İnsan medeniyeti hukukun üstünlüğüne dayanır ve hâkimlerin ratio decidendi'si hukukun nihai üstünlüğünü yansıtmalıdır.
Yargı hiyerarşisinin her seviyesinde mahkemenin işlevi/işlevleri farklılık gösterir. Uyuşmazlık çözümleme işlevi, ilk derece mahkemeleri tarafından, hukuka göre adalet sağlanarak yerine getirilir. Bu işlev geçmişe dönüktür – geçmişteki uyuşmazlığı çözmeyi amaçlar ve davacıların, avukatlarının ve etkilenen diğer kişilerin oluşturduğu sınırlı ve acil kitleye odaklanır. Bu işlev, ilk derece hukuk ve ceza yargılama- sının teori ve pratiğine hâkim olma eğilimindedir.
Mahkemelerin ikinci işlevi, kanun ilan etme olarak tanımlanabilir. Davalar mahkeme hiyerarşisinde yukarı doğru ilerledikçe, uyuşmazlık çözümleme işlevinin önceliği yerini içtihat yaratma işlevine bırakır. Olgu tespiti, özellikle yargılama düzeyinde en büyük öneme sahip olan uyuşmazlık çözümleme rolüyle yakından bağlantılıdır; oysa içtihat yaratma boyutunda akıl yürütmenin rolü çok önemlidir.
Akıl, nedenleri anlama ve onlarla çalışma yeteneğidir. Nedenler, bir düşüncenin, bir önermenin doğru (veya yanlış veya şüpheli) olduğuna karar vermenin gerekçeleridir.
Bir yargı kararının kalitesi yalnızca ilgili hâkime değil, aynı zamanda mevzuatın kalitesi, yargı sistemine sağlanan kaynakların yeterliliği ve hukuk eğitiminin kalitesi gibi adaletin uygulanması sürecinin dışındaki bir dizi değişkene de bağlıdır. Hâkimlerin profesyonelliği, kuşkusuz, yüksek kaliteli bir yargı kararının birincil garantisidir.1
Yargı kararıyla veya yargı kararı sonrasında verilen her türlü emir, açık ve net bir dille yazılmalı, böylece kolayca uygulanabilir veya bir şeyin yapılması, yapılmaması veya ödenmesi emri söz konusu olduğunda kolayca yerine getirilebilir olmalıdır.
Bir hâkim, gerekçe göstermeden karar verebilir. Bir hâkim, yazı tura atarak veya kehanetlere danışarak kararı şansa bırakabilir. Hukukun üstünlüğüne değil, keyfiliğe dayalı bir karar kabul edilemez çünkü hem adaletsiz hem de öngörülemezdir. İnsanların doğuştan gelen bir adalet duygusu, vicdanı vardır ve insanların gelecekteki işlerini ister sosyal ister ekonomik olsun, gelecekte ne olacağını bilerek düzenleme ihtiyacı vardır. Yargısal karar alma rastgele olduğunda bu yapılamaz ve geleceğe yönelik planlar hukukun üstünlüğüne dayanarak yapıldığında, karşılanmayan beklentiler hoşnutsuzluk yaratır.
Bir hâkim, kişisel çıkar, rüşvet, korku, kişisel önyargı veya sosyal, ekonomik veya siyasi faktörlere dayalı bir ön yargı gibi rasyonel ancak hukuka aykırı ilkelere göre karar verebilir. Bu tür hâkimler kötü hâkimlerdir. İyi hâkimler ise, mahkemedeki bireysel tarafların özel durumlarına uygulanan genel hukuk ilkelerine göre karar verirler. Elbette, tüm hâkimler insandır ve bu nedenle mükemmel değildirler. Bazı hâkimler kötüdür; bazıları tembeldir, elbette, bunlara müsamaha gösterilmek yerine görevden alınmaları gerekir. Hâkimler, doğal öz koruma eğilimlerini bir kenara bırakmaya ve herhangi bir kişisel eğilime göre hareket etmemeye, bunun yerine kanuna ve delillere göre karar vermeye teşvik edilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü amirdir
Ceza Muhakemesi Kanununun 230 uncu maddesinde hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27 nci maddesinde ise dinlenilme hakkı kapsamında, “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” düzenlenmektedir.
Ratio decidendi, bir mahkeme hâkiminin belirli bir yargılamada verdiği kararın, hükmün gerekçesidir. Bu, hâkimin verdiği kararın temelini oluşturmayan, yargısal bir yorumdan ayırt edilmelidir. Diğer bir ayrımda ratio decidendi ile obiter dicta arasında yapılmalıdır. Bu ayrımdaki soru işareti bu ifadenin bir hukuk ihtilafı ile mi yoksa bir olgu ihtilafı ile mi ile ilgilidir. Eğer bir olgu ihtilafı ile ilgiliyse, bu obiter dicta'dır. Diğer bir anlatımla, bir davada bir ifade, gerekçeli karar (ratio decidendi) değilse, o zaman bu ifade “obiter dicta” dır. Obiter dicta kelimesi tam anlamıyla “diğer sözler” demektir. Bir hâkim bir şeyi “obiter” olarak söylüyorsa, bunu gerekçeli kararın dışında söylüyor demektir.
RATIO DECİDENDİ OBİTER DİCTUM
(ASIL GEREKÇE) Karşıtı (RASLANTISAL SÖZ)
|
Anlamı |
Hâkimin yaptığı gözlemler veya görüşler, karar için esaslı nitelikte değildir. |
|
Bağlayıcı |
İkna edici |
Gerekçe sunulmasının amacı çok yönlüdür: a) Tarafların temel haklarını güvence altına almaktadır: Etkili yargısal korunma hakkı, masumiyet karinesi ve adli karar sonucunda özgürlüğünden yoksun bırakılabilecek kişinin özgürlük hakkıyla yakından bağlantılı olarak (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 5 ve 6) b) mahkemelerin kararlarının kontrol edilmesini sağlar, böylece uygun olduğu hallerde üst mahkemelere temyize gönderilebilir. Duruşmada sunulan delillerin değerlendirmesinin kontrol edilmesini sağlayan gerekçe ve argümanların sunulmasını gerektirir.2
Karar gerekçesi (ratio decidendi), bir avukatın elindeki en güçlü araçlardan biridir. Bir emsal kararın gerekçesini doğru bir şekilde anlayan avukat, alt mahkemeyi, davanın gerçeklerini göz önünde bulundurarak aksi takdirde vermeye isteksiz olabileceği bir karara varmaya zorlayabilir. Bir davanın gerekçesini araştırmak bir açıklama sürecidir; kişi, karara yol açan ve mahkeme önündeki olaylara uygulanan soyut hukuk ilkelerini yargı kararında arar.
“Hukuk felsefesinin çeşitli okullarının, akıl ve emir arasındaki antinomiyle başa çıkma çabalarında öne sürdüğü temel amaç, bu antinominin dallarından birini ortadan kaldırmak olmuştur.” Lon L. Fuller
Bir hâkimin gerekçe göstermeden karar verebilmesi, yazı tura atarak veya kehanetlere danışarak kararı şansa bırakabilmesi söz konusu olamaz. İşte hukukun üstünlüğüne değil, keyfiliğe dayalı bir karar hem adaletsiz hem de öngörülemezdir. İnsanların doğuştan gelen bir adalet duygusu/adaletsizlik duygusu, bir vicdanı vardır ve insanların gelecekteki işlerini ister sosyal ister ekonomik olsun, gelecekte ne olacağını bilerek düzenleme ihtiyacı vardır. Yargısal karar alma rastgele olduğunda bu ihtiyaç karşılanamadığı gibi hukukun üstünlüğüne güvenilerek planlar yapıldığında, karşılanmayan beklentiler toplumda hoşnutsuzluğa yol açar. Hukuka bu tür irrasyonel bir yaklaşım anarşiye yol açar.3
Bir hâkim, kişisel çıkar, rüşvet, korku, kişisel önyargı veya sosyal, ekonomik veya siyasi faktörlere dayalı bir ön yargı gibi rasyonel ancak hukuka aykırı ilkelere göre de karar verebilir. Bu tür hâkimler sözde hâkimlerdir. İyi hâkimler, tarafların özel durumlarına uygulanan genel hukuk ilkelerine göre karar verirler. Yalnız, hâkimlerin de insan olarak mükemmel olmadıkları bilinmelidir. Hâkimler iyi niyetten yoksun, tembel olduklarında müsamaha gösterilmek yerine görevden alınmaları gerekir. Bu bağlamda hâkimler, kendi öznel eğilimlerini bir kenara bırakmaya ve herhangi bir kişisel eğilime göre hareket etmemeye, bunun yerine kanuna ve kanıtlara göre karar vermeye teşvik edilmelidir.
Yargı ve Karar Verme Süreç Modelleri
Çift süreç modelleri, insanların sorunlar hakkında karar verirken ve akıl yürütürken iki ayrı sistem kullandığını öne sürer. Sistem I, kendiliğinden çalışan, hızlı, sezgisel ve zahmetsiz bir işlemci iken, Sistem II daha yavaş, daha düşünceli ve daha fazla çaba gerektirir. Bu modellere göre, her iki sistem de karmaşık bilgilerin değerli ve gelişmiş işlemcileridir. Sistem I genellikle ortaya çıkan sorunlar hakkında hızlı, sezgisel yargılar üretirken, Sistem II bu sezgilerin kalitesini izler ve gerektiğinde bunları düzeltmeye veya geçersiz kılmaya yardımcı olur. Bununla birlikte, bu süreçler rekabet halinde olduğun- dan, rasyonel/düşünceli Sistem II bazen sezgilere karşı kontrolü kaybeder. Sezgiler kontrolü ele geçirdiğinde, insanlar karar verme süreçlerinde hatalara veya önyargılara daha yatkın hale gelir. Bu durum, insanlar yeni veya karmaşık görevlerle karşı karşıya kaldıklarında daha yaygındır.4
Ne var ki, bazı hâkimlerin hukukun üstünlüğünden ziyade uygunsuz dış güçler tarafından yönlendirildiğine de tanık olunmaktadır. Toplumda bunun böyle olduğunu ve her zaman böyle olacağını savunanla- ra da tanık olunmakta; hâkimlerdeki kusurları kabul ederek, hâkimleri hukukun üstünlüğüne ve kamuya hizmet etmek yerine kendilerine hizmet etmeye teşvik ederler.
Hâkimlerin kendi kişisel çıkarlarının üstüne çıkamayacakları görüşü gerçekten de alaycı, olumsuz ve yararsızdır ve kamuoyunun hukukun üstünlüğüne olan inancını zedeleyerek hukukun üstünlüğünün kendisini baltalar. Hukuka yönelik bu radikal kuşkucu yaklaşım, tiranlığa ve baskıya yol açar; bu da hukukun tam tersidir ve açıkça kötü bir şeydir. Adil bir dünyada bu işe yaramaz. Eğer hâkimlerden yüksek beklentilerimiz varsa ve bunları açıkça belirterek güvencelere bağlarsak, çoğu hâkim hukukun üstünlüğü ilkesine göre adaleti sağlamaya çalışacak ve başarılı olacaktır. Ne var ki, zaman zaman beklentiler ile algılamalar arasında farklara tanık olunacaktır.
Hiç kuşkusuz, hâkimin aklı hukuka dayanmalıdır. Temel ilkeler yasal olarak güçlüdür (Quod principi placuit legis habet vigorem). Hukukun üstünlüğünün egemen olmadığı yerde, güç haklıdır ve büyük balık küçük balığı yer (vae victis). Eğer güç haklılık getirirse, o zaman iktidar veya egemenliğin büyük çoğunluğu, mutlak hak veya adalet kavramını dikkate almadan, bireye/halka kendi iradesini dayatabilir.
Karar Gerekçesinin Önemi Nedir?
Yargı karar gerekçesi, ulusal olduğu kadar, uluslararası yargı düzlemleri denetimi altında olup, taraflar açısından bu ihtiyacın giderilmesi temel bir insan hakkı,5 mahkeme açısından ise bir yükümlülük olduğu belirlenmiştir:
- Karar gerekçesi, belirli bir davadaki hükmün temelini oluşturan yasal norm olduğu için yargısal emsallerde önemlidir.
- Sonuç olarak, gelecekteki davalar için yargısal emsal oluşturur ve bir hâkimin konuşmasının en temel bileşeni olarak kabul edilir.
- Yargısal emsal, diğer adıyla içtihat hukuku, önemli bir hukuk kaynağı olmuştur ve olmaya devam etmektedir.
- Önceki davalardan alınan kararlar, gelecekteki hâkimlerin izleyeceği emsaller oluşturur. Üç tür emsal vardır: orijinal, bağlayıcı ve her yerde geçerlidir.
Yalnızca tehlike ve savaş zamanlarında, adalet ve hak sonsuza dek kaybedilmesindense geçici olarak terk edilmek zorunda kalabilir (Savaş sırasında hukuk susar-interarma silent leges). Fakat barış zamanlarında hukukun üstünlüğü, güç kullanımının üstünlüğüne üstün gelmelidir.
Kanun, kuşkusuz, devletin gücünden ve güçlü kişilerin iradesinden üstün bir şey olmalıdır. Topluma üstün bir düzen sistemi olmalıdır. Bu bağlamda yasama organının en üstün kaynağı anayasadır. Anayasalar genellikle geniş tabanlı kongrelerin ürünüdür ve genellikle tüm halkın katılımına açık bir referandumla resmen onaylanır. Bu tür bir onay gerekli olmasa da yasa olarak geniş ve gönüllü destek elde etmede yardımcı olduğu düşünülmektedir. Çoğu anayasalar yazılı olarak kaleme alınmış olsa da Büyük Britanya anayasası yalnızca kısmen yazılıdır, ancak geleneksel kısımları iyi bilinmekte ve saygı görmektedir. Öte yandan, eski Sovyetler Birliği'nin anayasası yazılı hale getirilmiş ise de pratikte göz ardı edildi.
Anayasal fikirler ve ilkeler her zaman iyi veya eleştirinin üstünde değildir; öte yandan, başarılı maddeler eski anayasalardan yeni anayasalara ve bir ulustan diğerlerine kopyalanmaktadır. Anayasalar yalnızca basılı olarak değil, sıklıkla anayasa hazırlığı, tartışmaları ve yardımcı belgeleri de yayınlanır ve bunlar anayasanın kelimelerinin anlamı hakkında bilgilendirici olabilir.
Kıta Avrupası'ndaki yargı yetkilerinde, hukuk yürürlükte olan tüm yasaların bir özetidir. Çeşitli idari kurumlar, kurallarının ve düzenlemelerinin basılı sürümlerini yayınlarlar. Bu yasama biçimleri- anayasalar, kanunlar, yönetmelikler ve tüzükler- hukukun birer ifadesidir. Bunlar, onları oluşturan yasama organı veya daha üst bir organ tarafından yürürlükten kaldırılarak değiştirilebilir. Örneğin, ulusal veya eyalet yasama organı, yerel yönetimlerin ulusal veya eyalet hükümetleri tarafından oluşturulduğu gerekçesiyle yerel bir yönetmeliği geçersiz ilan edebilir. Öte yandan, Corpus Juris Civilis yürürlükte olmasına rağmen Orta Çağ imparatorlarının gerektiğinde yasama ve değiştirme gücüne sahip olmadığı durumlarda, çatışma hallerinde yerel yasaların Corpus Juris Civilis'e üstün geldiği ilkesi ortaya çıkmıştır. Dahası, bir mahkeme, bir kanunu üstün bir anayasal hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz ilan edebilir. Bir yasama organının kendi kanununun anayasaya uygunluğunu nihai olarak belirlemesi makul veya mantıklı olmazdı. Kendi kanununun yürürlüğe girdiği sırada anayasaya uygun olduğu varsayılmalıdır, aksi takdirde yapılmazdı. Ayrıca, anayasa yasal bir belgedir ve bu nedenle mahkemelerin anayasanın ne yaptığını ve neyi amaçladığını ve daha düşük seviyedeki bir yasama düzenlemesinin anayasayı ihlal edip etmediğini hukuki bir mesele olarak karara bağlaması uygundur. Mahkemelerin görevi, anayasa hukuku da dahil olmak üzere hukukun ne olduğunu söylemektir. Bununla birlikte, yasama organının amacı, topluma uygulanacak hukuku değiştirmek veya oluşturmaktır. Hukuk yapımında araçsal yaklaşım, yasama organının anayasal yetki alanıdır. Bu nedenle, mahkemeler, bir kanunun hâkimler tarafından ilan edilen içtihat hukukuna üstünlüğünü kabul etmelidir. Mahkemelerin görevi, hukukun ne olması gerektiğini söylemek değildir. Halk tarafından seçilen yasama organının görevi kamu politikasını ilan etmektir. Ancak, Profesör Charles Hobson'ın da belirttiği gibi, hâkimler bir anayasayı yorumlamakla görevlendirildiklerinde, mahkemeler veya yasama organları tarafından ilan edilmiş olsun, ortak hukuk yerine, yol gösterici olarak kullanılabilecek emsal kararlar aynı miktarda değildir ve yeni bir argümanla başa çıkarken daha yaratıcı olmaları gerekir. Genel kanun hükümlerinin mahkemelerde belirli olgusal ihtilaflara uygulanması her zaman düşünüldüğü kadar kolay değildir. Belki de yasa kötü hazırlanmıştır; belki de yasa, aşırı kapsam nedeniyle büyük bir adaletsizliğe yol açmaktadır. Yüzyıllar boyunca, medeni hukuk ülkelerindeki ve ortak hukuk ülkelerindeki mahkemeler, incelikli ve bilgili kanun yorumlama kuralları geliştirmiştir. Kanun maddesinin bir mahkeme kararının gerekçesini oluşturduğunu söylemek, genel kanun maddesinin söz konusu özel davaya nasıl uygulandığına dair birçok incelikli ve zorlu konuyu göz ardı edebilir. Hukukun Yargısal Kaynakları Yasama organlarının temel işlevi genel hukuku ilan etmektir. Mahkemelerin temel işlevi ise genel hukuku belirli, bireysel durumlara uygulamaktır. Mahkemeler, yargılama sürecinde genel ilkeleri ortaya koyarlar. Elbette, yasama organı özel bir yasa çıkarabilir ve mahkeme genel bir yasayı geçersiz ilan edebilir. Özet sonuç, yasanın özel uygulamasını belirtir. Bu nedenle, bir hâkimin yaratıcı olup olmamasına bakılmaksızın, yargılama yasayı belirtir ve bu nedenle, özgün olsun ya da olmasın, yasanın bir vurgulanmasıdır. Yasama organlarında olduğu gibi, mahkemeler arasında da bir hiyerarşi vardır. Doğal olarak, üst mahkemelerin açıklamalarına, yasanın geçerliliği açısından daha fazla saygı gösterilecektir. Bununla birlikte, tüm mahkemeler, ilk derece, istinaf ve temyiz ile idari mahkemeler, yasayı belirtme ve yeniden belirtme sürecine aktif olarak katılırlar.
Yargıtay kararlarının yayınlanması, içtihat hukukunun ifade edilmesi ve anlaşılması için hayati önem taşır. Aksi takdirde, avukatlar ve hâkimler, seçici ve kendi çıkarlarına hizmet eden bir hafızaya güvenmek zorunda kalırlar. Ortak hukuk, içtihat hukukunun birikimidir. Daha sonraki hâkimlerin önceki hâkimlerin kararlarıyla nasıl başa çıktığı, içtihat biliminin bir konusudur. Bu, hukuka yönelik tümevarımsal, sonradan öğrenilen bir yaklaşımdır. İçtihat hukuku da hukukun ifadesidir; içtihat hukuku hukuktur. Hâkimler, Yargıtay tarafından belirtilmiş olan hukuka uymalıdır; bu, stare decisis ilkesidir. Aşağıdaki diyagramda yer alan faktörler sonucu bu ilkeden sapmaya tanık olunmaktadır.
Hâkimlere yönelik yapay zekâ tabanlı destek sistemlerinin gelecekteki olası kullanımı, yargı kararlarının tutarlılığını sağlamak için bir fırsat olabilir. Destekleyici işlevler taslak hazırlama açısından faydalı olsa da yargı kararının özüne müdahale etmeleri durumunda adil yargılama endişelerini de gündeme getirebilirler. Birçok yasal düzenleme, ayrımcı karar vermeyi önlemek amacıyla yapay zekâ tabanlı yargı araçlarını düzenlemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda aşağıda yer verilen adil yargılanma hakkı kutup yıldızı gibi varlığını korumalıdır.
Kullanıcılar adil bir yargılama sürecinden (AİHS md.6) beklentileri şunlardır:
· Yargılamalara katılma fırsatı,
· Kullanıcının mahkeme tarafından dinlendiğine dair kanıt,
· Kararın gerekçeli olması,
· Kullanıcının iddialarının, nihayetinde reddedilse bile, açık fikirli bir mahkeme tarafından gerçekten değerlendirildiğine dair bir gösterge,
· Mahkemenin tarafsız veya eşit bir yaklaşım benimsemesi, ve
· Kullanıcıya nezaket ve saygıyla davranılmasıdır.
Dijitalleşme
Yapay Zekâ (YZ), güçlü teknikleri ve zekasıyla, veri üreterek ve insan işini basitleştirme ve iş yükünü azaltma konusunda çeşitli bilgi biçimleri sağlayarak evrensel olarak rolünü göstermektedir. Bu yapay zekâ araçları ilke olarak pek karmaşık olmayan davalara yöneltilerek ve hâkimlerin daha karmaşık vakalara odaklanmasına olanak tanıyacak; yargı yükü ve dava sayısı düşürülebilecektir. Davalar ki nicelik baskısının kararların gerekçelendirilmesini zorlaştırması da giderilebilecektir.
Ancak yapay zekâ, taraflı kararlar ve davaların şeffaflığı konusunda risk taşımakta ise de yapay zekâ algoritmaları, bu tür istenmeyen, haksız ve taraflı kararları önleyecek şekilde tasarlanabilir.
Fransız Yüksek Mahkemesi, Ulusal Dijital Bilim ve Teknoloji Araştırma Enstitüsü (INRIA) ile, içtihatlardaki farklılıkları tespit etmek için yapay zekâ tabanlı bir motor üzerinde araştırma yapmaktadır.
ChatGPT gibi çözümler, gelecekte kararları taramak ve farklılıkları tespit etmek için bir seçenek olabilir. Şu anda, ChatGPT'nin 32.000 karakterlik sınırı nedeniyle, daha uzun kararlara uygulanamıyor. Dahası, tüm kararları kapsayacak sistematik bir yaklaşım gerektiriyor. Yargıda yapay zekanın kullanımıyla ilgili genel soru, olası tüm risklerin azaltılmasını sağlamak için kapsamlı bir analiz gerektiriyor.6
Nijmegen'deki bir Hollanda alt mahkemesi hâkimi, bir davaya karar verirken bilgi toplamak için ChatGPT'yi kullandığını itiraf etti. Hâkim, yapay zekâ sohbet robotuna güneş panelleri hakkında sorular sordu ve elde edilen cevabı, iki ev sahibi arasındaki yasal bir anlaşmazlıkta tazminatı belirlemek için bilgi kaynağı olarak kullandı. Bölge hâkimi, ChatGPT'yi güneş panellerinin ortalama ömrünü ve elektriğin mevcut ortalama fiyatını tahmin etmek için kullandı.
LLM gibi yapay zekâ araçlarının hukuk alanında yardımcı olma potansiyeli olsa da kullanımları dikkatlice düzenlenmeli ve izlenmelidir. Hakimler ve hukuk uzmanları, geleneksel, güvenilir bilgi kaynaklarına öncelik vermeli ve yapay zekayı yalnızca uygun olduğunda (gereklilik ve orantılılık) tamamlayıcı bir araç olarak kullanmalıdır.7
Normatif Kalite
Hukuk akademisinin çalışmalarının resmi, bağlayıcı veya yasal bir otoritesi olmamasına rağmen, hukuk bilginlerinin (ve kamuoyunun) görüşleri hukuk beyanlarıdır. Bir hukuk profesörü ile bir çiftçi arasındaki fark sadece eğitim ve deneyim farkıdır. Akademik bir hukukçunun beyanı hak ettiği önemi görecektir. Bazı akademik hukuk beyanlarına gerçekten büyük ağırlık verilir ve bazıları da otorite niteliğindedir.
Hukuk felsefesi, nihai ve temel hukukun ifadesidir. Hukuk yazarları ayrıca, örneğin sözleşmelerin uygulanabilirliğini düzenleyen kurallar, suç ve haksız fiillerin tanımları vb. gibi maddi hukukun ilkelerini de ortaya koyarlar. Maddi hukukun yürürlüğe konulması için gerekli olan mahkeme usul hukukunu da açıklarlar. Son olarak, yasama organlarının kanunlarını ve mahkemelerin kararlarını derleyip yayınlayan hukuk bilginleri vardır. Bunlar, hukukun diğer herkes tarafından ifade edilmesini ve yeniden ifade edilmesine elvermektedir. Ne var ki, hukuk uygulayıcıları, hukuk alanındaki çeşitli bilimsel çalışmaları, hukuk akademisyenlerinden ters sırada değerlendirmekte; teori başka uygulama başka diyerek serzenişte bulunmaktadırlar. Hukuk akademisyenleri, kuşkusuz, hukukun hem ifade edilmesinde hem de yeniden ifade edilmesinde önemli bir rol oynarlar. Hukuk üzerine yazdıkları eserler, hukukun odak noktasına getirilmesine yardımcı olur. Mahkemeler tarafından ilan edilen kanun ve yazılı olmayan hukukun açıklamaları, hukukun ifadeleridir. Eğer hukuk ifade edilmez ve üzerinde mutabakat sağlanmazsa, hukukun uygulanması bireysel hâkimin kişisel keyfine dönüşür. Hukuk bilindiğinde, tartışılabilir ve eleştirilebilir. Akademik ve kamuoyu eleştirisi, hukukun değiştirilmesine veya yeniden ifade edilmesine yol açabilir.
Hukuki Argüman
Hukuk uygulayıcılarının, yani avukatların temel işlevi, müvekkilleri adına yaptıkları argümanlarda hukuku ifade etmektir. Bu tür hukuki ifade, ölçeğin alt ucunda yer alır çünkü avukatın görevi, müvekkilinin pozisyonunu, makul olduğu sürece temsil etmektir. Mahkeme salonundaki avukat, müvekkilinin hukuki pozisyonlarını ifade eden, taraflı bir kişidir ve bu pozisyonlar mutlaka kendi pozisyonları değildir. Bununla birlikte, avukatların yazılı savunmaları ve mahkeme salonunda karşıt avukatlar arasındaki hukuki diyalog, tarafsız hâkimin mahkemedeki taraflara uygulanan hukuku ifade etmesinde çok faydalıdır. Amerika'daki mahkemelerin mevcut durumunun pratik yönleri, avukatların genellikle hâkime kıyasla ilgili hukuku incelemek için çok daha fazla zamana sahip olmalarıdır. Bu nedenle, avukatların araştırmaları ve akademik çalışmaları, taraflı olsalar bile, her bir davada hukukun ifade edilmesi sürecinde hayati önem taşır. Avukatların temyiz mahkemelerine sundukları yazılı argümanların genellikle basılması gerekmektedir. Bunlar yaygın olarak bulunmamakla birlikte, mahkemelerin arşivlerinde ve bazı akademik hukuk kütüphanelerinde saklanmaktadır. Mahkemenin alınan pozisyonla hemfikir olduğu durumlarda, emsal teşkil etmeleri bakımından sıklıkla ilgi çekici ve faydalıdırlar.
Sonuç
İyi gerekçelendirilmiş (ratio decidendi) yargı kararları, keyfi yargılamaya karşı en önemli güvencedir. İyi gerekçelendirme, kararın taraflar ve kamuoyu tarafından kabul edilmesini de kolaylaştırmakta; ayrıca, iyi gerekçelendirilmiş yargı kararları, keyfi yargılamaya karşı bir güvence oluşturur ve adaletin doğru bir şekilde yerine getirilmesini, aynı zamanda kamuoyunun yargı sistemine olan güvenini sağlamaktadır.
Çıkarım, hâkimler gerekçelerini belirtmeli, karar gerekçelerini ifade etmelidirler.8 Günümüzde, bir kişinin adil bir yargılama ve adil bir temyiz hakkına sahip olduğuna inanılmaktadır. Adil bir temyiz için, İstinaf/Temyiz Mahkemesi üyelerinin ilk derece mahkemesi hâkiminin karar gerekçesini (ratio decidendi) bilmesi gerekir.
İşte adaletin yerini bulması için tüm hâkimlerin görüşlerini belirtmesi şarttır. Yargı kararlarının gerekçeleri, yalnız ulusal değil, uluslararası yargı yerlerinin de denetimi altındadır.9 Olgusal bulgular ve gerekçelerle desteklenen yargı kararları aşağıdaki değerleri daha da ileriye taşımaktadır: (1) Araçsal değerler – karar vermenin doğruluğu ve keyfiliğe karşı koruma, (2) Onursal değerler – bireysel katılım ve insan onuruna saygı, (3) Kurumsal değerler – halkla ilişkiler ve kamu düzeni ve (4) Anayasal değerler Anayasa Md. 141).
Gerçek bulgular ile gerekçelerin açıklanması, davacıları davanın hâkim tarafından titizlikle incelendiği konusunda güvence altına alır ve yargısal işlemden etkilenenlerin nedenini bilme temel insani ihtiyacını karşılar. Bu şekilde, kaybeden davacı kararı kabul edebilir. Gerekçe açıklaması, kararı hâkimin dışındaki ölçütlerle ilişkilendirir ve sürecin adilliğini artırmanın yanı sıra sürecin rasyonelliğini de gösterir. Bu süreç, usul adaleti veya adil yargılama diliyle, kişinin onuruna saygı duyulmasını ve yargı sürecine olan kamu saygısının artması hedeflenmelidir. Tatmin etmeyen kararlar hem istinafları/temyizleri teşvik eder.
Bu bağlamda kararlar hazırlarken şu ipuçları faydalı olabilir:
· Kararlar: Dava boyunca hem olgusal hem de hukuki tüm önemli konuların bir listesini yapılması ve hepsinin ele alındığından emin olunması,
· Kararlarda, davadaki her önemli konunun ayrı ayrı özetlenmesi ve mümkün olduğunca, bazı örtüşmeler olsa bile, konuların birbirine karıştırılmaması,
· Bir sonuca varılmasının ardındaki gerekçenin açık bir şekilde açıklanıp açıklanmadığının değerlendirilmesi,
· Taraflardan birinin yerine geçerek, her bir noktada neden kazandıklarını veya kaybettiklerini anlamanın açık olup olmadığının değerlendirilmesi ve
· Delil konuları karmaşık olduğunda ve Mahkemenin neden bazı tanıkların güvenilirliğini diğerlerine tercih edebileceği hemen açık olmadığında, bunun uygun şekilde açıklandığından emin olunmasıdır.
Ne var ki, genel kanun hükümlerinin hukuk/ceza mahkemelerinde belirli olgusal ihtilaflara uygulanması her zaman düşünüldüğü kadar kolay değildir. Belki mevzuat kötü hazırlanmıştır; belki de kanun, aşırı kapsayıcılık yoluyla büyük bir adaletsizliğe yol açmaktadır. Ne var ki, yüzyıllar boyunca, medeni hukuk ülkelerindeki mahkemelerce, incelikli ve bilgili kanun yorumlama kuralları geliştirmiş olduğu yadsınamaz.10
Öte yandan, kararlarına yol açan gerekçelerin, her türlü itiraza veya eleştiriye dayanacak kadar güçlü olması gerekir. Kararın kendisinin, uygulanması gerektiğinde şartlarının yeterince açık olması anlamında uzun süreli olması gerekir. Gerekçe sunulması gerekliliğinin temel sonucu, usule katılan tarafların iddiaları ve kararın içeriği arasında uyumlu bir ilişki olmasını gerektiren “tutarlılık”tır.
Bu süreçte kararı yazan hâkim gerekçeyi belirtmeye çalışsa bile, kararın gelecekte nasıl yorumlanacağını kontrol edemez. Eğer hâkim bunu yapabilseydi, neredeyse sınırsız yetkiye sahip küçük bir yasama organı haline gelirdi. Hâkim sadece bir davaya karar verirken kararı yorumlamak, gerekçeyi belirlemek ve emsal teşkil etme değerini değerlendirmek daha sonraki mahkemelerin görevi olmaktadır.
Çoğu zaman, davayı karara bağlayan mahkemenin bile gerekçe konusunda emin olmadığı açıkça görülecektir. Bir hâkim, sonuç için birden fazla gerekçe sunabilir. Birden fazla gerekçe kümesi olabilir. Bir hâkim bu gerekçeyi, diğer bir hâkim ise o gerekçeyi sunabilir. Karar gerekçelerinde uzlaşan nedenlerin varlığı, mahkemenin davayı karara bağlama konusunda kesin bir fikir birliğine varamadığını göstermektedir.
İnsan medeniyeti hukukun üstünlüğüne dayanır ve hâkimlerin karar gerekçeleri hukukun üstünlüğünü yansıtmalıdır. Dolayısıyla, hukuk devletin gücünden ve güçlü kişilerin iradesinden üstün bir şey olmalıdır. İnsanlığa üstün bir düzen sistemidir.11
Hukukun belirlediği sınırlar dâhilinde hâkimler, verdikleri kararlar ve gerekçeleri ile bir davayı görme biçimlerinin eleştiriden muaf olmasını beklememelidir. Hâkim yalnızca karar verdiği davaların hükümlerinde yer verdiği gerekçeler yoluyla konuşabilir. Bir hâkimin, hukuk kaynaklarını kullanarak doğru sonuca ulaşabilme yeteneği olmalıdır. Hukuken kıyas yapabilmelidir.12
Hukukun mantık ve "iyi duygu" arasındaki çatışmanın bir ürünü oluşuna "gerekçe"nin ex post facto sağladığı katma değer oldukça önemlidir. Gerekçe ve muhalefet şerhleri kararların (üst mahkemeler /mesleki yayınlar/kamuoyu organları-sivil toplum organlarınca denetlenmesini sağlayan ve hakimlere rasyonel yargılama gücü veren öğeler olarak hukukun zenginleşmesine katkıda bulunmakta; ilkelerin oluşum potasını oluşturmaktadır. Yalnız gerekçe olgusunun toplumsal varlık ve etkinliği, yargı alanı dışında sosyal yaşamın diğer alanlarındaki gerekçeli yaşamanı varlık derecesiyle de yakından ilintili olduğu unutulmamalıdır.13
Bu doğrultuda önemli öğe de toplumdaki açıklama ve gerekçelendirme kültürünün varlığı ve yaygınlığıdır. Her güç kullanımının ‘gerekçelendirilmesinin beklendiği’ ve hükümet liderliğinin bu gerekçelerin ‘ikna ediciliğine’ bağlı olduğu bir ‘kültür’ olarak tanımlandığı günümüz demokratik yaşamda hesap verebilirlik ve gerekçe sunulması vaz geçilmez değerler olarak belirmektedir. Gerekçelendirme kültürü, güç kullanımının ‘iyi’ gerekçelere dayanmasını ve iyi bir gerekçenin ne olduğunu belirleyecek bir mekanizmanın olması gerekliği ilkesi karşısında bir hükümetin eylemlerini herhangi bir temelde gerekçelendirmekte özgür olduğu bir yerde gerekçelendirme kültürü var olamaz. Bu anlamda, açıklama ve gerekçelendirme arasında bir fark vardır. Gerekçelendirme kültüründe, devlet eyleminin ardındaki mantık açıklanmalı ve verilen gerekçe, yeterli bir gerekçenin ne olduğunu tanımlayan yasal sistemin normlarına uygun olmalıdır-Gerekçelendirme kültürü14
“Yerel mahkemelerin gerekçenin yeni anlamı konusunda ciddi bir rehberlik etkinliğine ihtiyacı vardır.” Hilmi Şeker, …Hukukta Gerekçe, s.1540.15
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
--------------
1 Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi (CCJE) Görüş No. 11 (2008)- Yargı kararlarının kalitesi 18 Aralık 2008. Yargı Kararlarının Temel İlkeleri: Cilt 2: 'Yabancı' Hukuk. Serge Dauchy,W. Hamilton Bryson, Matthew C. Mirow Seri:Kıta Avrupası ve Anglo-Amerikan Hukuk Tarihinde Karşılaştırmalı Çalışmalar, Cilt: 25/2 Duncker & Humblot GmbH, 2010. Julius Stone. “The Ratio of the Ratio Decidendi” 22 The Modern Law Review, 1959, 603-4. Avrupa Parlamentosuna, Konseye, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine ve Bölgeler Komitesine Sunulan Komisyon Bilgilendirmesi AB Genişleme Politikasına İlişkin 2022 Bilgilendirmesi: Hukuki gerekçe ve somut delillerin eksikliği nedeniyle yargı kararları ve iddianamelerin kalitesine ilişkin endişeler devam etmektedir.
2 AİHM içtihadı, adil yargılanma hakkı kapsamında kararlara gerekçe sunulması gerekliliğini içermektedir. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen mahkemelerin kararları için yeterli sebepleri sunma zorunluluğunun güvence altına alındığını doğrulamaktadır (H. ve Belçika davası, no. 8950/80, 53). Gerekçeli bir karar taraflara davalarının kanunen dinlenildiğini gösterir ve böylece kararın daha büyük ölçüde kabul edilmesine katkıda bulunur (Magnin ve Fransa Kararı no. 26219/08, 29.
3 Gerekçenin Gerekçeleri için bkz. Hilmi Şeker. Esbabı Mucibeden Retoriğe-Hukukta Gerekçe, Yeditepe Üniv. Yayınevi, İstanbul, 2020, ss.982-1002. Mehmet Y. Yılmaz. Silivri yolları ve “hayalet gerekçe!” T 24 (19/09/2025); Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ilk tutuklama kararından itibaren suçun işlendiğine dair makul şüphenin varlığı yanında tutuklamaya ilişkin nedenlerin bulunduğunun ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konması gerekir (Buzadji/Moldova, ([BD], B. No: 23755/07, 5/7/2016). Muhammet Polat İçten. “Tutuklama ve Türkiye'deki Tutuklama Kararlarının Gerekçesizliği Sorunu” Dicle Adalet Dergisi Cilt. 3, Sayı 5, ss.46 – 81(2019). Yargıtay Gerekçeli Karar Yazım Rehberi. Ayrıca bkz. Consultative Council of European Judges (CCJE) Opinion No.11 (2008) On the quality of judicial decisions
4 Bkz. Daniel Kahneman and Shane Frederick, Representativeness Revisited: Attribute Substitution in Intuitive Judgment, in HEURISTICS AND BIASES: THE PSYCHOLOGY OF INTUITIVE JUDGMENT 49, 51 (Thomas Gilovich, Dale Griffin & Daniel Kahneman eds., 2002). Tartışmaya dayalı sistem daha kontrollüdür ve yeni görevlerde bize yardımcı olabilir. Bazı akademisyenler, "sezgi ve akıl yürütmeyi sanki bunlar iki tamamen farklı çıkarım biçimiymiş gibi karşılaştırmayı" reddeder; bunun yerine, "akıl yürütmenin kendisinin bir tür sezgisel çıkarım olduğunu" düşünürler. Sezgisel sistem, cevapları hızlı bir şekilde üretir. Sezgilerimizin akla kolayca gelmesi nedeniyle genellikle onlara güveniriz. Sistem II, Sistem I'e yerini bırakabilir ve akla kolayca gelen sezgileri kabul etmeye başlayabiliriz.
5 Gerekçe ile taraflar davayı hangi maddî ve hukukî sebeplerden ötürü kaybettiklerini veya kazandıklarını öğrenme ve tatmin olma şansına sahip olacaklardır. Taraflar açısından bu ihtiyacın giderilmesi temel bir insan hakkı, mahkeme açısından ise bir yükümlülüktür. “Mevcut gerekçe anlayışı, kendisini etkin bir savunma, kanun yolunun etkin kılınması ve yargının demokratik denetimi sağlayan parametreler üzerinden tanımlamak yanlıştır” H. Şeker, a.g.e. s.1515. Ayrıca bkz. Hilal A. Ulaş. “Yargı Kararlarının Gerekçeli Olması Üzerine Bir Değerlendirme” Hacettepe HFD, 11(2) 2021, s. 1253. Mehmet Akif Tutumlu. Hukuk Yargılamasında Hüküm ve Gerekçeli Karar, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2007, s. 67.
6 Council of Europe. “Strategies and Best Practices” Issues Affecting The Consistency of Judicial Decisions and Best Ptractices in Securing Consistency in Judicial Decision Making, pp.13-20, 2023. Artificial Intelligence, Judicial Decision-Making and Fundemantal Rights.
7 Judicial Review of AI (assisted) Decision-making Guy Seidman DOI: 10.13130/2723-9195/2025-4-51 / Estratto FASCICOLO 4 / 2 0 2 5 OTTOBRE – DICEMBRE.
8 Hukuki Gerekçelendirme ve Karar Yazımı Modül 1 Katılımcılar Kitabı, Eylül 2022: Danıştay ise Başkanlar Kurulunun 13.04.2018 tarihli toplantısında “Karar Yazım Rehberi”ni kabul etmiş ve kabul edilen Rehber 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren Danıştay dava daire ve kurulları tarafından uygulanmaya başlamıştır. INTRA. Duruşma Yönetimi ve Karar Yazma Eğitim Modulü
9 Hilal A. Ulaş. “Yargı Kararlarının Gerekçeli Olması Üzerine Bir Değerlendirme” Hacettepe HFD, 11(2) 2021, s.1279.
10 Folke Schmidt. The Ratio Decidendi: A Comparative Study of a French, a German and an American Supreme Court Decision, Stockholm 1965.
11 Robert Sharpe. Good Judgment-Making Judicial Decisions, University of Toronto Press, 2018.
12 Birleşmiş Milletler. Bangalor Yargı Etiği İlklerinin Yorumu, Ank., 2020, s.43, 66, 147.
13 Bkz Mustafa Tören Yücel. “Kararlarda Gerekçe ve Muhalefet Şerhi”, HFSA (8. Kitap), İstanbul Barosu Yayını, s. 163, 2003, ss. 162-170. Yargıtay, kararların gerekçeli olmasını, iddiaların detaylı bir şekilde değerlendirilmesi, hükmün dayandığı maddî ve hukukî sebeplerin açıklanması, özellikle de hukuka aykırı bulunan nedenlerin belirtilmesi olarak anlamıştır. Hilmi Şeker. Esbabı Mucibeden Retoriğe- Hukukta Gerekçe, Yeditepe Üniv. Yayınevi, İstanbul, 2020. Bkz. Mustafa T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine Sosyo-Juridik Bir İnceleme-Yeni Ufuklar” Ceza Adaletine Özgün Sorunlar, Adalet, 2023, ss.286-324.
14 D.Dyzenhaus, M.Hunt and M. Taggart The Principle of Legality in Administrative Law: Internationalisation as Constitutionalisation’ 1(1) Oxford University Commonwealth Law Journal 5, 2001. Gerekçeli Karar: Şeffaf ve Hesap Verebilir Bir Topluma Ulaşmanın Gerekliliği ve Önemi: Hukukun belirlediği sınırlar dâhilinde hâkimler, verdikleri kararlar ve gerekçeleri ile bir davayı görme biçimlerinin eleştiriden muaf olmasını beklememelidir (s.43, 66, 147); Hâkim yalnızca karar verdiği davaların hükümlerinde yer verdiği gerekçeler yoluyla konuşabilir (s.66); Bağımsız hukuki gerekçelendirme kapasitesi: Bir hâkimin, hukuk kaynaklarını kullanarak doğru sonuca ulaşabilme yeteneği olmalıdır. Hukuken kıyas yapabilmelidir ( s.147)
15 Newsroom-Turkey- HF II-Supporting the Implementation and Reporting on the Action Plan on Human Rights in Turkey. The Right to a Reasoned Decision: Standards and Good Practices in Drafting Reasoned Judgments in Civil, Criminal and Administrative Matters Discussed in International Seminar 5/11/2021. -Yargılama sürecinin çeşitli aşamalarında yetersiz muhakeme ile karşılaşıldı. Ayrıca bkz. T.C Yargıtay Başkanlığı. Yargıtay Gerekçeli Karar Yazım Rehberi, 2022. Ayrıca bkz. Mehmet Y. Yılmaz. Silivri yolları ve “hayalet gerekçe!” T 24 (19/09/2025). Hâkim ve Savcı Adaylarının Staj Verimliliğinin ve Etkinliğinin Arttırılması Projesi- Duruşma Yönetimi ve Karar Yazma Eğitim Modülü-2020.