HALKI YANILTICI BİLGİYİ ALENEN YAYMA SUÇU

Abone Ol

İnternetin yayılması, gelişen haberleşme teknolojileri ve sosyal medya platformları bilginin yayılma hızını olağanüstü surette arttırmıştır. Dünyanın bir ucunda meydana gelen bir olay neredeyse anında dünyanın diğer ucunda duyulabilmektedir. Her haberin, her bilginin insanda belli bir his ve düşünceyi harekete geçirme potansiyelinin var olduğu düşünüldüğünde kitlelerin bilgi paylaşımı nedeniyle harekete geçmesi, kontrolü mümkün olmayan şiddet hareketlerinin başlaması, kişilerin can ve mal güvenliğinin risk altına girmesi, toplumsal barışı bozacak nitelikte olayların meydana gelmesi de muhtemeldir.

Sosyal medya platformlarında ırk, dil, din ve mezhep farklılığını kışkırtan kişiler ve hesaplar, bunların bot hesaplarla daha yoğun kitlelere ulaşması gibi faktörler hukuki yönden de tehlike potansiyeli taşımaktadır. Bu tip eylemler iftira, hakaret gibi suç tiplerine de neden olmaktadır. Kişilerin manevi bütünlüğüne, saygınlığına ve onuruna yönelik saldırılar hızla artabilmektedir. Bununla beraber kişilerin haberleşme ve haber alma hakkı, fikir ve ifade özgürlüğü de vazgeçilmesi mümkün olmayan temel haklardandır.

Bilginin gerçek olup olmadığı önemli bir sorundur. Ancak yoğun ve özensiz şekilde kullanılan sosyal medyada neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak çoğu zaman mümkün de olmamaktadır. Bazı sosyal medya kullanıcıları bilginin gerçek olup olmadığı ile dahi ilgilenmemektedir. Gençlerin hatta çocukların dahi sosyal medya kullanmaya başladığı bir zamanda halkı yanıltıcı bilginin ceza hukukunun alanına girmiş olması şaşırtıcı da değildir. Bazen tek bir mesajla yüzbinlerce insanın harekete geçebildiği sosyal hareketlilik doğal olarak ceza hukukunu da ilgilendirmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun 217. Maddesine eklenen “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu” yakın zamanda yürürlüğe girmiştir. Özellikle sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturmaların konusu olduğu görülmektedir. Başsavcılıkların rahatsızlık yaratan herhangi bir sosyal medya mesajı karşısında bu maddeden soruşturma yaptıklarını açıklamaları sıkça karşılanan bir duruma dönüşmüştür.

Madde metni şu şekildedir: MADDE 217/A : “(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”

Kanun koyucu kanun maddesinde failde aranacak saike yer vererek suçun cezalandırılmasını zorlaştırmak istemiştir denilebilir. Zira gerçeğe aykırı olsa dahi bir bilginin paylaşılması ve yayılması tek başına suç oluşturamaz. Bu tazminat sorumluluğu doğurabilir veya sadece ahlaki bir sorun olarak nitelendirilebilir. Ancak internetin getirdiği imkanlar itibariyle kişileri ve kitleleri kışkırtmak ve kaos yaratmak amacıyla gerçeğe aykırı bilgi paylaşımı da azımsanmayacak derecede fazladır ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Sosyal medya bu yönüyle istihbarat örgütlerinin, provokatörlerin kullanımına da hizmet etmektedir. Siyasetçiler tarafından da aktif şekilde kullanılmaktadır ve kitlelerin siyasi tercihlerini, davranışlarını doğrudan etkiler mahiyettedir. Siyasi partilerin, spor kulüplerinin, şirketlerin, markaların sosyal medya ekipleri bulunmaktadır ve buralara büyük yatırımlar yapıldığı da bilinmektedir.

Failin bu suçtan cezalandırılabilmesi için halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayması yeterli değildir. Failde kanunun tanımladığı saik de bulunmalıdır. Failin saikinin halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak olarak tarif edilmesi, failin eylemi gerçekleştirmesinin arka plandaki sebebinin gerçeğe aykırı bir bilgiyi yayarak halk arasında endişe, korku veya panik oluşturma arzusunda olduğunu ifade etmektedir. Bu nedenle fail hem bu saikle hareket etmeli hem de yaydığı bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilmelidir. Failin bu bilgiyi gerçek zannetmiş olduğunu savunması ispat açısından zor olsa da kanunun kişilere özen ve araştırma külfeti yüklendiği söylenebilir.

Salt gerçeğe aykırı bilgi paylaşımı suçun oluşması için yeterli değildir. Kişinin gerçek olmadığını bildiği bir bilgiyi yayması/paylaşması iftira gibi farklı suç tiplerini meydana getirebilir, tazminat sorumluluğu da doğurabilir ancak T.C.K.m.217’A daki suçun oluşması için kanunun tarif ettiği saikin bulunması şarttır.

Gerçeğe aykırı bilginin objektif olarak halk arasında endişe, korku ve panik yaratma potansiyeline sahip olması gerekmektedir. Fail endişe, korku ve panik oluşturmayı amaçlamış olsa da paylaşılan bilginin böyle bir önemi veya potansiyeli yoksa suç oluşmayacaktır.

Her gerçeğe aykırı bilginin yayılması da suçun oluşması için yeterli değildir. Alenen yayılan gerçeğe aykırı bilginin “ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı” ile ilgili olması gerekir. Ülkenin iç ve dış güvenliği ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bilgi ile kastedilenin somut olarak öngörülebir mahiyette olduğu söylenebilir. Örneğin ülkede satılan bir ilacın felç ve kalp krizine neden olduğu yönünde gerçeğe aykırı bir paylaşım suçu oluşturabilecektir. Ancak maddede yer alan “kamu düzeni” teriminin muallak olduğu, sınırlarının anlaşılamadığı söylenmelidir.

Suçun oluşması için gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya elverişli bir surette ve alenen yayılması da gerekmektedir. Kanun bilgi paylaşımı yönünden aleniyet unsuru aramaktadır. “Alenen yayma” deyimi muhatap kitlenin çokluğunu, sayıca sınırlandırılamayacağını ifade etmektedir. Ancak ülkenin büyük çoğunluğunun haberdar olmasını da zorunlu kılmamaktadır. Kapalı bir toplantıda yapılan bir bilgi paylaşımının aleniyet unsurunu karşılamadığı söylenebilir. Ancak böyle bir bilgi paylaşımının dalgalanma yoluyla yayılması ve failde kanunun aradığı anlamda korku, telaş ve panik yaratma saiki varsa, gerçeğe aykırı bilgi paylaşımı nedeniyle kamu barışını bozmaya elverişli koşullar da ortaya çıkmışsa suç oluşabilecektir.

Suç bir tehlike suçudur. Fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olup olmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir. Fiil en azından basit de olsa toplumsal bir hareketliliğe neden olmalıdır. Okunup geçilen veya ciddiye alınmayan fiiller suçun oluşması için yeterli değildir. Ortalama bir bireyin bilginin gerçek olmadığını anlaması halinde de suç oluşmayacaktır. Gerçeğe aykırı bilgi paylaşımı potansiyel olarak teyakkuza, toplumsal hareketliliğe, örneğin sokak eylemlerine, saldırılara, kitlesel protestolara, göç ve yer değiştirmeye neden olabilecek ciddiyette olmalıdır. Deprem, sel gibi doğal afetler nedeniyle insanların zayıf düştüğü dönemlerde gerçeğe aykırı bilgilere inanmaları kolaylaşacağı için bu tip durumlarda fiil olayın somut koşullarına göre değerlendirilmeli, gerçekten korku, panik ve telaşa neden olup olmadığı o zaman diliminin koşullarına göre takdir edilmelidir.

Halk arasında korku, panik ve telaş yaratma kıstası belirli bir mahalle, köy veya kasaba halkını dahi ifade edebilir. Yüzbinlerce insanın korku, panik ve telaşa kapılmasının istenmesi şart değildir.

Failin fiili ile kamu barışının bozulma potansiyeli arasında güçlü bir illiyet bağı bulunmalıdır. Kamu barışının bozulma nedeni failin fili dışında başka sebeplere dayanıyorsa failin bu fiili nedeniyle soruşturma açılmamalıdır.

İnternet ve sosyal medya platformları aleniyet unsurunu kolaylaştırmaktadır. Atılan bir mesajın milyonlarca görüntü alması ve tekrar paylaşılması gibi etkinlikler alenen yayma şartının gerçekleştiğini gösterebilir. Ancak bunun için görüntüleme ve tekrar paylaşılma gibi etkinliklerin gerçek insanlar tarafından yapılmış olması gerekir. Bot hesapların mesaj paylaşımını arttırması aleniyet unsurunun gerçekleştiğini göstermez.

Kanun faildeki saiki tarif ettiği için suç özel kastla işlenebilen bir suçtur. Suç herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Ancak muhatapları harekete geçirme potansiyeli taşıdığından kalabalık kitlelere ulaşan kişiler tarafından işlenmesi daha olasıdır. Tanınan bir sosyal medya ünlüsü, akademisyen, siyasetçi veya sanatçı gibi.

Fail fiili işlerken halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacında olmalıdır. Failin bu suçu işlemesinin çeşitli nedenleri olabilir. Fail sansasyon ve şöhret peşinde olabileceği gibi ajan provokatör de olabilir. Gizli bir istihbarat servisine çalışacağı gibi sıradan bir insan da olabilir. Aktif bir siyasetçi olarak şöhretini arttırmak da isteyebilir. Fail eylemiyle halkın huzurunu kaçırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle kamu düzenini, siyasi iktidarı ve bürokrasiyi de hedef almaktadır. Halkın tıpkı bir küçük çocuk gibi endişeye ve paniğe kapılmasını arzulayabileceği gibi toplumsal olaylar nedeniyle kamu düzeninin bozulmasını ve yönetim zafiyeti oluşmasını da arzulayabilir. Kanunun aradığı suçun halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle işlenmesidir.

Suçun yaptırımı 1 yıl ile 3 yıl arası hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Para cezası seçeneği bulunmamaktadır.

Suçun failin kimliğini gizlemesi veya bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında arttırılacaktır. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 218. Maddesi uyarınca suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde ceza yine yarı oranında arttırılacaktır.