Kara Para Aklama Suçunda TCK m.282/1 ile m.282/2’nin Farkı

Abone Ol

Kamuoyunda bilinen adıyla kara para aklama, kanuni adıyla suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu ile ilgili daha önce yazdığımız yazılara atıfla, bu yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.282 kapsamında iki fıkrada suçun ceza bakımından daha ağır ve daha hafif hallerinin düzenlendiğini, bunların karıştırılmaya ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu, esasen TCK m.282’nin bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini bilerek ve isteyerek kabul etme bakımından özel hüküm niteliği taşıyıp, bu yönüyle “Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” başlıklı TCK m.165’den ayrıldığını, aşağıda TCK m.282/1-2 bakımından kısa açıklamalara ve farklara yer verileceğini söylemeliyiz.

Belirtmeliyiz ki; aşağıda suçun sübutu ile ilgili tartışma yapılmayacak olup, fiil TCK m.282/1-2’de tanımlanan suçlara girer mi, girerse hangi fıkrada tanımlanan suç olur meselesi İspat Hukuku değil, Ceza Hukuku kapsamında ele alınacaktır.

TCK m.282/2’de yer verilen “Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin,” ifadesi ile kastedilen; TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketler olup, öncül suç değildir. Dolayısıyla; suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun failinin, aynı zamanda öncül suça iştirak etmesine gerek yoktur. Öncül suça iştirak etmeyen, fakat TCK m.282/1’de sayılan seçimlik hareketleri işleyen, yani bu suçtan elde edilen malvarlığı değerini aklama faaliyetinde bulunan kişinin TCK m.282/1 uyarınca sorumluluğunun doğacağı şüphesizdir.

TCK m.282/1’de geçen öncül suça iştirak etmemekle birlikte, 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisini icra etmek suretiyle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini işleyen veya bu fiile iştirak eden fail, 282. maddenin 2. fıkrasından değil, 1. fıkrasından cezalandırılacaktır. Dolayısıyla, kara para aklamanın öncül suçuna iştirak eden veya etmeyen fail, 1. fıkradan cezalandırılabilir, yani 1. fıkranın öngördüğü ceza sorumluluğunun oluşmasında öncül suça iştirak zorunlu bulunmamaktadır. Bununla birlikte; öncül suça iştirak etmeyen veya 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden en az birisini icra etmeyen veya bu suça iştirak etmeyen failin fiili, ancak TCK m.282/2’de tanımlanan suç kapsamında değerlendirilebilir.

Bu nedenle bir görüşe göre; TCK m.282/2’de geçen iştirak etmeksizin deyimini, 1. fıkra bakımından, hem öncül suça ve hem de 1. fıkrada sayılan seçimlik hareketlerden birisine katılmak olarak değerlendirmek gerekir, yani öncül suça iştirak edenin aklama faaliyetinden dolayı 2. fıkradan değil, sadece 1. fıkradan cezalandırılması mümkündür.

Bir diğer görüşe göre; öncül suça iştirak etmekle birlikte, failin sırf TCK m.282/2’de tanımlanan suçu işlemesi mümkündür, çünkü m.282/2’de yer alan “Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” ibaresi, yalnızca TCK m.282/1’de yer alan bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiilini kapsamaktadır. Bu nedenle; failin, öncül suça iştirak edip etmediğine bakılmaksızın, fiili ve suça iştiraki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama bağımsız suç tipine göre yapılmalıdır. “Suçta ve cezada kanunilik” ilkesine uygun düşen bu görüşe katılıyoruz.

Örneğin; iki kişinin birlikte işlediği dolandırıcılık suçu neticesinde elde edilen malvarlığının, faillerden birisi tarafından yurt dışına çıkarılarak aklanması ve aklanan bu malvarlığı değerinin diğer fail tarafından kullanılması halinde, yurt dışına çıkaran fail TCK m.282/1, diğer fail ise TCK m.282/2 uyarınca sorumlu tutulabilecektir.

Bununla birlikte;

TCK m.282/2’de; “Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verildiği, hükümde sadece birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesine iştirak etmeksizin denilmediği, yalnızca bu ibare ile sınırlı kalındığında, elbette bundan anlaşılması gerekenin TCK m.282/1’de belirtilen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu olduğu, çünkü “öncül suç” olarak bilinen ve bu suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kaynağı olan suçun birbirinden farklı suçlar olabileceği, bununla birlikte m.282/2’de “Bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini aklama” diyerek, 1. fıkrada geçen bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerine atıf yapıldığının düşünülebileceği, bu durumda m.282/2’de geçen “Birinci fıkrada geçen suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” ifadesinden anlaşılması gerekenin “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince, 1. fıkrada tanımlanan aklama suçu değil, aklama suçunun öncül suçu olacağı sonucuna varılabileceği, çünkü 2. fıkrada geçen “bu suçun” ibaresinden anlaşılması gerekenin, 1. fıkrada tanımlanan suç olmayıp, öncül suç olması gerektiği sonucuna varılması gerektiği ileri sürülmekle beraber,

Yine de bu düşünceye iştirak etmenin mümkün olmadığı, TCK m.282/2’de geçen suçun tekil bir suç olup, m.282/1’de tanımlanan aklama suçuna işaret ettiği, neden m.282/1’in öncül suçu kapsamadığını bir örnekle açıklamak gerekirse; öncül suç olarak dolandırıcılık suçunu işleyip, buradan elde ettiği parayı kıymetli madene çeviren failin bu fiili 1. fıkrada tanımlanan aklama suçunu oluştururken, suçtan çevrilen bu kıymetli madeni bilerek ve isteyerek kabul eden failin fiili ise TCK m.282/2’de tanımlanan aklama suçu sayılacaktır.

TCK m.282/2’de ise m.282/1’den farklı fiillere yer verilerek, iki farklı suç tipi düzenlenmiştir.

TCK m.282/1 suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini hükümde yazan seçimlik hareketlerle aklayan kişinin cezalandırılmasını düzenlerken; TCK m.282/2 ise, 1. fıkradan hariç olmak üzere, suçtan kaynaklanıp da aklanan malvarlığı değerini bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişinin cezalandırılmasını öngörmektedir.

Buna göre; TCK m.282/1’de öncül suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin aklanması fiilinin cezalandırılacağı, TCK m.282/2’de ise TCK m.282/1’in konusunu oluşturan, yani halihazırda aklanmış olan malvarlığı değerinin, bu özelliği bilinerek satın alınmasının, kabul edilmesinin, bulundurulmasının veya kullanılmasının cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Bir başka ifadeyle; TCK m.282/1 ile m.282/2 arasındaki temel fark, suçların konusunun farklı olmasıdır. TCK m.282/1’de aklanacak bir malvarlığı değeri sözkonusu iken, TCK m.282/2’de halihazırda aklanmış bir malvarlığı değeri vardır ve bunun bu özelliği bilinerek satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ve kullanılması suç olarak düzenlenmiştir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Doğa Ceylan

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)