T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
2024/366 E., 2025/603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/538 E., 2022/695 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.05.2022 tarihli ve
2022/3794 Esas, 2022/4436 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki babalık davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesince verilen davanın usulden reddine ilişkin karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “07.04.1981 doğumlu, ana adı ..., baba adı ... olarak” 07.06.1993 tarihinde nüfusa kaydedildiğini ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin biyolojik babasının gerçekte annesi ...’nun 1977 yılında evlenip 1978 yılında boşandığı ilk eşi ... olduğunu, annesi ... ile ...’in boşanmasından sonra müvekkilinin dünyaya geldiğini, ...’nun boşandıktan hemen sonra ... ile evlendiğini ve davacının ...’in beyanı ile nüfusa tescil edildiğini, gerçeğe aykırı bu durumun düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek davacının ... olan baba adının ... olarak düzeltilmesi ile ...’un mirasçısı olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı
5. Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesinin 22.04.2016 tarihli ve 2016/414 Esas, 2016/470 Karar sayılı kararı ile; celp olunan nüfus aile kayıt tablosuna göre davacının 07.04.1981 doğumlu olduğu ve o tarihte ... nüfusuna kaydedildiği, 4721 sayılı Kanun’un 289/2. fıkrası gereği soybağının reddi davasının çocuk bakımından erginliğe eriştikten itibaren en geç bir yıl içinde açılması gerektiği, hâlen bir soybağı ile başkasına bağlı olan davacının kanun tarafından belirlenen süre içerisinde soybağının kaldırılmasını talep etmediğinden aynı Kanun’un 301 ve devamı maddelerinde düzenlenen soybağının tespiti davasını açamayacağı, davacının erginliğe ulaştığı tarihten bu yana 17 yıl gibi uzun bir süre geçmesi nedeniyle makul sebeplere bağlı olarak hak düşürücü sürenin bir müddet daha uzaması olgusunun da somut olayda düşünülemeyeceği gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
6. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.11.2018 tarihli ve 2017/8053 Esas, 2018/18813 Karar sayılı kararı ile;
“…Dava dilekçesinde babalığın tespiti istenmiş; Mahkemece taraflar çağrılıp beyanları alınmadan dosya üzerinden davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nin hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nin 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davanın tarafları, dinlenmek, iddia ve savunmaları alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması ve delillerin değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı
8. Bozma sonrası davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın soybağının reddine ilişkin olduğu ve hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
9. Davacı vekili 24.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin nüfus kaydında babası olarak görünen ...’in düzeltilmesi ile baba olarak ...’un yazılması talep edilmiş ise de öncelikli olarak müvekkili ile ... arasındaki soybağının reddine ve bunu takiben davacı ile ... arasında babalık hükmü kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
10. Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/158 Esas, 2019/776 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafın eldeki davayı babalığın tespiti davası olarak açması nedeniyle davacı vekiline kayden baba ve anne olarak görünen kişiler aleyhine 4721 sayılı Kanun’un 286. maddesi uyarınca dava açması için bir aylık ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilinin kesin süre içinde dava açmak yerine ıslah dilekçesi vermek suretiyle bu kişileri davaya dâhil etmek istediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
11. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Özel Dairece hükmün onanmasına karar verilmiştir.
12. Özel Daire onama kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
13. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.05.2022 tarihli ve 2022/3794 Esas, 2022/4436 Karar sayılı kararı ile;
“…Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde; iddianın ileri sürülüş şekline göre, davacının dava dilekçesinde babalığın tespiti yanında soybağının reddi talebinde de bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan 24.10.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ise dava dilekçesinin açıklaması niteliğindedir. Buna göre mahkemece “Soybağının reddi” ve “babalık davası” olarak davalar tefrik edilip, eldeki davaya babalık davası olarak bakılması ve soybağının reddi davasının sonuçlanması bekletici sorun yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. O halde; davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 25.01.2022 tarihli, 2021/5979 esas, 2022/575 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek görülmemiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
14. Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/538 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar Yargıtay bozma ilâmında 24.10.2019 tarihli dilekçenin dava dilekçesinin açıklanması amacıyla verildiği kabul edilmiş olsa da bunun mümkün olmadığı, Mahkemece yapılan 24.09.2019 tarihli duruşmada davanın açıkça “babalığın tespiti” olarak nitelendirildiği, aynı duruşmada davacıya soybağının reddi davası açması için kesin süre verildiği, bu durumda dava dilekçesinin açıklanmasına ihtiyaç bulunmadığı, davacı tarafından sunulan 24.10.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle eldeki mevcut babalık davasına taraf eklenmek istendiği, oysaki ıslah yoluyla davaya yeni taraf eklenemeyeceği, karar düzeltme sonrasında yapılan yargılamada davalı vekiline dosyaya yeni taraf eklenmesi talebine rızası olup olmadığının açıkça sorulduğu, davalı vekilinin rıza vermediği, eldeki davada 6100 sayılı Kanun’un 124/3 ve 4. betlerinin de uygulanma imkânı bulunmadığı, davacı tarafça kendisine verilen kesin süre içinde ilgili davalıları tespit edip soybağının reddi davası açmak yerine eldeki davaya taraf ekleyerek babalık davası ile soybağının reddi davasının birlikte görülmesini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
15. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
16. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre babalık hükmü istemiyle açılan eldeki davada; Mahkemece davacıya verilen kesin süre içerisinde kayden baba olarak görünen kişiye karşı soybağının reddi davası açılmamış olması gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin, doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
17. Öncelikle davanın hukuki niteliğinin belirlenmesi bakımından ilgili yasal düzenlenme, kavram ve kurumların irdelenmesinde yarar vardır.
18. Bilindiği gibi, anne ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi herhangi bir hükme veya irade açıklamasına gerek bulunmadan doğumla kendiliğinden kurulur. Yanlışlıkla veya bilinçli olarak çocuğun anasının, doğuran kadın yerine başka bir kadının gösterilmesi ve onu doğurmamış olan kadının üzerine tescil edilmesi hâlinde dâhi kayden anne olarak görünen bu kişi ile çocuk arasında bir soybağı ilişkisi kurulmuş olmaz (4721 sayılı Kanun md. 282/1).
19. Baba ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi ise 4721 sayılı Kanun’un 282/2. maddesine göre “…ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle” kurulur.
20. Ana ile evlilik nedeniyle çocukla baba arasındaki soybağının kurulması; evliliğin doğumdan önce gerçekleşmesi hâlinde (4721 sayılı Kanun md. 285 ilâ 291) olabileceği gibi, evliliğin doğumdan sonra gerçekleşmesi hâlinde de (4721 sayılı Kanun md. 292 ilâ 294) olabilir.
21. Evliliğin doğumdan önce gerçekleşmiş olması hâlinde, 4721 sayılı Kanun’un 285. maddesi ile düzenleme altına alınan babalık karinesi uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağı kendiliğinden kurulmuştur. Buradaki babalık karinesinin çürütülmesi soybağının reddi davası ile mümkündür. Bunun dışında çocuk ile baba arasında kurulan soybağının ortadan kaldırılması imkânı bulunmamaktadır. Bu dava ancak baba ve çocuk tarafından (4721 sayılı Kanun md. 286) veya Kanun’un 291. maddesindeki şartların gerçekleşmiş olması hâlinde belirtilen ilgililer tarafından gösterilen süreler içerisinde açılmış olmalısına bağlanmışken, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/37 Esas, 2023/140 Karar sayılı kararı ile ana tarafından davacı sıfatıyla çocuğun biyolojik babasının koca olmadığı ileri sürülerek babalık karinesinin çürütülmesi için yargı mercilerine başvurulmasına imkân tanımayan kuralın, özel hayata saygı gösterilmesini hakkı bağlamında etkili başvuru hakkını ihlâl ettiğine karar verilmiştir. Soybağının reddi davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
22. Çocuk evlilik dışında doğmuş, ana ve babası sonradan evlenmiş ise evlilik dışında doğmuş olan bu çocuklar ana ve babasının evlenmesiyle kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabî olurlar (4721 sayılı Kanun md. 292). Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra nüfus memuruna bildirmekle yükümlüdürler. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez. Kanun, bu yolla kurulan soybağına “sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulması” demektedir. Bu yolla kurulan soybağı ise “sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz ve iptal davasıyla” (4721 sayılı Kanun md. 294) ortadan kaldırılır. Bu davayı, ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk (çocuğun ölmüş olması veya ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmesi hâlinde altsoyu) ve Cumhuriyet savcısı açar. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Bu davada sadece “kocanın baba olmadığı itirazı” ileri sürülebilir. Bunun dışındaki itirazların bu davada dinlenilmesi mümkün değildir. Bu davalarda tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyasen uygulanır ve görevli mahkeme aile mahkemeleridir.
23. Baba ile çocuk arasında soybağı kurulmasının diğer bir yolu ise, 4721 sayılı Kanun’un 295 ve devamı maddelerinde düzenlenen tanımadır. Buna göre tanıma babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla soybağının kurulması yoludur. Tanıma, tek taraflı bir irade beyanıdır. Tanıma yolu ile kurulan bu soybağının açılacak iptal davası ile kaldırılması mümkündür. Bu dava ile tanıyanın, çocuğun babası olmadığı sonucuna ulaşılır. Diğer bir ifade ile tanıma yoluyla kurulan soybağı geçersiz kılınır. Dava; tanıma beyanı, yanılma, aldatma veya korkutmaya dayanıyorsa “tanıyan” tarafından, ana ve çocuğa karşı açılır. Böyle değil ise; çocuk, çocuğun ölümü hâlinde alt soyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından da açılabilir. Dava açma hak düşürücü sürülere bağlanmıştır. Tanımanın iptali davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
24. Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmasını sağlayan son yol ise babalık hükmüdür. Bahse konu davanın, çocuk ile baba arasında soybağı kurulabilmesi için çocuğun bir başka erkek ile soybağının bulunmaması gereklidir. Çocuğun herhangi bir yolla bir başka erkek ile soybağı kurulmuş ise bu soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz. 4721 sayılı Kanun’un 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk, babaya; baba ölmüşse mirasçılarına karşı açacakları babalık davası ile isteyebilirler. Dava açma, hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Babalık davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
25. Eldeki davada davacı vekili tarafından; müvekkilinin biyolojik babasının nüfus kayıtlarında görünen ... olmadığı, davacının annesinin ilk eşi olan ... olduğu ileri sürülerek, davacı ... ile ... arasında soybağı ilişkisi kurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; çocuk ile bir başka erkek arasındaki soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz. Bu hususun önemle vurgulandığı Özel Dairenin 16.05.2022 tarihli bozma ilâmında isabetle belirtildiği üzere; iddianın ileri sürülüş şekline göre hukuken baba olarak görünen ...’e karşı soybağının reddine ilişkin talebin eldeki davadan tefrikine, davalı ...’e karşı ise yargılamanın babalık davası olarak yürütülmesine ve tefrik edilen soybağının reddi davasının eldeki dava yönünden bekletici sorun yapılması gerekmektedir.
26. İlke olarak her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararın kalmaması hâlinde bu olayın hükümde göz önüne alınması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Somut olayda; kayden baba olarak görünen ... tarafından açılan dava sonucunda Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2019/902 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararı ile soybağının reddedildiği, kararın 18.11.2021 tarihinde kesinleşerek nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır. Böyle olunca, davacının ... yönünden ileri sürmüş olduğu soybağının reddi yönünden bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
27. Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının hukuken babası olarak görünen ... ile arasındaki soybağı ilişkisinin Afyonkarahisar 1. Aile Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2019/902 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı gözetildiğinde eldeki davaya 4721 sayılı Kanun’un 301. maddesi uyarınca ... yönünden babalık davası olarak devam edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
28. Böyle olunca direnme kararının, açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.