Nakitten Dijitale: Elektronik Para Kuruluşlarının Hukuki Değerlendirmesi

Abone Ol

Ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın denetimine tabi olan finansal kuruluşlardır.

Günümüzde birçok kişi para transferi, fatura ödemeleri, internet aracılığı ile alışveriş veya mobil uygulamalar aracılığıyla ödeme yapmak için elektronik para sistemlerinden yararlanmaktadır. Özellikle hızlı işlem yapılabilmesi, kolay erişim sağlanması, kimlik doğrulama sistemleri aracılığıyla güvenilir olması ve kullanıcıya pratiklik sunması sebebiyle elektronik para kullanımı günlük hayatın önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Elektronik para; bir kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığında oluşturulan, elektronik ortamda saklanan ve ödeme aracı olarak kullanılan parasal değerdir. Bu sistemde kullanıcı tarafından yatırılan tutar elektronik ortama aktarılmakta ve kullanıcı bu tutarı çeşitli ödeme işlemlerinde kullanabilmektedir. Ancak elektronik para doğrudan nakit para niteliğinde değildir. Bu kapsamda kanun koyucu elektronik parayı bir “ödeme aracı” olarak nitelendirmektedir.

Bu nedenle elektronik para kuruluşları banka gibi faaliyet göstermez yani mevduat toplayamaz, kredi veremez ve kullanıcıya faiz sağlayamaz. Faaliyet alanları yalnızca kanunda belirtilen ödeme hizmetleriyle sınırlıdır. Bu sınırlamanın temel amacı, finansal sistemin güvenliğini korumak ve bankacılık faaliyetleriyle elektronik ödeme hizmetlerini birbirinden ayırmaktır.

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının faaliyet gösterebilmesi için belirli şartları taşıması gerekir. Kuruluşların anonim şirket şeklinde kurulması, belirli bir sermaye yeterliliğine sahip olması, teknik altyapı ve bilgi güvenliği sistemlerini sağlaması ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan gerekli izinleri alması zorunludur. Ayrıca bu kuruluşların risk yönetimi, veri güvenliği ve iş sürekliliği bakımından da yeterli altyapıya sahip olmaları gerekmektedir.

Elektronik paranın en yaygın kullanım alanları;

· Mobil ödemeler

· POS ödemeleri

· Fatura ödemeleridir.

Bunlarla birlikte çeşitli alanlarda herhangi bir karta ihtiyaç duymadan dijital olarak para transferi gerçekleştirilebilmektedir. Bu sayede tüketimin transfer kayıtları bakımından kalıcılık ve hız da sağlamaktadır.

Elektronik Paranın Kullanım Sınırları Nelerdir?

Elektronik para kuruluşlarının kullanım alanı genişlemekle birlikte kanun tarafından getirilen çeşitli sınırlar da bulunmaktadır. 6493 sayılı Kanun’un 12/2. maddesinde hangi tür işlemlerin elektronik para transferi kapsamında ödeme hizmeti olarak değerlendirilmeyeceği düzenlenmiştir.

Bu kapsamda birkaç önemli sınırlamayı incelememiz gerekirse 6493 sayılı Kanun’un 12/2. maddesinde yazılı haller;

(2) Aşağıda yer alan işlem ve hizmetler bu Kanun kapsamında ödeme hizmeti olarak değerlendirilmez:

a) Ödeme işleminin aracı kullanılmaksızın doğrudan alıcıya nakit olarak yapılması

b) Ödeme işleminin, gönderen ya da alıcı namına mal veya hizmet pazarlığına ya da alım satımına yetkili olan ticari temsilci aracılığıyla yapılması

c) Kâr amacı gütmeyen veya yardım amacıyla yapılan faaliyetler çerçevesinde paranın nakit olarak toplanması ve teslimi suretiyle yapılan ödeme işlemleri

ç) Mal veya hizmet alımından kaynaklanan ödeme işleminin gerçekleştirilmesinden hemen önce ödeme hizmeti kullanıcısının açık talebi üzerine, işlemin bir parçası olarak nakit paranın alıcıdan gönderene verildiği hizmetler

d) Ödeme hesabına bağlı olmaksızın nakit olarak gerçekleşen döviz alım ve satım işlemleri

e) 6102 sayılı Kanun kapsamındaki kıymetli evrak, yabancı banka çekleri, seyahat çekleri ve kâğıt posta havalelerinden herhangi biriyle gerçekleşen ödeme işlemleri

f) Sistemlerde; Banka, mutabakat kuruluşu, merkezî karşı taraf, takas odaları, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve sistemin diğer katılımcılarının aralarında kendi nam ve hesaplarına gerçekleştirdikleri ödeme işlemleri

i) Ödeme hizmeti sağlayıcıları ile bunların temsilcileri veya şubeleri arasında kendi nam ve hesaplarına yapılan ödeme işlemleri

j) Ana şirket ile bağlı ortaklıkları veya bağlı ortaklıkların kendi aralarında gerçekleşen ve aynı gruba ait bir şirket dışında hiçbir ödeme hizmeti sağlayıcısının aracılık etmediği ödeme hizmetleri

k) Ödeme hizmetlerinden herhangi birini sunmayan ve ödeme hesabından para çeken müşteri ile yapılmış çerçeve sözleşmenin tarafı olmayan bir hizmet sağlayıcı tarafından işletilen ve kart çıkaran bir veya daha fazla kuruluş adına çalışan ATM’ler aracılığıyla nakit çekimi hizmetleri

Bankaca belirlenecek diğer işlem ve hizmetler”

ödeme hizmetleri kapsamından çıkarılan hallerdir. Bu kapsamda özetlememiz gerekirse nakit para ile doğrudan yapılan işlemler bazı döviz işlemleri, belirli özel nitelikli ödeme işlemleri ve kurumun kendi içerisinde yaptığı para alışverişleri elektronik paranın faaliyet alanı dışında bırakılmıştır. Ayrıca elektronik para kuruluşlarının kullanıcı adına kredi verme veya faiz işletme yetkileri bulunmamaktadır. Kanun koyucu bu sınırlamalarla birlikte finansal sistem üzerindeki kontrolü korumayı amaçlamıştır.

Son dönemde yapılan düzenlemelerle elektronik para kuruluşlarının faaliyet alanı her seferinde daha da genişletilmektedir. Özellikle dijital bankacılık sistemleriyle entegrasyon sağlanması belirli sınırlar dahilinde kıymetli maden işlemlerine aracılık edilebilmesi ve yeni nesil finansal teknolojilere uyum sağlanması bu alandaki gelişmelerin başlıca örnekleridir. Ancak buna rağmen döviz işlemleri ve mevduat olarak değerlendirilen klasik bankacılık faaliyetleri elektronik para işlemlerinden ayrı tutulmaktadır.

Elektronik Paranın Hukuki Değerlendirmesi

Elektronik paraya ilişkin 6493 sayılı Kanun ile getirilen sistem incelendiğinde kanun koyucunun temel amacının yalnızca dijital ödeme sistemlerini düzenlemek olmadığı aynı zamanda finansal sistemin güvenliğini sağlamak ve kullanıcıları korumak olduğu görülmektedir. Özellikle elektronik para kuruluşlarının faaliyet alanlarının sınırlı tutulması bankacılık faaliyetleriyle elektronik ödeme hizmetleri arasındaki ayrımın korunmasına yöneliktir.

Elektronik para kuruluşları tarafından sunulan hizmetlerin hukuki niteliği değerlendirildiğinde, söz konusu ilişkinin klasik bankacılık sözleşmelerinden farklı ve kendine özgü bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Özellikle ödeme sistemleri ve elektronik para altyapıları üzerinden kurulan ilişki, doktrinde çoğunlukla sui generis bir sözleşme ilişkisi olarak değerlendirilmektedir. Çünkü bu sistemlerde; hizmet sunumu, ödeme aracının kullanımı ve teknik altyapının işletilmesine ilişkin unsurlar aynı anda gerçekleşmektedir.

Elektronik para kuruluşlarının faaliyet gösterebilmesi için yalnızca şirket kurulması yeterli olmayıp aynı zamanda ciddi bir teknik ve mali yeterlilik de aranmaktadır. Kanunda öngörülen sermaye şartı, bilgi güvenliği yükümlülükleri, risk yönetimi sistemi ve iş sürekliliğine ilişkin zorunluluklar bunun bir sonucudur. Özellikle ödeme sistemlerinin doğrudan finansal hareketlere aracılık etmesi nedeniyle kullanıcı verilerinin korunması ve sistem güvenliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na geniş bir denetim ve gözetim yetkisi tanınmıştır bu kapsamda banka gerekli gördüğü hâllerde kuruluşların faaliyetlerini sınırlandırarak ek tedbirler talep edebilmekte ve mevzuata aykırı durumlarda idari yaptırım uygulayabilmektedir. Hakeza elektronik para kuruluşlarının yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde cezai sorumlulukları da doğabilecektir.

Bunun yanında elektronik para kuruluşlarının faaliyet alanı kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir. Mobil ödeme, para transferi, sanal POS hizmetleri, ödeme aracının kabulü ve elektronik para ihracı gibi faaliyetler bu kapsamda değerlendirilirken; nakit para üzerinden gerçekleştirilen bazı işlemler, kredi ilişkisi doğuran uygulamalar ve belirli bankacılık faaliyetleri bu kuruluşların yetki alanı dışında bırakılmıştır. Özellikle ödeme hesabına bağlı olmaksızın gerçekleştirilen döviz alım-satım işlemleri ile doğrudan nakit ödeme ilişkileri elektronik para kuruluşlarının faaliyet kapsamına dahil edilmemiştir. Böylelikle finans piyasasında faaliyet gösteren kurumların yetki alanları birbirinden ayrılmış ve sistemin kontrol altında tutulması amaçlanmıştır.

Son yıllarda yapılan düzenlemelerle birlikte elektronik para kuruluşlarının faaliyet alanlarında belirli ölçüde genişlemeye gidildiği görülmektedir. Nitekim 2019 yılında ön ödemeli kart sayısı 33 milyon civarı iken 2025 yılında bu sayı 109 milyonu aşmıştır. Bu artış elektronik para kullanımının günlük yaşamda giderek arttığının bir göstergesidir.

Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde elektronik para kuruluşlarının finansal sistem içerisinde giderek daha önemli bir konuma geldiği görülmektedir. Bununla birlikte bu alan günümüzde hala gelişim süreci içerisinde olduğundan uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların ve yeni teknolojik gelişmelerin ilerleyen dönemlerde hem öğretide hem de yargı kararlarında daha ayrıntılı şekilde ele alınacağı değerlendirilmektedir.

KAYNAKÇA

· Koç, Asuman / Öztürk, Nurettin, “Elektronik Para, Diğer Para Türleriyle Karşılaştırılması ve Olası Etkileri”, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, C. 16, S. 31, 2016, s. 207 vd.

· Dijitalleşen Hayatın Yeni Hukuk Düzeni: Dijital Para ve Dijital Para Hakkında Hukuki Düzenlemeler, Ahkâm Aktüel Hukuk Dergisi, Ocak 2021, S. 1, s. 71-75.

· T.C. Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), Ödeme Kuruluşları-Elektronik Para Kuruluşları Sektör Araştırma Raporu, Ankara, Nisan 2020.

· TÜRMOB, “Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları ile Finansman Şirketleri ve Tasarruf Finansman Şirketleri BSMV’ye Tâbi İşlemleri İçin Dekont Düzenleyebilecekler”, Mevzuat Sirküleri, 13.06.2024, Sirküler No: 2024/90-1.

· Türkiye Bankalar Birliği, Ödeme Sistemleri Raporu (Erişim Tarihi: 11.07.2025).

· Bankalararası Kart Merkezi (Erişim Tarihi: 04.06.2026).