T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2024/307 E., 2025/609 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/197 E., 2023/160 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.01.2023 tarihli ve

2021/5945 Esas, 2023/586 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin uzun senelerdir ticari faaliyetlerini “... SPORT WEAR” ibaresiyle sürdürdüğünü, tescilsiz markanın ağırlıklı olarak 25. sınıf emtiaları bakımından ve 25. sınıf emtialarını kapsayacak şekilde 35. sınıfta kullanıldığını, davacının marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalılara da bu ibareyle satış yapıldığını, davalı tarafın bu durumdan haberdar olmasına rağmen kötüniyetli olarak markalarını tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasının tanınırlığından faydalanarak haksız kazanç elde etmenin amaçlandığını, bu durumun ayrıca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalılar adına tescilli 2016/82427 sayılı "... SPORT WEAR", 2016/82422 sayılı "... ... SPORT WEAR" ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili; davacı iddialarının kötüniyetli olduğunu, markanın müvekkilleri tarafından kullanıldığını, davacı da dahil haksız kullanımlara karşı ihtarnameler ile uyarılarda bulunulduğunu, markanın müvekkillerince piyasada yoğun olarak kullanıldığını, tanınır hâle getirildiğini, davacının bundan haberdar olmasına rağmen markayı haksız olarak kullandığını, davacının dava konusu marka ibaresi üzerinde hak sahibi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli ve 2017/815 Esas, 2019/182 Karar sayılı kararı ile; davacı ve davalılar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacının davalılara triko kazak sattığı faturasında ''... SPORT WEAR'' unvanını kullandığı, davacının belirtilen unvan ile ilk ticari satışını 18.07.2014 tarihinde davalı ...'e yaptığı, satış faturalarında bu durumun mevcut olduğu, bu satışların 2015-2016-2017 yıllarında da devam ettiği, davacının önceye dayalı kullanımının mevcut faturalar ve mali kayıtlar ile sabit olduğu, markanın ağırlıklı olarak 25. sınıf emtiaları bakımından ve 25. sınıf emtialarını kapsayacak şekilde 35. sınıf hizmetlerde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, tescilli 2016/82427 sayılı ve 2016/82422 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2020/1479 Esas, 2021/450 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA KARARI VE SONRASI

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ;

"...1. Dava, öncelik hakkına dayalı olarak markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince de davalılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi marka tescilinde nispi ret nedenlerini düzenlemektedir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

3.Somut olayda davacı öncelik hakkı olarak "... Sport Wear" unvanına dayanmış, bu unvan altında davalının marka tescil başvuru tarihinden önce düzenlenen faturaları ibraz etmiştir. Ancak faturalar kapsamındaki emtia "çocuk kazak" olup fatura başlığında ise "... Sport Wear ..." ibaresine yer verilmiştir. Ayırt edici ad ve işaretlerden olan ticaret unvanı bir taciri diğer tacirden, işletme adı ise bir işletmeyi diğer bir işletmeden, marka ise bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırmaya yarayan işarettir. Öncelik hakkının varlığından söz edilebilmesi için, davacının unvanını markasal olarak kullanması şarttır. Yani unvanın mevcut halini değişik şekilde veya farklı renklerde kendi mal ve hizmetlerinin tanıtımı için broşürde, etikette, diğer tanıtım vasıtaları veya üretilen malların üzerinde kullanmış olması gerekmektedir. Somut olayda ise davacı faturalarında sadece "çocuk kazak" olarak satılan malı belirtmiş, fatura başlığında davacı unvanına yer verilmiştir. Davalı tarafın talebi üzerine 18.05.2018 tarihinde davacı adresinde yapılan tespitte bazı etiketler bulunmuşsa da etiketler okunaksız olup etiket tarihinin belirlenemediği, hangi tarihte kullanıldığının net olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, biri sektör biri de marka uzmanından oluşacak en az üç kişilik bilirkişi heyetinden yukarıda belirtildiği şekilde davacının markasal kullanımının bulunup bulunmadığı, varsa kullanımının davalı tescilinden önce olup olmadığı, tescil öncesi kullanım varsa kullanımının hangi mal ve hizmetlerde kullanıldığı saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilâveten; karşı oy yazısındaki gerekçe tekrar edildikten sonra bozma ilâmında belirtilen etiketlerin okunaksız olmasına dair gerekçenin varılan sonuca bir etkisinin olmadığı, işaretin unvan ve işletme adı olarak kullanılmasının da markasal kullanım olduğu, davacı tarafın 25. sınıftaki giyecek ürünleri ile 35. sınıfta 25. sınıf malların satış ve perakendeciliği hizmetlerinde “...” ibaresini markasal olarak fatura ve iş evrakı ile ticaret unvanında tanıtıcı işaret olarak kullandığı, bu hususta bozma ilâmında aksi bir tespitin yer almadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili; müvekkillerinin markayı tescil ederek kullandıklarını, gerçek hak sahibi olduklarını, davacının haksız kullanımlarının engellenmesi için yasal girişimlerde bulunulduğunu, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu, faturaların hak sahipliğini ispatlayamayacağını, gerektiğinde bu hususta bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek direnme kararını temyiz etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosyanın mevcut durumu itibariyle davacı tarafça “...” ibaresinin davalılara ait hükümsüzlüğü istenen markaların tescilinden önce markasal anlamda kullanıldığı ve dolayısıyla anılan ibare yönünden SMK’nın 6/3. maddesi kapsamında 25. sınıftaki giyecek ürünleri ile 35. sınıfta 25. sınıf malların satış ve perakendeciliği hizmetleri çerçevesinde öncelik hakkı ispatlandığının kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmında belirtilen şekilde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

1. İlgili Hukuk

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. 7. ve 25. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.

2. Bir markanın hükümsüzlüğü ancak SMK'nın 25. maddesi kapsamında talep edilebilir. Anılan maddenin uyuşmazlık itibariyle önem arz eden ilk fıkrasına göre; aynı Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. SMK'nın adı geçen 5 ve 6. maddeleri ise marka tescilinde mutlak ve nispi ret sebeplerinin düzenlendiği hükümlerdir.

3. Marka tescilinde mutlak yahut nispi tescil engellerinin mevcudiyeti, markanın tescilinde itiraz gerekçesi olabilmenin yanında hükümsüzlük gerekçesi de olabilir. Anılan hükümsüzlük hâllerinden uyuşmazlığın niteliği itibariyle önem arz eden ret yahut hükümsüzlük hâllerinden biri ise SMK'nın 6/3. maddesinde yer alan öncelik hakkına dair düzenlemedir.

4. Anılan hükme göre marka başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. Bu durum, marka hukukunda geçerli olan "tescilde öncelik" ilkesinin istisnalarından birini oluşturur. Bu kapsamda hükümsüzlük yahut tescile engel için ilk aşamada öncelik hakkı sahibinin tescil edilen yahut tescili istenen marka ile kendi kullandığı marka arasında bir benzerliğin mevcudiyeti gerekmektedir. Sonrasında çekişme konusu ibare üzerinde önceden elde edilmiş bir hakkın varlığı zorunludur. Bahse konu hüküm ile markanın gerçek sahibi tarafından tescilden önceki kullanımı, aynı işaretin marka olarak tescilinden üstün tutularak gerçek hak sahibi korunur (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, 2023, s.451).

5. Önemle belirtilmelidir ki; SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında talepte bulunabilme koşullarından biri de çekişme konusu olan ve üzerinde öncelik hakkı iddia olunan ibarenin tescil başvuru tarihinden önce marka olarak kullanılmasıdır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece mal veya hizmet üzerinde kullanımı zorunlu olmayıp, ilanlar, kataloglar ve ticari belgelerde mal veya hizmetle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımları da markasal kullanım oluşturacaktır (Mehmet Emin Bilge, Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s. 116). Bu anlamda birebir marka gibi bir kullanımdan ziyade işaretin ticaret sırasında ayırt etme amacıyla kullanımı da yeterlidir.

6. Nitekim marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnalarına ilişkin düzenlemenin yer aldığı SMK'nın 7. maddesinde; marka sahibinin tescilli markasına dayalı olarak önlenmesini talep hakkına sahip olduğu fiiller arasında, işaretin ticaret sırasında kullanımına dair hâller yer almaktadır. Buna göre ticaret sırasında kullanım hâllerinden işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması ile ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması da tescilli marka hakkı sahibi tarafından SMK'nın 7/2. maddesi kapsamında önlenebileceğinden bu türden kullanımların da markasal anlamda bir kullanım olarak değerlendirilmesi mümkündür.

7. Öncelik hakkına konu oluşturabilecek şeyler sadece markalardan ibaret değildir. Ticaret sırasında kullanılan diğer işaret sahipleri de anılan işaretlerinin benzerlerinin marka olarak tesciline engel olabilirler. Bunun yanında her nasılsa tescil edilmiş olan bu tür markaların, öncelik hakkına dayalı olarak hükümsüzlüğü de istenebilir. Bir işaretin ticarette kullanımından kasıt, yukarıda da belirtildiği gibi o işaretin kullanımıyla ayırt edici hâle gelmesi ve bu suretle işaret üzerinde öncelikli hak elde edilmiş olmasıdır.

8. Ayrıca SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında öncelik hakkı, eskiye dayalı kullanımın söz konusu olduğu mal ve/veya hizmetler özelinde belirlenir. Başka bir anlatımla; bir işaret üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı hak, ancak kullanıldığı ispat edilen mal ve/veya hizmetlerle sınırlı olarak tescil engeli yahut hükümsüzlük nedeni teşkil eder.

9. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalılar adına tescilli 2016/82427 sayılı "... SPORT WEAR" ibareli ve 2016/82422 sayılı "... ... SPORT WEAR" ibareli markaların esas unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu, davacının öncelik hakkına dayanak olarak ileri sürdüğü "..." esas unsurlu kullanımlarının ise 25. sınıftaki giyecek ürünleri ile 35. sınıfta 25. sınıf malların satış ve perakendeciliği hizmetleri çerçevesinde olduğu anlaşılmaktadır.

10. Her ne kadar Özel Dairece, davacı kullanımlarına dayanak faturalarda unvana yer verildiği, davacı adresinde yapılan tespitte ise ürün etiketlerinin okunaksız olması ve hangi tarihlerde kullanıldıklarının belirlenemediği belirtilmiş ise de; davacının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacı ile marka sahibi davalılar arasında ticari ilişkin mevcut olduğu, bahse konu ticari ilişki sırasında davacının davalılara "triko kazak" sattığı, bu işlemler sırasında "... SPORT WEAR" ibaresini kullandığı, kayıtlara göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin ilk olarak davalı ...'e yapılan 18.07.2014 tarihli satış ile başladığı ve bu ilişkinin 2014, 20 16... yıllarında da devam ettiği belirlenmiştir. Yine bilirkişi raporunda; davacının vergi levhasına göre ana faaliyet konusunun "dış giyim eşyası imalatı, dokuma, örme (trikotaj) ve tığ işi (kroşe) vb. kumaştan olanlar (kaban, palto, ceket, pantolon, takım elbise, döpiyes, yağmurluk, gece kıyafetler vb.) iş giysileri terzilerin faaliyetleri hariç" olarak kayıtlı olduğu belirtilmiştir.

11. Buradan hareketle davacı tarafın "..." işaretini esas unsur olarak içeren kullanımlarının davalılara ait hükümsüzlüğü istenen markaların başvuru tarihlerinden öncesine ilişkin olduğu, anılan kullanımların ise 25. sınıftaki giyecek ürünleri ile 35. sınıfta 25. sınıf malların satış ve perakendeciliği hizmetleri çerçevesinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Belirtilmelidir ki; bu kullanımlar, SMK'nın 6/3. maddesi anlamında öncelik hakkının mevcudiyeti için gerekli olan markasal kullanım niteliğini haizdir. Zira anılan ibare, yukarıda belirtilen mal ve hizmetlerde markasal olarak fatura ve iş evrakı ile ticaret unvanında tanıtıcı işaret olarak kullanılmıştır.

12. Neticeten davacı tarafça, “...” ibaresinin davalılara ait hükümsüzlüğü istenen markaların başvuru tarihinden önce markasal anlamda kullanıldığı anlaşılmakla anılan ibare yönünden SMK’nın 6/3. maddesi kapsamında 25. sınıftaki giyecek ürünleri ile 35. sınıfta 25. sınıf malların satış ve perakendeciliği hizmetleri çerçevesinde öncelik hakkı ispatlanmıştır. Bu itibarla öncelik hakkı iddiasına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma, hüküm tesisi için yeterlidir.

13. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.