatlara yönelik şiddetle kolektif bir şekilde mücadele edilmeli, buna yönelik tedbirler, yasama organının gerçekleştireceği araştırmaya dayanılarak, kamusal bir politika olarak uygulanmalıdır. Bu nedenle Anayasa’nın 98’nci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’nci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması, konuyla ilgili komisyon kurulması şarttır.

İkinci olarak, savunma makamına yönelik saldırıların son bulması ve mesleki güvencelerin evrensel standartlara kavuşturulması için Avrupa Konseyi’nin Mart 2025’te kabul ettiği “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” gecikmeksizin imzalanmalıdır. Söz konusu belge, avukatların bağımsızlığını, güvenliğini ve mesleki faaliyetlerini tehdit eden durumlara karşı uluslararası düzeyde yasal koruma sağlamayı amaçlayan ve avukatlık mesleğini korumaya yönelik önemli bir uluslararası sözleşmedir. Türkiye Barolar Birliği, ilk günden itibaren, ülkemizin bu sözleşmeyi imzalaması için gerekli adımların atılmasını talep etmiş; Cumhurbaşkanlığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Bugün, avukatların korunmasına ilişkin bu sözleşmenin imzalanması bir tercih olmanın ötesinde, tarihi bir sorumluluk hâline gelmiştir.

Üçüncü olarak, avukata yönelik şiddetle mücadelenin araçları yaratılmalı, cezai düzenlemelerde ilgili değişiklikler yapılmalıdır. Bu kapsamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106’ncı maddesinde yer alan “Tehdit” suçunda, suçun yargı görevini yapanlara karşı işlenmesi nitelikli hâl olarak düzenlenmeli ve cezai yaptırım artırılmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100’ncü maddesinin üçüncü fıkrasına yeni bir bent eklenerek, yargı görevi yapanlara karşı işlenen kasten yaralama suçu tutuklama nedenleri arasında sayılmalıdır. Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukata karşı işlenen suçlar” başlıklı 57’nci maddesine yeni bir fıkra eklenerek, avukata yönelik şiddet tehlikesi ve tehdidi durumunda 6284 sayılı Kanun’da düzenlenen tedbirlere benzer türde bir uygulamanın yapılabilmesi sağlanmalıdır. Keza Türk Ceza Kanunu’nun 51’inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmayacağı da bu maddede düzenlenmelidir. Bu çözümlerin hayata geçirilmesinden kaçınılması kabul edilemez.

Şiddet ile mücadelenin zorunlu bir ayağı olarak, potansiyel şiddet alanı hâline gelen haciz ve keşif işlemlerinde kolluğun bulundurulması zorunluluk hâline getirilmeli, kolluğun caydırıcı varlığı ile güvenlik sağlanmalı ve yasanın hatalı yorumlamaya sebebiyet veren lafzı değiştirilerek kolluğun sadece icra memurunu korumakla mükellef olduğu algısı ortadan kaldırılarak hukuksal süreç boyunca genel güvenliği sağlama yetkisi verilmelidir. Kanun değişikliği öncesinde ise kolluğun haciz ve keşif mahallinde hazır bulunmasını sağlamak üzere, İçişleri Bakanlığı ile ortak bir genelge hazırlayıp yayımlamak suretiyle, özellikle icra işlemlerinde yaşanan şiddetin önlenmesi mümkün hâle getirilmelidir.

Nihayet toplumdaki farkındalığı artırmak, avukata yönelik şiddetin yargısal faaliyetin kendisine, avukatın korumakla yükümlü olduğu hakka, özellikle savunma ve adil yargılanma hakkına ve topyekûn adalete yöneldiği gerçeğinin altını daha fazla çizmek üzere kamu spotları hazırlanmalı ve kapsamlı bir farkındalık çalışması yürütülmelidir.

Avukata saldırma pervasızlığını gösteren saldırganlar bu cüreti, mesleğin itibarsızlaştırılması çabasından ve cezasızlık politikalarından alıyorlar. Avukata yönelik şiddetle, ciddi bir politika benimsenerek mücadele edilmediği sürece, tekil vakalarda verilen ancak infaz düzenlemeleri nedeniyle göstermelik kalan cezalarla yol alınması mümkün değildir.

Türkiye Barolar Birliği ve Barolar olarak, tek bir kayba daha tahammülümüz yok! Avukata yönelik şiddetin normalleşmesine izin vermeyecek, onurla ve asla vazgeçmeden ortak mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.

Meslektaşlarımızın ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.