KASTEN YARALAMA VE EZİYET SUÇUNUN AYRIMI

Abone Ol

Türk ceza hukukunda bireyin bedensel ve ruhsal bütünlüğü, temel hukuki değerlerden biri olarak korunmakta olup bu kapsamda çeşitli suç tipleri düzenlenmiştir. Bu suç tipleri arasında en sık uygulama alanı bulan düzenlemelerden biri, Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde yer alan kasten yaralama suçu ile 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçudur. Her iki suç tipi de mağdurun fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü koruma amacı taşımakla birlikte, suçun oluşum şartları ve yapısal unsurları bakımından önemli farklılıklar barındırmaktadır.

Kasten Yaralama Suçu Nedir?

Kasten yaralama suçu; bir kimsenin vücuduna acı verilmesi, sağlığının bozulması veya algılama yeteneğinin zedelenmesi şeklinde seçimlik hareketlerle işlenebilen bir suç tipidir.

Türk Ceza Kanunu - Madde 86 (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu yönüyle suç, yalnızca fiziksel müdahaleleri değil, aynı zamanda mağdurun ruhsal ve zihinsel bütünlüğünü etkileyen fiilleri de kapsamaktadır. Suçun oluşumu bakımından tek bir fiil yeterli olup, eylemin ani veya süreklilik arz etmesi zorunlu değildir.

Eziyet Suçu Nedir?

Eziyet suçu; bir kimseye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, acı çekmesine veya aşağılanmasına yol açan ve sistematik şekilde gerçekleştirilen fiillerden oluşur. Bu suç tipinde belirleyici unsur, fiillerin süreklilik ve sistematiklik arz etmesidir. Tekil ve ani nitelikteki bir davranış kural olarak eziyet suçunu oluşturmaz.

Türk Ceza Kanunu - Madde 96 (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet ve Kasten Yaralama Suçlarını Ayıran Temel Kriter

Eziyet suçunu oluşturan fiillerin çoğu, tek başına değerlendirildiğinde kasten yaralama suçunun seçimlik hareketlerinden birini meydana getirebilecek niteliktedir. Zira eziyet ve kasten yaralama suçu kapsamında gerçekleştirilen ortak davranışlar mağdurun:

· Vücuduna acı verilmesine

· Sağlığının bozulmasına

· Algılama yeteneğinin zedelenmesine

neden olmaktadır. Bu yönüyle maddi fiil unsuru bakımından iki suç tanımı arasında kesişim bulunmaktadır. Nitekim iki suç bakımından da ortak özellik taşıyan hareketlere örnek vermemiz gerekirse; hipnotik hareketler, korkutucu, sinir bozucu, sağlık veya algılama yeteneğini etki edecek dolaylı hareketler de bu suç kapsamına girebilecektir. Suçun unsurlarından olan algılama yeteneğinin bozulmasına örnek vermemiz gerekirse;

· Bir kimsenin yemeğine algılamayı bozacak nitelikte madde katılması ¹

· Korkutma veya yoğun psikolojik baskı sonucu uyku bozukluğu meydana gelmesi

· Hipnotik etki doğuracak müdahaleler

· Ruhsal çöküntüye yol açacak davranışlar

bu kapsamda değerlendirilebilir ve fiillerin sistematik olarak aynı şahıs veya şahıslar tarafından tekrarına bağlı olarak iki suçtan biri olarak değerlendirmeye alınabilir.

Burada suçun oluşması için esas olan hukuken geçerli bir nedensellik bağının ve gerçekleşen fiilin doğrudan failin hareketiyle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğinin yani fiilin faile hukuken yüklenebilir olup olmadığının belirlenmesidir.

Ayrım noktası ise fiilin niteliğinde değil, işleniş biçimindedir. Kasten yaralama suçu tek bir icrai ya da ihmali hareketle dahi oluşabilirken, eziyet suçu bakımından sistematiklik ve süreklilik zorunlu unsurdur. ²

Başka bir ifadeyle, kasten yaralama boyutundaki fiillerin belirli bir süreç içerisinde bilinçli ve düzenli bir şekilde tekrar edilmesi halinde hukuki nitelendirme eziyet suçuna dönüşebilecektir. Nitekim yargı içtihatları ile de bu durumun yerleşmiş olduğu görülecektir. ³

Bu bağlamda sistematiklik ve süreklilikten söz edilebilmesi için; aynı tür fiillerin aynı fail tarafından aynı mağdura birden çok kez yöneltilmesi gerekmektedir. Arızi, rastlantısal veya farklı kişiler arasında gerçekleşen münferit eylemler eziyet suçunun yapısal şartlarını karşılamayacaktır.

Dolayısıyla hukuki değerlendirme yapılırken;

· Fiillerin tekil mi yoksa tekrar eden nitelikte mi olduğu,

· Aralarında zaman bakımından bağlantı bulunup bulunmadığı,

· Davranışların insan onuruyla bağdaşmayacak yoğunlukta olup olmadığı,

· Failin mağdur üzerinde süreklilik arz eden bir baskı ve acı oluşturma kastının bulunup bulunmadığı

somut olayın özelliklerine göre titizlikle incelenmelidir.

Sonuç olarak, kasten yaralama ile eziyet suçu arasındaki ayrımı belirleyen temel kriter, fiillerin sistematik ve süreklilik arz eden bir bütünlük içinde işlenip işlenmediğidir. Bu nedenle nitelendirme yapılırken yalnızca meydana gelen neticeye değil, fiilin işleniş biçimine ve zamansal örgüsüne de dikkat edilmesi kişinin mahkûmiyet süresinin belirlenmesinde de önem arz edecektir.

Sonuç

Kasten yaralama suçunun sınırlarının belirlenmesinde özellikle eziyet suçu ile olan ayrımın dikkatle yapılması gerekir. Tekil ve ani nitelikteki fiiller kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilirken; sistematiklik ve süreklilik arz eden, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar eziyet suçuna vücut verebilecektir. Dolayısıyla hukuki nitelendirme yapılırken yalnızca meydana gelen neticeye değil, fiilin işleniş biçimine ve zamansal bütünlüğüne de dikkat edilmesi gereklidir.

Kaynakça

· ¹ Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.06.2011 tarihli, 2011/10-120 E., 2011/143 K.; Akçin, Erel, Halitoğlu, Bozoğlu, Fazla, Örer, Özbey; s. 436

· ² Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/9855 E. , 2019/6551 K. - Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/9725 E. , 2024/1684 K. - Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/2287 E., 2025/5618 K.

· ³ Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.06.2018 T., 2018/7210 E., 2018/7245 K.