İdare tarafından gerçekleştirilen işlem ve eylemlerin temel olarak kamu yararı amacıyla gerçekleştirilmesinin yanında kişilerin lehine birtakım sonuç ve haklar meydana getirebildiği ve bu kapsamda kişilerin haklı beklentiye sahip olmasına yol açtığı ifade edilebilir. İdare, işlem ve eylemlerini tesis ederken gerek haklara gerekse de yukarıda belirtildiği üzere kişiler nezdinde vücut bulan haklı beklentilere uygun şekilde tutum sergilemelidir. Bu durum, kişilerin idareye ve hukuka güvenlerinin korunmasının sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Haklı beklentilerin korunması, birel veya düzenleyici işlemlerin idare tarafından herhangi bir bağlayıcılığa dayalı olarak serbest bir şekilde gerçekleştirilmesinin önüne geçilmesi ve kişilerin menfaatlerinin adalet ve hakkaniyet temelli olarak korunması için oldukça önemlidir.[1]
Haklı beklenti kavramı, temel dayanak olarak “Kimseden gelecekte yürürlüğe girecek, bugünden bilinmeyen kurallara uygun davranış beklenemeyeceğine göre, olaylara oldukları gündeki kurallar uygulanır.”[2] ifadeleri ile birlikte kişilerin gelecekte yürürlüğe girecek ve öngörülemeyen kurallara uygun davranmasının beklenemeyeceğini esas aldığı ifade edilebilir.
Haklı beklenti kavramı, bir diğer yazar tarafından “bireyin hukuka uygun olmak kaydıyla İdare’ye, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirlerken yine yetkileri içerisinde yaptıkları işlem ve eylemler, hukuki açıklamalar, bulundukları taahhütlerin ya da süregelen idari uygulamaların hukuk güvenliği gerekçesiyle kendilerine de uygulanacağı beklentisidir.” şeklinde tanımlanmaktadır.[3]
Bir diğer yazar ise haklı beklenti kavramını “genel olarak idarenin geçmiş uygulamalarıyla belirli şekilde davranacağı, işlem ve eylem yapacağı yönünde ilgililerde yarattığı haklı beklenti ve güvenin, bir genel düzenleyici işlem veya bireysel işlemle aksi yönde davranması halinde korunması” şeklinde ifade etmektedir.[4]
Yine haklı beklenti, “Bir hak henüz bütün sonuçları ile kazanılmamışsa ortada beklenen hak vardır. Beklenen hak ise, eski yasa zamanında, tüm sonuçları ile elde edilmemiş fakat, elde edilmesi olasılığı var olan haktır.” şeklinde tanımlanmaktadır.[5]
Haklı beklentinin korunması, hukuk devletinin varoluş sebebi bakımından önemlidir. Kişilerin beklentisinin haklı beklenti kapsamında değerlendirilebilmesine karşın hukuken korunmaması sonucunda gerek idarenin gerekse de yargı organlarının hukuk devletinin gereğini yerine getirmemesi söz konusu olabilir.[6]
Haklı beklentinin korunması, hukuk devleti ilkesi ve hukuka güven ilkesinin bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira kişilerin haklı beklentilerinin gerek idari işlemler gerekse de mevzuat değişiklikleri kapsamında karşılanmaması, kişilerin idareye, devlete ve hukuka güvenini zedeleyecektir. Buna dayalı olarak idari işlemlerin tesis edilmesi ve mevzuat değişikliği yapılması hallerinde haklı beklentilerin korunması amacıyla somut olayın özelliklerine göre geçiş düzenlemesine yer verilmesiyle karşılaşılmaktadır.
Haklı beklenti ilkesine ilişkin Danıştay ve Anayasa Mahkemesi tarafından çok sayıda karar tesis edilmiştir.
Danıştay 15. Daire, E: 2016/941, K: 2017/6819, T: 21.11.2017
"Gerek yargı kararları, gerek öğretideki ortak tanımlamalara göre 'haklı beklenti' ; idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Yeni düzenlemenin hukuki istikrarı bozmaması, hakların kullanılmasını zorlaştırmayacak ya da doğmuş olan haklarının hiçe sayılması anlamına gelecek şekilde tasarlanmaması gerekmektedir.
Haklı beklentinin korunması, idarenin takdir yetkisini kullandığı alanlarda söz konusu olduğundan, kamu yararının ağır bastığı bu gibi durumlarda haklı beklentiden söz edilemeyeceği ve idarenin eşitlik ve adalet ilkesine aykırı uygulamalarının yönetilenler açısından haklı beklenti yaratmayacağı da tartışmasızdır."
Danıştay kararında, idare tarafından dava konusu değişiklikten önceki dönemde gerekli eğitimlerin tamamlanarak direksiyon eğitimi dersi sınav sorumlusu belgesi alınmasına karşın getirilen yeni Yönetmelik uyarınca Bakanlık personeli olmayan ve buna dayalı olarak direksiyon eğitimi dersi sınavı uygulama ve değerlendirme komisyonunda görev alma şansı kalmayan kişiler bakımından geçiş düzenlemesi yapılmamasının haklı beklenti ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ve bu suretle dava konusu Yönetmeliğin 31. maddesindeki ilgili kısmı yönünden hukuka aykırılı olduğuna hükmedilmiştir.
Danıştay 8. Daire, E.2016/2476, K.2021/3670, T.07.09.2021
"idarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır."
Danıştay kararında, idarenin düzenleyici işlem tesis ederken hukuk devleti ilkesine dayalı olarak haklı beklenti ilkesini göz önünde bulundurmasının gerekliliği ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 17.03.2011, E.2010/106, K. 2011/55, RG. 14.05.2011, S. 27934
"…anılan mevzuat hükümlerine güvenerek (A) grubu polis amiri olma beklentisiyle bir kısım polislerin yüksek öğretim mezunu iken, Polis Akademisinde komiser yardımcılığı kursuna katıldığı, diğer bir kısmının ise komiser yardımcılığı kursunu bitirdikten sonra, yüksek öğretime girdiği ve her iki grupta bulunan kişilerin bir süre sonra komiser yardımcılığı kursunu veya yüksek öğrenimi bitireceği açıktır. İtiraz konusu kuralla (A) grubu polis amiri olarak atanmak için gerekli olan her iki şartı taşıyan kişilerin kazanılmış haklarının korunması amaçlanmakta iken, (A) grubu polis amiri olmak için gerekli koşullardan birini tamamlayıp diğerini yerine getirme sürecine giren ve mevcut yasal düzenlemeye güvenerek haklı bir beklenti içerisinde bulunanların (A) grubu polis amiri olma beklentilerinin engellendiği görülmektedir. Nitekim İtiraz konusu kuralın ilk halinde yer alan ve komiser yardımcılığı kursunu bitirmemiş olanları etkileyen kısmı da Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla hukuk güvenliği ilkesinden bahisle iptal edilmiştir. 4638 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitirerek dört yıllık yüksek öğretime devam eden kişilerin de hukuk güvenliği ilkesinden yararlandırılmaları gerekmektedir."
Yukarıda yer verilen AYM kararında, mevzuat hükümlerine güvenerek haklı beklenti içine giren kişinin, mevzuat hükümleri uyarınca gerekli hazırlıkları yapmasına karşın yasal düzenlemede değişiklik yapılmasından sonra beklentisinin engellenmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 gün, E. 2010/29, K. 2010/90, R.G. 4.12.2010, S. 27775
"Diğer taraftan kısmi statüde çalışanların, bu durumlarının en az iki yıllık bir dönemi kapsadığı düşüncesiyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşuları öngörmek suretiyle belirledikleri açıktır. Yasayla elde edilen bu statünün çalışanlar için kazanılmış hak olarak değerlendirilmesi olanaklı olmasa da yasada öngörülen süre yönünden meşru bir beklentiye sahip oldukları, bu beklentinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gereğince korunmasının kabulü gerekir."
Anayasa mahkemesi kararında, kısmi statüde çalışan kişinin bu statüsünün yasada öngörülmüş süre bakımından haklı beklenti meydana getirdiği ve bu beklentinin korunması gerektiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 18.06.2013, E. 2012/147, K. 2013/78, R.G. 18.01.2014, S. 28886
"Devlet, hukuki durumları kanunlarla oluşturulan ve bu statü kurallarına güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin haklarını, sosyal güvenlik beklentilerini ve sosyal durumlarını gözetmek ve bu haklarda oluşabilecek muhtemel kayıpları en aza indirmek ve sosyal güvenlik başta olmak üzere bir kısım haklarda daha geniş kapsamlı bir koruma mekanizması öngörmek durumundadır….itiraz konusu kuralla 8.9.1999 tarihinde Sandık iştirakçisi olanlar ile bu tarihten önce iştirakçiliği sona erenler arasında adil ve makul olmayan bir fark oluşturulduğu, söz konusu fark ile daha önceki kanuni düzenlemeye güvenen bazı kişilerin emekli olma hakkı ortadan kalkmamış olsa dahi bu hakkın kullanılabilmesinin oldukça güçleştirildiği, böyle bir durumun ise sosyal hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliği ilkesi ile çeliştiği açıktır."
AYM, yürürlükteki kanunlara güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin emekli olma beklentilerinin, emeklilik hakkının ortadan kaldırmasa bile oldukça güçleştirilmiş olmasını hukuki güvenlik ilkesine aykırı bulmuştur.
Danıştay 5. Dairesi, E. 2003/3647, K. 2006/1140, T.14.3.2006
"Haklı beklenti, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Ailenin korunması, Anayasa ile tanınmış sosyal bir haktır ve kamu hizmetinin daha verimli yerine getirilmesi bakımından, kamu görevlileri için daha da önem taşır. Kaldı ki, kamu hizmetinin olağan işleyişi içinde umulabilecek bir durum vardır ve kamu görevlilerinin böylesine haklı beklentiler içinde olması hizmetin gereğidir. Dava konusu olaydaki beklenti de mâkul bir beklentidir. Yönetim, yönetim olmaktan kaynaklanan gücünü ve olanaklarını, bu kişisel konumda kullanarak makul beklentiyi karşılayabilir. Kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunması, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerekir."
Danıştay İDDGK, Yürütmeyi Durdurma E. 2015/1130, 12.11.2015
"İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de “haklı beklenti” denilmektedir…Sonuç itibarıyla, usulde paralellik ilkesi gereğince, değişen ihtiyaçlar ve karşılaşılan aksaklıklar dikkate alınarak söz konusu Yönetmeliğin değiştirilmesi hususunda idarenin takdir yetkisi bulunduğundan, bu takdir yetkisi kapsamında idarece, yurtdışında görevlendirilecek personelde aranacaklar şartların ve personel profilin yeniden değerlendirilerek yeni kriterler getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, idarece söz konusu değişiklik yapılırken ilgililerin haklı beklentilerinin gözardı edilmemesi gerektiğinden, işlem tarihi itibarıyla nihai başarı listesinde asil olarak yer alan ve ataması yapılacağı bildirilen personel arasında bulunduğu için görev öncesi eğitim programına katılan personelin mevcut kazanılmış haklarını ve beklentilerini koruyan geçici maddelere yer verilmesi gerekirken, bu yönde düzenlemelere yer verilmeyen davaya konu Yönetmeliğin geçiş maddelerinin düzenlendiği Geçici 1. maddesinde ve davacının, atamasının yapılmasına dair yaptığı başvurunun reddine dair işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."
Danıştay 12. Dairesi, E. 2015/3134, K. 2016/1424, 16.03.2016
"İdarelerin sahip bulundukları ikincil nitelikte olan düzenleme yetkilerine dair takdir yetkisini düzenlemenin yürürlük tarihini belirleme konusunda sınırlayan hususlar, kazanılmış haklara saygı gösterilmesi, hukuken korunabilir nitelikteki haklı beklentilerin karşılanması ve hukukun genel ilkelerine uygun davranma gibi zorunlulukların gerektirdiği durumlardır."
Danıştay 12. Dairesi, E. 2012/7707, K. 2015/4804, 15.09.2015
"Yönetmelikte öngörülen boy şartının davaya konu olayda olduğu gibi üstün kamu yararının da bulunmadığı bir durumda, mezun olduğunda itfaiye eri olma konusunda haklı bir beklenti içinde olan davacı hakkında uygulanmak istenmesinin idare hukukunun genel ilkelerinden olan haklı beklenti ve idareye güven ilkesini zedeleyici nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davaya konu işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptali yolunda Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 27.3.2012 tarihli ve E:2010/1207, K: 2012/241 Sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir…İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına…"
Danıştay 5. Dairesi, E. 2003/3647, K. 2006/1140, T.14.3.2006
“Haklı beklenti, yönetimin ister bir taahhüt isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir.
Ailenin korunması, Anayasa ile tanınmış sosyal bir haktır ve kamu hizmetinin daha verimli yerine getirilmesi bakımından, kamu görevlileri için daha da önem taşır. Kaldı ki, kamu hizmetinin olağan işleyişi içinde umulabilecek bir durum vardır ve kamu görevlilerinin böylesine haklı beklentiler içinde olması hizmetin gereğidir. Dava konusu olaydaki beklenti de mâkul bir beklentidir. Yönetim, yönetim olmaktan kaynaklanan gücünü ve olanaklarını, bu kişisel konumda kullanarak makul beklentiyi karşılayabilir. Kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin korunması, ancak kişisel kararlarda, yönetimin takdir yetkisinin kullanma alanlarında söz konusu olduğundan, baskın kamu yararı olmadığı durumlarda, kamu görevlilerinin haklı beklentilerinin zedelenmemesi gerekir.”
---------
[1] Altındağ, H. (2010). Yürürlükte Olan Yasalara ve İdari Düzenleyici İşlemlere Güvenden Kaynaklanan Haklı Beklenti Kavramı ve Korunması. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, s.2.
[2] Yıldırım Uler, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s. 17.
[3] Yücel Oğurlu, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Ankara 2003, s. 201-202.
[4] Taner Ayanoğlu, “Kanunlar ve İdari İşlemler Bakımından Geriye Yürümezlik İlkesi” Legal Hukuk Dergisi, Cilt 10, Sayı:112, Nisan 2012, s. 119-120.
[5] Ali Nazım Sözer, “Sosyal Sigortalarda Kazanılmış Hakların Korunması Üzerine Bir İnceleme”, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 63, Sayı: 10-11-12, (Ekim-Kasım-Aralık), 1989, s. 554.
[6] Derya Deviner ERGUVAN, “Türk İdare Hukuku’nda Haklı Beklentilerin Korunması İlkesi”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C:21, Özel S., 2019, s. 1724.