T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1721 Esas
KARAR NO:2025/552 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/676 Esas- 2022/401 Karar
TARİH:17/05/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ:10/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının Bursa ili,... şubesi ile rotatif kredili çalışmalar yaptığını, şube tarafından 2018 yılının ikinci yarıcı için faiz oranlarının güncellendiğini ve hatalı hesaplamaya göre müvekkiline 168.800,00TL devre faiz bakiyesi hesaplandığını, müvekkiline %48'lere varan faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığını, bu nedenle müvekkilinden 11.783,42TL fazla bedel tahsil edildiğini, müvekkilince Bursa ...Noterliğinin 28/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıdan hatanın düzeltilmesini talep edildiğini, ancak bu talebin karşılanmadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 11.783,42TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya uygulanan faiz oranlarının yasalara ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, devre faiz bakiyesinin fahiş olduğu iddiasını kabul etmediklerini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/05/2022 tarih ve 2020/676 Esas- 2022/401 Karar sayılı kararında;"Mahkememizce davalı bankaya müzekkere yazılarak, davacının 2018 yılına ait hesap hareketleri, taraflar arasındaki tüm sözleşme ve ekleri, bilgilendirme formları celp edilmiş incelenerek dosyaya konulmuştur.
Mahkememizce davacı tarafından davalıya gönderilen Bursa ...Noterliğine ait 28/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin incelenmesi sonucunda, davacının davalıdan faiz oranlarının düzeltilerek güncel ve doğru hesaplama yapılarak müvekkiline bilgi verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Mahkememizce davacının davalıdan faiz oranlarının yanlış uygulanması nedeniyle alacaklı olup olmadığı hususunda banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bankacı bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı bankanın kayıtlarının bulunmaması nedeniyle davacı şirketin faiz hesaplama tablosuna dayanılarak yapılan hesaplama da toplam 157.016,60TL faiz ve BSMV bulunduğunu, davalı banka tarafından sunulan 31/12/2018 tarihli hesap ekstresinde tahakkuk ettirilen toplam bedelin 168.795,02TL olduğu, buna göre davalının 11.778,42TL fazla tahakkuk bulunduğu ifade edilmiştir.Mahkememizce taraf vekillerinin alınan bilirkişi raporuna karşı sunmuş oldukları itirazların değerlendirilmesi için yeni bir bankacı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir.Alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı banka ile davacı arasında 4.150.000,00TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8.1.maddesinde, akdi faiz oranına dair düzenlemeye yer verildiği, buna göre "banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval kabul kredisi, dövize endeksli TL dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve KKDF gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderlerin uygulayacak ve bunları BSMV ve sair resim ve harçları gibi müşterinin cari hesabına borç yazacaktır." hükmüne yer verildiği, sözleşmenin 8.2.maddesinde, davalı bankanın müşterisine bildirimde bulunarak faiz ve komisyon oranlarını değiştirmeye ve uygulamaya yetkili olduğunun, müşterinin bu bildirimi kabul etmeyerek 1 ay içinde borcunu ödeyerek kredinin tasfiyesini talep etme hakkının olduğunu, ticari kredi sözleşmelerinde akdi ve temerrüt faiz oranlarının yazılmasının zorunlu olmadığı, davalı banka tarafından 28/12/2018 tarihinde e posta yoluyla davacı şirkete mevcut riskin 1.201.421,60TL olduğunu, bunun yanı sıra akdi faiz oranlarının 17/09/2018 tarihinden itibaren geçerli %42,79, 01/10/2018 tarihinden itibaren %39,79 ve 04/11/2018 tarihinden itibaren geçerli %47,89 oranında uygulanmak olduğunun bildirildiği, ticari kredilerde faiz oranlarının TMK 2.maddesi nazara alınarak serbestçe belirlenebileceği, davalı bankanın tablolarında toplam faizin 146.296,70TL olarak hesaplandığı (bilirkişi raporunun 4.sayfasında yer verildiği üzere), bunun %5 olan 7.464,84TL'nin BSMV olduğu, toplam 156.765,54TL tahsil edilmesi gerekirken, davalı tarafından 9.295,36TL fazla tahsilat yapılarak toplamda 166.056,90TL tahsil edildiği ifade edilmiştir.Dava, davalı banka tarafından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak fazla tahsil edilen faiz ve ferilerinin tahsiline yönelik açılmış olan alacak davasıdır.Mahkememizce tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; davalı banka ile davacı arasında 4.150.000,00TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8.1.maddesinde, akdi faiz oranına dair düzenlemeye yer verildiği, buna göre "banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval kabul kredisi, dövize endeksli TL dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve KKDF gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderlerin uygulayacak ve bunları BSMV ve sair resim ve harçları gibi müşterinin cari hesabına borç yazacaktır." hükmüne yer verildiği, sözleşmenin 8.2.maddesinde, davalı bankanın müşterisine bildirimde bulunarak faiz ve komisyon oranlarını değiştirmeye ve uygulamaya yetkili olduğunun, müşterinin bu bildirimi kabul etmeyerek 1 ay içinde borcunu ödeyerek kredinin tasfiyesini talep etme hakkının olduğu, davalı banka tarafından 28/12/2018 tarihinde e posta yoluyla davacı şirkete mevcut riskin 1.201.421,60TL olduğunu, bunun yanı sıra akdi faiz oranlarının 17/09/2018 tarihinden itibaren geçerli %42,79, 01/10/2018 tarihinden itibaren %39,79 ve 04/11/2018 tarihinden itibaren geçerli %47,89 oranında uygulanmak olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ticari kredi sözleşmesi niteliğindedir.Tacirler arasında sözleşme serbestisi ilkesi geçerli olup, tacir olan taraflar kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı olmadığı sürece iradeleri doğrultusunda kanuni sınırlamalar dahilinde serbestçe sözleşme yapabilir ve sözleşmeye ilişkin olarak serbestçe faiz kararlaştırabilirler. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; bankanın tablolarında toplam faizin 146.296,70TL olarak hesaplandığı (bilirkişi raporunun 4.sayfasında yer verildiği üzere), bunun %5 olan 7.464,84TL'nin BSMV olduğu, toplam 156.765,54TL tahsil edilmesi gerekirken, davalı tarafından 9.295,36TL fazla tahsilat yapılarak toplamda 166.056,90TL tahsil edildiği hesap edilerek, davacının davalıdan 9.295,36TL talep edebileceğine karar verilmiş ve bu miktara davalı banka tarafından tahsilat yapılan 31/12/2018 tarihinden itibaren her iki tarafından tacir olması nedeniyle talep doğrultusunda avans faizi işletilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-Davacının Davasının KISMEN KABULÜ İLE 9.295,36TL nin 31/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmisine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Banka tarafından BDDK düzenlemelerine uygun faiz uygulanması gerekirken %48'lere varan afaki faiz uygulanmış olmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini;
Davalı banka tarafından BDDK'nin bildirimlerine göre en yüksek %40 faiz uygulaması gerekirken müvekkil şirkete banka şubesi tarafından uygulanan kredi faiz oranının %40'ın üzerine çıktığını hatta %48'lere varan faiz oranları hesaplandığını ve uygulandığını, davalı bankanın %48'lere varan faiz uyguladığı dönemde diğer bankaların faiz oranının %23-%30 aralığında olduğunu, davalı bankanın ... şubesi müvekkil şirkete yasal sınırın çok üzerinde birçok defa faiz oranı belirlediğini ve uyguladığını, bu durumun yasa ve uygulamalara aykırı olarak piyasa dışı uygulandığını, müvekkil şirketin dava öncesinde banka şubesi ile yapmış olduğu görüşmelerde %39,79 42,79 ve 47,89 faiz oranlarının uygulanacağını öğrendiğini akabinde bu oranların hukuka aykırı olarak uygulandığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında yer alanın aksine davalı tarafın, müvekkil şirkete uygulamış olduğu faiz oranlarının yasal mevzuata tamamen aykırı olup, BDDK'nın belirtmiş olduğu faiz oranlarından fazla olduğunu, çünkü davalı bankanın BDDK'nın belirlemiş olduğu faiz oranlarını geçmemesi gerekirken fazla faiz tahsilatı yaptığını,
Yerel mahkeme tarafından müvekkil davacı şirket ile davalı banka arasında sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmeye göre davalı banka'nın 9.295,36-TL fazla faiz tahsilatı yaptığını hüküm altına aldığını, ancak iş bu hususun hatalı olduğunu, sözleşmenin 8. Maddesinde;"Banka, bu Sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, döviz endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşterinin cari hesabına borç yazacaktır." ibareleri yer aldığını,Sözleşmeye göre davalı banka tarafından kredilere uygulanacak faiz miktarının yetkili mercilerin belirlediği faiz oranlarını aşamayacağını, davalı bankanın yetkili mercilerin azami limitte belirlediği faiz oranlarına aykırı olacak şekilde faiz belirlediğini ve uyguladığını, yerel mahkeme tarafından sözleşme hükümlerinin yorumlanmasında hataya düşüldüğü kanaatinde olduklarını,
Kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde davalı bankanın %48'lere varan afaki faiz uygulamasında bile hataya düşerek fazla faiz kesintisi yaptığının sabit durumda olduğunu, davalı bankanın uyguladığı afaki faiz oranlarına haklılık yaratma çabasıyla TCMB'na bildirdiğini beyan ettiği %60 faiz oranını geçmediği yönündeki beyanlarının kötü niyetli olduğunu, davalı bankanın taraflar arasındaki sözleşmeyi hiçe sayarak keyfi ve afaki faiz uygulaması yaptığını, müvekkil davacıdan tahsil edilen faiz meblağının hatalı olup yerel mahkeme tarafından hükmedilen meblağdan yüksek olduğunu beyanla, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/676 Esas 2022/401 Karar sayılı ilamının müvekkili davacı lehine kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemede görülmüş olan davada davacı taraf vekilinin yerel mahkemeden aynen;''müvekkilinin, davalının Bursa ili, ... şubesi ile rotatif kredili çalışmalar yaptığını, şube tarafından 2018 yılının ikinci yarıcı için faiz oranlarının güncellendiğini ve hatalı hesaplamaya göre müvekkiline 168.800,00TL devre faiz bakiyesi hesaplandığını, müvekkiline %48'lere varan faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığını,bu nedenle müvekkilinden 11.783,42TL fazla bedel tahsil edildiğini, müvekkilince Bursa ...Noterliğinin 28/01/2019 tarihli ...yevmiye numaralı ihtarname ile davalıdan hatanın düzeltilmesini talep edildiğini, ancak bu talebin karşılanmadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 11.783,42TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi'' talebinde bulunduğunu, Yerel mahkemenin ise kararında''Davalı banka ile davacı arasında 4.150.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8.1.maddesinde, akdi faiz oranına dair düzenlemeye yer verildiği, buna göre "banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval kabul kredisi, dövize endeksli TL dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve KKDF gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderlerin uygulayacak ve bunları BSMV ve sair resim ve harçları gibi müşterinin cari hesabına borç yazacaktır." hükmüne yer verildiği, sözleşmenin 8.2.maddesinde, davalı bankanın müşterisine bildirimde bulunarak faiz ve komisyon oranlarını değiştirmeye ve uygulamaya yetkili olduğunun, müşterinin bu bildirimi kabul etmeyerek 1 ay içinde borcunu ödeyerek kredinin tasfiyesini talep etme hakkının olduğu, davalı banka tarafından 28/12/2018 tarihinde e posta yoluyla davacı şirkete mevcut riskin 1.201.421,60TL olduğunu, bunun yanı sıra akdi faiz oranlarının 17/09/2018 tarihinden itibaren geçerli %42,79, 01/10/2018 tarihinden itibaren %39,79 ve 04/11/2018 tarihinden itibaren geçerli %47,89 oranında uygulanmak olduğunun bildirildiği görülmüştür.Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği ticari kredi sözleşmesi niteliğindedir.Tacirler arasında sözleşme serbestisi ilkesi geçerli olup, tacir olan taraflar kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı olmadığı sürece iradeleri doğrultusunda kanuni sınırlamalar dahilinde serbestçe sözleşme yapabilir ve sözleşmeye ilişkin olarak serbestçe faiz kararlaştırabilirler.Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; bankanın tablolarında toplam faizin 146.296,70TL olarak hesaplandığı (bilirkişi raporunun 4.sayfasında yer verildiği üzere), bunun %5 olan 7.464,84TL'nin BSMV olduğu, toplam 156.765,54TL tahsil edilmesi gerekirken, davalı tarafından 9.295,36TL fazla tahsilat yapılarak toplamda 166.056,90TL tahsil edildiği hesap edilerek, davacının davalıdan 9.295,36TL talep edebileceğine karar verilmiş ve bu miktara davalı banka tarafından tahsilat yapılan 31/12/2018 tarihinden itibaren her iki tarafından tacir olması nedeniyle talep doğrultusunda avans faizi işletilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' şeklinde açıkladığını,Bu karara istinaden davacı taraf her ne kadar müvekkil bankanın BDDK düzenlemelerine uygun faiz uygulaması gerekirken %48'lere varan afaki faiz uygulamış olmasının hatalı olduğundan bahsetmiş ise de davacının; müvekkil bankadan rotatif kredi kullandığını; her ne kadar bunu kabul etmiş olsa da taraflarca imzalanmış olan...’de bu hususun açıkça ortayakonulduğunu, söz konusu GKS'den görüleceği üzere davacının değişken oranlı kredi faizini kabul ettiği ve müvekkil banka tarafından fahiş bir tahsilatın gerçekleştirilmediğinin ortada olduğunu, Her ne kadar davacının müvekkil bankanın faiz hesaplama işlemini hatalı yaptığını iddia etmiş olsa da; müvekkil banka gibi iş hacmi büyük ve Türkiye çapında güvenilir konumda bir bankanın faiz hesaplamasını hatalı yapmış olmasının kabul edilemez olduğunu, Davacıya uygulanan faiz oranının, yasalara ve taraflar arasında akdedilen sözleşmelere uygun şekilde tahsil edildiğini,
Davacı şirket ile müvekkil Banka arasında imza edilmiş Genel Kredi Sözleşmesinin 8.1inci maddesi: "banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderlerin uygulayacak ve bunları gider ve sair resim ve harçları gibi müşterinin cari hesabına borç yazacaktır." hükmünü içerdiğini,Söz konusu madde içeriğine göre müvekkil Bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, müvekkil bankanın bu hükme istinaden davacıya firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini,Müvekkil bankanın işbu sözleşme maddesini hukuka ve Yasalara uygun olarak düzenlendiğini;
Türk Ticaret Kanunun 11. Maddesinde ticari işletmenin, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlandığını, aynı kanunun 12. maddesine göre ise; bir ticari işletmeyi kısmen dahi kendi adına işleten kimseye “tacir” denildiğini, kanunun bu açık tanımından müvekkil bankanın ve davacı yanın tacir olduğu sonucu çıktığını, bu anlamda her iki tarafın da Türk Ticaret Kanununa tabii olacaklarını,Kanunun "Ücret isteme hakkı" başlıklı 20inci maddesi;“Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir.” hükmünü havi olduğunu, bankaların müşterilerine kredi tahsis işlemi yapmakla müşterilerine hizmet sunmakta olduklarının izahtan vareste olduğunu, bankaların Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olması nedeniyle ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu,Kesintinin yapıldığı dönemde şekliyle, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Faiz oranları ile diğer menfaatler” kenar başlıklı 144. Maddesine göre; "Cumhurbaşkanı, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir."Bu hususta 2006/1 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tebliği'ne atıfta bulunmak istediklerini; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Resmi Gazetenin 9 Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı nüshasında yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında” 2006/1 Sayılı Tebliğ'in, “Kredi Faiz Oranları Ve Sağlanacak Diğer Menfaatler” kenar başlıklı 4. Maddesi; "Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile üye işyeri komisyonu hariç faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir."
Her ne kadar 10/02/2020 tarihinde bu Tebliğ mülga olduysa da Tebliğ yürürlükte iken, söz konusu hüküm paralelinde düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesi davacı ile müvekkil Banka arasında akdedildiğini, sözleşmenin Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olup; sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini, söz konusu sözleşme hükmü sözleşmenin esasına yabancı bir hüküm olmayıp; tüm bankacılık piyasasında geçerli olan bir uygulamayı ihtiva eden düzenleme olduğunu,
Devre faiz bakiyesinin fahiş olduğunu kabul etmediklerini, davacı yan, müvekkilinin bankadan rotatif kredi kullanmış olup; her ne kadar bunu kabul etmiş olsa da taraflarca imzalanmış olan ...’nin celbi halinde bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, söz konusu ...'nin müvekkil bankadan celbi akabinde davacı yanın değişken oranlı kredi faizi kabul etmiş olduğu ve müvekkil banka tarafından fahiş bir tahsilatın gerçekleştirilmediğinin görüleceğini, Her ne kadar davacı, müvekkil bankanın faiz hesaplama işlemini hatalı yaptığını iddia etmiş olsa da; müvekkil banka gibi iş hacmi büyük ve Türkiye çapında güvenilir konumda bir bankanın faiz hesaplamasını hatalı yapmış olmasının kabul edilemez olduğunu,Bu nedenlerle yasa hükmünün konuluş amacına aykırı olarak tesis edilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyanla, istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya kullandırılan rotatif kredi faiz oranının yanlış hesaplandığı iddiası ile fazla tahsil edilen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00.TL olmuştur.
Dava toplam değeri 11.783,42-TL olup, mahkemece kabul edilen miktar 9.295,36-TL, reddedilen miktar 2.488,06 TL'dir.Davacı vekili tarafından reddedilen miktar istinaf konusu edilmektedir.Buna göre ilk derece mahkemesi kararının reddedilen kısmı kesin niteliktedir.Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı vekili, davacıdan tahsil edilen faiz oranının yasalara ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğunu, ayrıca sözleşmeye uygun olarak davacıdan kredi limiti yenilemesi ve tahsisine ilişkin komisyon alındığını, bu sebeple verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı tarafından davacıya bildirilen ve uygulanan faiz oranlarına göre yapılan hesaplamaya göre davalının davacıdan fazla miktarda faiz tahsil ettiği, davanın konusunun fazla tahsil edilen faiz miktarı olup, kredi limiti yenilemesi ve tahsisine ilişkin komisyon ücreti olmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 634,97 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 170,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 464,97 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.