KAPORA DOLANCIRILIĞI VE DOLANDIRICILIKTA "KARAKTER DELİLİ"

Abone Ol

İnternete erişimin kolaylaşmasıyla birlikte çok sayıda kişi, artık alım satım veya kiralama gibi işlemleri sanal pazarlarda yapmaktadır. Son dönemlerde gerek kişisel internet sayfaları gerekse bilindik sanal uygulamalar üzerinden oluşturulan ilanlarla dolandırıcılar, kapora adıyla alıcılardan para isteyerek haksız kazanç elde etmektedir.

Ülkemizde, bireysel alışverişlerde kapora uygulaması yaygındır. Alıcı, bir mal ya da hizmeti satın almayı taahhüt ettiğinde toplam bedelin küçük bir kısmını satıcıya ödemektedir. Ödenen bu paraya kapora denilmektedir. Kapora dolandırıcılığında dolandırıcılar (failler), kaporaları mağdurdan almakta, ancak kendi yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Örneğin güya arabasını satmak için ilana koyan dolandırıcı, birçok kişiden kapora almakta ancak asıl niyeti arabayı satmak olmadığı için arabayı alıcıya teslim etmemektedir. Hatta çoğu zaman bu kişilere, kapora ödendikten sonra ne internet ne de telefon yoluyla ulaşmak bile mümkün olmamaktadır. Çoğu zaman paranın gönderildiği bir ıban ve görüşme yapılan bir telefon numarasından başka elinde herhangi bir delil olmayan mağdur, hak aramakta gerçekten zorlanmaktadır.

Kapora dolandırıcılığı mağdurları, hem hak aramakta zorlanmakta hem de mağdur suçlayıcılığa maruz kalabilmektedir. Dolandırıcılar çoğu zaman piyasa fiyatına göre mağdurlara daha ucuz fiyatlar önererek mağdurları kandırmaktadır. Dolandırıldıkları anlaşıldığında ise «Ucuz etin suyu kara olur» hesabı, bu kişiler bir kez daha mağdur olabilmektedir.

Profesyonel bir şekilde suç işleyen dolandırıcılar resmi makamların soruşturma esnasında toplayabilecekleri kayıtlı işlemleri de başkaları üzerinden gerçekleştirmektedir. Örneğin telefon hattını başkası adına çıkartmakta veya başkasının hattını kullanmakta, mağdurdan elde ettiği haksız kazancı başkasının banka hesabına havale ederek kendi kimliklerini gizlemektedir.

Dolandırıcılık suçlarındaki artışın bir nedeni bu suçu işleyenlerin yeterli düzeyde cezalandırılamamasıdır. Kanunda suça öngörülen cezalar ağır olsa da uygulamadaki sayılar, etkinliğin ne derece sağlanabildiği dikkatle incelenmelidir. 2024 yılında Türkiye genelinde geçen yıldan devir ve yıl içinde açılanlar toplam 11.661.519 dosya, 14.030.666 şüpheli, 23.805.243 olay hakkında soruşturma yapılmıştır (Adalet İstatistikleri 2024, s. 64). Bu sayılar içinde dolandırıcılık suçunda yıl içinde toplam 1.093.046 dosya, 1.573.400 şüpheli ve 3.057.973 suç hakkında soruşturma işlemi yapılmıştır. Bu dosyalardan 558.684 dosya, 964.256 şüpheli ve 1.788.961 suç geçmiş yıllardan devrederken 2024 yılı içinde 534.362 dosya, 609.144 şüpheli ve 1.269.012 suç hakkında işlem yapılmıştır (Adalet İstatistikleri 2024, s. 69). Soruşturma aşaması sonunda 443.810 suç hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı, 452.598 suç hakkında kamu davası açıldığı, 340.012 suç hakkında diğer kararlar (yetkisizlik, görevsizlik, birleştirme, fezleke, başka büroya gönderme vb. karar türleri) verildiği belirtilmektedir (Adalet İstatistikleri 2024, s. 73).

Yargılama sonucunda 68.884 dosya, 45.411 sanık, 96.233 suç hakkında mahkumiyet kararı, 16.286 dosya, 13.957 sanık, 19.460 suç hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, 26.541 dosya, 31.474 sanık, 44.142 suç hakkında beraat kararı, 7.834 dosya, 9.418 sanık, 22.151 suç hakkında diğer kararlar (düşme, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi vb. kararlar) verilmiştir (Adalet İstatistikleri 2024, s. 101). Sayılardan anlaşılacağı üzere dolandırıcılık suçlarında soruşturma yapılan dosya, şüpheli ve suç sayısı ile mahkumiyet ve HAGB kararları arasında çok büyük fark bulunmaktadır.

Dolandırıcılık suçu işleyen faillerin profili incelendiğinde bu kişilerin suçu meslek haline getirdikleri kolayca görülmesine rağmen bu kişilerin, ceza adaleti sisteminden kaçmayı başardıkları görülmektedir. Dolandırıcılık suçundaki hile unsuru; özel hukuk uyuşmazlığı, özel hukuk hilesi veya basit (soyut) yalan gibi hukuki terimlerle mukayese edilerek açıklanmaya çalışıldığında çoğu kişinin mağduriyeti ceza hukuku alanından çıkarılıp özel hukuka dahil edilmektedir. Bir işlemin gerçekten alım satım ilişkisinden veya başka bir hukuki ilişkiden mi yoksa dolandırıcılık amacıyla mı yapıldığı bu suçlarda maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Örneğin kaparo alıp ev göstermeyen (sözleşme ilişkisine aykırı hareket eden) bir emlakçı ile aynı ev için birden fazla kişiden kaparo toplayan (dolandırıcılık kastıyla hareket eden) bir kişinin ayırt edilmesinde sadece olayın somut koşulları değil, failin daha önce benzer davranışlarda bulup bulunmadığı, fail hakkında karakter delilinin hesaba katılması gerekmektedir.